left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Şafak Mert arrow iYi NiYET YETMEZ !!!!!
Saturday, 19 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
iYi NiYET YETMEZ !!!!! Yazdır E-posta
Yazar Şafak MERT-SHP Çankaya İlçe   
Sunday, 29 June 2008

Merhaba arkadaslar,


e-Posta grubumuza dusen "HACETTEPE UNIVERSITESI ARASTIRMA SONUCLARI" baslikli mail, ciddi ve kabul edilemez bilimsel yanlisliklar icermektedir. Lutfen dikkate almayiniz.


Bahsi gecen mail'de yer alan "EN TEHLIKELI KANSEROJEN KATKILAR: E330 (NE YAZIKKI BIRCOK HAZIR GIDADA KULLANILMAKTADIR.)" seklindeki ifadeye dikkatinizi cekmek isterim. E330, sitrik asidin gida katki maddesi kodudur. Sitrik asit ise "limon tuzu" olarak da bildigimiz bir besin maddesidir. Okaryotik (hucre cekirdegi olan) her canli hucrede bulunan bir maddedir (yani tum hayvan ve bitkilerde). Bulunmakla kalmaz, siz disardan hic almasaniz da surekli olarak uretilir. Cunku mitokondri denilen ve hucrelerimizin icerisinde enerji ureten organelin enerji uretme mekanizmasinin en temel kimyasal maddelerinden birisidir. Tum bu nedenlerle zararli olmasi ihtimali yoktur.


Ancak zararli olmasa bile fazla kullaniminin sorun yaratabilecegi de dusunulebilir. Ancak bu durum da pek gercekci bir tehlikeye isaret etmez. Zira bu madde tum asitler gibi eksi olup en cok da limon ve portakal gibi narenciyelerde bulunur. Sonuc olarak cokca limon yemek ne kadar kanser yaparsa E330'da o kadar kanser yapar. (Bu yazdiklarimin E330'un uretimi sirasinda almis olabilecegi muhtelif zararli kalintilarini kapsamadigini ve fakat bu tur durumlarin hemen her tur urun icin gecerli olabilecegini ve bunun urunun iceriginden bagimsiz ayri bir tartisma oldugunu belirtmek isterim)


Tum bunlari yazarken, olasi "nereden biliyorsun" tarzi sorulara aciklik getirmesi acisindan teknik bilgimi de, gereksiz oldugu halde ve ozur dileyerek belirteyim. 10 yili askin suredir Hacettepe Universitesinde molekuler biyoloji, biyokimya ve evrimsel ekoloji calisiyorum (halen EBAL bunyesinde) ve son zamanlarda da (son 1 yildir) Ankara Universitesi Tip Fakultesi bunyesindeki Molekuler Biyoloji ve Teknoloji Ar-Ge Biriminde gorevliyim.


Arkadaslar, Fen bilimlerinin gunumuzde tasidigi buyuk onem tartismasiz herkesce kabul edilen bir gercektir. Ancak tamamen batil olan soylencelerle bilimsel gerceklerin yan yana telaffuz edilmesi hepimizin uzerinde dikkatle durmasi gereken ciddi bir sorundur. Gercekler safsatalarla sulandirilmis olarak verildiginde degerlerini yitirir ve toplumun bilime olan inancini zayiflatirlar. Bu surec cogu zaman tam da bu amac icin hizlandirilir. Boylece yaratilan toz duman atmosferi gercekleri saklamanin en etkili yoludur. Insanlar siklikla "herkes baska bir sey soyluyor, bir bilimadaminin dedigi digerininkini tutmuyor, kime inanacagimizi sasirdik" seklinde yakarislarda bulunmaktadirlar. Elbetteki bunun cozumu dogrulari soyleyen o "super bilimciyi" bulmak degildir. Bence yapilmasi gereken sey kendi davranislarimiza cekin duzen vermek ve baskalarindan bekledigimiz bilimsel yaklasimi once kendi yasantimizda uygulamaya koymaktir. Ornegin ilgili yazinin kaynagi belirsizdir. Yapilan arastirmanin ne proje no'su (proje kapsamindaysa), ne de makale, poster, sozlu sunum ve benzeri bilimsel sonucuna iliskin herhangi bir atif bulunmamaktadir. Dahasi universitemizin sitesinde yaptigim tarama sonucunda hacettepe universitesinde Doc. Dr. Mustafa TURKMEN diye bir kisinin gorevli olmadigini da gordum. Internetten yaptigim tarama sonucunda da bu isimde sadece Suleyman Demirel Universitesinde Yrd. Doç. olarak gorevli bir insaat muhendisine rastladim. Tum bunlar bu sahsin olmadigi anlamina gelmese de en azindan verinin ciddi bir kaynak belirtme sorunu tasinigina isaret eder.


