TUNCAY ÖZKAN’A AÇIK MEKTUP
Sayın Tuncay Özkan,
Siz, önce gazeteci yazar olarak tanındınız. Daha sonra Kanal D televizyonunda Cüneyt Arcayürek’le yaptığınız Politika Durağı programları ilgi odağı oldu. Üç yıl önce Kanaltürk televizyonunun sahibi olmanızla medyada etkinliğiniz arttı.
14 Nisan-13 Mayıs 2007 tarihleri arasında, milyonların katılımıyla yapılan Cumhurıyet Mitinglerindeki ateşli konuşmalarınızla ününüz doruğa çıktı.
İdealiniz, İlkeleriniz
Sayın Tuncay Özkan,
Bir yıl önce şöyle söylemiştiniz:
“Bundan 2 yıl öncesine kadar çok zengin biriydim. 17 milyon dolarım vardı. Bir ideal uğruna Kanaltürk’e yatırdım.”1
Peki, idealiniz neydi?
Söylemlerinizden, idealinizin şu ilkelerinizi gerçekleştirmek olduğunu anlıyoruz:
- Mustafa Kemal’in büyük ahlakının doğurduğu laikliği savunmak.2
- Hayatınızı, barış kültürünü yüceltmeye adamak.3
- Demokrasiyi, insan haklarını, çoğulculuğu, vatanı ve namusu korumak.4
İlkelerinizi gerçekleştirme yolunda, Eylül 2007’de ‘Biz Kaç Kişiyiz’ sloganıyla başlattığınız kampanyada vatandaşlara şöyle bir çağrıda bulundunuz:
“Yobazlığa, softalığa, gericiliğin işgaline karşı zafere kadar direnişe çağırıyorum. Ulusalcıları, solcuları, sağcıları, yurtseverleri, milliyetçileri, vatan, ahde vefa diyenleri çağırıyorum. Artık milyon milyon bir araya gelmeye çağırıyorum.”5
Bu girişiminizle, “21. yüzyılın en büyük sivil toplum hareketini” gerçekleştirmeyi hedeflediğinizi açıklıyordunuz.
AB Karşıtlığı
Sayın Tuncay Özkan,
Emperyalizme, kültür emperyalizmine ve AB’ye karşı çıktığınızı söylüyorsunuz.6 Televizyon programlarınızda yapmış olduğunuz AB eleştirilerini de, AB karşıtlığınızın kanıtı olarak öne sürüyorsunuz. Oysa her eleştiri, her zaman karşıtlık anlamına gelmez. Çoğu zaman, eleştirilen kişi ya da kurumun eksiklikleri vurgulanıp daha iyi, daha etkili olması arzu edilir.
Medyada AB’yi eleştirenlerin hemen hemen tamamını bu sınıfa sokabiliriz. AB’yi eleştirip, AB karşıtıymış gibi bir izlenim yaratarak okuyucularına şirin görünmek isteyen nice ünlü köşeyazarlarını ve akademisyenleri bunların arasında sayabiliriz. Burada sadece iki örnek veriyorum.
- “Çünkü bizi yönetenler AB’den korkuyor…Çünkü bunu AB istiyor. AB, Türkiye Cumhuriyeti ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor.”7 diye yazarak, sözde AB eleştirisi yapıp, AB’ye tepkisi yükselen halkımıza sanki AB karşıtıymış gibi görünen Emin Çölaşan, 13.06.2006’da şöyle diyordu: “AB’ye evet, ama onurumuzla gireceksek.”8 Sırası geldiği için yazıyorum, AB’ye onurlu girmek diye bir kavram yoktur. AB’ye evet, ama onurumuzla girelim diyenler, AB’nin en onursuz yanlılarıdır!
- Prof. Dr. Erol Manisalı, AB’nin Türkiye’yi ‘bekleme odasında iğfal ettiğini’ ve AB’nin Türkiye’ye ‘kuma gözüyle baktığını’ söyleyerek Avrupa Birliği’ni eleştirmiştir. Cinsellik üzerine kurulan bu iki söylem, halkımızın büyük bir çoğunluğunu, Erol Manisalı’nın AB karşıtı olduğuna inandırmıştır. Oysa gerçeğin hiçte öyle olmadığını Erol Manisalı’nın kendisi, 13.02.2007 tarihinde CNN Türk televizyonunda konuk olduğu bir programda şöyle açıklamıştır: “AB’nin bütün kriterlerini kabul ediyorum. Ancak bizi de Polonya, Bulgaristan ve diğer adaylar ile bir tutmalılar ve üyelik tarihi vermeliler. Ben, üyelik verilmeden dayatılan kriterlere karşıyım.” İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde AB’nin Erasmus Programını uygulayan Prof. Dr. Erol Manisalı, AB yanlısıdır. AB’ye dönük eleştirilerini, gördüğü eksikliklerin düzeltilmesi amacıyla yapmaktadır.
