|
Nâzım’ı elestirdi Perincek’e kızdı
Doktor, Doğu Perinçek’le en başından itibaren ters ve olumsuz bir yaklaşım içindedir. Nâzım Hikmet’le eski dost olmalarına rağmen, dönem dönem öfkelenmekte ve bu öfkesini açıkça dile getirmektedir. Nâzım Hikmet ile birlikte Doktor’a göre; Nâzım satıcılığı yapanlar bu öfkeden bol bol paylarını almaktadır. Kıvılcımlı için, Nâzım Hikmet Troçkist’tir ve komünist bir şairdir sadece
Kıvılcımlı’nın temeldeki kişilik çatışmaları, Mihri Belli ile ilişkilerine de yansımıştır. Millî Demokratik Devrim yaklaşımının mimarı Mihri Belli ile aralarında aslında çok önemli bir fark yoktur. Tek fark gibi gözüken nüans, Doktor’un, ‘Ne olursa olsun Türkiye’de bir işçi sınıfı vardır ve yeterlidir’ demesidir. Dr. Kıvılcımlı, Belli’nin MDD’sine Demokratik Halk Devrimi adı ile yaklaşmıştır. Daha doğrusu, Belli, MDD’yi asker-sivil-aydın zümreye yaptırır. Doktor ise partiyi ve işçi sınıfının devrimdeki önderliği şart görür.
Doğan Avcıoğlu ile arasındaki farkı (Yön’ün Yönü)nde ortaya koymaktadır. Doktor’a göre, Avcıoğlu’nun önderliğindeki YÖNcüler’in savı, küçükburjuva ütopizmi’dir. Proleterya sosyalizmi ile hiçbir ilgisi yoktur. Kıvılcımlı’ya göre YÖNÜn bir stratejisi ve programı yoktur.
ATATÜRK’TE YORUM FARKI
Tek değişik değerlendirmeleri, Mustafa Kemal yorumu ile ilgilidir. Avcıoğlu, asker-sivil zinde kuvvetler’den yola çıkmaktadır. Doktor aslında bu fikre yakındır. Ne var ki, ilk döneminde Mustafa Kemal’i şiddetle eleştirirken, son döneminde savunucusu haline gelmiştir. Tarih Tezi’nin ışığı altında bakar. Sosyalist değil, ama yurtsever ve tam bağımlıksızcı bir anti emperyalist olarak görür. Doktor için Mustafa Kemal, Birinci Ulusal Burjuva Kurtuluş Hareketi’mizin Önderi ve Başkomutanı’dır.
Mahir Çayan, sert bir polemist olmasına rağmen, ilginç bir biçimde Doktor’a hiç saldırmamıştır. Daima saygımız vardır demiş, ilk dönem yazılarında Doktor’dan alıntılar yapmış ve oportünizm tarifinde diğerlerinden ayrı tutmuştur.
SAHTE MAOİST PERİNÇEK
Doğu Perinçek’le ilgili olarak en başından itibaren hep ters ve olumsuz bir yaklaşım içindedir. (Sahte Maoistler yazısı)Nâzım Hikmet’le eski dost olmalarına rağmen, dönem dönem öfkelenmekte ve bu öfkesini açıkça dile getirmektedir. Nâzım Hikmet ile birlikte Doktor’a göre Nâzım Satıcılığı Yapanlar bu öfkeden bol bol paylarını almaktadır. Kıvılcımlı için, Nâzım Hikmet Troçkist’tir ve komünist bir sadece şairdir
Türkiye Komünist Partisi’nin ilk lideri olarak kabûl edilen Mustafa Suphi ile ilgili net bir tavrı yoktur. TKP’yi 1951’den sonra kabûllenmediği için, Mustafa Suphi, eleştiri sahasının dışında kalmaktadır.