Aslinda grubumuza yollanan yazi http://www.oytrabzon.com/oytrabzon/modules/sections/index.php?op=viewarticle&artid=253 seklindeki linkte bulabileceginiz metnin aynisidir. Bu sitenin bilimsel yayin yapan bir icerigi olmadigi da asikardir. Dahasi buna benzer icerikte yayin yapan pek cok site bulunmaktadir. Bunlar ne yazik ki bilgisiz ama iyi niyetli bir hal ile aciklanamayacak kadar ciddi anormallikler tasiyan yayinlar yapmaktadirlar. Bu tur yayin organlarinda cikan yazilarda bilimsel terimler cogunlukla gizemli bir metinden alinma veya sanki bir buyu recetesinin satirlari gibi kullanilmakta ve olay mistifiye edilmektedir. Onerilen cozumler cogu zaman konu ile alakasiz veya en azindan gunluk yasantimizda uygulayamayacagimiz kadar sacma olmaktadir. Tum bunlar sistemi ve onun yarattigi sorunlari bilimsel bir uslup ve analitik (cozumleyici) bir yaklasimla analiz etmekten cok, kuru muhalefet yapan bir toplum yaratmakta ve bir muddet sonra kisilerde muhalif dusunceye karsi cesitli on yargilar olusmasina sebep olmaktadir. Bu ornekteki yaziya bir daha bakin lutfen; kim eline boyle bir listeyi alip alis verise cikar? Etrafinizdaki insanlarin kaci bu tur yazi ve soylevlerden sonra "amaaaan canim hic mi bi sey yemeyecegiz" seklinde tavirlar aldilar? Galiba istenilen tam da bu.


Evet gercekten de tv'de cola'nin zararli olduguna dair yayin yok. Hatta her biri insana sac bas yolduran dis macunu reklamlarinin birinde aynen soyle deniyor "ictigimiz meyva sulari gibi asitli yiyeceklerin (E330 yani  ) dislerde asit erozyonuna sebep oldugu biliniyor ve bazi gazli iceceklerin de asit erozyonuna neden olabilecegi dusunuluyor". Pes artik neredeyse cola'nın asidi faydali, portakal suyununki zararli diyecekler. Ama mesele bu degil. Eger adam orada gazli icecekler icin kotu bir sey derse davalik olma ihtimali var. Ama portakalin anasina sovse ne olur ki? Eger bizler en azindan, mesela tabipler odasi araciligiyla, dis macunlari hakkinda sacma sapan reklam filimlerinde diplomalarini konusturanlar hakkinda bir seyler yapmazsak veya yaptigi bilimsel aciklamalar nedeniyle muhtelif ureticiler tarafindan haksizca dava edilen bilim insanlarini yalniz birakirsak, yasadigimiz sorunlari sacma sapan mailler ile insanlari tedirgin ederek cozemeyiz.


Hemen belirteyim ki bence de hazir gidalar cok ciddi bir saglik sorunudurlar. Ornegin New York sehrinde normalde insan besinlerinde bulunmayan bazi yag molekullerini (teknik olarak soylemek gerekirse trans konfigurasyonlu cift bag iceren yag asitlerini) iceren margarinlerin kullanimi yasaklanmistir. Yine gidalarin omrunu uzatmak icin kullanilan besin katki maddeleri icin de pek cok tartisma vardir. Bu konularda yapilmis pek cok calismaya sciencedirect gibi ciddi bilimsel veri tabanlarinda tarama yaparak ulasabilirsiniz. Ulkemizde de kanser ve beslenme kaynakli saglik sorunlarinin artisinda batili yasam tarzinin yaygnlasmasinin rolu oldugunu dusunen pek cok arastirmaci bulmak da mumkun. Bunlarin cogu fikirlerini destekleyecek ciddi istatistiksel verilere de sahipler. Ancak yine de 'super marketlerdeki raflarin dibi' bu sorunlarin tartisilacagi en son yerdir. Bu tur tartismalari bu sacma sapan zemine suruklemek belli cevrelerin uzmanlik alanidir. Mesela henuz aktif halde iken bilim komitesi uyesi oldugum "Genetigi Degistirilmis Organizmalara Hayir Platformu"nda da benzeri olaylar yasanmisti. Oradaki en temel gozlemim bu zemin kaydirma calismasinin siklikla ve bilincle yapildigidir. Saka degil 100 milyarlarca dolar ile oynayan uluslararasi biyoteknoloji tekelleri ile ulkenizin bagimsizligi icin mucadele ediyorsunuz. Adamlar dayatmislar AB muktesebati diye 6 milyon koyluye tarimsal uretimden el cektirmeye calisiyorlar. Ama gelin gorun ki birisi cikiyor "AB projesi aldim, insanlara kendi domateslerini kendi balkonlarinda yetistirme konusunda seminer verecegiz" diyor. Sorun ne? 6 milyon issiz koylunun sehrin varoslarina yigilmasi projesi ve tarimimizin, yani yedigimiz ekmegin uluslararasi tarim tekellerine peskes cekilmesi. Cozum onerisi ne? Balkonda domates yetistirme!!! Dahasi bu surecte icerideki arkadaslarin pek coguna asil meselenin sistemi tartismak oldugunu anlatamazken, disaridaki insanlara da bilimsel gelisme karsiti olmadigimizi anlatmaya cabaliyorduk. Ancak bu esnada elinde parasi ve cogunlukla AB projesi olan gruplarin inatla yuzeysel tartismalar yaratarak meseleyi cikmazlara sureklediklerine sahit olduk.


