left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Monday, 06 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
BİR GENEL BAŞKAN VE RÖPORTAJI ÜZERİNE Yazdır E-posta
Yazar A. Serkan MERCAN   
Thursday, 18 June 2009


Genel Başkan seçilen Hüseyin ERGÜN’ün Neşe Düzel’e verdiği röportaja ilişkin yazılan eleştiriler SHP’de ciddi bir rahatsızlık olduğunun göstergesi. Barış Yarkadaş isimli yazarın Gerçek Gündem’de “deli saçması” olarak değerlendirdiği bu fikirlerin bizler tarafından iyi değerlendirilmesi gerekiyor.
 
Hüseyin ERGÜN ile röportaj yapılmasının sebebi kuşkusuz onun SHP’nin Başkanı olarak seçilmiş olmasıdır. Bu nedenle görüşleri sadece kendini değil Partinin siyasal hayattaki duruşunu temsil etmektedir. Bu nedenle beyanatları sadece kendini değil tüm parti üyelerini bağlamaktadır.
 
Hiç kuşkusuz, yeni sol fikrini Zeytin Ağacı altında kurmak adına Sayın Ergün tarafından söylenen sözlerin içeriği üzerine çok şey söylenebilir. Ancak her şeyden önce söylenenleri sanki orijinal bir teorik perspektifin ürünü gibi değerlendirmemek gerek. Genel Başkan seçilmiş olan H. ERGÜN’ün “Bilişim Çağında Sol” kitabını okumadan şunu söyleyebilirim ki röportajındaki fikirlerin hiçbiri, dünyayı açıklamak ve anlamak adına kendine has ve orijinal bir özellik taşımamaktadır. Ancak röportajın, bu kitaptaki fikirlerin damıtılmış hali olduğunu düşünmemek içinde de bir sebep yok ortada. O nedenle, fikirlerin eleştirilmesi gerek.
 

Sayın Ergün’ün söylemlerinin altını çizerek röportajı defalarca okudum. Fikirlerinin hiçbir yeniliği olmadığını söylemek zorundayım. “Toplum değişti-teori değişmeli-dolayısıyla siyaset yapma biçimi de değişmeli” argümanı hem teoride hem de pratikte sosyalistlere yönelik nasihat ve uyarı yapan tüm (teorik ve siyasal) akımların kullandığı bir klişe haline gelmiştir. Bu sebeple, bu klişenin bir devamı olarak değerlendirilmemek için kişinin “özgün”, “yeni” ve “gerçekçi” tespitler ve kanıtlar sunması gerekir. Ne yazık ki, Sayın Ergün’ün röportajında böyle bir çabaya rastlamak mümkün değil.
 
Yeni bir sol anlayış kurma dileklerine hiç kimsenin katılmaması mümkün değil. Ancak, kabukları parçalamak isterken zaten varolan bir kabuğun içine girmek olmamalı tüm bunların amacı. Zaten var olan kabuğun nasıl bir kabuk olduğunu merak edenler için muazzam bir külliyat bulunmakta. K. Kautsky, E. Bernstein, Alman SPD Gotha-Erfurt Programları ve eleştirileri, Fransa’da Sosyalist ve Komünist Partiler arasındaki tartışmalar, Fransa’da F. Mitterand deneyimi ve birçokları. Tabii ki “küreselleşme tüm dünyayı değiştirdiği için” bu argümanlar “eskiye” ait olarak değerlendirilebilir. O zaman Yeni Sol (İngiltere’deki New Left) tartışmaları ve Anthony Giddens’ın Üçüncü Yol önerileri daha güncel kabuklar olarak görülebilir. Öte Yandan, Sayın Ergün’ün önerdiği piyasayı yok saymayan bir solun oluşturulması önerisi de “yeni” değildir (bkz. The Economics of Feasible Socialism, Alec Nove). Ayrıca “bilişim çağı” üzerine kurduğu çerçevenin çok daha geniş bir perspektifine Daniel Bell ve Manuel Castells’in yazdıklarından ulaşılabilir. Ve bu argümanlar (hatta sadece M. Castells’in argümanları), literatürde ciddi bir şekilde tartışılmakta ve yer yer yanlışlanmaktadırlar. Bu nedenle Ergün’ün her türlü “yeni” argümanının ciddi bir şekilde eleştirilmesi gerekmektedir. Ancak tüm bu bilişim çağı üzerine Sayın Ergün’ün söyledikleri;  teknolojik ilerleme fetişizmine saplanıp kalan indirgemeci bir teorik perspektif olarak değerlendirilmelidir. Teknolojiyi “kendinden menkul”, “toplumsal ilişkilerden azade” zanneden fikir adamları düşünce tarihi içinde hep olagelmiştir. Bugünde bulunmaktadır ve Sayın Ergün bu “fikir” adamlarına iyi bir örnektir. İşçilerin yükselen sömürü oranına karşı direnişlerinin bir biçimi olan Luddism’i vandallık olarak değerlendireceği açık olan bu bakış açısının, işçi sınıfını “muhafazakâr” olarak değerlendirmesi çok doğal.
 
