|
Daha öncede benimde Birlikte Hareket Etmek Adlı yazımda bu konuya ilişkin görüşlerimi ifade etmiştim.Tarafımca tam anlamıyla düşündüğüm bir çalışma olmasada böylesi bir birlikteliğin yanında olunması gerektiğiniz düşünerek , deteklediğimi ifade ediyorum.
Yerel Seçimlere dönük çalışmalarını sürdüren emek ve demokrasi yanlısı sol güçler tarafından bugün İstanbul'da bir açıklama yapıldı. "Biz Varız" başlıklı açıklamada, "Mümkün olan her il, ilçe, belde ve mahallede oluşturacağımız yerel platformlarda, halkın çıkarlarını temel alan programlar çerçevesinde ortak adaylarımızı halkın katılımını içeren demokratik yöntemlerle belirleyerek emekçilerin ve ezilenlerin alternatifini yaratmaya çalışacağız" denildi.
Burada tazelemek adına Birlikte Hareket Etmek adlı yazımı sizlere tekradan sunuyorum. Emekçilerin bizlerden beklentisi farklılıklarımızı koruyarak birlikte davranmak ve ortak çalışmayı başarmaktır. Zor olacak ama bundan başka bir yoldan emekçilerin devrimci muhalefetini geliştirip, yaymak ve yığınları mücadelede konumlandırmak, oldukça güç olacaktir. Egemen güçlerin bizlere reva gördüğü şeylere katlanmak demek ; onların sisteminin sür git devam etmesini kabul etmek demektir.
Kan ve gözyaşı ile yasayan bir toplum , aci içinde yaşayan bir toplumdur. Bazılarının yürekleri ve vicdanları kararmış olabilir. Ama bizler, zulme hiç bir koşulda boyun eğemeyiz. Eşitlik, özgürlük ve kardeşlik içinde yaşayan toplumun kazanacağı çok şey vardır. Bu nedenle sömürüye baskı ve zülme, son verilmelidir. Ülkemiz ve dünyada egemen güçler terör estiriyor. Estirilen bu terörün sorumlusu kapitalist-emperyalist sistem olup başını Amerika çekiyor. Günümüzde tek kutuplu hale gelen dünyamız bu zalimlerin elinde inim inim inletilmektedir. Kurtuluş yolunda yani Sosyalizm için örgütlenmeli ve bütün dünyanın ortak düşmanı olan emperyalizmi kendi inine tıkana , onu sonuncu yenilgiye uğratana kadar savaşmalıyız. Ancak o zaman bütün halklar kurtulabilir, özgür ve insanca bir yaşama kavuşabilir. Yok eğer bütün bunları önemsemez isek emperyalizm yer yüzünü cehenneme çevirmekle kalmaz, elimizde neyimiz var, neyimiz yok alarak bize dünyayı dar eder. Sonuç olarak; bizi, yasalar çıkararak köşeye sıkıştırmaya ve kıpırdayamaz hale getirmeye çalısan egemen güçler, hemen her gün yaşam alanlarırımız daraltmakta, bize dünyayı dar etmektedirler. Sıra onlardadır. Örgütlenelim, birbirimize yoldaşca kenetlenelim ve bizde onlara dünyayı dar edelim. SIRA BIZDE....Bu ortaklığa imza atan kurumlar ise aşağıdakilerdir. DTP (Demokratik Toplum Partisi), ÖDP (Özgürlük ve Dayanışma Partisi), EMEP(Emek Partisi), TKP (Türkiye Komünist Partisi), SDP (Sosyalist DemokrasiPartisi), EHP (Emekçi Hareket Partisi), DSİP (Devrimci Sosyalist İşçi Partisi), Sosyalist Parti, Yeşiller Partisi, DİP Girişimi (Devrimci İşçi Partisi), Halkevleri, ESP (Ezilenlerin Sosyalist Platformu), DHF (Demokratik Haklar Federasyonu), SODAP (Sosyalist Dayanışma Platformu), SEH (Sosyalist