| |
|
Haberler Yeniyol ile ilgili haberlere ve Röportajlara buradan ulaşabilirsiniz.
|
|
SOSYALDEMOKRAT HALK PARTİSİ |
|
|
|
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ
|
|
Thursday, 22 May 2008 |
|
KURULTAYA DAVET KARDESLIGIN PARTISI ................................................................................................................ ............................................................................................................... SHP bu cumartesi gunu, 24 Mayis'ta 3. Olagan Kurultayi'ni topluyor. Yani 6. dogum gununu kutluyor. O gun Kurultay salonuna gelenler, duvarlarda iki guzel slogan gorecekler. "SHP Turkiye'nin iki yakasini birlestiriyor". "SHP Kardesligin Partisi". Bu ulkenin tum insanlarinin kardesce, bir arada, baris icinde, gonenç icinde yasamasi icin, Anadolu'nun dort bir tarafinda bir karinca sabriyla emek sarf eden, ter doken insanlarin tertemiz, aydinlik alinlarini, dik baslarini gormek; yenilmemeye azmetmenin nasil bir sey oldugunu hissetmek icin herkesi, 24 Mayis'a, SHP'nin 3. Kurultayi'na davet ediyorum. Ugur CILASUN SHP Genel Sekreteri TARIH: 24 Mayis 2008 Cumartesi SAAT : 10.00 YER : Anatolia Gosteri Merkezi Turkocagi Caddesi (Enerji Bakanligi arkasi) Merkez Orduevi Karsisi Balgat / ANKARA |
|
1919'ları GÜNCELLİYECEĞİZ |
|
|
|
Yazar ANMA
|
|
Monday, 19 May 2008 |
 ONURUMUZSUN MİNNETTARIZ Ülkemiz ve bölgemiz, emperyalizm ve yerli ortakları tarafından ekonomik, politik, sosyal, cografik ve kültürel olarak işgal edilmek ve yüzde yüz teslim alınmak tehlikesi ile karşı karşıya. Bu emperyalist işgalin ilk hedefi, öncelikle insan kollektif aksiyonunu yoketmek, direniş güçlerini dağıtmak, en ufak bir umudu ve kardeşliği ortadan kaldırmaktır. Ülkeler ve halklar sadece parçalanmıyor, parçalananlar arasına kin ve nefret duyguları pompalanıyor, şovenizm kışkırtılıyor. Örneğin yüzyıllara dayanan bir birliktelikle Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda aynı amaç için savaşmış Türk-Kürt kardeşliği yok edilmek isteniyor. Genel olarak tüm halkımızın, özel olarak Kürt halkımızın ve ülkemizin içine düşürüldüğü bu sorunun çözümü; demokratik cumhuriyet temelinde, gönüllü birliktelik esasına dayalı özgür ve demokratik bir barış ortamının tesisi için ezber bozucu çözüm yollarının tartışılabilmesinden, 1919’ları güncelleyebilecek programların uygulanabilmesinden geçmektedir. |
|
YENİ KİTAP |
|
|
|
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ
|
|
Wednesday, 07 May 2008 |
İSYAN VE TEVEKKÜL SARP KURAY  Bugün, bir kısım solcuların takviyesini alan siyasal dinci-liberal çevrelerin ülkemizdeki geçmiş dönemdeki genç subay insiyatifini aşağılayıp yargılayan ve bir darbe biçimi olarak gösteren yaklaşımları gündeme egemen kılınmaya çalışılmaktadır. Bütün bu yaklaşımlarda asıl amaç bellidir. Ülkemizdeki egemen güçler, tarihten gelen kişiliksiz ve sinik yapılarının bıraktığı sosyal boşluğu çok iyi bildiklerinden ve silahlı silahsız aydın gerçekliğimize