|
GENERAL_OLMAK!... 27/Şubat/2003 21 Mayıs 1963 İhtilali girişiminin önderi E.Kur.Albay Talat Aydemir anılarını anlattığı kitapta şöyle diyor: "Akademiyi bitirip kurmay subay olarak Gnkur. Karargahı'na atandığımda, gördüğüm manzara şuydu: Tüm kurmay subayların öncelikli amacı, yabancı bir dil öğrenip yurtdışı bir göreve atanmak. Ülke nereye gidiyor, durum nedir? (O dönemde A.Menderes'in azgın iktidarı yaşanıyor.) Bunun kurmay subaylar için hiçbir önemi yoktu. Varsa, yoksa dış görev!..." Şu anda kurmay subay olarak görev yapan bir tanıdığım var. Kendisi birkaç yıl önce Güneydoğudaki olaylarda, göğsünden girip sırtından çıkan bir mermiyle yaralanmış. Serçe parmağı kopan bir görevliye "gazi" sanı verilirken, bu subaya "mevzuat" gereği o san verilmemiş. Hakkını neden aramadığını sorduğumda şu yanıtı verdi: "Emekliye ayrılınca arayacağım." Yani bu subay 20-25 yıl sonra hakkını arayacak! Niçin şimdi değil? Çünkü general olabilmek için, değil etliye sütlüye karışmamak, hakkını bile aramamasının bilincinde bu "müstakbel" generalimiz!... Orgeneral Çetin Doğan, 12 Mart Döneminde kurmay yüzbaşı olarak Org. Faik Türün'ün emrinde çalıştığını söylüyor ve O'nu övüyor. Türün çok insancıl bir kişiliğe sahipmiş! Ziverbey'de ve bölgesindeki diğer yerlerde yapılan işkencelerden Türün'ün haberi olmadığından söz ediyor Org.Doğan. Sayın General çok iyi bilir ki bir birliğin başarısı da başarısızlığı da o birliğin komutanına aittir. "Haberi olmamıştır" diye Türün'ü aklamak için kendilerini zorlamasınlar. Hele hele, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idama mahkûm oldukları o ünlü "Anayasayı zorla değiştirmeye teşebbüs" maddesini İstanbul'daki sanıklara uygulamayı reddeden sıkıyönetim mahkemesini; ortadan kaldırıp (lağvedip), üyelerini başka görevlere atayarak ağır bir suç işleyen Org.Türün değil miydi? Bu olay, sıkıyönetim mahkemelerinin bağımsız olmadıklarının çarpıcı bir örneğidir. Org.Doğan genç bir kurmay subay olarak, bu haksız ve hukuksuz tutuma karşı çıkma cesaretini gösterebilmiş midir? Hiç sanmıyorum. Çünkü kendi hakkını bile aramaya çekinen kurmay subaylar, başkalarının hakları için mi savaşım verecekler? Ama bu satırların yazarı o dönemde bir jandarma üsteğmeni olarak, yapılan haksızlıkları yüksek sesle dile getirdiği için Ankara'dan Güneydoğu'ya sürülmüştü... İdam edilen, öldürülen, yaşamları söndürülen devrimci gençlerin dile getirdikleri istemler o dönemde dikkate alınsaydı, bugün başımızda Demokles'in kılıcı gibi sallanan ne ABD ve ne de IMF olurdu. Onlar geleceklerini ve canlarını, özgürlük ve bağımsızlık uğruna gözden çıkarmışlardı. Parada, malda ve çoğu kurmay subay gibi orunda (makam) özentileri yoktu. Çünkü onlar, Mustafa Kemal Paşa'nın özlemini çektiği bağımsızlıkçı, özgürlükçü ve sapına kadar yurtsever devrimci gençlerdi, onlar jöntürk geleneğinin devamıydılar. Şu sıralarda organlarımı bağışlamak için bir girişimde bulunacağım. Ancak bir koşulum olacak. O da şu: Organlarım; işadamlarına, bu gibi generallere, polis şeflerine ve de faşistlere verilmeyecek, insanlara verilecektir. |