left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Pazar, 21 Ocak 2018
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
TÜRKİYE’NİN MEMURU İŞİNİ BİLİR DE KÜBA’NIN İŞÇİSİ BİLMEZ Mİ? Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Salı, 31 Mayıs 2016

 

 

HAVANA’daki ikinci günün programında puro fabrikasını ziyaret ile Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü ICAP’ta söyleşi var. Ayrıca bir sağlık kuruluşu yöneticisiyle biyoteknoloji araştırmaları konusunda Küba’nın sağladığı ilerlemeyi konuşacağız.

Söylemeye gerek yok, Küba denince akla ilk gelen şeylerden biri de purodur. İspanyollar Küba’yı ele geçirdiklerinde yerlilerin bir bitkinin yapraklarından sardıkları, için için yanan, kokulu dumanlı bir nesneyi tüttürdüklerini görüyorlar. Tütünün nasıl bir hazine olduğunu fark ettiklerinde metalaştırıyorlar, 1700’lerden itibaren tütün çiftlikleri kuruluyor. Puronun tarihinde isyanlara da rastlanıyor. Nihayet Devrim’den sonra tütün çiftlikleri ve puro fabrikaları devletleştiriliyor. Günümüzde puro üretimi ve satışı, Habanos SA adlı devlet şirketi tarafından gerçekleştiriliyor.

Devamını oku...
 
Gezi’nin En Önemli Dersi... Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Pazartesi, 30 Mayıs 2016
 Gezi isyancıları Taksim Meydanı'nda

Gezi isyancıları Taksim Meydanı’nda

Gezi yenildi mi yenilmedi mi? Bu sorunun iki yanıtı var. Bir isyan ve dayanışma ruhu olarak Gezi yenilmemiştir. Hatta denilebilir ki daha yeni doğmuştur, gelişecek, büyüyecek, kuşaktan kuşağa devredilecek ve hiç kimsenin tahmin edemediği bir anda yeniden sahneye çıkacaktır.
Bir siyasi başkaldırı hareketi olarak ise Gezi yenilmiştir. Çünkü iktidara uzanamayan her hareket nihayet itibarı ile yenik sayılır. Yapmamız gereken, “hayır yenilmedik” türünde duygusal çıkışları bir yana bırakıp yenilginin saikleri üzerine kafa yormaktır.
Olabildiğince tarafsız bir gözle o günün koşullarını anlamak, bugünün görevlerini ve geleceğin hedeflerini çizebilmek… Genel olarak “Gezi Ruhu” diye tabir edilen, isyanın özünü oluşturan – ve yenilmemiş olan – o çekirdek yeniden harekete geçtiğinde bir kez daha yenilmemek için ihtiyacımız olan budur
Devamını oku...
 
Solcularda Kürt alerjisi yok merak etmeyin Yazdır E-posta
Yazar Kerem Cankoçak- http://sendika10.org   
Cumartesi, 28 Mayıs 2016

HDP kendi içindeki egemen sınıf unsurlarına karşı ezilen sınıfların haklarını savunacak mı? Etnik kimlik siyasetinin sınıf mücadelesini bastırmasını engelleyebilecek mi?

Özgür Babaoğulları Sendika.Org’daki yazısında[1] solcuları Kürt alerjisine sahip olmakla suçluyor. Anlamak istemediğiyse solcuların etnik siyaset alerjisi olması. O bunu Kürt alerjisi olarak yorumluyor. Aslında HDP siyasetiyle AKP siyaseti birbirine çok benziyor. AKP yıllardır benzer argümanları kullandı: Laik kesim için “sizde din alerjisi var”, “Müslüman alerjisi var” dedi, öyle oy topladı. Müslümanları “özgürleştireceğini” iddia etti. Böyle bir sahte özgürlük vaadi şimdi HDP kanadından geliyor, güya Kürtleri “özgürleştireceklermiş.” Nedir peki özgürlük? Türkiye’de Kürt olmayanlar özgür mü? Nasıl özgür olunabilir? Sınıfsal bir temele oturmayan özgürlük olabilir mi?