her daim kalleşçe ve arkadan vuran Darbeci bir davranışla yaklaştıklarından, kendilerinin tarihsel gelişme karşısındaki bu uğursuz tavırlarını gizleyebilmek üzere her dönem günah keçisi aramışlardır. Bunu ellerindeki büyük olanaklarla geniş halk yığınlarının gözünden saklayabilirler fakat bu olayları dibine kadar yaşamış ve bedellerini ödemiş olan yurtsever devrimci kesimlere asla yutturamazlar. Neyin ne olduğunu yaşayarak biliyoruz. Gerçek darbeciler, 22 Şubat ve 21 Mayıs olaylarında olduğu gibi egemen güçlerle birlikte hareket eden ordu fosilleri, devlet sınıfları geleneğinin kabuklaşmış unsurları, ajan-provakatör Amerikancı çeteler, Amerika tarafından kurulmuş dinci milliyetçi kontr-gerilla örgütleri, kalemlerini büyük ücretler karşılığında bu kesimlerin hizmetine sunmuş yazar-çizer tayfasıdır. Esas darbeci olarak teşhir edilmesi gerekenler bunlardır. Eğer bugün bir hesaplaşma yapılacaksa bu zemin üzerinden yapılacaktır. Türkiye’nin demokratikleşmesinin ve önünün açılabilmesinin yolu hesaplaşmanın bu zemin üzerinde yapılmasından geçer. Gerisi cambaza bak oyunudur. Hikayedir. Nerede uzlaşacakları ve kimi günah keçisi yapacakları önceden kestirilemez. Bu oyunu en iyi de Türkiye’nin devrimcileri bilmektedir. 1946’dan itibaren oluşturulan bu Amerikancı sivil-asker darbeci kabuğun 12 Mart ve 12 Eylül Faşist darbeleriyle, ilkel komüna gelenekli genç subay insiyatifinin başını çektiği 27 Mayıs, 22 Şubat, 21 Mayıs ihtilalci girişimlerini asla birbirine karıştırmamak gerekir. Çok yakın tarihimizden günümüze kadar uzanan kanlı ve karanlık süreçte üstü örtülü kalmış 9 Mart Olayı, bu hesaplaşmanın içinde devrimcilerin de belirleyici bir unsur olarak bulunması gerektiğinin bütün kanıtlarıyla doludur. Yukarda dönemin olaylarını bu denli uzun ve alıntılı anlatmamızın nedeni hem Amerikancı sivil asker kabuğun deşifre edilmesi ve hem de genç subay insiyatifinin sınıf pusulasını yakalayamadan giriştikleri eylemlerinin eksiklerini ve niteliğini göstermek amacını güdüyor olmamızdandır. SARP KURAY |
|
UTANC IMPARATORLUGU |
|
|
|
Yazar KİTAP TANITIMI
|
|
Friday, 02 May 2008 |
|
| | UTANÇ İMPARATORLUĞU Jean Ziegler1776'da Benjamin Franklin genç Amerikan Cumhuriyeti' nin Fransa'daki ilk büyükelçisi olarak atandı. 70 yaşındaydı. Franklin, Reprisal gemisindeki uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından Nantes'tan Paris'e 21 Aralık günü geldi.
Büyük bilgin Passy'deki mütevazı bir eve yerleşti. Dedikodu yazarları hiç zaman kaybetmeden her hareketini, her adımını izlemeye başladılar. La Gazette'te şöyle yazıldı: "Kimse ona Bay diye seslenmiyor… Herkes ona Doktor Franklin diye hitap ediyor. Sanki Platon'a ya da Sokrates'e seslenir gibi." Bir başka gazeteci şöyle diyordu: "Proteus da sonuçta bir insandı. Benjamin Franklin de öyle. Ama ne insanlar!" O sıralar 84 yaşında olan ve evinden dışarı neredeyse hiç çıkmayan Voltaire bile onu resmi bir törenle ağırlamak üzere kalkıp Kraliyet Akademisi'ne dek gitmişti.