Sayın Tuncay Özkan,
Sizin bugüne kadar Kanaltürk’te yapmış olduğunuz AB eleştirileri, daha çok AKP iktidarına yönelik siyasi söylemlerdi. Siz hiçbir zaman, hangi koşulda olursa olsun AB’ye karşı olduğunuzu söylemediniz. Siz hep, AKP iktidarı karşıtlığını vurguladınız. AKP’ye karşı CHP’yi açıkça desteklemeniz de sizin aslında AB karşıtı olmadığınızın en açık kanıtıdır. Eğer gerçekten AB karşıtı olsaydınız, AKP iktidarına karşı olası bir CHP iktidarını savunmazdınız. Çünkü CHP’nin de tıpkı AKP gibi AB yanlısı olduğu, AB Mandasını savunduğu tartışılmaz bir gerçektir. Bu gerçeği görmek için başkalarının söz ve yorumlarına gerek yoktur, CHP’nin kendi yayınladığı 630 sayfalık “Tam Üyeliğe Evet, Özel Statüye Hayır” adlı kitabı okumak yeterlidir.
Mine Kırıkkanat’a Kanaltürk’te AB Yanlısı Program
Sayın Tuncay Özkan,
16 Eylül 2007’den bu yana her hafta Pazar günü, Mine Kırıkkanat Kanaltürk’te AB yanlısı bir program yapmaktadır. 52 hafta sürecek olan bu programı, söylenene göre AB, 74 bin Avro ile desteklemektedir.
‘Ulusalcı, AB karşıtı’ olarak nitelendirdiğiniz Kanaltürk’te AB yanlısı program yapan Mine Kırıkkanat’ı kısaca tanımakta yarar vardır.
Tam adı, Mine Gökçe Kırıkkanat Soulnier olan Mine Kırıkkanat, Notre Dame de Sion Kız Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü mezunudur. Yakın çevresinin izlenimlerine göre, Fransız eşiyle, bu ülkenin pasaportunu almak için evlenmiş, görgü şahitlerine göre, ‘Fransız pasaportu aldığı gün sevincinden havalara zıplamıştır!’9
Mine Kırıkkanat, Atatürk Havalimanı’na indikten sonra sahil yoluyla İstanbul’a girerken gördüğü manzarayı şöyle anlatmaktadır:10
“Don paça soyunmuş adamlar geviş getirerek yatarken, siyah çarşaflı ya da türbanlı, istisnasız hepsi tesettürlü kadınlar mangal yellemekte, çay demlemekte ve ayaklarında ve salıncakta bebe sallamaktadırlar. Her 10 metrekarede, bu manzara tekrarlanmakta, kara halkımız kıçını dödüğü deniz kenarında mutlaka et pişirip yemektedir. Aralarında, mangalda balık pişiren tek bir aileye rastlayamazsınız. Belki balık severler, pişirmeyi bilseler, kirli beyaz atletleri ve paçalı donlarıyla yatmazlar, hart hart kaşınmazlar, geviş getirip geğirmezler, zaten bu kadar kısa bacaklı, bu kadar uzun kollu ve kıllarla kaplı olmazlardı!”
Mine Kırıkkanat, Türk halkını aşağılamanın da ötesine geçmekte, Türk halkından nasıl nefret ettiğini anlatmakta, açıkça ırkçılık yapmaktadır.
Mine Kırıkkanat’ın yukarıdaki söylemini ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmek mümkün değildir. Çünkü ifade özgürlüğünün beşiği olarak gösterilen Avrupa’da, ‘nefret saçan konuşmalar’ ifade özgürlüğü dışında bırakılmıştır.11
Mine Kırıkkanat, camilerin ışıklandırılmasını, ‘irticanın ışıklandırılması’ diye niteleyen, laiklik konusunda yapılan bir açık oturumda ‘Biz zaten Allah’ı kamu alanlarından çıkartmak, hatta kovmak istiyoruz’ diyen, Fransız TV5 kanalında İslam hakkında yapılan bir programda, ‘İslam yanlış anlaşılıyor’ tartışması üzerine, ‘Bu kadar yanlış anlaşılan bir din yanlıştır!’ diyerek masayı yumruklayan12 yaman bir Hıristiyan AB Mandacısıdır.