Kısaca, Genel Başkan seçilmiş olan Hüseyin ERGÜN tarafından zikredilen birçok fikrin hiçbir yeniliği yoktur. Küreselleşmeyi “aynı hukukun tüm dünyada uygulanması” olarak değerlendirmek 1990ların başında kalan bir argümanın devamı niteliğindedir. 2000’lere gelindiğinde herkes küreselleşmenin ne demek olduğunu gayet iyi algılamıştır. “Muhafazakârca” 1990’larda bile gerçek olmayan bir argümana sarılmanın bir anlamı yoksa niyetin sorgulanması gerekir. Küreselleşmeyi bilişim teknolojisinden ibaret saymak, bilişimden vazgeçemeyeceğimiz için küreselleşmeyi geri döndüremeyeceğimizi iddia etmek, emperyalizmi, kolonicilik ile karıştırmak ise sol bir partiye Genel Başkan seçilmiş (!!!) bir siyaset adamına yakışmayan bir entelektüel zaaflıktır. Sayın Ergün, evinin kapısının açınca Fransız lejyonların görülmesi gerektiğini düşünüyor sanırım emperyalizmden.
 
Diğer yandan, Sayın Ergün’ün kafasında 10 Aralık Hareketi, Ufuk Uras ve Ekibi ile bir “New Labour” (İngiliz İşçi Partisi’nin Yeni Yüzü) yaratma hayali olduğu çok açık ve net. “New Labour” denenmiş ve sonuçları herkesin malumu bir trajedidir. Türkiye’de bu trajedi tekrarlanırsa komedi olur. Ama zaten Yeni Demokrasi Hareketi ile girişilen süreci komedi olarak değerlendirirsek, üçüncüsüne gerçekten “traji-komik” bir vaka olacak demek yanlış olmayacaktır.
 
Entelektüel tartışmanın gereği olan anlama çabasının, karşılıklılık prensibi içermesi gerekir. Bu karşılıklılık prensibi iletişimin en doğru biçimde kurulmasının anahtarıdır. Sakat olmayan iletişim ise sanal olan bir ortamda kurulamaz. Zira sakat olmayan iletişim yazılı ve sözlü ifade ediş biçimlerinden daha farklı bir süreçtir. Mimikler, el ve kol hareketleri, diğer vücut hareketleri de iletişimin ayrılmaz parçasıdır. İşte internet üzerinden yapılan tüm iletişim biçimlerinde eksik olan bu yanlar, sözde “bilişim çağında” sakat olmayan iletişim mümkün mü diye sordurmalı kendimize. Tüm bu eksikliklerin farkında olarak bu mailin ve diğer maillerin değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmeler “Bilişim Çağının” nasıl iletişimi sakatlayan bir oluşum yarattığını gösterecektir bize.
 
Ama yine de Sayın Ergün’ün söylemlerini kulağa çok hoş gelen dilekler bütünü olarak görmek mümkün. Ufuk Uras’ın istifa ederken ki dilekleri ile benzerlikleri hatırlanabilir: “Kabuklarımızı kırmaya cesaret etmek”, “birbirlerimizin görüşlerini merak etmek” “konuşmak” “anlamaya çalışmak” ve nihayet yeni bir sol seçeneği yaratmak için uğraş vermek. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi sözde “Çağdaş Sol” yaratma adına Genel Başkan H. Ergün’ün çizdiği teorik perspektiften ve Partiyi içine sokacağı “Yeni Sol” (New New Labour) oluşumdan uzak durmak samimi sosyal demokratların ve sosyalistlerin en doğru politika seçimi olacaktır.
 
Saygılarımla,
A. Serkan MERCAN

 
MUTATO NOMiNE DE TE FABULA NARRATUR.
 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: BİR GENEL BAŞKAN VE RÖPORTAJI ÜZERİ... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1909
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4789786
Syndicate
 
left
Top! Top!
right