| |
|
|
ÖMER GÜRCAN |
|
|
|
Yazar Emrullah Bayrak/ Ankara
|
|
Monday, 08 February 2010 |
|
Binbaşı Fethi Gürcan'ın oğlu Ömer Gürcan: Asker cami bombalamaz diyenler 12 Eylül'ün hesabını versin Emrullah Bayrak/ Ankara Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un 'Balyoz' darbe planı iddialarıyla ilgili yaptığı "Allah Allah diye taarruz eden ordu camiye bomba koyar mı?" açıklamasına Binbaşı Fethi Gürcan'ın oğlu Ömer Gürcan'dan cevap geldi. Babası Harbiyelileri isyana teşvik ettiği gerekçesiyle 46 yıl önce idam edilen Gürcan, "Türk askeri her zaman yapar. Kendi harp okulunu kurşunlar. Atatürkün mezun olduğu harp okulunu kurşunlar. Bundan daha ötesi olur mu?" dedi. Babasının 'darbeler ve ihtilaller tarihi'ni okumasını istediğini dile getiren Gürcan, 21 Mayıs'tan sonra genç subayın dışındaki yapılan darbelerin bir 'ortaoyunu' gecekondu tipi darbeler olduğunu ileri sürdü. Gürcan, Adnan Menderes'in asılmasında ise İsmet İnönü'nün tavrının etkili olduğunu savundu. |
|
Devamını oku...
|
|
MİLİTARİST PRANGAYA İNEN BALYOZ |
|
|
|
Yazar Rahmi YILDIRIM
|
|
Wednesday, 03 February 2010 |
|
Cuntalar arası hesaplaşmada gizli kalabilen Balyoz, hükümet-asker zıtlaşmasında çuvala sığmadı. Balyoz, ülkenin ayağındaki militarist prangaya olduğu kadar demokrasi bilincine de indi.
Sermayenin “beyaz” ve “yeşil” kardeşleri arasındaki iç savaş, toplumu cumhuriyet-demokrasi, laiklik-şeriat, kışla-cami parantezinde kutuplaştırırken, devlete de hükümet-asker zıtlaşması olarak yansıyor. Bu bağlamda Balyoz, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kum torbasına çeviren, gardını ve itibarını düşüren psikolojik harbin çok önemli bir belgesi olarak ortaya atıldı. Balyoz’un haberleştirilmesi salt gazetecilik güdüsüyle açıklanabilecek masumiyette görünmüyor. Balyoz’u toplumun zihnine indiren Taraf gazetesi ve peşinden Balyoz’un sapına sarılan hükümet yandaşı gazeteler elbette sadece gazete değiller. Aynı şekilde, üzerindeki gizlilik örtüsü kalkan Balyoz’u mecburen haberleştirirken çuvala sığdırmaya çalışan rakip medya da salt gazetecilik içgüdüsüyle hareket etmiyor. Sermaye medyasının her iki kanadı da, ürettikleri tüm içeriklerde, aidiyet ilişkisi içinde oldukları sermaye grupları yararına bilinç ve ideoloji üretiyorlar. Gazeteler sadece gazete olmadıkları gibi önce “İstanbul’un üzerine çökmek”, sonra da ülkenin tümüne indirmek üzere Balyoz’u ele alanlar da sadece asker değiller. * * * |
|
Devamını oku...
|
|
Asılan Teğmen Ömer Yazgan: 78'li Subaylar |
|
|
|
Yazar Ömer Gürcan
|
|
Wednesday, 27 January 2010 |
|
{ Ben oğlumu size ortaokulu bitirince teslim ettim. Onbeş yaşındaydı o zaman. Ve şimdi siz bana cesedini teslim etmek istiyorsunuz. Ortada bir suç varsa, bu sizin suçunuzdur. Ben size teslim ettim, demek ki siz bu hale getirdiniz..."
