left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Diğer arrow GELECEK BATI MI?
Saturday, 11 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
GELECEK BATI MI? Yazdır E-posta
Yazar admin.-www.mudahale.net   
Friday, 30 May 2008

Bu dosyanın iki temel sorusu var. Birincisi “Gelecek Batı mı?”; diğeri ise “Doğu’nun devrimci dinamikleri var mıdır?”. Bu iki soru birbirine bağlı. Birine “evet” diyen, diğerine “hayır” diyecektir. Gelecek kapitalizm ise, kapitalizm son noktasına kadar götürülecekse, bu emeğin ve daha doğrusu insanlığın sonu değil mi? Metalaştırmanın ve nicelleştirmenin son noktası, ufalanma ve yok oluş değil mi? Sosyalizme en yakın coğrafya kapitalizmde en ileri gitmiş coğrafya mıdır, yoksa kapitalizm tarafından en az kirlenmiş coğrafya mı? Okuyacağınız dosyada bu konuları tartışıyoruz.
Bu dosyanın iki temel sorusu var. Birincisi “Gelecek Batı mı?”; diğeri ise “Doğu’nun devrimci dinamikleri var mıdır?”. “Batı” derken kapitalist-emperyalist sistemi, “Doğu” derken de ezilen halkları kastettiğimiz anlaşılıyordur. Dünyadaki bu temel bölünmenin taraflarını, yoğunlaştıkları coğrafyaların adıyla ifade ettik. Bir bakıma Venezüella Doğu’da, Japonya ise Batı’dadır. Öte yandan, safların önderlik merkezlerini göz önüne aldığımızda, “Doğu-Batı” tanımlaması pek de yanlış olmuyor.

Bu iki soru birbirine bağlı. Birine “evet” diyen, diğerine “hayır” diyecektir. Birincisine “evet”, ikincisine “hayır” demek kolay; kervana katılırsınız. Üstelik arkanıza trilyonlarca doların gücünü, “kitle maymunlaştırma araçları”nın yarattığı ideolojik hegemonyayı ve muazzam bir savaş mekanizmasını da alırsınız.

Tam tersi yolu seçer de birincisine “hayır”, ikincisine “evet” derseniz, vay halinize! Arkanızda sadece “tarih bilinci”, “karşılıksız emek” ve “yaşam sevinci” gibi kavramları bulabilirsiniz. Beş para etmez şeyler! Ama işte gücünü de bu “beş para etmez”liğinden alır. Yukarda sözünü ettiğimiz temel bölünme, başka bir düzlemde, metalaştırılamayan, nicelleştirilemeyen, piyasaya düşürülemeyen değerlerle pazara düşmüş değerler arasındaki çelişki ile de çakışır.

“İnsanlık” ile “insan” arasındaki çelişki gibi…
İtiraz gelecektir. Bir açıdan baktığınızda, uygarlık tarihi metalaştırma tarihidir. Ne kadar çok şeyi metalaştırabilirseniz, o kadar “ilerler”siniz. Uygarlık “bedavacılığa”, “karşılıksızlığa” karşıdır. Metalaştıra metalaştıra ilerlemiştir uygarlık. Ürünü metalaştırmıştır, toprağı metalaştırmıştır, emeği metalaştırmıştır; ilerlemiştir. Öyle “uygar” bir noktaya ulaşmıştır ki bugün, duyguları bile, en özelimizi bile metalaştırmaktadır. Elektronik devrimle iletişimimizi, biyoteknolojiyle genlerimizi, nanoteknolojiyle atomları, nöroteknolojiyle sinir sitemimizi ve bilinçaltımızı bile metalaştıracak düzeyde uygarlaştık. Duygularımız, iletişimimiz, genlerimiz, atomlarımız ve beynimiz de piyasadadır artık! Böyle bir uygarlık tarihi yazılıyor, öğretiliyor ve dayatılıyor.

Biz bu “resmi” tarihi reddediyoruz. İsterseniz “Doğulu tavrı” deyin, aşağılayın. Aynı tarihi başka bir bakış açısıyla yazıyoruz. Uygarlık tarihi, metalaştırılmaya karşı mücadelenin tarihidir. Bu açıdan bakıldığında bambaşka bir tarih çıkıyor karşınıza. Ve tabii, bambaşka bir gelecek…

Hangi tarih gerçek? Hangi gelecek daha olası? Ezenler mi kazanacak, ezilenler mi? Yönetenler mi kazanacak, yönetilenler mi? Sermaye mi kazanacak, emek mi? İddiamız, birincilerin kazanmasının olanaksız olduğudur. Çünkü ezenleri ezilenler yarattı, yönetenleri yönetilenler, sermayeyi de emek. Kulları tanrılar değil, tanrıları kullar yarattı. Yaratan, yenilir mi hiç?
Emeksiz bir sermaye olabilir mi? Sermaye zaten, metalaştırma yoluyla el konulmuş emek değil mi? Gelecek kapitalizm ise, kapitalizm son noktasına kadar götürülecekse, bu emeğin ve daha doğrusu insanlığın sonu değil mi? Metalaştırmanın ve nicelleştirmenin son noktası, ufalanma ve yok oluş değil mi? İnsan, türünün devamını korumak için, bir noktada, bu metalaştırma fetişizmine dur demek zorunda değil mi?

