left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Diğer arrow SOL-LİBERALİZMİN DOĞASI
Friday, 10 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
SOL-LİBERALİZMİN DOĞASI Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Kemal Coşkun-RADİKAL2   
Tuesday, 27 May 2008

 

 


Daha en başından belirtmek gerekirse Türkiye'de devletin yapısı, işleyişi ve toplumla ilişkilerine da-'ir egemen söylem, devletçi-kuramsalcı yak­laşımıyla toplumsal sınıf ilişkilerini, sınıf müca­delelerini analiz dışında bırakır ve genel olarak devle­ti sadece siyasal güç ilişkileriyle açıklamaya yönelir. Bu tür bir yaklaşımın altında yatan temel etken, ekonomi ve siyasetin birbirlerinden ayrı birer faaliyet olduğu düşüncesinden başka bit1 şey değildir. İşin daha da önem­li yanı, gerek sağ-liberal gerekse sol-liberal söylemle­rin bu noktada benzer tavırlar takınmasıdır. Zira her iki­si de Türkiye'de yaşanan ekonomik sorunların nedeni ola­rak devletin ekonomiye müdahalesini, devlet ve toplum arasında demokratik İlişkilerin kurulamamasının nedeni olarak da bürokrasiyi görür. Dolayısıyla günümüzde si­yaset bilimi literatüründe egemen eğilim, devlet toplum ilişkilerinin dikotomik bir perspektifle ele alınmasıdır. Çok bilinen "merkez-çevre" yorumunda olduğu gibi. Bu ise, hem sınıf ilişkilerinin ve mücadelelerinin dikkate alın­mamasına hem de devlet-toplum ilişkisinin farklı tarihsel dönemlerde aldıkları biçimin ve bunun arkasındaki di­namiklerin göz ardı edilmesine sebep olduğu için sığ ve sorunlu bir bakış açısıdır.

 


Bu-noktada hiç de haksızlık yapmadığımızın en gü­zel örnekleri, Radikal İki'nin sayfalarında sıkça rastlanan sol-liberal yorumlardan başkası değildir elbette. Zira sol liberal bir bakış açısını tanımlayan, bu bakışın doğasını yansıtan birkaç temel unsur vardır. Bunlardan birincisi, ekonomik hayat ile siyaset arasına bir sınır çi­zilmiş olmasıdır. Bu durumda demokrasi, piyasa ilişki­lerinden, ekonomik politikalardan apayrı bir olgu ola­rak görülecektir. Bu tür bir yaklaşımın zorunlu sonu­cu, aslında her İkisi de başka türden gericilikler üre­ten AKP'nin liberal-muhafazakârlığının, CHP'nin ulusalcı-statükocu yaklaşımından daha "ilerici" görül­mesinden başka bir şey olmayacaktır. Oysa bugün CHP gerici politikalar üretiyor, ama bu gericilikte AKP de onunla yarışıyor. Zira AKP, piyasa ekonomisinin ge­reklilikleri ve zorunlulukları, yani egemen sınıfların İh­tiyacı olan her ne ise onu, sadece onu uyguluyor, bu da yoksulluğun, gelir farklılıklarının vb. baş nedeni olarak ortaya çıkıyor. Kaldı ki, ekonomik hayatta, çalışma ha­yatında, mülkiyet ilişkilerinde demokrasi olmadan si­yasette demokrasi olmaz/olamaz. Eğer böyle olmasaydı, bir taraftan 301 değiştirilip sözüm ona daha demokratik hale getirilirken diğer taraftan emekçilerin temel hak­larının birçoğunu gasp eden SSGSS yasası Meclis'ten geçirilmezdi. Böylesi bir politika gericilik değildir de nedir? Kaldı ki, bir taraftan »benim temel dünya gö­rüşüm Marksizm'in sınıfsal ve diyalektik yaklaşımıdır" (B. Oran, Radikal İki, 18.05.2008) denilirken, diğer taraftan üniversitelerin paralı hale getirilmesini sa­vunmak (13.01.2008), Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçildi diye "Türkiye çok iyi gidiyor" (02.09.2007) yo­rumları, ya da ne bileyim, "Türkiye'nin İyi yönetimi"


çağrılarında bulunmak (F. Keyman, 21.01.2007) yu­karıda bahsedilen ekonomi ve siyaset arasındaki bağın koparılmasından kaynaklanan bir eksik ve yanlış yo­rumdan başka bir şey değildir.

