left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Mustafa Kemal Gültekin arrow SOSYAL PSIKOLOJININ KURUCUSU MUZAFFER SERIF BASOGLU ( 1906-1988)
Tuesday, 22 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
SOSYAL PSIKOLOJININ KURUCUSU MUZAFFER SERIF BASOGLU ( 1906-1988) Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Kemal GÜLTEKİN   
Monday, 01 June 2009

Uluslararası kaynaklarda “Sherif” olarak geçer. Sosyal Psikolojinin akademik bir disiplin oluşturmasında çok önemli rol oynamış en önemli teorisyen. Sosyal Psikolojinin kurucularından biri olarak kabul edilir. Vedat Türkali’ye göre TKP üyesidir, Mihri Belli’ye göre değildir. İzmir – Ödemiş doğumlu Şerif 1928’de İstanbul Üniversitesi Psikoloji, 1932’de ise Harvard Üniversitesinden Master derecesini alıyor. ABD’de kalmasını istediklerinde Türkiye’ye dönme isteği ağır basıyor. Dönüş yolunda Almanya’ya uğrayarak Wolfgang Kohler’in derslerine katılıyor. Bu dönemim çok yararlı olduğunu, yükselen nazizm'in sosyal hayat üstündeki ırkçı ideolojinin etkisini anlamasına yardımcı olduğunu belirtiyor. 1933'te Harvard'a dönüyor ama daha önce klinik psikoloji odaklıyken, tüm ilgi alanı sosyal süreçler üzerine kayıyor ve aynı yıl içinde Columbia Üniversitesi'ne doktora için gidiyor.

 


 

Şerif'in doktora tezi (Some Social Factors in Perception) daha sonra ( Psychology of Social Norms) adıyla kitap olarak 1936 ‘da basılıyor. Bu çalışması sosyal psikolojinin temel teorilerini oluşturan bir el kitabı olarak kabul edilir.Bu çalışmasında Marksist ve Gestalt psikolojisinin etkileri büyüktür. Çalışmasında bu ideolojiler ışığında norm psikolojisini açıklarken, hala en geçerli teorilerden biri olan "frame of reference" kavramını tanıtıyor. Gestalt Psikolojisinin "bir objenin pozisyonu, etrafındaki tüm düzenli alanla ilişkide olarak algılanır" tanımından yola çıkarak, "davranış çevresel konteksten bağımsız olarak açıklanamaz ve açıklansa da anlamlı değildir" fikrini tanıtıyor, bu fikir sosyal psikolojinin en temeli olarak kabul edilmektedir.Bu temel klinik psikolojiye, gelişim psikolojisine,  bilişsel psikolojiye ve sosyal psikolojiye temel olmuştur.


Şerif doktorasını tamamladıktan sonra, 1936'da türkiye'ye dönüyor, Gazi üniversitesi'nde ders vermeye başlıyor ve aynı zamanda halk evlerinde de seminerler vermeye başlıyor.Türkiye’de iken "adımlar", "yurt ve dünya" gibi dergilerde yazılar yazıyor. daha sonra bu yazılarının hepsini "değişen dünya" isimli bir kitapta topluyor. tüm bu makalelerinde ırkçılık nosyonu üstüne yoğunlaşıyor, hatta 1944'te psikoloji dünyasında bir ilk olan "race psychology" kitabını basıyor. "Irk psikolojisi aslında benim ilgi alanım değildir, ancak bir sosyal bilimci ve sorumlu bir vatandaş olarak, şu andaki hükümetin ırkçı politikalarından bahsetmek benim görevimdir" demesiyle o dönemin "marksist ideolojileri var" denerek tutuklanan yazar ve bilim insanlarından biri oluyor. 4 ay hapis yattıktan sonra, Harvard Üniversitesi akademisyenlerinin durumu haber alması, Amerikan Büyükelçisinin araya girmesiyle Şerif'in serbest bırakılıyor. Amerika’ya 1944’de dönüyor ve “ The Psychology of Ego İnvolvements “ kitabını yazıyor burada açık dille sosyalist dünya görüşünü yansıyıyor.

1949 yılına kadar Türkiye’ye dönmek niyetinde iken Türk Hükümeti’nin Amerikalı eşinden dolayı ve düşüncelerinden dolayı sorun çıkartacağından çekinerek ABD’de kalmaya karar veriyor.1949’dan 1966’ya kadar Üniversitesinde çalışacağı Oklahoma’ya taşınıyor.Bu dönem Şerif’in kariyerinde ikinci bir dönem olarak kabul edilir.Artık Başoğlu soyadını atarak Sherif soyadını alır .ABD’de McCarty dönemiyle baskı hissetmeye başlamıştır.Oklahama Üniversitesinde Sosyal Psikoloji Literatürüne geçecek Robers Cave deneyini tasarlıyor.


19 haziran 1954 gunu, 11 yaslarinda iki farkli ogrenci grubu otobuslere biner ve Oklahama City yakinlarinda ki Sans Bois daglarında bulunan Robbers Cave  ulusal parkina yaz kampı için yola koyulurlar. Hepsi de orta sınıf beyaz ailelerin, şimdiye kadar hiç bir davranış bozukluğu göstermemiş, derslerinde basarılı, sağlıklı çocuklardır. Otobuse binerken bildikleri tek şey 3 hafta eglence dolu bir tatil geçirecekleridir. Bilmedikleriyse, Muzaffer Sherif ‘in  grup-içi çatışmaları hakkındaki deneyine katılacaklarıdır.Çocuklara kamp alanını bir başka grupla paylasacakları da söylenmemiştir.  
 