Mevcut sorun da pek farkli degil aslinda. Cok buyuk bir hazir gida endustrisi var karsimizda. Oyleki adamin oglu yumurta isine girdi diye bahanesi bulunup koylunun tavuklari itlaf ettirilecek kadar gucluler. Dahasi olasi sagliga zararli maddeleri kar amacli olarak kullaniyorlar veya en azindan kullandiklari iddia ediliyor. Ne saglik bakanligi ve tarim bakanligi konu ile ilgili degil. Ve iste cozum: (dogrudan dogruya mailden alip koyuyorum) "Sizlere aşağıda sunduğumuz tablo alacağınız hazır gıda maddelerindeki katkılarla ilgili bilgi vermektedir. Sağlığınız için: Lütfen her hangi bir gıda maddesi satın almadan önce ambalajının üzerini dikkatlice okuyun." Olur musun oldurur musun.


Sonuc olarak benim onerilerim sunlar. 1)Ciddi bilimsel kaynak gosteremeyen hic bir metni dikkate almayin, "elmayi dusuren yer cekimidir" dese bile! 2)Hazir bilgi talep etmekten vaz gecin. Cagimiz teknik ilerlemeler cagi ve hepimizin bu konularda en azinda karar verici oldugumuz anlar icin biraz bilgi sahibi olma sorumlulugu var. Bu sorumlulugun bilincinde hareket edip her duydugumuza inanmak veya onem vermektense fikirleri once biraz elestirmeli ve kendi muhakeme gucumuze guvenmeliyiz. 3)Beslenme konusunda yapay gidalardan ciddi sekilde uzak durmali, kendi gidalarimizi kendimiz hazirlamaliyiz. Eger yasam tempomuz nedeniyle bu mumkun degilse, en azindan erginlik oncesi donemde cocuklara paketlenmis hazir gida ve seri uretilen hamburger tarzi gidalari yedirmemeliyiz. 4)Vitamin ve mineraller gibi ozel katki ve besin desteklerine cok kafayi takmadan, yeterli ve dengeli beslenmeliyiz. 5)Marketlerden degil, pazarlardan ve sehre yakin yerlerde uretim yapip kucuk miktarlarda satis yapmaya calisan yerli ureticilerden alis veris yapmaliyiz.


Elbette bu saydiklarim sorunlarimiza kalici cozumler sunmaz. O zaman listeye bir madde daha eklemek gerekir. 6)Genelde "Bilim" ozelde ise Tarim, Gida, Enerji ve Cevre gibi hayati konularda artik faaliyete gecmeli ve bu calismalarimizi bilimsel, akli (rasyonel) ve analitik (cozumleyici) bir zeminde yurutmeliyiz.Iste bunun icin de siyaset yapmaliyiz (mesela SHP'de ). Partimizin bu tur konularda politika belirlemesini bu baglamda hayati goruyorum. Dunyayi yoneten bilim ve teknoloji konusunda fikir ve politika gelistirmenin SHP'li her temel ve uygulamali bilimcinin gorevi oldugu inancindayim.


Saygilarimla

 


--

(Emeğin trajedisi burada: İnsanoğlu sosyal hayvan. İlla birisiyle konuşacak... Dinleyen varmış gibi...

H. Kıvılcımlı)

 
< Önceki

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: iYi NiYET YETMEZ !!!!! ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right