4 Temmuz 1776'da Philadelphia' da imzalanmış olan Birleşik Devletler Bağımsızlık Bildirgesi'ni Thomas Jefferson'la birlikte kaleme almış olan Benjamin Franklin Paris'e gelir gelmez, kentin devrimci çevrelerinde ve edebi salonlarında büyük bir saygınlık kazanmıştı. Peki bu bildirge ne söylüyordu? Giriş bölümünü hatırlayalım:
| |
|
Devamını oku...
|
|
SARP KURAY-ÖMER GÜRCAN |
|
|
|
Yazar KANAL A- www.kanalahaber.com
|
|
Saturday, 26 April 2008 |
| | Gündem Ankara'da 'Derin Devlet'in dehlizlerine inildi “CIA, TÜRKEŞ’İ MBK’YA YERLEŞTİRDİ” “ALPARSLAN TÜRKEŞ, CIA TARAFINDAN EĞİTİLİDİ” “MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ’Nİ CIA KURDU” “MÜDAHALELERİN ARKASINDA AMERİKA VAR” “AMERİKA, SİSTEMİN HER ALANINA YERLEŞTİ” İNÖNÜ: DEVLETİ HERKESE GÖSTERMEK İÇİN RESMİMİ PARAYA BASTIM “İNÖNÜ KUKLAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ” AMERİKAN KABUĞU KIRILMADIKÇA, PROVOKASYONLAR DA BİTMEYECEK! “BÜTÜN GENERALLERİ TOPTAN YOK ETMEYİ DAHİ DÜŞÜNDÜK” “NE MAOCU, NE DE LENİNCİ, BEN DEVRİMCİYİM!” “TÜRKİYE KÜRTLERİ ERBİL’E DEĞİL, ANKARA’YA BAKARLAR” “TÜRKİYE’Yİ KİMSE KISIR KAVGALARA MAHKÛM EDEMEZ!” |
1960’lı yıllardan günümüze Türkiye’nin derin dehlizlerinde tasarlanıp, sahnelenen oyunların arkasındaki güçler deşifre oluyor. MHP ve Alparslan Türkeş’in CIA ile ilişkisi, askeri müdahalelerde Amerika’nın rolü, solcuların İslamiyet hakkındaki yanılgıları, İnönü’nün niçin paraya fotoğrafını bastırdığı, Ömer Gürcan niçin bütün genarelleri öldürmeyi dahi düşünebildiklerini ve Türkiye’nin içinde bulunduğu kuşatılmışlığı nasıl aşacağı Gündem Ankara’da konuşuldu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iki eski subayı, 68 kuşağı öğrenci hareketlerinin iki aktif ismi Sarp Kuray ve Ömer Gürcan, Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan’ın hazırlayıp sunduğu Gündem Ankara’da, derin devletin Türkiye tarihindeki izlerine yönelik ilginç tespitlerde bulundular. -
1960–1980 yılları arasında yaşanan gençlik olaylarının arkasında kimler vardı? Sarp Kuray: Burjuva sınıfı kendi sorunlarını aşamadığı zaman, asker ve üniversite vurucu güç olarak öne çıkar. Bu gücün önemini gören Amerika ve Sovyetler Birliği, bu müdahaleleri kendi lehlerine yönlendirmeye çalışmışlardır. Sovyetler, Irak ve Suriye gibi ülkelerde bu gücü yönlendirerek Bass tipi rejimler oluşturmuşlardır. Türkiye’de ise 12 Mart, 12 Eylül müdahaleleriyle Amerika kendi çıkarlarını gözeten düzenlemeler yapmıştır. http://www.kanalahaber.com/haber_detay.asp?Pro=nEo3_1&haber=14090&G=21_g KANAL A HABER | |
|
Devamını oku...
|
|
KANAL A |
|
|
|
Yazar www.kanalahaber.com
|
|
Friday, 25 April 2008 |
| Gürcan: Türkeş'i MBK'ya ABD yerleştirdi! | | | Sol darbeciler Gündem Ankara'ya konuştu | | | | | | | | | | Gündem Ankara, bu hafta ‘Partizan Yolu’ ve ’16 Haziran’ adlı gizli sol örgütlerin lideri olmakla yargılanan eski Deniz Subayı Sarp Kuray ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde 22 Şubat 1962 ayaklanmasının öncülerinden Binbaşı Fethi Gürcan’ın oğlu Ömer Gürcan’ı konuk etti… - Milliyetçi hareketin efsanevi lideri Alparslan Türkeş’i Milli Birlik Komitesi'ne ABD mi yerleştirdi?