 


Kemalizm saplantısı

 


İkinci unsur, sol-liberalizmin Kemalizm'e karşı duy­muş olduğu saplantıdan ibarettir. Nitekim tarih, bir kez devlet ve sivil toplum arasındaki bir mücadele olarak gö­rüldüğünde, bütün antidemokratik uygulamaların ve bas­kıcı devlet anlayışının temel kaynağı olarak Kemalizm gösterilir. Sanki ceberut devlet sorunu egemen sınıfla­rın ihtiyaçlarından, politikalarından, daha doğrusu he­gemonik bir güç olamamasından kaynaklanmıyormuş gi­bi. Böylece sınıflardan ayrı bir devlet ve onun ideoloji­si olan Kemalizm tanımıyla karşılaşırız ki, egemen sı­nıfları bile böylesi bir Kemalizm karşısında mazlumU) gösterme başarısı sol-liberallere aittir. Dolayısıyla, as­lında hakim sınıfların fikirlerinin aynı zamanda egemen fikirler olacağı da böylece gözlerden kaçırılmış olur.

 


Üçüncüsü, sol-liberalizmin kapitalist dünya ekono­misiyle, daha doğrusu emperyalizmle bütünleşme po­litikasıdır ki, en basitinden AB gibi emperyalist bir or­ganizasyona üyelik savunusu ya da Türkiye-AB, Türkiye-ABD ilişkilerine vermiş olduğu önem bunun gösterge­leridir. Ne var ki, bir taraftan emperyalizmle bütünleşmek isteyen bir sol-liberal, diğer taraftan ulusalcı­ları "faşistlik" I e suçluyor, dolayısıyla Poulantzas'm ke­miklerini sızlatıyor: "Emperyalizmden söz etmek is­temeyen birinin faşizm konusunda ağzını açmaması ge­rekir" (Poulantzas, Faşizm ve Diktatörlük, s: 27).

 


Ve nihayet dördüncüsü, demokratikleşme ya da ken­di deyişleriyle ceberut devlet anlayışının yıkılması yoluyla, kapitalist devletle uzlaşma ve onu muhafaza etme poli­tikasıdır. Bunun sonucu İse, ister istemez sınıflar arası bir barış ilan etme ve reformlar aracılığıyla toplumsal barış üretmeye çalışmaktan başka bir şey değildir.


Tüm bunlardan dolayı, Sungur Savran'ın Radikal İki sayfalarında (11.05.2008) sol-liberallere yaptığı çağrı pek haklıdır ve büyük önem taşıyor. Çünkü; (1) Türki­ye'nin gittikçe iyiye gittiği söylemi bir safsatadan başka bir şey değildir, (2) Daha da önemlisi, bugün ulusalcı­lık ne kadar gericiyse, muhafazakâr AKP de o derecede gericidir, (3) Solcular/sosyalistler/Marksistler, siyasal alanda oluşmuş Batıcı-laik kamp ya da liberal-muhafazakar kanattan birine yedeklenmek durumunda değildirler, (4) Ya solcu ya da liberal olunabilir anla­mında değil fakat, sol-liberalizmin, olsa olsa liberalliğinin izin verdiği ölçüde solcu olabileceği gözden ka­çırılmamalıdır, (4) Ve en önemlisi, şu merkez-çevre iki­leminden, daha doğrusu "çevre merkeze geldi/ ülke de­mokratikleşme yoluna girdi" "ezberinden" kurtulma zamanı gelmiş de geçiyor.

 

 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: SOL-LİBERALİZMİN DOĞASI ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right