Fransız pasaportlu Mine Kırıkkanat, Fransız yasalarının ‘Dinci ve ırkçı nefreti ifade eden yazı yazılmasını ya da halka bu yönde konuşulmasını’ yasakladığını bilmiyor olabilir mi?13
Sayın Tuncay Özkan,
Türk halkına karşı kin ve nefret dolu olan, faşist ve ırkçı bir üslupla yazan Mine Kırıkkanat’a Kanaltürk’te ‘AB karşıtı’ program yapmasına izin verişinizi şöyle anlatıyorsunuz:
“Mine Kırıkkanat bana, ‘Ben Kanaltürk’te böyle farklı bir program yapabilir miyim?’ dedi. Ben de olur dedim. Niye? Çünkü biz hep AB karşıtı program yapıyoruz ama mümkün olduğunca karşı görüşlere de yer veriyoruz. Böyle bir program da bizim karşı düşünceye verdiğimiz önemi ortaya koyar.”14
Sayın Tuncay Özkan,
Türk Milletini toptan aşağılayan, faşist ve ırkçı eğilimleri özendiren Mine Kırıkkkanat’a televizyonunuzda bir yıl sürecek programlar yaptırmanız, savunduğunuzu söylediğiniz; Mustafa Kemal’in büyük ahlakının doğurduğu laiklik ilkesiyle bağdaşmamakta, hayatınızı barış kültürünü yüceltmeye adamışlığınızla uyuşmamakta, demokrasiyi, insan haklarını, çoğulculuğu, vatanı ve namusu korumak amacınızla örtüşmemektedir. Hem bakın, Mine Kırıkkanat kendisine Kanaltürk televizyonunda program yapmasına izin verişinizi nasıl yorumluyor:
“AB taraftarı bir gazeteci olarak Türkiye’nin bu topluluğa AKP’lilerle değil, ulusalcıları bu projeye dahil ederek girmemiz gerektiğini düşünenlerdenim. Tuncay Özkan’nın nasıl bir ulusalcılı olduğunu Türkiye biliyor. Ben milliyetçi bile değilim. Ama biz bu insanları yanımıza almadan AB’ye giremeyiz. AB’ye de Türkiye’de ulusalcı bir kanalın böyle bir programa ekranda yer verdiğini göstermek önemliydi. Demokrasi budur: ‘Milliyetçi’ Kanaltürk, AB yanlısı bir programa ve AB yanlısı bizlere yer açtı. AB de, beğendiği bir projeyi ‘milliyetçi’ Kanaktürk’te destekledi.”15
Sayın Tuncay Özkan,
Bu ifadeden çıkan, hiç tartışılamaz gerçek şudur: Mine Kırıkkanat, AB’den aldığı parasal destekle Kanaltürk’te AB yanlısı propaganda yapacaktır. Dikkat ediniz, AB hakkında bir programdan söz etmiyor Mine Kırıkkanat, açıkça ‘AB yanlısı bir program’ diyor. Sizin bilmemeniz mümkün değil, Avrupa’nın saygın televizyon kanallarının hiçbirinde, ticari reklamlar ve genel seçim dönemleri hariç, propaganda amaçlı bir yıl sürecek dizi programlara asla rastlanamaz!
Peki, tek yanlı AB propagandası yapılmasının, demokrasinin bir gereği gibi gösterilmesini izleyicileriniz nasıl karşılayacaktır?
Önerim: Kanaltürk’te ‘AB Gerçekleri’ Adlı Bir Program
Sayın Tuncay Özkan,
Kanaltürk televizyonunda, ‘AB Gerçekleri’ adlı bir dizi program yapmak istiyorum. Elbette her isteyene televizyonunuzda program yapmasına izin veremezsiniz. Bu nedenle, AB konusundaki bilgi ve birikimim hakkında kısaca bilgi sunuyorum:
- Avrupa Birliği (AB) hakkında tamamı çok sağlam belgelere ve kaynaklara dayalı bir kitap yazdım. “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi”. İstanbul’da AsyaŞafak Yayınları tarafından yayınlanan bu kitabım, ilk çıktığı Kasım 2006’dan bugüne kadar 5 baskı yaptı. Kitabım hakkında ülkemizin saygın yazarları; Bertan Onaran, Oktay Akbal, Orhan Birgit, Vural Savaş, Öner Yağcı, Hasan Hüseyin Yalvaç, Dr. Ramazan K. Kurt, Halit Payza, Hüseyin Laptalı, Cazim Gürbüz ve Rozerin Bolluk övgü dolu yazılar yazdılar, okuyucularına da okumalarını önerdiler.
