left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Erol Soysever (Em.J.Pilot Bnb) arrow Kısa Kısa
Tuesday, 22 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Kısa Kısa Yazdır E-posta
Yazar Em.J.Pilot Bnb. Erol Soysever   
Friday, 17 February 2006

TÜPRAŞ

Selam olsun sana, şimdi adını anımsayamadığım Petrol – İş Sendikası’nın yurtsever ve aydın savunmanı, helal olsun sana. Sözde milliyetçilere, bu haksız ve hukuksuz özelleştirme yağmalamalarına MGK toplantılarında seslerini çıkaramayan kuvvet komutanlarına ve de sermaye sınıfının yalakalarına; gerçek ulusalcılığın nasıl yapılması gerektiğini ve yapıldığını gösterdin. Kuşkusuz, bu arada tatlısu aydınlarına da çok güzel bir ders verdin. Halkın öz malı olan kurumların ona buna armağan edilmesini önlemek için gösterdiğin çabalar için sağ ol!


M. ALİ AĞCA

M. Ali Ağca’yı askeri cezaevinden kaçıranlar TV’lerde, o’nu nasıl kaçırdıklarını çok heyecanlı ve gururla anlattılar. Sanki kaçırdıkları kişi, faşizme ve emperyalizme karşı savaşım vermiş bir halk önderiydi(!) Komünizme karşı savaşım verdiklerini sanan o zavallılar, komünizmin ne olduğunu bilselerdi, komünist olurlardı. Daha doğrusu, kitap okusalardı ülkücü olmazlardı o bilgi yoksunu garibanlar.


BİLMECE

MHP ile NATO arasında ne gibi bir benzerlik vardır ? Her ikisi de düşmansız yapamaz !


UY TRABİZON !

F Tipi cezaevlerindeki baskıları protesto eden TAYAD üyelerine yapılan linç girişimi sırasında, oradaki saldırganlar “Kahrolsun PKK” diye bağırmışlar. TAYAD’lı üyelerin destekledikleri kişiler PKK’lı değil, Dev-Sol davasından içerde yatan devrimci gençlerdir. F Tipi cezaevinde insanca yaşam koşullarının yaratılmasını istemektedirler. Kaldı ki PKK’lı olmaları da durumu değiştirmez. Önemli olan cezaevlerinde adil bir infazın uygulanmasıdır. Karadenizli gençler, boyalı gazete okumaktan ve de aptal kutusu TV izlemekten dolayı TAYAD ile PKK arasında bir ilişki olmadığının ayırdında değiller. Arada sırada biraz kitap okusalar, yurt ve dünya olaylarını gerçekçi bir yaklaşımla izlemeye çalışsalar, kendi kendilerine sorular sormaya çalışsalar; örneğin “Bizler neden istediğimiz bir eğitimi alamıyoruz, niçin doğru dürüst bir iş bulamıyoruz, Neden çoğumuz doğduğumuz yerleri bırakıp, başka yerlere göç etmek zorunda kalıyoruz. Bu insanlar ulusal gelirden niçin hak ettikleri payı alamıyorlar, sağlık sorunları olduğu zaman neden hastane köşelerinde perişan oluyorlar ?” gibi sorular sorsunlar. O zaman devrimci gençlere saldırmanın anlamsızlığını çok iyi anlayacaklar.

Aşağıda adlarını vereceğim ve şu anda yaşamda olmayan Karadenizlilere layık olmaya çalışsınlar. Öğrenci önderleri Harun Karadeniz, Cihan Alptekin, Fikri Sönmez (Terzi Fikri), Müzisyen Kazım Koyuncu ve Karadeniz kıyılarını katleden kıyı otoyolunun iptali için savaşım veren ve bu davayı kazandığını öğrenemeden yaşamdan ayrılan yiğit savunman!


FIFA

İsviçre’deki ulusal maçta yenilmemizin ardından Fatih Terim’in kışkırtması ile başlayan ve İstanbul’da son bulan utanç verici olaylardan sonra, FIFA haklı olarak ceza yağdırdı. Bir kısım zibidilerce ayarlanıp uygulanmaya koyulan olaylar, Türkiye’de nedense araştırılıp soruşturulmadı. Ceza alınınca da “Vatan, millet” edebiyatı yapıldı. Ne de olsa takımın başında “Milliyetçi” Fatih Terim vardı. O öyle bir milliyetçiydi ki, herkes “Apo Davası” yüzünden İtalyan ürünlerini boykot ederken, kalktı İtalya’ya çalışmaya gitti. Orada onun bir “Futbol Dahisi” olmadığı anlaşılınca gerisin geriye postalandı.


BAY KENAN IŞIK

SHOW TV’deki yarışma izlencesinde; Nelson Mandela’yı, Atatürk Barış Ödülü’nü almayı reddettiği için büyük bir gaf yapmakla suçlamışsınız. Asıl gafı, sizin gibi boyalı medya gülü ve sermaye yalakası yaptı. Başınızı magazin dünyasından şöyle bir kaldırıp hiç düşündünüz mü, acaba Mandela bu ödülü niçin almak istemedi?