Devamını oku...
 
Tartışılması gereken ABD’ciliktir! Yazdır E-posta
Yazar Kurtuluş Kılçer - http://gazetemanifesto.com   
Cumartesi, 28 Mayıs 2016

 

 

 

Türkiye siyasetini yazıp çizenlerin pusulası iyice şaştı. ABD askerlerinin PYD bölgesinde, IŞİD’e karşı PYD ile birlikte savaştığı ve PYD armalarını kollarına taktığı görüntüler yayınlanınca kim ne yazacağını şaşırdı.

Tezler aşağı yukarı şunlar;  AKP ile ABD arasında ipler koptu. Türkiye’nin kırmızı çizgisine karşılık ABD Türkiye’ye kırmızı kart gösterdi. AKP’nin yanlış Suriye politikasının sonuçları bunlar. ABD ile PKK arasındaki işbirliği böylece kanıtlanmış oldu. Bu durum AKP’nin başarısızlığıdır. ABD ikili oynuyor vs.

Okuduğunuz, gördüğünüz, yorumladığınız bir sürü yazı ya da söz, yukarıda ifade etmeye çalıştığım, basit sonuçlara varan analizlerle dolu. Doğaldır ki bu analizlerin hepsinde bir siyasal duruş ve ideolojik bakış var.

Herkes ABD’nin kiminle, ne kadar, ne çerçevede, hangi boyutta ve nasıl ittifak yapacağını-yaptığını tartışıyor, bu durumun Türkiye’deki siyasi güçlere etkisi ve olası sonuçları üzerine kafa yoruyor.

Devamını oku...
 
Cumhuriyet’ten Neden Nefret Ediyorlar? – Top 10 Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Pazar, 22 Mayıs 2016
Palyaçolar - Jesus Zero, ABD - Y.boya kanvas

Palyaçolar – Jesus Zero, ABD – Y.boya kanvas

Efendim ben kulunuz, kendimi bir cumhuriyet çocuğu sayarım, şu yarım aklım için bile kendimi en önce cumhuriyete ve onu kuranlara müteşekkir hissederim. Çünkü anam okum yazma bilmez, Türkçe’yi sonradan öğrenmiş bir işçinin çocuğudur. Babamsa Rus savaşından kaçmış muhacir bir ailenin evladıdır, onun babası da okumayı askerde öğrenmiş yoksul bir köylüdür. Bu iki insanın da mektep okuyup bir meslek sahibi olması ancak bir mucize ile kabil olmuştur ve doğrusu o mucizenin adı cumhuriyettir. Dolayısı ile ben de, her ne oranda insan olabildiysem, tamamını köylülerden-işçilerden, baldırıçıplaklardan ve kullardan vatandaşlar yaratmış olan cumhuriyete borçluyum diyebilirim.

Devamını oku...
 
DEVRİMBAZLIK MI, DEVRİMCİLİK Mİ? Yazdır E-posta
Yazar TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)   
Pazar, 22 Mayıs 2016

 

Türkiye'de çok önemli şeyler oluyor. Bir tarafta devrimcilik adına devrimbazlık yapanlar, diğer yanda ise ilericilerin, devrimcilerin, demokratların ve sosyalistlerin soluğunu kesmek isteyen dinci gerici cephe. Dinci gerici cepheyi oluşturanlar ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar da iş devrimbazlara gelince ne; ne yaptıklarının ayırdındalar ne de yarın ne olacağı umurlarında. Türkiye sol ve sosyalist hareketi öncelikle etnik köken üzerinden örgütlenmelere hayırhak bakarak en büyük hatayı yapmışlardır. Olmadı, her fırsatta devrimciliğin etnik köken üzerinden örgütlenip politika yapanları desteklemek olduğu dile getirilerek, içi boş bir ezen-ezilen edebiyatı ile bu anlayış devrimciliğin turnusolu gibi gösterildi. Öyle ki, birçok yapı için artık iş Kürt kimliği ile kurulu partiyi destekliyorsan devrimci, solcu veya sosyalistsin, desteklemiyor eleştiriyorsan eğer faşist ya da Kemalist'sin kısır döngüsünde en ilkel hâl doğruymuş gibi saldırgan bir şekilde savunuldu.