- Türkiye’nin çeşitli yerlerinde Avrupa Birliği ile ilgili otuzu aşkın konferans verdim. Dinleyiciler, anlattıklarımı hep büyük ilgi ve şaşkınlıkla dinlediler. Ulusal televizyon kanallarında da konuşmamı, AB hakkında anlattıklarımı tüm Türk halkına duyurmamı önerdiler. Hatta bunlardan Adana-Tarsus’ta konuşmalarımı dinleyen yaklaşık 150 kişi bir araya gelmişler, adları, adresleri, telefon numaraları ve imzaları bulunan bir dilekçeyi size gönderip, televizyonunuzda bana da fırsat vermenizi istemişler. Öğrendiğime göre, onlara hiçbir cevap vermemiş, hatta ısrarla aramalarına rağmen telefonlarına da çıkmamışsınız.
- Kanal B, Ulusal Kanal, Kanaltürk (Ceviz Kabuğu Programı), Mesaj TV ve Meltem TV gibi yaygın televizyonlarda ve çok sayıda yerel televizyonda, AB konusundaki oturumlarda konuk oldum.
- AB konusunda yazdığım makaleler genel ve yerel basında ve internet sitelerinde yayınlandı.
Kanaltürk’te yapmak istediğim ‘AB Gerçekleri’ adlı bir dizi programın ana başlıkları şöyle olacaktır:
- AB’nin Tarihçesi ve Bugünkü Kurumları.
- AB’nin Türkiye Raporları.
- AB Anayasası.
- AB’nin Anti-Demokratik Yapısı.
- AB’nin Toplumsal ve Ekonomik Yapısı.
- AB Kurumlarında Rüşvet, Sahtekârlık ve Yolsuzluk.
- Avrupa’da AB Karşıtlığı.
- AB Propagandası.
- AB-Türkiye İlişkileri.
- AB’den Hibe Alan Sivil Toplu Örgütleri.
- AB’den Hibe Alan Belediyeler ve Bakanlıklar.
- AB ve Ulusal Egemenlik.
Sayın Tuncay Özkan,
Kanaltürk’te bu programı yapmamı kabul ederseniz, program hakkında size, elbette çok daha ayrıntılı bilgiler sunacağım. Ancak bu aşamada size, yapacağım programınn temel ilkelerini hemen söyleyebilirim.
- Yapacağım programın adı, ‘AB Gerçekleri’ olacaktır. Yani bu programda izleyicilere ne AB yanlısı ne de karşıtı propaganda yapacağım. AB’nin kendi resmi belgelerini, Avrupa üniversitelerinde konusunun uzmanları tarafından hazırlanmış raporları ve Avrupa’da yazılıp basılmış ünlü kitapları kaynak olarak göstereceğim. Doğruluğu tartışılamayacak sağlam bilgilere sahip olacak Kanaltürk izleyicileri, AB yanlısı ya da karşıtı olmakta kendi kararlarını vereceklerdir.
- Yapacağım program için yerli ya da yabancı hiçbir kurum ya da kuruluştan hiçbir parasal destek almayacağım gibi, sizlerden de tek bir kuruş talebim olmayacaktır. Ankara’ya gidiş-geliş ve Ankara’da konaklama masraflarımı da kendim karşılayacağım.
Sınav Zamanı
Sayın Tuncay Özkan,
İzmir’de ‘Cumhuriyet’e Sahip Çık’ mitinginde yaptığınız ateşli konuşmada, işbirlikçi medyayı hedef göstererek;
“Onları doğduklarına pişman edin!”
demiştiniz. Şimdi de ben size, Kanaltürk’te bana ‘AB Gerçekleri’ adlı bir program yapmama fırsat verin, ‘AB yalanlarıyla halkımızı kandırmak isteyen işbirlikçilerini doğduklarına pişman edeyim!” diyorum.
Yine aynı mitingde, Türk medyasını ‘satılmış’ olarak itham etmiştiniz.
Türk medyasının tamamına yakınının ABD buruğunda ve AB Mandacısı olduğunda sizinle aynı görüşteyim.
Sayın Tuncay Özkan,
Kanaltürk’ün ‘satılmış’ sınıfında olmadığını yalnız bana karşı değil, bu yazımı okuyacak tüm dostlarımıza da kanıtlamak için, size bu mektubumla yapmış olduğum ciddi öneriye en azından bir cevap vermek durumunda olduğunuzu söylemek zorundayım.
Saygılarımla,
Yılmaz Dikbaş, Y. Müh.
Araştırmacı Yazar
18 Kasım 2007, Antalya
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
www.kalinka.com.tr
Cep: 0532-233 31 52