İlk haftayı, grup-içi uyumu sağlayacak aktiviteler yaparak geçiriyorlar. bu süre içinde grup normları oluşuyor ve kendilerine bir lider seçiyorlar.Gruplarina Eagles ve Rattlers adlarını veriyorlar ve birer bayrak yaratıyorlar. Haftasonuna doğru diğer grubun varlığı keşfediliyor. Sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor  "diger cocuklar  bizim havuzumuza giriyor” , “ bizim top sahamızda oyun oynuyor" şeklinde şikayete başlayan çocuklara, görevli personel dört gün sürecek ve birçok sportif aktiviteyi kapsayacak bir turnuva yapmayi öneriyor ve kazanan gruba ödül olarak bir kupa ile başka hediyeler de söz veriliyor. 
 
Çocuklar turnuva için büyük bir şevkle yoğun bir şekilde hazırlanmaya başlıyorlar, bu sırada ekipleri icin tezahürat yaparken, karsi takıma da küfür etmeyi ihmal etmiyorlar. Sonunda turnuva başliyor. Yarışlar ilerledikçe, gruplar arasındaki gerginlik de tırmanmaya başlıyor, öyle ki, Eagles su savaşını kaybettiginde, Rattlers’ın bayrağını yakıyor.Turnuvanın sonunda kazanan taraf Eagles olmuş, fakat Rattlers tarafından bir gece operasyonuyla kazandıkları tüm hediyeler ve kupaları çalınmış.  
 
Sonunda çocuklar öyle bir azmışlar ki, kamp görevlileri kılığındaki Muzaffer Sherif ve asistanlari, kavgaları ayırmaktan, oda baskınları ve yemek savaşları sonrası ortalığı temizlemekten ve cocukları susturmaya calışmaktan deneyi bir kenara kaldırmışlar.

11 yasindaki sağlıklı çocuklar, eğlenmek için pozitif duygularla yola çıktıkları Robbers Cave’ de, birer küçük canavara dönüşmüşler.  
Tek sebebi: diğer bir grubun varlığı ve kendi gruplarını tehlikede hissetmeleri.

İstedikleri çatışmayı ve hoşnutsuzluğu yaratabilmiş deney yürütücüleri, bu çatışmalarla birlikte deneyin son kısmına geçmeye karar verirler. Buna göre; deney, iki tarafın da barıştırılması ile son bulacaktır. Bunun için de, taraflara aynı ortamda izleyebilecekleri filmler gösterilir. birlikte patlatabilecekleri çatapatlar alınır vs. harcanan çabaların hepsi boşa çıkar. Gruplar hiçbir şekilde barışmaya yanaşmazlar. Bunun üzerine, deney yürütücüleri iki grubu da başka bir mekâna götürmeye karar verir ve orada onlara verecekleri bir takım problemleri onlardan çözmelerini isterler. Kendilerine söylenen problemlerden ilki, "su şebekesinin bilinmeyen insanlarca tahrip edildiği"dir. Burada, grup ortaklaşa bir çalışma gösterip el birliğiyle bir musluk yapmayı başarır ve barışın ilk adımı atılır. Bu problemden sonra söylenen ikinci problem ise, "film izleyebilmek için para birleştirmeleri gerektiği"dir (burada, izlenecek filme kendileri karar verirler.) Gruplar, izleyecekleri filme birlikte karar verirler ve parayı toplamakta da gecikmezler. Bu iki problemin çözümü sonunda gruplar, artık birlikte yemek yemeye başlarlar. Barış büyük ölçüde sağlanmış gibidir.

Bundan sonra, deney yürütücüleri, çocuklara yeni problemler sunarlar (çocuklar onların kazara oluştuğunu sanarlar tabii.) ve onları da çözmelerini isterler.Çocuklar problem çözme aşamalarında hiçbir aksilik çıkartmadan, ellerinden geleni yapıp sorunların üstesinden gelmeyi başarırlar. 
 
 
Sherif , Robbers Cave deneyi ile gruplar arası çatışmaların gruplar üstü hedefler (superordinate goals) koyarak nasıl önüne geçilebileceğini ortaya koyar.


Muzaffer Sherif, barış sağlandıktan sonra, deneyin sonuçlarını şöyle duyurur: "gruplar doğal olarak kendi kültürlerini, hallerini ve tavırlarını ve sınırlarını belirlerler. Bu iki grubu da bir ülke olarak düşünürsek, ne kadar normal olduklarını anlayabiliriz. Her ülkenin kendi kültürü, kendi yönetimi, kendi yasaları ve kendini komşularından ayırabilmek için kendi sınırları vardır. Bunun gibi içsel meseleler yüzünden, iki grup arasındaki çatışma yaratılabildi. 
 
Muzaffer Sherif’in bu deneyinin başarılı sayılmasının en büyük nedeni, deneyde çatışmalar sonrasında da deneklerin geri-kazanımlarının yapılmış olmasıdır. Bu kazanım "insanlar üzerinde yapılan deneyler" arasında sayılan birçok deneyde mevcut olan bir şey değildir. Çoğu bilimadamı, deney sonuçlarını elde ettikten sonra, denekleri terk eder. Ancak burada, denekler, deney süresince birbirleriyle çatışmış da olsalar, deney sonuçlanınca barışmasını bilmişler.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: SOSYAL PSIKOLOJININ KURUCUSU MUZAFF... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right