Piyade Teğmen Ömer Yazgan’ın babası Osman Nuri, 12 Eylül paşalarına böyle haykırıyordu. |
|
Devamını oku...
|
|
TEK YOL DEVRİM, KAHROLSUN FAŞİZM |
|
|
|
Yazar Piyade Teğmen Ömer YAZGAN
|
|
Wednesday, 27 January 2010 |
Sevgili Anama, Babama ve Kardeşlerime, Şu anda saat 04:00 ve ben infaz için son hazırlığım olarak bu mektubu yazıyorum. Bundan böyle benim düşmanlarım sizlerin de düşmanıdır. Siz olmasanız da benim kanımı yerde bırakmayacak kardeşlerim var. Halkımızın yazgısı bu değil. Çok evladını kaybetti. Ama bir gün kazanmayı da öğrenecek. Diğer devrimciler sizlerin evladıdır. Tarih, biz zulme karşı çıkanları her zaman haklı çıkardı, çıkaracak. Malım mülküm yok ki miras bırakayım. Size ve yoldaşlarıma ancak mücadele anılarımı miras bırakabilirim. Ben şu anda oldukça moralliyim. Beni tek üzen şey, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi- Cephesi'nin bir üyesi olamadan ölüme gitmektir. Gelecek devrimcilerin birliği ile partimizin geleceğidir, buna inanıyorum. Halkımızın mücadelesi haklıdır, meşrudur. Meşru olmayan, bu zorbaca düzeni sürdürmekten yana olan katillerdir. Biraz acele etmek zorundayım. On dakika bile bana çok görüldü. Elimde kelepçe ile yazmak zor. Yeğenlerim geleceğimizin umududur. Ben düşüncelerimi daha önce çok yazdım. Burada tekrarlamama gerek yok. Bana inanın yeter. Gözyaşlarınızı düşmanlardan gizlemeyi öğrenmelisiniz. Kesin olarak soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Az sonra son görevimi yapmak üzere darağacına çıkacağım. Sloganlarımı haykıracağım, dizlerim titremeyecek. Yirmi yedi yaşına bastığım bu gecenin sabahını kimse unutmayacak. Ellerinizden öperim.
Tek Yol devrim. Kahrolsun Faşizm. ÖMER YAZGAN |
|
İHSAN ELİAÇIK SUSUNCA |
|
|
|
Yazar Emine Karahocagil ARSLANER
|
|
Monday, 25 January 2010 |
|
“Onbeş gündür kuru ekmek yiyorum. Odamda ateş yok. Kitabımın kopya masraflarını karşılamak için elbiselerimi sattım. İnsanlığı mutluluğa kavuşturma arzusu beni bu hale düşürdü. Niçin yüzüm kızarsın, eserimi tamamlamak için yardım istiyorum.” Bu satırlar Sosyalizm’in kurucusu Saint Simon’a ait. Emile Faguet’in “Asır ağaç. Saint Simon o ağacın tohumu” diye tarif ettigi koca çınar, zengin dostlarına gönderdiği kitabın ilk sayfasına düşürmüştü yardım çığlığını. Yazan, düşünen veya sanatla iştigal edenlerin ortak kaderidir yoksulluk, kimse yadırgamaz ancak “açım!” diye feryat eden adam bir Malta şövalyesi, bir aristokrat, kont, dolayısı ile atadan zengin bir asilzadeyse ve bütün mal varlığını davası uğruna harcadığı için sefalete sürüklenmiş ise durup düşünmek gerekir.
|
|
Devamını oku...
|
|
ONURLU YAZARLARIMIZ EROL SOYSEVER-RAHMİ YILDIRIM |
|
|
|
Yazar Umur TALU
|
|
Sunday, 24 January 2010 |
|
Bir pazar hikâyesi BU hafta da size yumuşak bir pazar yazısı. 12 Eylül darbesi sonrası, 1982 yılıydı. Şanlıurfa Jandarma Sınır Alay Komutanlığı’nda Üsteğmen Rahmi gözaltına alındı. Gözaltına alan Binbaşı Erol’du. Anlatıyor: “Görev bana verilmişti. Ben onu teselli edecekken o beni teselli ediyordu. Başarılı bir subaydı. TSK için kayıptı. Canım sıkkındı. ‘Komutanım 24 yaşımdayım, bir şeyler yaparım’ diyordu.”
