left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Mehmet Özgür arrow AYDINLANMANIN EN KARANLIK ÇOCUĞU ŞAFAKLA YOKOLACAK
Saturday, 19 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
AYDINLANMANIN EN KARANLIK ÇOCUĞU ŞAFAKLA YOKOLACAK Yazdır E-posta
Yazar Mehmet ÖZGÜR   
Tuesday, 27 May 2008

 


Aydınlamanın çocuğu sanayi devrimi, sanayi devriminin çocuğu ise kapitalizmdir. Burjuvazi tarih sahnesine çıktığında bilimin en üst düzeye ulaştığı, insanın yeryüzünü hâkimiyetinin hiç olmadığı kadar sağlandığı bir süreç yaşanmıştır. Aydınlanma bilimde, teknolojide ve sanatta insanlık tarihinde çığır açmıştır.

 Ama aynı aydınlanma bilimin atom bombasına döndüğü, teknolojinin insanlık için değil kar için kullanıldığı, yeryüzünün tüm kaynaklarının toplu bir yok oluşa götürüldüğü bir süreci de yaratmıştır. Kısacası aydınlanma kendi karanlık çocuğu kapitalizmi de yaratmıştır.

Kapitalizm, yaşamın her alanına sinmiş, hayatımızı zehir eden, toplumu bütün olarak sinsi korkular yumağıyla sarmaya çalışan bir sistemin adıdır. Kendi değerlerine endeksli yaşamaya zorlayan, insanlığın doğuşundan beri biriktirdiği bütün değerleri altüst eden bir düzendir.

Gelmiş geçmiş en iyi düzen olduğunun dayatılması insanlığa ağır bedeller ödettirmektedir. Bu bedellerse ancak ve ancak korku üreten bir toplum yaratılabilir. Bunun bilinciyle burjuvazinin en büyük ustalığı korku üreten bir toplum yaratmasıdır.

İnsanlık tarihi ataerkilliğin ve özel mülkiyetin gelişmesinden beri, baskının tarihidir. Ancak tarihin hiçbir döneminde köle emeğinin acımasızca sömürüldüğü dönemde bile, bir köle hastalanmayacak, açlıktan ölmeyecek kadar besin, barınma imkânı bulabilirken, kaçmadığı sürece sahibi tarafından öldürülmemekte iken. Kapitalizmde ise insanların açlıktan kemiklerinin gözüktüğü, sokaklarda her türlü saldırıya açık çöplüklerden beslenen bir yeni tipte sömürü ortamı yaratılmıştır.

Bu yeni tipte sömürü aynı zamanda yeni tipte bir köle ruhunu da beraberin de getirmiştir. Kişiliği, kanaati ve başkaldıracak cesareti olmayan, uyum sağlamış insan. Duyarlılığın, paylaşımın ve sevginin peşinde boş yere dolaşmak yerine kendisine yedek tatminler bulan; soyutlanmış insandır.

Bu bir ölüm kültürüdür, yaşarken ölme kültürüdür. Sonsuz bir ihtiyaç sonsuz bir tüketim arzıyla maskelenmiş insanın insan olmasından gelen maddi olmayan tamamen hayati ihtiyaçlarının bastırılmasının inanılmayacak derecede karmaşık yöntemlerle örgütlendiği bir kültürdür.

Ruhsal acılarının çoğu kez üstü örtülmüş, tüketim kültürüyle mutluluk süsü verilmiş insanda; başkalarının kendisi hakkında ne düşünebileceği korkusu, konuşma korkusu, amirlerden ve rakiplerden, üniformalardan ve kurumlardan duyulan korku, cinsel ilişki öncesinde ve sırasında beliren korku, başarısızlık ya da hastalık korkusu vb hâkimdir.

Bu korku, kapitalizmin malıdır, yalnızca onun ürünü olarak değil, aynı zamanda onsuz her şeyin çökeceği fikrinin yapıtaşı olarak da bu sisteme aittir. Bugün devrim yapsanız açık otoriter yapılar hızla ya da yavaş yavaş ortadan kalksa bile, yayılmasını sürdürecek daha derinlerde yatan bir korkudur.

Genel kar güdüsüyle örgütlenmiş toplumsal örgütlenme; doğal gelişmenin, yaşamanın ve sevginin ilk ve önce olan yasallığıyla karşı karşıya gelmiş durumdadır. Ayrıca hayatımızın kendisiyle ve var olmasıyla kazanılmış bütün haklarla temel bir çatışmaya girmiştir.

Bireylerin tek başına düzeni suçlama ve mücadelesiyle daha iyi bir dünya kurmanın yeterli olmadığını sınayarak öğrendik. Kendi hayatımız kadar toplumun hayatını değiştirebilmek topluma ikna edici bir alternatif sunabilmek için ihtiyaç duyduğumuz pozitif içerik ve hedeflerin gelişmesinde yoğunlaşmamız ve bunların hayatın gerçekliği ile örtüşmesi gerekmektedir.

Bu bir sızlanma ve kendine acıma çağrısı değil; değiştirmeye yönelik bir davettir. Bunun için dıştan gelen, insanın kendisine yabancı olan, ruhuna işlemiş baskı yapılarının, yüzyıllarca sürmüş vesayetinin henüz son derece güçlü olduğunun bilincine varmamız gerekmektedir.

Yüzyıllarca sürümüş vesayet ve baskıdan bizi kurtaracak olan yollar çok dolambaçlı çelişkidir. Hayallerimizde canlandırdığımız güzel günlerde yaşamak düşü yani kurtuluş, henüz elimizde tutacağımız kadar yakınımızda değil.

Reddetme, direnme ve yeniden kurma konusunda kararlıyız. Toplumsal kurumlara ve otoritelere verilecek hesabımız yok; kendimize ve bizimle birlikte yola çıkmış arkadaşlarımıza karşıdır hesabımız. Öyleyse güzel insanı yaratacak yolda korku sarmalını yenip ütopyamızı hayatın her alanına çözümle sunacak şekilde yenilemek ve hayatın her alının da yeşertmemiz gerekmektedir.

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: AYDINLANMANIN EN KARANLIK ÇOCUĞU ŞA... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right