Devamını oku...
 
Deniz, Yusuf, Hüseyin, Ölüm Oruçları ve Unutkanlık Yazdır E-posta
Yazar Serpil Güvenç - SOL.org.tr   
Pazar, 22 Mayıs 2016

 

Yaşamını yitiren insanlarla ilgili ya da onların tanıklık ettikleri olayları eksik ya da farklı anlatmak, solun tarihinde de sıkça karşımıza çıkıyor. Sevindirici olan ise, kitaplarda ya da röportajlardaki bilgi ve belgelerin, bu eksik aktarımlardan doğabilecek yanlış anlaşılmaların düzeltilmesine yardımcı olmaları.

Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in 18 Nisan 1972’de başlattıkları ‘ölüm orucu’ olayında da benzer bir durum söz konusu. Halit Çelenk’in Mayıs 1978’de Ülke Yayınları tarafından basılan “İdam Gecesi Anıları” kitabında, olay ilk kez ayrıntılı olarak anlatılıyor. Bir köşe yazısı çerçevesini aştığı halde, okurun sabrına sığınarak, konuyu ayrıntılarıyla ele almaya çalışacağım.

Deniz, Yusuf ve Hüseyin, açıklamalarında ölüm orucuna başlama nedenlerini şöyle açıklamışlardı;

Devamını oku...
 
BEZİRGANLIĞI AŞAMAYAN TOPLUM Yazdır E-posta
Yazar https://suyunrengi.wordpress.com/2014/11/09/ortadogululardan-nicin-nefret-ediyorum/   
Pazar, 22 Mayıs 2016

 

 ORTADOĞULULAR’DAN NİÇİN NEFRET EDİYORUM

Bu başlık için çok düşündüm. Çoğu insanı kızdıracak bir başlık. Ama olsun. Yalan yazmıyorum.

Dürüstüm…
Herkesten önce kendime…

Bir yaz sıcağında bütünleme sınavlarına hazırlanıyordum. Yanımızdaki daire boyanıyordu. İçindeki işçiler durmadan gülüyorlar, alaycı bir şekilde bağırıyorlardı. Gürültüleri yüzünden ders çalışamıyordum. Yanlarına gittim. Ortalarında bir kişi çaresiz bir şekilde bana bakıyordu. Ötekilerin hepsi ona alaycı bir şekilde gülüyordu.

“Ne oluyor burada? İki saattir gürültünüzden ders çalışamıyorum.” dedim. Alaycı bir şekilde o adamı gösterdiler. Durumu anlamadığımı gösterir şekilde kafa salladım.
“Romanyalı” dediler.
“Ne olmuş?” dedim.
Güldüler, “Yabancı”dediler.

Devamını oku...
 
ATATÜRK SAMSUN’A NASIL ve NEDEN ÇIKTI? Yazdır E-posta
Yazar Zeki SARIHAN   
Perşembe, 19 Mayıs 2016
 
19 Mayıs günü CHP’lilerin Anıtkabir’e yapacağı yürüyüşün hükümetçe yasaklanması üzerine bir televizyon kanalında karşıt görüşlü dört kişi tartıştı. Yıllardır yapıldığı gibi Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a neden ve nasıl gönderildiği konusunda yanlış ve eksik görüşler söylendi.
Yazılıp söylenmemiş değildir ama aşağıda yazacaklarımın çoğu kişi tarafından bilinmediğini düşünüyorum. Yanlış ve eksik bilgiler kullanılınca konunun bir çıkmaza girmesi kaçınılmazdır.

Devamını oku...
 