Üsteğmen Rahmi, burasına dikkat edin, “solcu olduğu için” ordudan atıldı. Gazeteci Rahmi Yıldırım oldu. Pek boyun eğmeyen, öyle kimi cumhuriyetçinin de, kimi demokratın da pek hoşlanmadığı türden. Çok habere, çok yazıya imza attı tabii.
“OYAK düzenini, sermayenin paşalarını, paşaların sermayelerini” eleştiren yazılar da vardı. Yargılandı; her şeye rağmen ülke dokusunda basın, fikir, eleştiri özgürlüklerine titiz hukuk insanları da vardı. Beraat etti.
Bu hukuk öyküsünü ve yazılarının yer aldığı kitap yeni çıktı: “Sermayenin Paşaları” adıyla. Yargılanma sürecine dair yazdığım köşe yazılarına yer verip beni de onurlandırdı.
Jandarma Pilot Binbaşı Erol Soysever ne oldu derseniz... O da erken emekli olmuştu! Gün geldi, o da yazılar yazdı. Yazılarında pek kimsenin hoşlanmadığı “TSK eleştirileri” de vardı.
Ve sonunda, geçenlerde onun hakkında da, meşhur 301’den ciddi bir dava açıldı. Dört yıl önceki bir yazısından dolayı. Bazı generalleri eleştirince... “TSK’yı karaladığı için.”
Teselli edenlerden biri, “gözaltına” aldığı Üsteğmen Rahmi idi: “Rahmi Üsteğmen’i tutuklarsan böyle olur işte!” deyip dostça dalgasını da geçerek. O eski yazılardan biri de şimdi “Balyoz”la gündeme gelen Org. Çetin Doğan hakkında idi; tam da 2003’te yazılmıştı (Özellikle, darbeci, işkenceci yanaşmalığında kendini “sol” sananlar iyi okusun!):
“Orgeneral Çetin Doğan, 12 Mart’ta kurmay yüzbaşı olarak Org. Faik Türün emrinde çalıştığını söylüyor ve övüyor. Türün çok insancıl kişiliğe sahipmiş! Ziverbey’de ve bölgesinde işkencelerden Türün’ün haberi olmadığından söz ediyor Org. Doğan. Sayın General iyi bilir ki, birliğin başarısı da başarısızlığı da komutanına aittir. Türün’ü aklamak için kendilerini zorlamasınlar. Hele Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idama mahkûm oldukları ‘Anayasa’yı zorla değiştirmeye teşebbüs’ maddesini İstanbul’da sanıklara uygulamayı reddeden sıkıyönetim mahkemesini lağvedip, üyelerini başka göreve atayarak ağır suç işleyen Org. Türün değil miydi? Org. Doğan, bir kurmay subay olarak haksız ve hukuksuz tutuma karşı çıkma cesareti gösterebilmiş mi? Hiç sanmıyorum. Bu satırların yazarı ise o dönemde, jandarma üsteğmeni olarak, haksızlıkları yüksek sesle dile getirdiği için Ankara‘dan Güneydoğu’ya sürülmüştü.” Umur Talu 24.01.2010 10:58:15 http://www.haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=7562
--
|
|
Emekli Binbaşının Yayınlanmamış Mektupları - I - |
|
|
|
Yazar Em.J.Pilot Bnb. Erol Soysever
|
|
Friday, 22 January 2010 |
|
GENERAL_OLMAK!... 27/Şubat/2003 21 Mayıs 1963 İhtilali girişiminin önderi E.Kur.Albay Talat Aydemir anılarını anlattığı kitapta şöyle diyor: "Akademiyi bitirip kurmay subay olarak Gnkur. Karargahı'na atandığımda, gördüğüm manzara şuydu: Tüm kurmay subayların öncelikli amacı, yabancı bir dil öğrenip yurtdışı bir göreve atanmak. Ülke nereye gidiyor, durum nedir? (O dönemde A.Menderes'in azgın iktidarı yaşanıyor.) Bunun kurmay subaylar için hiçbir önemi yoktu. Varsa, yoksa dış görev!..." Şu anda kurmay subay olarak görev yapan bir tanıdığım var. Kendisi birkaç yıl önce Güneydoğudaki olaylarda, göğsünden girip sırtından çıkan bir mermiyle yaralanmış. Serçe parmağı kopan bir görevliye "gazi" sanı verilirken, bu subaya "mevzuat" gereği o san verilmemiş. |
|
Devamını oku...
