left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Tuesday, 22 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
KAPIKULU SOL yada SOSYAL EŞEK Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ HABER MERKEZI   
Sunday, 10 May 2009

Batıda, derebeyi düzeni köklerinden yolundu. Ortaçağın antika ağaları yerine, yeni sanayinin açtığı evren pazarına ayak uydurup yontulmuş modern emlâk sahipleri geçti. Derebeyliğin yıkılış ayaklanmaları içinde silah arkadaşlığı yapılırken alevlenmiş halk ve işçi hareketleri önünde ansızın ürken işveren sınıfı, toplum içinde insanın insanı işletme ve sömürmesinin inceliklerini denemiş ortak aradı. Bu uğurda, tek başına dizginleyemediği sarsıntılarla herşeyi kaybetmektense, büyük arazi sahiplerine "kılıçlarının hakkı" olan "rant" adlı "arslan payı"nı tanıyıp uzlaşmaktan başka yol bulamadı. Üst sınıfların ekonomi temelinde yaptıkları bu rant, kâr paylaşımı, devlet ve siyaset alanlarında paylaştıkları işbölümü ile perçinlendi. Modern "serbest rekabet" yasalarına uygun "hür parlamento" düzeni sağlandı. Bu esnek sıkıyönetim altında yalnız kalan, ekonomide işleyici kol, politikada vergi ve oy ödeyici kul durumuna giren işçi sınıfı, devlet dışında başının çaresine baktı. Ortaçağ toplumundan kendi saflarına ve çevresine düşmüş zümre ve tabakaların çeşitli insan ve eğilimlerine göre bir sürü "sosyalizm"lere sarılma yollarına girdi. Demek, Batıda sosyalizm, devletin dışında ve karşısında doğdu. Devletçiliğe hâlâ, bir türlü, kolay kolay ısındırılamadı.

Demek, bizim yönetici sınıflarımız henüz vatandaş, modern yurttaş olmamıştır. Devletçiliğimize bu yönden bakalım. Uzun ve karanlık Doğu tarihimiz örneklerle doludur. İslam anayasamız Kur'andır. Bir yanda tanrısal kesinlikte Kur'an ayetleri, kör hafız ezberiyle  dediği anlaşılmaksızın, gözü kapalı hoş sesle okunurken, ötede sarıklı talkıncılar Kur'ana aykırı en keyfi saltanatlara fetva verirlerdi. Tıpkı o alışkanlığımızla, çeviri anayasa ve yasalarımızı hiçe sayan en ilkel ilişkilerimiz geriliğimizi "kitabına uydurarak", bütün ekonomi ve toplumumuzu boğuyor. Mevzuatımız, yalnız ileri insan görüşlü bir yabancı bize "şunu yapın" dediği zaman, "kitabımızda o da yazılı" demek için, göstermelik, raf bitiğidir. Siyaset, yönetim, ahlâk, hukuk, bilim ve sanat ilişkilerimiz geri tepmede herşeyi mübah sayan kılıklarla soysuzlaştırılıyor. İç bağıntılarımız, dağların kayması gibi kendiliğinden ve önüne geçilemezmiş gibi, dış ilişkilerimizde kapitülasyon gelenek ve göreneklerini diriltmek üzere inanılmaz yarışlara kalkışıyor. En rahatsız olmuş görünenler bile "yaşasın devletçiliğimiz!" biçiminde, "Padişahımız, efendimiz öldü. Padişahım çok yaşa!" gülbankını çekiyorlar...
      

İşte tam o sırada, işçi sınıfımız dışından ve ta yukarılardan bir sosyalizm gürülltüsüdür gırla gidiyor. Hem de bütün iddiası ne? Kalkınmamızı özel sermaye yerine, devletçiliğimiz eliyle yapmak! Ne büyük lâf! Bu neye benziyor? Aslan pençesine düşmüş eşeğin "aman arslanım, kendi pençeni ısır, mideni ye ve kalbini kopar! O daha lezzetlidir..." demesine. Bu eşeklik, bizim "sosyalist devletçiliğimiz"den daha olanaklı bir şeyi istemektir. Çünkü aslan da bir hayvandır. Gözü kararıp pençesini de ısırabilir. Devlet bir hayvan değildir. Yapacağını hiçbir zaman pençesindeki eşeklere danışmaz. Öyleysa bizim "devletçiliğimiz"in sosyal eşeklikleri neye yarar?

 

 

27 Mayıs ve Yön Hareketinin Sınıfsal Eleştirisi

Dr.HİKMET KIVILCIMLI

 

 
 
 
 
 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: KAPIKULU SOL yada SOSYAL EŞEK ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1993
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5460113
Syndicate
 
left
Top! Top!
right