Meta-insan, bir insan mıdır, yoksa meta mı? Bütün etkinlikleri metalaştırılmış, bütün nitelikleri nicelleştirilmiş bir varlığa, insan denebilir mi? Metalaştırılamamış, nicelleştirilememiş, piyasaya düşürülememiş, aynılaştırılamamış neyiniz kalmışsa, o kadar insansınız…

Bu nedenle iddiamız, insanlık tarihinin, ezilmeye, sömürülmeye, yönetilmeye, metalaştırılmaya karşı mücadelenin tarihi olduğudur. İnsanlık böyle bir tarih yazmanın eşiğine gelmiştir.

Bugüne kadar tarihi yapanlar tarihi yazamadı. Tarihi kullar yaptı, ama tanrılar yazdı. Savaşı askerler yaptı, ama komutanlar yazdı. Ezilenler yaptı, ezenler yazdı. Emek yaptı, sermaye yazdı. Bu nedenle hep çarpıtılmış ve yanlı bir tarih oluştu. Öyle bir noktaya geldi ki bu çarpıklık, yazanlar yapanlardan kurtulmak istiyor. Olanaklı mı? Yapanlar yok olursa, ne yazacaksınız? Gerçeklik yok olursa, sanallığınız da yok olmaz mı? Mutlak sanallık yok oluş değil mi? Bu çelişkiyi çözmenin yolu, yapanlar ile yazanların aynı olması değil mi?
İnsanlık yok olmamak, sanallaşmamak, mutlak anlamda metalaşmamak, nicelleşmemek istiyorsa, “gelecek kapitalizm mi?” sorusuna “hayır!” yanıtını vermek zorundadır. Yoksa galiba Darwin’in Evrim Kuramının kuralları işleyecek. Doğa, kendisine bu kadar ters düşmüş bir varlığı kaldıramaz ve “seçmez”, söküp atar!
***
Sosyalizme en yakın coğrafya, kapitalizmde en ileri gitmiş coğrafya mıdır? Yoksa tam tersi mi? Tarih dümdüz bir çizgi biçiminde mi ilerliyor? Bunu iddia etmek, tarihi sınıf mücadeleleri tarihi olarak anlamamak demek. Ve aslında olguları hiç dikkate almamak demek.
Sosyalizme ulaşmak için kapitalizmi sonuna dek yaşamak gerek ve bu nedenle kapitalizmi desteklemek gerek deniyor. Peki ama bu mantığı doğru kabul edip düşünürsek, kapitalizmin de kendisinden önceki üretim tarzının en ileri gittiği coğrafyalarda oluşması gerekmez miydi? Haraçlı üretim tarzının en ileri gittiği yerler neresiydi? Asya’nın geniş toprakları, Ortadoğu ve Anadolu, en büyük haraçlı imparatorlukların anavatanı değil mi? Kapitalizm neden buralarda değil de, haraçlı üretim tarzının çevresinde kalmış, oldukça zayıf bir haraçlılık geliştirebilmiş coğrafyada, yani Avrupa’da ortaya çıktı? Tarih düz bir çizgi ile ilerliyorsa, kapitalizmin Çin, Hint, Pers, Ortadoğu veya Anadolu’da ortaya çıkması gerekmez miydi? Sosyalizme ulaşmak için kapitalizmin sonuna dek yaşanması gerektiği iddia ediliyor da, kapitalizme ulaşmak için neden haraçlılığı sonuna dek yaşamak gerekmiyor?

Demek ki tarih, Batı-merkezcilerin iddia ettikleri gibi düz bir çizgi ile ilerlemiyor. Hatta düz bir çizgi ile ilerlememek genel bir kural gibi. Çok ilerlemek, geride kalmayı getiriyor. Geride kalmak, ileriye sıçramanın ön koşulu olabiliyor. Tarihin akışı aritmetikle çözülemiyor, daha yüksek bir matematik gerek.

Sosyalizme en yakın coğrafya kapitalizmde en ileri gitmiş coğrafya mıdır, yoksa kapitalizm tarafından en az kirlenmiş coğrafya mı? Devrimci dinamikler hangisinde daha fazladır; kapitalizmde en ileri gitmiş olanda mı, kapitalizmle fazla kirlenmemiş olanda mı? Bu soruya teoriyle yanıt vermeyelim, olgulara bakalım. En güçlü ve en uzun soluklu kapitalizmi aşma girişimleri nerelerde oluştu? ABD, İngiltere, Fransa veya Almanya’da mı? Yoksa Rusya ve Çin’de mi? “Doğu’nun devrimci dinamikleri var mıdır?” sorusuna yanıt ararken, salt teoriden değil, biraz da olgulardan yola çıkarsak, daha doğru sonuçlara ulaşabiliriz belki. Marx da olgun çağlarında bu soruyla karşı karşıya gelmiş, olguları incelemiş ve bir bilim insanı sorumluluğuyla ezberini bozmaktan çekinmemiş. “Rusya’nın sosyalizmi ulaşması için, kapitalizmi sonuna dek yaşamasına ne gerek var” deyivermiş. İlk güçlü kapitalizmi aşma girişimine önderlik eden Lenin ise şu özlü sonuca ulaşmış: “Geri Avrupa, İleri Asya”.
Devrim yapmak isteyen, devrimci dinamiği buluyor; Kaf Dağının arkasında olsa bile.
Okuyacağınız dosyada bu konuları tartışıyoruz. Bir sayıda çözümlenecek konular değil, gelecek sayılarımızda da tartışmaya devam edeceğiz.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: GELECEK BATI MI? ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right