BAĞIRA BAĞIRA GELENE MANİ OLAMAYAN GENELKURMAY BAŞKANI Rüştü Erdelhun Yazdır E-posta
Yazar Ömer GÜRCAN   
Pazar, 15 Mayıs 2016

 

Genelkurmay Başkanlığını yürüttüğü sırada askerlerin siyasete karışmasına ve askeri cuntalara karşı çıkması ile, toplumdaki sosyal ve politik endişeler, anayasa ihlali gibi konulardan rahatsızlık duyan düşük rütbeli silahlı kuvvetler üyelerine karşıt olarak, bu konularda hükümet yanlısı tutumuyla tanındı. Komuta kademesindeki çoğu komutan tarafından da paylaşılan bu tutumun, özellikle bazı genç subaylar arasında yayılmakta olan huzursuzluğu hızlandırıcı bir etkisi oldu.Silahlı kuvvetler içinde gelişen darbeci eğilimler, DP iktidarı kadar silahlı kuvvetlerin komuta kademelerine de yönelikti.


Ömer Gürcan's photo.
Devamını oku...
 
Fatsa, Devrimci Yol, Özyönetim, PKK… Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Perşembe, 05 Mayıs 2016
Fatsa, hala en ileri toplumcu deneyim olma özelliğini koruyor.

Fatsa, hala en ileri toplumcu deneyim olma özelliğini koruyor.

Dün 4 Mayıs’tı, Fatsa’nın efsanevi belediye başkanı Terzi Fikri (Sönmez)’in ölüm yıldönümü. Terzi Fikri’yi ölümsüz kılan onun Türkiye tarihinin en özgün demokrasi deneyimlerinden birinin doğal lideri olmasıydı. Gerçekten de Fatsa bugün bile devrim fikrini taşıyabildiğimiz en yüksek zirvelerden birini, belki de birincisini temsil ediyor.

Devamını oku...
 
YETER BE ! Dr. Hikmet KIVILCIMLI Yazdır E-posta
Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı   
Perşembe, 05 Mayıs 2016

YETER BE !
2 Şubat 1971

         Bilimsel sosyalizmin çok bilmiş düşmanları, ona kandökücü diktatörlüğü yakıştırırlar. Oysa gerçek sosyalizmin bilim olarak başlıca ödevi, Marks'ın en büyük eserinde belirttiği gibi:
         "Doğum sancılarını kısaltıp ılımlandırmak" (Das Kapital)tır.
         Dünyamız, yarım yüzyılı geçiyor: "doğum sancılarıyla" kıvranmaktadır. Vietnam'da kandökücü diktatör kimdir? Doğumu, sosyalizmin doğumunu engellemek isteyen Amerika U.S'a satılnıış üç beş general ve politikacı. Şili'de sosyalizmin doğumunu demokrasi (ama lâfta değil, işde halkın bilinçli örgütleri) ile hiç sancısız gerçekleştirenler kimlerdir? Seçime yanyana girmiş: Sosyalistler, komünistler, radikaller, Bağımsız Halk Aksiyonu (adlı hıristiyan demokrat din adamları), Sosyal - Demokratlar'dır.
         Tek yaygaralıca: "Seçime hayır! Tek yol: Savaş!" parolasını koparan: "Sol Devrimci Hareket" şarlatanları çıktı. Ama "Şili İşçilerinin Birleşik Konfederasyonu" 700.000 üyelidir. "Sol Devrimci Hareket" şarlatanlarının aldıkları oy: 3.838'dir. Sancısız doğuma ikinci karşı koyan akım, Allende'nin Şili başkanlığına seçiminden önce Başkomutan General Schneiderş'i öldürten, 21 Ekim 69 sağ hükümet darbecisi General Roberto Viaux'dur. Demek kan dökücü diktatörlük kimlerin özlemidir? "Sol Devrimci" veya Sağ karşı - devrimci PROVOKATÖRLERİN özlemidir.
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 97 - 108 / 2223
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2760
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 32034458
Syndicate
 
left
Top! Top!
right