Atatürk’ü beğenmediğinden mi? Hayır. Atatürk’e saygısızlık olsun diye mi? Hayır. Tam tersi, Mandela Atatürk’e olan saygısından dolayı o ödülü almamıştı. Çünkü o ödül, ülkemizi koca bir cezaevine çeviren, insan haklarının içine eden, sermaye sınıfının ve ABD’nin tüm istemlerini yerine getirerek emekçi haklarını gerileten, kökten dinci akımların gelişmesine katkıda bulunacak yasal ve yönetsel düzenlemeleri yapan, Atatürk’ün tüm kurumlarını kapatan ve Amerikalıların kendisine “Our Boy” dediği faşist general Kenan Evren’e de verilmişti. Üstelik o ödül 2. Dünya Savaşı sırasında Nazilerle işbirliği yapan BM’nin eski genel sekreteri Kurt Waldheim’a da verilmişti! Ne biçim barış ödülü bu?

Yaşamının 27 yılını zindanlarda geçiren yiğit önder Mandela, faşistlere de verilen böyle bir ödülü kabul etmekle, onlarla aynı kefeye konulmuş olacaktı. Sizin medyatik kafa yapınız, Mandela’nın davranışındaki bu inceliği anlayamaz. Aynı sizin gibi, Mandela için “teröristin tekiydi” anlamına gelen bir şeyler yumurtlayan Hürriyet’in sözde “başyazarı” Oktay Ekşi de anlayamaz. Sizlerin bağlı bulunduğunuz boyalı medyanın görevi, sürekli olarak mevcut hükümetlere yalakalık yapmaktır.

Siz Mandela’yı bırakın da halkın öz malı olan TÜPRAŞ gibi kuruluşların özelleştirme adı altında, ona buna peşkeş çekilmesine katkıda bulunacak reklamlara çıkmaya ve o mübarek Yeşil Amerikan Dolarlarını cebinize atmayı sürdürün...

Unutmayın ki, düşünce ve davranış bir bütündür!


SÜLEYMAN DEMİREL

S.Demirel, kendisi gibi Amerikancı olan Kenan Evren’i terör konusunda eleştirmiş. Demirel önce Milliyetçi Cephe hükümetleri zamanında neden olduğu cinayetlerin ve rezaletlerin hesabını versin. Hiç utanmadan ve büyük bir pişkinlikle “Bana milliyetçiler de suç işliyor dedirtemezsiniz.” Diye buyurmuştu. Yalan söylemeyi devlet yaşamına ilk kez sokan birisi, bu ülkede Cumhurbaşkanı oldu. İşte bu yalancı Cumhurbaşkanının söylediği yalanlardan bir kaçı;

Mason olduğu halde mason olmadığını söyledi ve mason locasından bu konuda düzmece bir belge aldı.

“Türkiye’de Amerikan üssü yoktur, tesis vardır”.

“Dün dündür, bugün bugündür.”

Türkiye’de ilk kez hayali dışsatım olayını gerçekleştiren yeğeni Yahya Demirel için “O’nu ben kulağından tutup mahkemeye çıkardım.” Demiştir. Oysa Demirel, yeğeninin bu yolsuzluğunu ortaya çıkaran ticaret bakanlığı müsteşarı Şeref Durugönül ile ilgili genel müdürü görevinden alarak nüfuz suiistimali yapmıştır.

Ben “Bana devrimciler de suç işliyor dedirtemezsiniz.” Desem acaba ben de bir gün cumhurbaşkanı olabilir miyim ?

“Kendim için bir şey istiyorsam, namerdim!”

Bu yalancı kişi, Çankaya’dan Güniz Sokağı’ndaki evine döndüğünün ertesi günü sabahı, evinin önünde bekleşen birtakım kimselere “Bu sabah ezan sesi ile uyandım.” Diyerek yıllarca yaptığı gibi, dini siyasete alet etmekten çekinmediğini ortaya koymuştur. Kırk yıllık Yani , olur mu Kani ? Böyle topluma böyle siyasetçi…


GENERAL/AMİRAL

E. Oramiral İlhami Erdil’in mahkumiyeti dolayısı ile öğrendik ki, emekli orgeneral ve oramirallere lojman tahsisi yapılıyormuş. Neden acaba ? O gariplerin evleri mi yok ? Yoksa dışarıda kirada oturacak paraları mı yeterli değil ? Ya da halkın içinde olmaktan mı ürküyorlar ? Nedeni ne olursa olsun, bu uygulama bir “ayrıcalık” tır. Anayasamızda; Hiçbir kişi, zümre ve sınıfa ayrıcalık tanınmayacağı yazılıdır. Dolayısı ile bu keyfi uygulamaya, ivedilikle bir son verilmelidir. Çünkü halktan alınan vergiler, bu beyzadelere “Lüks” konutlar yapılması için değil bu güzel ülke için harcanmalıdır.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Kısa Kısa ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right