|
|
ÇAKMA ASİ ÇAKMA DÖNEK |
|
|
|
Yazar Rahmi YILDIRIM
|
|
Friday, 22 January 2010 |
|
ÇAKMA ASİ ÇAKMA DÖNEK Ertuğrul Özkök’ün gazete yöneticiliği, sermaye-siyaset-medya kardeşliğini olgunlaştıran en zengin deneyim olmasının yanı sıra dönekliği de açıklayıcı niteliğe sahiptir.
Osmanlı’nın devşirme pratiğinin modern mirasçısı olarak itirafçılık ve döneklik, sol hareketin ezildiği 1980 askeri darbesinden sonra kurumsallaştı ve sermaye sınıfının neo-liberalizm sürecini sırtlayacak kadro gereksinmesini karşıladı. Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) eski şeflerinden Willy Brandt’a atfedilen, “19’unda komünist olmayanın kalbinden, 29’unda kapitalist olmayanın aklından kuşku duymalı” özdeyişinin dönekliği açıkladığı öne sürülse de döneklik, gençken komünist olanın aklı başına geldikten sonra burjuvalaşmasından öte bir olgudur. Döneklik esas olarak, ‘sol’dan ‘sağ’a geçmek ve sınıf savaşında, itirafçının burjuvazinin silahlı savaş örgütlerine transfer olup tetikçilik yapması gibi, burjuvazinin ideolojik/politik savaş örgütlerinde entelektüel tetikçilik yapmaktır. Dönekten beklenen, düzeni emekçi sınıflar lehine kökten değiştirme fikrini itibarsızlaştırmak, dönekliği ve sermaye düzenini kutsamaktır. Bu bağlamda döneklik hem ahlaki sapmadır, hem politik ve ideolojik sapmadır. * * * |
|
Devamını oku...
|
|
İBN HALDUN'DAN MÜLK DERSLERİ |
|
|
|
Yazar İhsan ELİAÇIK
|
|
Thursday, 21 January 2010 |
|
Malum, İbn Haldun’un (öl. 1406) Mukaddimesi’nde en temel kavram “mülk”... Öyle ki tüm Mukaddime “mülkün tabiatına dair” derinlemesine analizdir. Mukaddime’de mülk, kök anlamına uygun olarak “iktidar ve mal” anlamında kullanılır. Mülkün iktidar boyutuna daha fazla değinilirken mal boyutu da ihmal dilmez. Mal-emek-değer arasındaki ilişkileri köklü bir şekilde ele alan İbn Haldun, Karl Marx’ın (öl. 1883) ekonomi politiğini andırır açıklamalar yapar. Öyle ki bilmeyen birisi bu metinleri okuyunca İbn Haldun’u beş yüz yıl öncesinden Marx’ın hocası bile zannedebilir. Malum Marx, Das Capital’e “meta” ile başlar. “Meta dışımızdaki bir nesnedir” tanımıyla başlayan eser tümüyle meta, mal, para, sermaye, emek, değer kavramlarına, bunların birbiriyle ilişkisine ve dönüşümlerine ayrılmıştır. Bunlar aynı zamanda Kur’an kavramlardır; meta, mal, altın ve gümüş/dinar (para), ruûsu’l-emval (sermaye/anapara), sa’y, kesb (emek)… *** |
|
Devamını oku...