Emek Hareketi), TÖP (Toplumsal Özgürlük Platformu), Anti-Kapitalist, Teori ve Politika, Kaldıraç, HKM (Halk Kültür Merkezleri), Türkiye Gerçeği, KÖZ, Proleteryanın Kurtuluşu, 78'liler Girişimi ------------------------------------------ Kemal Doğan 25 Aralık 2008 Perşembe Kemal Doğan / Yıl 2000.Yer Burdur E Tipi Cezaevi! Yıl 2000.Yer Burdur E Tipi Ceza eviydi. Tutuklu bulunan devrimciler cezaevi uygulamalarını protesto için mahkemeye gitmiyorlardı. Bu direnişi kırmak amacıyla cezaevi yönetimi bir buldozerle cezaevi duvarlarını yıkarak içeriye girmeye, tutukluları zorla mahkemeye götürmeye karar vermişti.Cezaevine hücum eylemi sırasında buldozer, tutuklu ve savunmasız olan Veli Saçılık ın kolunu koparttı. Kolunun yerine dikilme ihtimali varken bu yapılmadı ve aynı zamanda bunun sorumlusu bulunamadı. Kepçe operatörü Ş.V "dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet verdiği" gerekçesiyle açılan davada hatalı bulunmadı. Sorumlular açıkça belliydi, operasyon kararı alanlar ve bu kararın altında imzası olanlar biliniyordu. Bu okuduğunuz bir kurgu değil, tek boyutuyla bir kişinin yaşadığı anı hiç değildir. Bunun gibi binlerce anı yaşandı kaderi makus ülkemde. İşkenceler, katliamlar, haksızlıklar ve tenkiller. Hala da sürüyor. Her anının genele bağlanmasında inanılmaz bir iç doku vardır. Bu iç dokuyu soyutladığınızda tarihin her kesitinde egemen güçlerin mazlumlara karşı dayattığı zorbalığın ortaklığını görürsünüz. Hak aramak ve bundan sonuç almak ise hak getire denilesi bir durumdur. Hak aramak komik süreçlerin rahmeti altında ezilir kalır her zaman. Adalet bu noktada her şeyiyle açığa çıkar. Öyle ki, zaman zaman adaleti kirleten kirli insanların olduğunu bir olaydan, bir anıdan yola çıkarak bulabilirsiniz. Bir dönemin en büyük acılarının yaşandığı zindanlardan sorumlu olan ve 19 Aralık 2000 yılında 32 kişinin ölümüne neden olan operasyonların baş mimarı bulunan ceza evleri genel müdürü Ali Suat Ertosun, Cumhur başkanı Abdullah Gül tarafından hakimler ve Savcılar yüksek kurulu üyeliğine atanmıştır. Sen gel de adalet ara. Gündüzün, elinde feneriyle dolaşan Romen diyojen in gölge etme başka ihsan istemez demesi boşuna değildir. Bu ülke üç kuşaktır demokrasi uğruna sancılarla kıvranıyor, kimlik bunalımını aşmaya coğrafyasında barışı ikame etmeye çalışıyor. Ama ilkellik, statü tutkunlarının direnişi bu geçişe yol vermiyor. Veli nin başına gelenler ülkemizin panoramasında küçük bir ayrıntı. Ama bu ayrıntı ülkemizin her ayrıntısında aynıyla süren kocaman bir kaos olarak ortada duruyor. Haksızlığın giderilemediği bir ülkede Veli nin anısı hepimizin başı üzerinde kesik bir kol gibi durmaya devam eder. Veliyi anlatmak yetmez onu tanımak lazım, ben kendisini şahsen tanımakla beraber bir çok kez dinledim. Yaşadığı birçok olumsuzluğa rağmen gözleri umut saçıyor her zaman. Devlet bizi çok sevdiğini söyleyerek operasyonlara başladı. Benim kolumu kopararak sevgisini gösterdi diyordu bir konuşmasında. |