Ermeni Meselesi’nde, ilginç bir şekilde katıdır. Birçok sol fraksiyona ve sol görüş mensubu ile olaya bakışı çelişmektedir. “Karşılıklı kıt’al söz konusudur. Biz hiç kimseyi durup dururken kesmedik.”
DOKTOR TAVRI HÂLÂ GEÇERLİ
BUGÜN hangi gruptan olurlarsa olsunlar, Türk Solu’nda hâlâ Doktor Tavrı diye adlandırılan bir davranış şekli yüceltilerek anlatılmaktadır. Olayın dayandığı yaklaşım şudur: Polis seni aldığında - ilk 12 saatte konuşmazsan, yer değişimi gelir. Nitekim Kıvılcımlı, sayısız tutuklamalarında götürüldüğü karakolarda gördüğü ilk polise, hep şefiniz kim? diye sorar. Ardından gösterilen şef pozisyonundaki kişiye saldırarak bir tane patlatır... Polisler de bunun üzerine her seferinde Doktor’u bayıltıncaya kadar döverler. Bu sayede Doktor, ilk 12 saati baygın geçirir... Ve ilk saatlerini atlatır.
Kıvılcımlı’nın yabancı sermaye ile ilgili yaklaşımı da özgündür ve sanki bugünkü yap-işlet-devret modelinin bir öncülü gibi çağrışmaktadır: “Millî ekonomi planımıza uyacak, en modern teknik, usûl, ücret ve müddet şartlarını getirecek, kendi memleketindeki ortalama kâr rayicinden üstün kâr etmeyecek.
10 yılda amortismanını yapıp işletmeyi Türk Milleti’ne bırakacak...”
İSTANBUL’UN FETHİ ZAFERDİR
YİNE Doktor’a göre, İstanbul’un Fethi’ni sırf Müslümanlık ve Hıristiyanlık arasındaki bir savaş gibi değerlendirmek, en az 500 yıl önceki kafa ile düşünmekten farksızdır.
Çünkü Dr. Kıvılcımlı’nın yaklaşımı ile “İstanbul’un Fethi; bir dinin öteki dine karşı zaferi değil, ilerlemenin gerilemeye karşı zaferidir... Din gayretleri, çelişkili tarih hengâmelerini (kargaşalarını) güden derin maddi kanunların satıhta yüzen [yüzeyde görünen] sembolik anlatımlarından ibarettir. Onun için, ancak medeniyet tarihinin bütünlüğünü kavrayamayanlar, İstanbul’un Fethi’ni bir Müslümanlık ve Hıristiyanlık derecesinde küçültebilirler.”
Dr. Kıvılcımlı’nın bu konudaki özgün görüşü şu şekildedir: “Gerçekte, İstanbul’un Fethi, her şeyden evvel bir insanlık ve medeniyet hamlesidir. Arapça’da ‘Fetih’ sözü güzel bir tesadüfle: ‘Açmak’ anlamına gelir. İstanbul’un Fethi de o zamanki insanlığı bir çıkmazdan kurtarmış, medeniyete yeni ufuklar açmıştır. İstanbul’un Fethi, tarih yolu üstüne kâbus gibi çökmüş bir cesedin (Bizans engelinin) kaldırılması, Bizans çöküntüleriyle tıkanmış medeniyet yollarının - yalnız Müslümanlar’a, yalnız Türkler’e değil - tüm İnsanlığa yeniden açılmasıdır. Açılış biraz acıklı mı olmuştur? Mümkün. Fakat o zaman ölüleri böyle kaldırmak âdetti...
Demek, İstanbul’un Fethi, yalnız Türkler’in değil, bütün dünyanın kutlayabileceği, kutlamakta haklı -hatta bir dereceye kadar, insan olarak görevli - sayılabileceği büyük Tarihsel Devrimler’den birisidir.”
Yarın:KIVILCIMLI’NIN KENDİ KALEMİNDEN YAŞAM HİKAYESİ
Halit KAKINÇ |