left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Cumartesi, 10 Ocak 2009
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Bize Ulaşın
RAMAZAN BAYRAMINIZ BOL ŞEKERLİ OLSUN MU? Yazdır E-posta
Yazar Selahhattin DUMAN-VATAN   
Pazar, 28 Eylül 2008

Ramazan Bayramınız bol şekerli olsun mu?Seyrek bıyıklı asabi hükümet adamının hayrına yazıyorum..


Arnavutköy çocuğu İsmet Berkan'ın yazısına kızıp da bayram arifesi "Şekerdi.. Ramazandı.." nizası çıkarılır mı?


Efendim, muhafazakârlar bu bayrama "Ramazan" dermiş.. Yeni icat çıkaranlar "Şeker Bayramı" diyormuş..


Bu kültürel erozyonmuş..


Oldu olacak.. "Şeker"i kullananlar için "Laikler" tarifini yapsaydın da malûm çekişmeyi bir güzel harlandırsaydın..


Bu nizaya taraf olan İsmet Berkan'a kızmam.. Arnavutköy'de oturur.. Aslen Nişantaşı, Etiler çocuğudur..


Evinden gazetesine, gazetesinden evine.. Arada bir köpeğini çıkarıp sahilde dolaştırır..


Hayvanı sosyalleştirdiğini yörenin bütün hırsızları bildiğinden evi bile beş kere soyuldu..


Onun gibilerin kafasındaki Türkiye resminin çerçeve kenarlarından biri Cihangir'dedir, öbür kenarı Nişantaşı'nda..


"Benim çocukluğumda şeker bayramı diye öğrendiğim şey meğer ramazan bayramıymış.." diye yazması bundandır..


Adamcağız, tohuma kaçmasına çeyrek kala bir zamanda "Ramazan Bayramı"nı keşfetmiş.. Keşfini okuruyla paylaşmış..


Kızacak, bu kadar öfke yapacak ne var bunda?


Ayrıca hükümet adamı olarak "Bu gazeteleri okumayın.." çağrısı yapıp, vatandaşı boykot eylemine davet ediyorsun..


BOYKOT NEREDE?


Sonra kendin okuyup içinden kavga malzemesi çıkartıyorsun..


Vatandaş boş bulunup da "Hani boykot?" diye sormaz mı? Cık.. Cık.. Cık..


Öte yandan bayram ismi yüzünden ahaliyi birbirine düşürmek, hele hele medya leşkerlerine malzeme vermek iyi bir şey değildir..


"Bayram ismi" tartışmasında kim haklı derseniz, cevabım "Seyrek bıyıklı asabi hükümet adamı.." olur..


Osmanlı'da bu bayramın adı "Ramazan"dı.. İstanbul'a gelip de hallerimizi yazan ne kadar seyyah varsa bu bayramdan böyle söz eder..


Ayrıca buna "Büyük Bayram" da derlerdi.. Küçük bayram ise bildiğimiz Kurban Bayramı..


Cumhuriyet zagonunda Büyük Bayram'a üç gün, Küçük Bayram'a da dört gün resmi tatil verilince kavramlar yer değiştirdi..


Bir günlük tatil fazlalığı yüzünden "Kurban" daha çok önemsenen bayram haline geldi..


Seyrek bıyıklı asabi hükümet adamının yakındığı "kültürel erozyon" o devirlerde de vardı..


İstanbul'un uleması, kibar zevatı, saray çevresi bu bayramların adını Arapça aslına uygun kullanmayı marifet sayıyordu..


Ramazan Bayramı onların dilinde önce "Iyd-ı Fıtr" oldu.. "Iyd" (Bayram) sözcüğünün tınısını beğenmediler..


Sonra o sözcüğü incelte incelte terkibin ses uyumunu bozup "İyd-i Fıtır" demeye başladılar..


Kurban Bayramı da bu kibarlaşma sürecinde "İyd-ı Adhâ" olup çıktı..

 

***


"Şeker" lafı nereden mi çıktı? Cumhuriyetimizin tek partili hallerinden..


"Ramazan" eski Arabi aylardan birinin adı olduğu halde fazla dini geliyordu yönetenlere.. Başka isim arandılar..