- Abdullah Çatlı Fransa’da yakalandığında hapishaneden Sarp Kuray'ı aradı mı?
- Kuray’ın Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’e uyarısı neydi?
- Kuray’a hangi arkadaşları ihanet etti?
- İnönü paralara resmini koymasını Kuray'ın babasına nasıl izah etti?
- Yükseliş kolejinin bombalanmasının asıl amacı neydi?
- Solcu gençler birbirine nasıl kırdırtıldı?
- 9 Mart'ta generalleri toptan imha edebilirdik...
- Biz niye medya grubunun tepelerinde görev almadık?
- "DP’yi ABD getirdi, ABD götürdü".
- "Deniz’i Geçmiş’i Tarım Bakanı'nın arabasıyla kaçırdık".
- "Parasız kaldığımızda, bize verilen kartvizitteki adreste, Polis müdürü bize soymamız gereken adresleri verdi".
- "Devrimcilerin dine karşı görünmesi bize zarar verdi. İslamiyet bizim savunduğumuz ilkeleri savunuyormuş"
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iki eski subayı, 68 kuşağı öğrenci hareketlerinin iki aktif ismi Sarp Kuray ve Ömer Gürcan, Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan’ın hazırlayıp sunduğu Gündem Ankara’da, derin devletin Türkiye tarihindeki izlerine yönelik ilginç iddiaları dillendiriyor…
Gündem Ankara Cuma saat 21:30’da Kanal A’da… Kaçırlmaması gereken bu programı internet yayınımızdan da canlı izleyebilirsiniz… | |
|
Devamını oku...
|
|
İKİ KRİZ ARASINDA |
|
|
|
Yazar Ergin YILDIZOĞLU
|
|
Sunday, 20 April 2008 |
|
Küresel ekonomik kriz kapıya dayandı. Ülke içinde derin bir siyasi kriz var. Böyle "bela" bir konjonktürün gelmekte olduğunu, 2005 sonundan bu yana yazıyor, hazırlıksız yakalanmaktan korktuğumuzu belirtiyoruz. Ne yazık ki bugün, ülkenin yönetiminden sorumlu olanlara bakınca korktuğumuzun başımıza gelmiş olduğunu görüyoruz. Çakışmanın mantığı Rastlantı mı? Yoksa bu iki kriz arasında bir ilişki olabilir mi? Ülke içindeki siyasi kriz, uluslararası ekonomik krizin nedenleri arasında olamayacağına göre, acaba kapıya dayanan ekonomik krizin, ülke içinde patlak veren siyasi krizin nedenleri arasında olduğu düşünülebilir mi? Bence düşünülebilir. Dünya ekonomisinde 2003-2007 arasında, bir likidite bolluğu, ucuz kredi ortamı oluştuğunu biliyoruz. Bu ortam, 1990'lı yılların mali köpükleri patladıktan, kapasite fazlası (aşırı üretim) sorunu yeniden gündeme geldikten, 1929 buhranının hayaleti, ilk kez ortalıkta dolaşmaya başladıktan sonra, başta ABD merkez bankası olmak üzere, belli başlı merkez bankalarının başlattıkları büyük bir mali genişlemenin ürünüydü. Böylece körüklenen tüketici talebi, mali spekülasyon (eşik altı borçların menkulleştirilerek sanki "AAA" kalitesinde varlık gibi satılması-hırsızlık) kapasite fazlası sorunu bastırırken, o zaman saptadığımız gibi, krizi, çok daha şiddetle geri gelmek üzere ertelemişti.
|
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 8 - 14 / 225 |
|
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
|