left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Diğer arrow MEHMET KANBUR
Tuesday, 22 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
MEHMET KANBUR Yazdır E-posta
Yazar Yılmaz Kızılırmak (DİSK/Dev. Maden - Sen   
Friday, 24 July 2009

MEHMET KANBUR’un ulaşılan son mektubu, Devrimci 78’liler Federasyonu tarafından eşi Zeynep KANBUR’a Ankara demokrasi güçlerinin huzurunda teslim edildi;

 

YOLDAŞLARIMIZIN VEDALARINDA YAŞAMA DAİR KALEME ALDIKLARI HER SÖZCÜK BİZİM İÇİN BİR ONURDUR.!

 


 

12 Eylül darbecilerinin 29 Ocak 1983’te İzmit Kapalı Cezaevi’nde idam ettiği MEHMET KANBUR’un son mektubu 26 yıl sonra, Fransa’dan gelen eşi Zeynep KANBUR’a teslim edildi. Bu değerli emanetin teslimine demokrasi güçleri yoğun ilgi gösterdi. Mülkiyeliler Birliği toplantı salonunda, duygusallıklar ve hüzünle birlikte ciddi izdihamlar yaşandı. Zeynep KANBUR, ‘12 Eylül askeri darbesinin mimarı Kenan Evren ölmeden önce mutlaka yargılanmalıdır’ dedi.

 

29 Ocak 1983’te, İzmir Kapalı Cezaevi’nde idam edilen THKP/C 3. yol davasından yargılanan dört devrimciden biri olan MEHMET KANBUR’un idam edilmeden on dakika önce, kelepceli eliyle kaleme aldığı mektup, 26 yıl sonra demokrasi güçlerinin huzurunda bacısı İsraf ve kardeşi Süleyman’ın hüzünlü bakışları arasında, eşi Zeynep KANBUR’a teslim edildi. MEHMET KANBUR’la idam edilen yoldaşlarından ERDOĞAN YAZGAN’ın kardeşi Fatma DOĞAN YAZGAN, Mamak Askeri Cezaevinde askerlerce dövülerek öldürülen İLHAN ERDOST’un ağabeyi Muzaffer İlhan ERDOST, Diyarbakır Cezaevinde ölüm orucunda şehit düşen ORHAN KESKİN’in ablası İpek KESKİN, gördüğü işkenceler sonucu yaşamını yitiren ZEKİ KARGIN’ın babası Halil KARGIN ve ilerleyen kanserine rağmen izin verilmeyen Erol ZAVAR’ın eşi Elif ZAVAR, KANBUR ailesini böyle bir günde yalnız bırakmadılar…

 


Devrimci 78’liler Federasyonu tarafından düzenlenen basın toplantısına; İHD, ANKARA BARIŞ MECLİSİ, KESK, DİSK, TTB, TMMOB, ÇGD, ÖDP, SDP, EMEP, DTP, EHP, ESP, HALKEVLERİ, ÖSP, ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU, PSAKD, 68’LİLER DAYANIŞMA DERNEĞİ, AKA – DER, ODAK, ANKARA 78’LİLER BİRLİK VE DAYANIŞMA DERNEĞİ başkan/yönetici ve temsilcileri katıldı.     

 

Basın toplantısı yitirdiğimiz devrimciler için yapılan 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşu sırasında Odak gençliğinden bir kişi MEHMET KANBUR’un son mektubunu okudu. Organizeyi gerçekleştiren Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı Ruşen SÜMBÜLOĞLU basın toplantısını açış konuşmasında; “Kardeşlerimizin idama giderken yazdıkları düşünce ve duygularının ailelere, arkadaşlarına, kamuoyuna ulaşmasının mektuplarına el koyarak önlenebileceğini düşündü darbeciler. Yaşamlarının son 10 dakikasında kelepçeyle hayata dair kaleme aldıkları her sözcük bugün bizlerin onuru oldu” diye konuştu.

 

Militarizmin tozlu raflarında saklanan mektuplar içinde önce ÖMER YAZGAN’ın sonra RAMAZAN YUKARIGÖZ’ün mektubunu çıkardıklarını, son olarak da MEHMET KANBUR’un mektubunu bulduklarını belirten SÜMBÜLOĞLU, “Ama bizler biliyoruz ki, el konulan bu son mektuplar bize faşizmin eli kanlı temsilcisi ve uygulatıcısı Kenan EVREN’in ve diğer suç ortaklarının, oluşturdukları suç örgütlerinin, ucu bugünlere kadar uzanan çetelerin, cinayet timlerinin yaptığı her şey için, faili meçhuller, kayıplar, suikastlar, yok etmeler için halka hesap verecekleri bir anın er ya da geç yaratılacağını da haber veriyor. MEHMET KANBUR’a, ÖMER YAZGAN’a, ERDOĞAN YAZGAN’a, RAMAZAN YUKARIGÖZ’e aramızdan alınan bütün kardeşlerimize sözümüz var. Darbeciler bize hesap verecek. Bu kadar net ve açık, ‘Yargılanırsam intihar ederim’ diyen faşist Kenan EVREN’e yargılanmadan ölüm yok” dedi.

