left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Ömer Gürcan arrow KİRBİTİ ÇAK
Tuesday, 22 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
KİRBİTİ ÇAK Yazdır E-posta
Yazar Ömer GÜRCAN   
Saturday, 10 January 2009


 Derken bir yıldız kaydı, gökyüzüne geniş bir yay çizerek uzaklaştı, söndü. Kızcağız: 'işte, biri daha öldü' diye mırıldandı. Bir gün, ninesi söylemişti: Her yıldız düştükçe yeryüzünden biri ölürmüş... Ninesini bir daha görebilmek için bir kibrit daha çaktı. Soğuktan kaskatı kesilmiş, beyni durmuştu. O şimdi sokak ortasında olduğunu unutmuş, düşler dünyasına dalmıştı. Kibritin alevinde yine ninesini görüyor, onun sesini işitir gibi oluyordu. İşte ninesi geliyordu. Lapa lapa yağan karların arasından bir melek gibi iniyordu... Geldi, geldi... Kollarını açtı, torununu kucakladı, aldı göklere doğru götürdü...

Ertesi sabah, yoldan geçenler, bir evin basamağında donmuş kalmış kızcağızın ölüsünü buldular. Yanı başında bir sürü boş kibrit kutusu vardı.” (Hans C. Andersen) 

.1920 yılından beri ülkemdeki tüm altüstlükler hep  Ankara’mda yaşanmış.. Ve yaşanmaya devam ediyor.

Bu şehirde güzel insanlar yaşadı. Birçoğunu gördüm. Onlarla yaşadım; Onların yok edilişinin ıstırabını yaşadım.

 

Hala da yaşamaya devam ediyorum. 

Ankara karanlık

Ankara’nın sokaklarına kibrit kutuları.

Ankara’nın caddelerinde kaldırımlarında  kısmi yanık kibrit yığınları

Ankara da ateş böcekleri… 

Ulus’ta  ilk Meclis Binası.

Ankara’yı bir güneş kenti yapan Meclis…. Yenisinin yanında küçücük .

Yeni Meclis Binası görkemli ilk Meclis’e göre.

Işığı hayal meyal… 

Ankara’mda hala İlk Meclis’in barut kokusu…

O büyük Kibritçiler’in Ruhları… 

Sokakların dili olsa da gençlere anlatsa olanları… Ankara’yı aydınlatan onurlu insanları, Ankara’yı karartan çirkin insanları.

 

1920–2009. Tam 89 sene…

Anıtkabir.

Siyasal, Hukuk, ODTÜ, Harbiye, DTCF, Fen Fakültesi Ziraat… Üniversiteliler…

Atatürk, Kurtuluş, Aydınlıkevler, Kız, Maarif… Liseliler

Ankara Sanat, Opera, Halk Oyuncuları… Sanatçılar

Mamak, Ulucanlar… Cezaevleri

İdam sehpaları

Cebeci Asri, Karşıyaka… Mezarlıklar

Tandoğan, Kızılay, Kurtuluş… Meydanlar.

Evler

Sokak başlarında dikilen ya da dizilen askerler 12 Mart- 12 Eylül

Kaynaşan ve koşuşturan gençler,

  Eze eze yok edilen asker- sivil gençliğinin çığlığını haykırıyor caddeler…

Işıl ışıl aydınlatan güneşlerinin yıldızlarının nasıl karartıldığını anlatıyor sokaklar… 

.

.

Ve….

Ankara’mda bugünlerde 3 aylık (perdelik)  bir oyun sahneleniyor.

Esas oğlanlar, karakter oyuncusu oğlanlar-kızlar. Yardımcılar figüranlar seçimi var, İlk Perde’de.

Diğer perdeler: Esas oğlan- kızların kapışımı,  iç çamaşırların, havuçların havada uçuştuğu, görmekten kanıksamadığımız gözyaşlarımızı kahkahalarımızı tutamadığımız sahneler…

Sonuçta birbirinden hiçbir farkı olmayanların seçildiği son…

Türlü oyunlarla oyun dışına atılan havuçlanan Ankara’lım...

Perde sonlarında rol kapamayanların Çingene isyanları… 

15 yıldır kapalı gişe oynayan esas oğlan Melih Gökçek’in karşısında; 15 yıl önce sahnelerde rol alan ve yılların eskitemediği Murat Karayalçın… Yeni kostümüyle…(Ankara’mın havuçlanma düzeyi gelişmediği için yeni jön gerekmiyor. )

Ankaralı Turgut -Parlak Oğlan ya da Parlak Oğlan-Ankaralı Turgut’un 4. versiyonu… 

Seslendirilen nakarat;

Metro- Doğalgaz- Dikmen vadisi

600 YTL- Kömür- Yardım Paketi

Bilgisiz-Beceriksiz

Götürdün-Götürdün

Temiz Hava- Bol Su 

Ankara karardıkça kararıyor. Türkiye karardıkça kararıyor.

Kibritçi kızlar ve oğlanlar kibrit yakarak karanlığı aydınlatmaya çalışıyorlar

Kibritçi kibritini çakıyor. Oyuncular hemen üfleyip alevi söndürüyor.

Kibritçiler inatçı. Oyuncular kararlı. 

Çakılan her kibrit azıcık aydınlatıyor olanı.

Olanı gören seyirci kibritçi oluyor. 

Ankara karanlık

Ankara’nın sokaklarında kibrit kutuları.

Ankara’nın caddelerinde kaldırımlarında kısmi yanık kibrit yığınları

Ankara da ateş böcekleri… 

Alevler, geceyi gündüze çevirdiği an Ankara’m Ankaralılar’ın olacak.

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
''aglasam sesimi duyarmısınız mısralarımda,dokunabilirmisiniz gozyaslarıma ellerinizle '' diyerek duygularımı ifade etmege calısıyorum..
sevgi saygı ve herzaman dayanısma dileklerimle
begum yavuz
Gönderen begum yavuz on Saturday, 10 January 2009 at 10:26


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 1 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: KİRBİTİ ÇAK ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right