Ömer merhaba,  suvaridergi.org'da Öcalan'ı ve onun örgütünü kucaklayıcı yaklaşım sergileyen yazılara yer veriliyor. Oysa, suvaridergi.org etnik çizgi güden bir web sayfası değil, yanlış tanımlamıyorsam genelde yurtsever ve sol bir çizgiyi savunan bir web sayfasıdır. Bu nedenle Kürt sorununun çözümünde buna karşı olan yazılara da yer vermiş olmanızı beklerdim. 26 Temmuz 2009 da sfk foruma bir bilgi ilettim. Bu bilgide, Öcalan'ın Kardak krizinin hemen sonrasında bir Yunan TV'si ile söyleşisi iki klip olarak yer almakta idi. Söyleşisinde Öcalan, Yunanistan'ın Türkiye'ye batıdan savaş açmamakla büyük hata yaptığını, PKK'nın yürütüüğü savaş döneminde bütün Türk hükümetlerinin başka bir ülkeye karşı savaş geliştiremeyeceklerini, bu nedenle uygun bir yöntemle karşılık verilirse doğudan ve batıdan sıkışan faşist cuntanın çözülmesinin sağlanacağını ve Türkiye'nin tarihinde en büyük yenilgisini bu savaşta böyle bir Yunanistan ile açtıkları savaşta yaşayabileceğini, ortak olarak büyük bir zaferi paylaşacaklarını söylemekteydi. 1948 doğumlu olan Öcalan, bu söyleşisini 48 yaşında iken, örgütünü kurmasından 18 yıl sonra ve örgütünün ilk eyleminden 12 yıl sonra vermekte idi. Yani, henüz gençliğinin baharında olan, fikirleri henüz oturmamış bir insan durumunda değildi.
Pragmatik ve makyavelist birisi olarak Öcalan'ın temel çizgisi değişmedi ve durumunu korumak amacıyla sürekli zig zaglar çizdi. Öcalan karşıtı olan başka siyasi Kürt web sayfaları bunun yüzlerce örnekleri ile doludur. Yazarınız A. Kemal Özcan, Ertuğrul Özkök'ün hiç sıkılmadan yazdığı "…Ama Emre Taner, İmralı’da baş başa kaldıkları an Öcalan şunu söylemiş: ‘Bugüne kadar neredeydiniz?.." sözlerini alıntılamış. Yakalanarak İmralı'ya kapatıldığı 1999 yılına kadar isteseydi devlet her zaman erişebileceği konumda değil miydi? Kenya'dan getirilirken uçaktaki görevlilere Öcalan'ın ifadeleri herkese ders olacak nitelikte idi: -Sen şimdi bizim misafirimizsin. Rahat ol. Yani kendini öyle sıkıntıya sokma. İstediğin birşey varsa... -Ben ülkemi severim. Annem de Türk'tü. -Biraz daha yüksek sesle konuşabilir misin? -Bir hizmet imkánım olursa yaparım. Onun dışında bana bir şey söylemeyin. Hizmet gerekirse yaparım. -Sorulara cevap verirsen, hizmet yapmış olursun. Yüzünü gözünü silelim eğer rahatsız oluyorsan. -Türkiye'ye dönünce hizmet edeceğim. Fırsat verirseniz, hizmet ederim. Bunları, halkın içinde konuşuyorum. Başka bir şey de konuşmam. Bir hizmet imkánım varsa, ben inanıyorum vardır, daha üst düzeydekilere de bildirirsek, ben hizmeti seve seve ederim. Ben hizmet edeceğim. Çok iyi edeceğim. -Şimdi bak kaydediyoruz, senin şeylerini. -Yayınlayın. İşkence etmediniz, benim içimden geliyor. Ama ben gerçekten söylüyorum. Türkiye'yi seviyorum. Ve Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Fırsat verilirse yaparım. Deniz Gezmiş'in de, diğer geçmişteki sol önderlerimizin de benzer konumlarda ki tavırlarını hepimiz biliyoruz. Bu nedenle, Öcalan'ın bugün dediklerine bakıp onu Türkiye'nin muhatabı yapanlara ve yapmak isteyenlere sadece acıyarak bakıyorum. Düşüncem odur ki, rahmetli babanız Fethi Gürcan sağ olmuş olsaydı, Kürt sorununun çözümü yolunda ne Öcalan'ın ne de PKK'nın ve uzantılarının muhatap alınmasını isterdi. Selamlarımla, Bayram Durmuş
Sevgili Bayram Yazını suvaridergi.org da yayınladım. Yazdığım yazılarda düşüncelerim bellidir.Yeni verilerlede değişebilir. suvaridergi.org çok yönlü bakmayı amaçayan bir sitedir. Okuyucunun bakışını zenginleştirecek her yazıya açıktır. Bu muhatap konusunda senin benim istemime göre olay çözümlenmez. İstesekte istemesekte savaşanlar arasında anlaşma olur. Bu savaşta ne sen ne ben yokuz. Türk tarafını Erdoğan temsil ettiğine göre ( zannederim buna itirazın yok) bırakta kürt halkı da kendini temsil edeni belirlesin. Erdoğanı sen ve ben belirlemedik. Aptullah Öcalan savaşan taraf lider olarak tanıyor. Öbür tarafın lideri de Erdoğan. Erdoğan a itirazın var mı ki Öcalan'a olsun. Sevgili Bayram, Lozan da muhataplarımız kimler di? Olaylara olduğu gibi bakalım olmasını istediğimiz gibi değil Sevgiler. Ömer GÜRCAN |