|
Derken bir yıldız kaydı, gökyüzüne geniş bir yay çizerek uzaklaştı, söndü. Kızcağız: 'işte, biri daha öldü' diye mırıldandı. Bir gün, ninesi söylemişti: Her yıldız düştükçe yeryüzünden biri ölürmüş... Ninesini bir daha görebilmek için bir kibrit daha çaktı. Soğuktan kaskatı kesilmiş, beyni durmuştu. O şimdi sokak ortasında olduğunu unutmuş, düşler dünyasına dalmıştı. Kibritin alevinde yine ninesini görüyor, onun sesini işitir gibi oluyordu. İşte ninesi geliyordu. Lapa lapa yağan karların arasından bir melek gibi iniyordu... Geldi, geldi... Kollarını açtı, torununu kucakladı, aldı göklere doğru götürdü...
Ertesi sabah, yoldan geçenler, bir evin basamağında donmuş kalmış kızcağızın ölüsünü buldular. Yanı başında bir sürü boş kibrit kutusu vardı.” (Hans C. Andersen) .1920 yılından beri ülkemdeki tüm altüstlükler hep Ankara’mda yaşanmış.. Ve yaşanmaya devam ediyor. Bu şehirde güzel insanlar yaşadı. Birçoğunu gördüm. Onlarla yaşadım; Onların yok edilişinin ıstırabını yaşadım.
Hala da yaşamaya devam ediyorum. Ankara karanlık Ankara’nın sokaklarına kibrit kutuları. Ankara’nın caddelerinde kaldırımlarında kısmi yanık kibrit yığınları Ankara da ateş böcekleri… Ulus’ta ilk Meclis Binası. Ankara’yı bir güneş kenti yapan Meclis…. Yenisinin yanında küçücük . Yeni Meclis Binası görkemli ilk Meclis’e göre. Işığı hayal meyal… Ankara’mda hala İlk Meclis’in barut kokusu… O büyük Kibritçiler’in Ruhları… Sokakların dili olsa da gençlere anlatsa olanları… Ankara’yı aydınlatan onurlu insanları, Ankara’yı karartan çirkin insanları. 1920–2009. Tam 89 sene… Anıtkabir. Siyasal, Hukuk, ODTÜ, Harbiye, DTCF, Fen Fakültesi Ziraat… Üniversiteliler… Atatürk, Kurtuluş, Aydınlıkevler, Kız, Maarif… Liseliler Ankara Sanat, Opera, Halk Oyuncuları… Sanatçılar Mamak, Ulucanlar… Cezaevleri İdam sehpaları Cebeci Asri, Karşıyaka… Mezarlıklar Tandoğan, Kızılay, Kurtuluş… Meydanlar. Evler Sokak başlarında dikilen ya da dizilen askerler 12 Mart- 12 Eylül Kaynaşan ve koşuşturan gençler, Eze eze yok edilen asker- sivil gençliğinin çığlığını haykırıyor caddeler… Işıl ışıl aydınlatan güneşlerinin yıldızlarının nasıl karartıldığını anlatıyor sokaklar… . . Ve…. Ankara’mda bugünlerde 3 aylık (perdelik) bir oyun sahneleniyor. Esas oğlanlar, karakter oyuncusu oğlanlar-kızlar. Yardımcılar figüranlar seçimi var, İlk Perde’de. Diğer perdeler: Esas oğlan- kızların kapışımı, iç çamaşırların, havuçların havada uçuştuğu, görmekten kanıksamadığımız gözyaşlarımızı kahkahalarımızı tutamadığımız sahneler… Sonuçta birbirinden hiçbir farkı olmayanların seçildiği son… Türlü oyunlarla oyun dışına atılan havuçlanan Ankara’lım... Perde sonlarında rol kapamayanların Çingene isyanları… 15 yıldır kapalı gişe oynayan esas oğlan Melih Gökçek’in karşısında; 15 yıl önce sahnelerde rol alan ve yılların eskitemediği Murat Karayalçın… Yeni kostümüyle…(Ankara’mın havuçlanma düzeyi gelişmediği için yeni jön gerekmiyor. ) Ankaralı Turgut -Parlak Oğlan ya da Parlak Oğlan-Ankaralı Turgut’un 4. versiyonu… Seslendirilen nakarat; Metro- Doğalgaz- Dikmen vadisi 600 YTL- Kömür- Yardım Paketi Bilgisiz-Beceriksiz Götürdün-Götürdün Temiz Hava- Bol Su Ankara karardıkça kararıyor. Türkiye karardıkça kararıyor. Kibritçi kızlar ve oğlanlar kibrit yakarak karanlığı aydınlatmaya çalışıyorlar Kibritçi kibritini çakıyor. Oyuncular hemen üfleyip alevi söndürüyor. Kibritçiler inatçı. Oyuncular kararlı. Çakılan her kibrit azıcık aydınlatıyor olanı. Olanı gören seyirci kibritçi oluyor. Ankara karanlık Ankara’nın sokaklarında kibrit kutuları. Ankara’nın caddelerinde kaldırımlarında kısmi yanık kibrit yığınları Ankara da ateş böcekleri… Alevler, geceyi gündüze çevirdiği an Ankara’m Ankaralılar’ın olacak.
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|