 

MEHMET KANBUR’un eşi, 36 yaşındaki Murat’ın annesi Zeynep KANBUR’un duygu ve düşüncelerini anlatmakta oldukça zorlandığı görüldü ve şunları söyledi:

 

“Onlar bizi yargılamadan astılar. Kenan Evren mutlaka yargılanmalıdır. Bir çocuğun babasının idam ağacını araması kadar zor bir durum yoktur. Benim çocuğum mezarlığa gittiğimizde ağaçlara bakarak, acaba benim babamı hangi ağaçta idam ettiler diye soruyor. Mehmet’in idamından sonra Türkiye’ye küstüm ve Avrupa’ya gittim.”

 

MEHMET KANBUR’un ablası İsraf KARABULUT’ta yaptığı konuşmada, “Rütbeli biri gece yarısı bize ‘cenazenizi gömün’ dedi. Müslüman bir ülkede gece yarısı cenaze gömmek nerde görülmüş? Kardeşimin ve arkadaşlarının hiçbir suçu yoktu. Tek suçları halklarını savunmaktı. Ağlamayacağız, faşist cuntanın karşısında dimdik duracağız. Kenan Evren ve dönemin generalleri yargılansın, yargılanmadan ölmesin” diye konuştu.

 

Necmettin SALAZ ile Fikret BAŞKAYA hocamızın da katıldığı basın toplantısında, Mehmet ÖZER ile Ahmet TELLİ’de şiirleriyle devrimci dayanışmayı taçlandırdılar.  

 

Aynı davadan idam edilen ve mektubu verilmeyenlerden ERDOĞAN YAZGAN’ın yazdığı mektubu almak için çaba sarfeden kardeşi Fatma DOĞAN YAZGAN, basın toplantısı sonrasında Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı Ruşen SÜMBÜLOĞLU ile birlikte Kara Kuvvetleri Komutanlığına başvurdular.  

 

Basın toplantısından birgün önce başlayan medya ilgisi bugün basın toplantısında da sürdü. Basın toplantısının bitmesinin ardından MEHMET KANBUR’un eşi, kardeşi ve ablasıyla birçok tv kanalının röportaj yaptığı görüldü. Saat: 12.30’da başlayan basın toplantısı 13.30’u geçerek son buldu.

 

Demokrasi güçleri bugün devrimci değerleri sahiplenme, yaşatma ve dayanışma konusunda Ankara’da güzel bir tutum sergiledi. Basın toplantısında yaşanan duygusallık, kabaran yüreklerle oluşan hüzün, salondan ayrılırken sıcacık bakışlarda sevgiyi, dostluğu ve dayanışmayı ifade ediyordu.  

 

MEHMET KANBUR’un idam edildiği 29 Ocak 1983 tarihinde, yaşamının son on dakikasında kelepçeli eliyle eşine yazdığı son mektup ve fotoğraf karelerini –link aşağıda- sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Acıdan, gözyaşından uzakta her şeyin gönlünüzce geçmesi dileğiyle.

 

 

Yılmaz Kızılırmak

 

http://picasaweb.google.com.tr/yilmazkizilirmak/MEHMETKANBURUnMektubuDevrimci78LilerFederasyonuTarafNdanEsiZeynepKANBURATeslimEdildi?feat=directlink

 

 

MEHMET KANBUR’UN EŞİ ZEYNEP’E YAZDIĞI MEKTUP :

 

“Değerli Karıcığım,


Biz tarihi görevimizi yerine getirirken en azından seni görmek isterdim. Öyle sanıyorum ki hiç haber verilmedi. Veya göstermelik olarak, bilinçli yola çıkamayacağınız şekilde haber gönderildi. Bu insanlardan farklı bir şey de beklenmez. Görmedin diye üzülmeye hiç gerek yoktur. Senden bunu beklerim.


Ben hayatım sürecinde, özellikle birlikte olduğumuz zamanlarda gerçek anlamda bir şeyler anlatmaya çalıştım. Ve bu uğurda gücüm oranında üzerime düşen görevleri şu veya bu ölçüde yerine getirmeye çalıştım. Son olarak da ülkemin özgürlüğü uğruna canımı severek feda ediyorum. Son görevi yerine getirirken size ve halkıma layık olmaya çalışacağım. Son nefesimi verirken dahi köhne düzenin cellâtlarına fırsat vermeden halka son mutluluk sloganını haykıracağım. Bundan hiç kuşkunuz olmasın.


