left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Dr.Hikmet Kıvılcımlı arrow Hürriyetimiz
Saturday, 19 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Hürriyetimiz Yazdır E-posta
Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı   
Wednesday, 05 April 2006

Milli Mücadele kime karşı oldu? Bunu Mustafa Kemal Paşa şöyle belirtti:


“Malum- u alileridir ki, milletimiz asırlardan beri iki kuvvetin, iki müstebit kuvvetin, iki imhakar kuvvetin baskısı altında üzülmekte ve kederlenmekte idi.

“Onlardan birincisi: doğrudan doğruya memleket ve milleti idare etmek iddiasında bulunan müstebitlerdir.

“İkincisi: bütün bir emperyalist ve kapitalist alemdir.

“Gerçekte, bir buçuk sene evvel, bir sene evvel millet aynı zamanda bu iki kuvvete karşı isyan etmiş ve mücadeleye başlamıştır.

“Emperyalist kuvvetler, milletimizi hukuk ve haysiyet ve bağımsızlıktan mahrum ve bunlara aklı ermeyen bir hayvan sürüsü telakki ettiği için, böyle bir sürünün elinde sınırsız doğal kaynaklara sahip, kuvvetli ve geniş bir memleketin bırakılmasını kabul edemezdi.“

(29 Ocak 1337, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Nutkundan)

Herhalde hiç kimse çıkıp tersini savunmayacaktır.

Milli Mücadele, bu iki büyük düşmana karşı güdüldü:


1- İçeride yerli, müstebit idareye;

2- Dışarıda yabancı emperyalizme karşı…


Yakından bakılınca bu iki müstebit kuvvet gerçekte bir tektir. İçerdeki ile dışarıdaki birbirinden ayırt edilemez. Hele, Türkiye’nin alacaklıları namına, “Osmanlı Bankası“ Osmanlı Saltanatı’nın göbeğine oturduktan sonra, bu ülkede kim yabancı, kim yerli kestirilemedi. Yerli bildiğimiz müstebitler mi Türkiye’yi idare ettiler? Hayır.. Mustafa Kemal de bunu pek güzel anlatıyor. Ancak idare etmek iddiasında bulundular. Yerli müstebitler bu iddialarıyla kimi aldattılar? Belki kendilerini.. Fakat biz Türkleri kolayca aldatamadılar. Çünkü, göz kendini görmedi.

Gerçekte, doğrudan doğruya değilse de, dolayısıyla memleket ve milleti idare eden “bütün bir emperyalizm ve kapitalizm alemi“ oldu.

Açık sömürgede yerli ve yabancı bellidir. Efendi ve kul bellidir. Sömürgenin maddesi Emperyalizmin tırnağı altındadır. Yarı- sömürgede ise, ne dost bellidir, ne düşman.. Hepsi birbirine karışmıştır. Yarı- sömürgenin ruhu karmakarışıktır. Memleketin üzerine bir leş abanmıştır. Zavallı millet, o leşi hortlak yapan ruhu ayırt edemez. Açık sömürgede kimi vuracağını herkes bilir. Yarı- sömürgede ise, milletin elini kolunu bağlayan canavar, yerli kıyafetindedir. Herkes kiminle, nasıl dövüşeceğini şaşırır.. Millet birbirine düşer. Açık sömürgede en alçakça hıyanetler milletin kendisinden geliyormuş gibi görünür. Bugün emperyalistlerin açık sömürgeden kurtulmaya çalışmaları bundandır. Yarı- sömürge hem masrafsız, hem külfetsizdir..

Ne uğraşacaksın aç, yoksul yığınlarla?.. Başlarına kendilerinden bir sürü uşak geçirirsin; hem yersin, hem yedirirsin.. Sana düşman olacaklarına, birbirlerine girsinler..

“Hür ve bağımsızsın“ dedin mi, kimse sana yan bakamaz. Arasıra atacağın sadaka ile bütün dünyanın dilencilerinden alkış toplarsın. Sömürge idaresi, sömürge donanması, sömürge harbi taşınır yük mü? Koyuver son meteliklerine kadar harcasınlar. Boğazlarına değin borca batsınlar ve kendi paracıklarıyla silahlansınlar.. O zaman gör, seni senden çok savunacaklardır. Hem yalnız canları ile başları ile değil, dinleriyle, imanlarıyla, vicdanlarıyla, namuslarıyla, şuurlarıyla…

Birkaç eldivenli konuşan centilmen diplomat, üç beş diplomalı profesör casus, beş on tane de bütçesini, planını, silahlı kuvvetini kotaracak yüksek uzman gönderdin mi, bütün bir memleket senin için gönüllü çalışır. Artık soy soyabildiğin kadar.. Kendi elcağızlariyle kuşaklarını sıkıp, dişlerinden tırnaklarından arttırarak sana borç ödemeyi namus borcu bilirler.. Bir kürdan parçası tutmayan ‘’Üs’’ kurmak bile boş emek.. Şu enayileri bir gidip görelim, onlar yaşamasını bilmez, güzel iklimlerinde biraz eğlenelim, resmen çaktırmadan içlerini casuslayalım; diye göndereceğin ‘’Turist’’ lerin bahşişi onlara yeter de artar bile… Anavatanında bir alayın diş kirasıyla yarı- sömürgede emrine tümenler, ordular kurban edilecektir. Nene gerek belalı açık sömürge?..

Emperyalizm, elinden gelse, eski Çin imparatorluğunu ve eski Osmanlı imparatorluğunu diriltmek ister. Sembollerinden bir türlü kopuşamadıkları bundandır..

Milli ‘’Mücadele’’ Osmanlı imparatorluğunun arkasında ölüm tırpanını tutan ecnebi emperyalizmine karşı açılmış bir savaştır. O savaşı daha iyi kavramak için, Osmanlı imparatorluğunun cihan emperyalizmiyle birlikte girdiği iki büyük drama kısaca göz atmamız icap eder:

1- Hürriyet ‘’Devrimi’’ faciası;

2- Cihan Harbi faciası..

Birbiri ardından gelen, biri ötekisini sürükleyen bu iki facia incelenmeden Milli Mücadele dramının kişileri, perdeleri, sonuçları anlaşılamaz.

 

Dr. Hikmet Kıvılcımlı
Hürriyetimiz / Önsöz

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Hürriyetimiz ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right