Kurban'da ne yeniliyor? Kurban eti.. Demek ki ondan "Kurban Bayramı" diyoruz..


Peki, bu bayramda ne yeniliyor? Geleneksel mutfaktan ne çıkarsa.. Misafire ne ikram edilir?


"Şeker, akide, badem ezmesi, lokum.."


"Demek ki bu bayram şeker bayramı.. Bundan böyle bu isimle anıla.."


GÜZEL GÜNLERDİ


Devir tek parti devri..


Hükümet adamları kaşını gözünü oynatıp "Konuşun.. Konuşun.. Gazi Paşa dinleyecek.." işmarı vermeden vatandaş ağzını açmıyor..


Lafımdan niza malzemesi çıkarmayın.. Gazi Paşamız kesinlikle diktatör değildi..


Sadece memleketi kafasına göre idare etmesini seviyordu..


Fikir özgürlüğü vardı memlekette.. Lakin fikrini kendine saklamak kaydıyla..


Vatandaş da fikrini yastık altı yapıyor "günü gelir kullanırız.." siyaseti güdüyordu..


(O yastık altından çıkan fikirlerin bizi ne hale getirdiğini gördünüz..)


İsmet Berkan'ın bellediği şekliyle "Şeker Bayramı"nın hikâyesi budur..


Seyrek bıyıklı asabi hükümet adamının kendi cemaati içinde "Nereden çıktı bu şeker bayramı?" diye rüzgâr yaparken, dilinin ucuna getirip diyemediği de budur..


İşin ucu taaa Gazi Paşamız'a ulaşır..

 

***


"Kültürel erozyon mu?"


O zaten hep vardı.. Selçuklu'nun Türkçesi ile Osmanlı'nın kullandığı dil arasında İngilizce ile Fransızca kadar fark var..


Osmanlı'nın Türkçesini anlamak için edebiyat fakültelerinde dört yıllık eğitim, iki yıllık master yetmiyor..


Sıkışan yine lügate bakıyor..


Yaklaşık yüz elli bin sözcükten oluşan Osmanlıca lügatlerden üçer beşer bin sözcüklü Türkçe lügatlere gelişimizi Fransızca'dan apartma "erozyon" sözcüğü de açıklayamaz..


GARABET ORTAMI


Bugün ahali üç beş yüz kelime ile konuşuyor.. Onun da dörtte biri İngilizce'den taşıma..


İngilizcesini bulamadığı zaman da uyduruyor.. Temsil "Hamam" adıyla mekân açıp tabelasına "Hammam" yazmak gibi..


Yer yüzünde milliyetine bu kadar meraklı olup da dilinden bu kadar utanan bir toplum yoktur..


Bunu açıklayabilecek bir sosyal bilimci de bulamazsınız..


Ortalıkta bir sürü şizoit, manik depresif, süperio dejenerio psikopat dolanıyor.. Akıllı bir adam çıkıp da doğru bir laf etti mi hepsi birden üzerine şarlıyorlar..

 

***


Herkesin bir dil takıntısı var, benim de var..


Benimki de Lig TV'de yeni türeyen bir spiker üzerine..


Bütün takım adlarının sonuna bir "spor" ekleyip söylerken beni siniryâb ediyor..


Yılların Hacettepe takımı bunun dilinde "Hacettepespor" oldu.. Dün de asırlık Beykoz takımının kıçına taktı aynı sözcüğü..


"Beykozspor.."


Yakında "Fenerbahçespor" diye de maç anlatır..


Biz çeşitlilik istiyoruz.. Bu düz kafalılar sıradanlıkta eşitlenmeyi..


O maç anlatırken aklıma hep bahçedeki çalıları budarken kendi kendine söylenen Ramazan Efendi geliyor..


"Hükümetin elinde bir makas olacak, vatandaş hep bir boyda duracak.." derdi..


Bu sıradanlıkla o günleri görmesi yakındır..

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: RAMAZAN BAYRAMINIZ BOL ŞEKERLİ OLSU... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1220
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 984950
Syndicate
 
left
Top! Top!
right