Senin bundan sonraki özel yaşamın hakkında bir şey söylemek istiyorum. Sana güveniyorum. Tek başına, yapayalnız kalsan dahi, doğruluktan, dürüstlükten ayrılmayacağına, namusluca yaşamını sürdüreceğine inanıyorum. Ayrıca sana ve halkıma armağan ettiğim Murat’a da yeterli ilgi göstereceğine, halkına yararlı olacak bir biçimde yetiştireceğine eminim.

 

Akyazı onurumuz. Yolumuz Akyazı’da düşenlerin yoludur. Devrimciler öldü. Yaşasın devrim. Kahrolsun faşizm. Tek yol devrim.

 

Mektubumu bitirirken gözlerinizden öperim. Tüm dostlara selamlar. Babama, anneme, yengeme, ağabeyime, İnsaf Selver bacıya, yeğenlere, dayılara selamlar.

 

                                                                                    

                                                                                                                         Mehmet Kanbur”

 

 


--

Yılmaz Kızılırmak (DİSK/Dev. Maden - Sen) 22 Temmuz 2009

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
rahat günlerin işçisi olacaktık
rahat günlerin şairi
bir çift sözümüz vardı
nar çiçeği, gül dalı üstüne
dudaklarımızda kaldı...


sözlerimizi boğazımıza dizmeye çalışanlar bilsin ki nefesimiz onların tahayyül edemeyeceği kadar güçlüdür...tarihin tozlu sayfalarında kaybolur diyerek içimizden aldıkları her can, onların vicdanında kordan bir hançer gibidir.dilerim ki o hançer döne döne pis yüreğinizde unutulmaz oyuklar açsın!
Gönderen gamze on Friday, 14 August 2009 at 10:15

Gazete haberlerinden nice sonra, günlerce nerelerde bekletildiği belli olmayan bir torbaya tıkıştırılmış, babamın giysileri ile iç çamaşırları, çorapları, ayakkabıları kol saati, tek kol düğmesi geldi. O gün onun geleceğini bilmiyorduk, hazırlıksız yakalandık. Rutubet kokan torbanın içinden çıkanlar, onca pisliğe rağmen kaybolmayan buram buram sevgi kokusu, asla taviz vermediği için canımızdan koparılan babamızın kokusuydu.

Son yazdığı mektup da, olaylı işlemlerden geçtikten sonra elimize ulaştı. O ne doktorlar, mühendisler, avukatlar, hakimler, askeri evraklar, paşalar, paşaların paşalarını görmüştü.

Bu defa hazırlıklıydık. Elimizi yüzümüzü temizledik. Babamızın bize yakıştırdığı elbiselerimizi zaman içerisinde üzerimize küçülse de giyindik.Sabırsızlıkla çok uzun yollar katederek bize ulaşmayı başarabilen nefesin sonunda yazılan son mektubu sessizliğe gömülüp bekledik. Saçımız, başımız, üstümüz bayram karşılarcasına pırıl pırıldı. Eş-dost, akraba hep birlikteydik. Muhteşem yolcumuz gelmek üzere olmalıydı. Aslında, babamın iş dönüşüydü. Annem, nerede olursa olsun, babamdan önce evdeydi. Yemeğini yapmış, küçük kızı dibinde, bizler anamızın eteklerini sıkıca kavramış, babamızı bekliyorduk.

İşte kapı, işte, ömrünü insanlığa çocuklarına ve yeğenlerine adamış, dayıların en güzeli.. Sahiden de, mektup elinde... kazanmıştı. Bu son mektup, hepimizindi. Bizlerin, eş-dost, akrabanındı. Geride kalan, vurulup düşen, halk yolunda gidenlere emanetti.

Soradan gelenlere, devrimci güçlere Ankara'da Devrimci 78'liler federasyonunun onurlarına yakışacak şekilde sahiplenmesini anlatmaya kelimelerim yetmiyor. Kendilerine sevgilerimle, minnetlerimi iletiyorum.

Bizleri savurup, vurup, asıp, işkenceden geçirdikten sonra cuma namazına koşanları, vatan, millet, sakarya türküleri söyleyenleri , kan içen sistemi affetmiyoruz.
Kültürümüze, NETEKİM, gelirKENE, giderKENE, Türkiye DA, kelimeleriyle de büyük katkı sağlaya
Kenan Evren mi intihar edecek? Güldürmesin adamı. Onu ve yalakalarını, tepetaklakları bizler çok gördük. En fazlası çıplak kadın resmi yapan böyyük sanatçı, döner döner halkın görüp kendinin (hala göremediği) ve de yalakalarının çıplaklığını çizer. Tarihte asla affetmez.Onları böyle basar...

Şairin dediği gibi, GELİR GÜNLER GELİR...

YARAM SARILMAZ ama BİR ÜN OLUR ELBET HESAP SORULUR.

ACILARIMIZ ACILARIMIZDIR...
Gönderen gülderen gürcan on Monday, 27 July 2009 at 1:31


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 2 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: MEHMET KANBUR ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right