|
|
BLACKWATER yada Xe SERVİCE |
|
|
|
Yazar İbrahim KARAGÜL-YENİŞAFAK
|
|
Wednesday, 20 January 2010 |
Kürt paralı askerlerin Yemen'de ne işi var? Yemen ordusunun, Suudi Arabistan ordusunun, ABD özel birliklerinin, Fas ve Ürdün birliklerinin ortak savaş yürüttüğü, İran'ın Kızıldeniz bölgesinde yeni garnizonu olduğu iddia edilen Zeydi'ler (Husi), 17 Ocak tarihinde çok ilginç bir bilgiyi dünyaya duyurdular. Dünkü yazıda “Yemen'de Peşmerge iddiası” başlığı altında dikkat çekmeye çalıştığımız iddiayı göre; Kuzey Iraklı Peşmerge birlikleri aktif olarak Yemen savaşında yerini aldı. Zeydiler'le Peşmerge birlikleri arasında yoğun çatışma olduğuna dair raporlar yayınlanıyor. Zeydi kaynaklar, Yemen hükümeti ile Peşmerge arasında on milyon riyallik anlaşma yapıldığı, bazı askeri üslerin bu güçlerin denetimine bırakıldığı, söz konusu paralı askerlerin Yemen ordusu ve S. Arabistan adına savaştığı iddia ediliyor. Amacım “Kürtler neden Yemen'de” tartışması açmak değil. Devletlerin, orduların, diplomasinin, silah endüstrisinin, enerji lobisinin ve daha bir çok etkin çevrenin yerini aldığı, küresel sistem inşasına yönelik hesaplaşma, yeryüzünün kritik bölgelerinde ciddi çatışmalara, işgallere, istikrarsızlıklara neden olurken, görünenin arkasındaki aktörlere, güçlere dikkat çekmek istiyorum. Örtülü operasyonların, kirli ilişkilerin, uyuşturucudan kara para trafiğine, suikastlerden etnik çatışmalara kadar türlü türlü operasyonlar yürüten bu güçler, demokrasi, barış, insan hakları vaazları veren devletler tarafından besleniyor, o devletlerin pis işlerini yapıyor. |
|
Devamını oku...
|
|
SORUN BU,TARTIŞILABİLİR.. |
|
|
|
Yazar Hikmet KIVILCIMLI
|
|
Monday, 18 January 2010 |
|
Vatan Partisi programı Türkiye'nin, sosyalizm yolundan değil, kapitalizm yolundan yürüdüğü gerçeğini birinci gerçek gibi koyar. Kapitalizmde kalkınma kaç türlü olur? Ya Prusya usulü, pis hacıağalar hegemonyasında dikta düzenli zorba bir kapitalizm kalkınması olur, ya da Amerikan usulü, namusluca serbest rekabete dayanan demokratik düzenli az çok daha olumlu bir kapitalizm kalkınması olur. Türkiye için bu iki rahmetten biri kaçınılmaz yoldur. Sorun, Türkiye'de "sosyal adalet" ya da "kalkınma felsefesi" serapları yaratmak değildir. Nasılsa öylece Türkiye'nin, içine yüzyıllardan beri girmiş bulunduğu düzende, hangi yoldan yürüyeceğidir. Kapitalizme geç gelmiş iki klasik ülke örneği, Prusya ile Amerika'dır. Japonya apayrı bir örnektir. İlkel komünadan kapitalizme doğru geçiş koşulları, Türkiye için tarihçe yoktur. Onun için, Japonya özentilerimiz Abdülhamit çağından beri boşa çıkmıştır. Özetleyelim: Türkiye'nin şimdiki gelişim yolu, ne sosyalizmdir, ne de kapitalizmden başkasıdır. Bilince çıkarılacak şey, Türkiye'nin kapitalist gelişim gidişi içinde Prusya (asker-banker-yunker) yolunu mu, yoksa Amerikan (demokratik burjuva) yolunu mu tuttuğudur. Bu yollardan hangisi tutulursa, Türkiye'de ona uygun bir; "sosyal adalet" ve "üretim seviyesi" ve "kalkınma" (felsefesi değil kendisi) ve "milli gelir" olur. Yalana ne hacet? Kapitalist düzendeyiz. Prusya, ya da çarlık Rusya’sı modeline mi uyacağız, Amerikan modeline mi? Sorun budur. Bu tartışılabilir.
27 MAYIS ve YÖN HAREKETİNİN SINIFSAL ELİŞTİRİSİ-öner gürcan kütüphanesi |
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 97 - 108 / 1215 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1578
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 2164404
|
|
|