| |
|
|
NURAY MERT'E |
|
|
|
Yazar haber.sol.org.tr/sabahsabah/
|
|
Perşembe, 17 Temmuz 2008 |
|
Selma Teyzemize… "bana söyleyin kim var aramızda biraz ölmeden bir türkü tutturmuş giden." Behçet Aysan Meraklılarının yıllardır yakındıklarını işitir dururduk. Yakınıyorlardı ve haklılardı; zira Türkiye’de bilimkurgu-fantezi edebiyatı yoktu. Artık yakınmaları için bir sebep kalmadı. En âlâları yazılıyor bugünlerde. Türkiye tarihinin retrospektif yazımı esnasında ortaya çıkan eserler bu edebiyatın en mütekâmil unsurlarını bile geride bırakır nitelikte. İzin verirseniz yayıncılar için kimi isim önerilerinde bulunalım: |
|
Devamını oku...
|
|
Marxtan Moralese: Yerli Sosyalizmi ve Marksizmin Latin Amerikalılaştırılması |
|
|
|
Yazar John Riddell- Sendika.org
|
|
Perşembe, 17 Temmuz 2008 |
|
Geçtiğimiz on yıl boyunca, Latin Amerika’daki yeni bir kitlesel mücadele dalgası, bu kıtanın devrimcileriyle emperyalist ülkelerdekiler arasında bir yüzleşmeye ön ayak olmuştur. Bu mücadelelerin birçoğunda, Evo Morales başkanlığındaki Bolivya’daki gibi, yerli halklar başı çekmekteler. Latin Amerikalı devrimciler, Marksizm’i eylemin yanı sıra teori alanında da zenginleştiriyorlar. Bu makale, düşüncelerinin bağlandığı yolları işaret eden ve Marksist felsefenin önemli ancak az bilinen yönlerine dikkat çeken giriş niteliğinde bazı yorumlar sunuyor. Avrupa-merkezcilik
Latin Amerikalı devrimcilerden sıklıkla duyulan, Marksist teorinin büyük kısmının “Avrupa-merkezci” bir eğilim tarafından damgalandığına ilişkin eleştiri iyi bir başlangıç noktası olabilir. [Bu arkadaşlar] Avrupa-merkezciliği, Latin Amerikalı ulusların, sosyalist bir devrimin mümkün hale gelmesinden önce, Batı Avrupa toplumlarının gelişimini taklit etmek zorunda olduğuna dönük bir inanç olarak anlıyorlar. Avrupa-merkezcilik, toplumsal ilerleme için ve fiziksel üretimi arttırma ihtiyacı dolayısıyla, köylü ve yerli gerçekliklerini dışlamak ve yerli kültürünün çözülmesi doğrultusunda hareket edecek gibi görünen bir biçimde sanayileşmenin önceliği üzerinde vurgu yapılması olarak da anlaşılıyor [1]. |
|
Devamını oku...
|
|
SİYAH MI? YAŞLI MI? |
|
|
|
Yazar Ayça Akpek- SHP MYK Üyesi
|
|
Salı, 15 Temmuz 2008 |
|
Geçenlerde Washington Post Gazetesi kimsenin itiraf edemediği bir gerçeği, yaptırdığı bir anketle ortaya koydu. Gazetede yayınlanan makaleye göre, Amerika yukarıda verilen sorunun yanıtını arıyor: Siyah mı, yaşlı mı? Amerikan başkanlık seçimlerinde Amerikan halkının tercihlerinde yaşın mı, yoksa ırkın mı belirleyici olacağı gazetenin yaptırdığı anket sonuçlarıyla doğrudan ilintili. Bu ankete göre, beyazların önemli bir kısmı Amerika’da ırkçılık olmadığına inanıyor, buna karşın her on Afro-Amerikalı’dan altısı ırkçılıkla karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Ve önümüzdeki kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinde McCain ve Obama arasında bir tercih yapmak durumunda olan “her 10 Amerikalı’dan 3’ü için ırk” partili kimliklerden bağımsız olarak başkanlık seçimlerinde oy vermeyi etkileyen önemli bir etken |
|
Devamını oku...
|
|
AYIKLA PİRİNCİN TAŞINI |
|
|
|
Yazar Fatih ALTAYLI
|
|
Salı, 15 Temmuz 2008 |
| Müthiş iddiayı Fatih Altaylı yazdı.. | Özden Örnek'in bilgisayarındaki bilgileri oğlu mu sızdırdı?
|
Bir kaç gün önce önemli, yüksek rütbeli bir komutan ziyaretime geldi. Kendisi adına çok önemli bilgileri bana ulaştıracak bir başka yüksek rütbeli askerle görüşüp görüşemeyeceğimi sordu. “Görüşürüm” dedim.
“Vereceği bilgiler önemlidir. Dikkate almanızı tavsiye ederim” dedi. Daha sonra söz konusu kişiyle buluştuk. O da hayli önemli bir isimdi. İlginç olaylar anlattı. Anlatılanların bir bölümü Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’le ilgiliydi. Naklediyorum. “Özden Örnek Paşa, oramiralliğe yükseleceği zaman İlhami Erdil karşı çıkmıştı. Özden Örnek bunu unutmadı. Komutan olunca bunun acısını İlhami Erdil’i özel harcamaları nedeniyle hakim karşısına çıkartarak çıkardı. Her şey öyle başladı” dedi. Alakayı anlamamıştım. “Bu bir ilkti. İlk kez bir kuvvet komutanı hapse böyle girdi. Sihir bozuldu. Hem de bir büyük askeri yolsuzluktan falan değil, ailenin harcamalarından hapse girdi” Devam etti. |
|
Devamını oku...
|
|
BİLGİLENDİRME |
|
|
|
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ
|
|
Pazartesi, 14 Temmuz 2008 |
|
Doğu Perinçek ve arkadaşlarının Tahliye Dilekçesi 9 Temmuz 2008 AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE İstanbul 1. Ergenekon Operasyonu talimatı, Bush-Tayyip Erdoğan görüşmesinde verildi. Biz İşçi Partisi yöneticileri, ABD Başkanı Bush ile Türkiye’nin Başbakanlık koltuğunu işgal etmekte olan Tayyip Erdoğan’ın 5 Kasım 2007 günü Washington’da yaptıkları görüşmede, “Ergenekon’u tasfiye kararı” almalarından sonra tutuklandık. O zamana kadar “Ümraniye Soruşturması” diye yürütülen uygulama, ABD Başkanı Bush’un 5 Kasım 2007 buluşmasındaki talimatından sonra “Ergenekon Operasyonu”na dönüştürülmüş ve Türk Ordusu ile İşçi Partisi’ni hedef alan bir yönde geliştirilmiştir. “Ergenekon’u tasfiye Operasyonu”nun Bush-Tayyip Erdoğan görüşmesinde kararlaştırıldığını, bizzat Tayyip Erdoğan’ın yakın arkadaşı Fehmi Koru, iki kez ifşa etmiştir (Kanal 7, 28 Ocak 2008 ve Yeni Şafak, 1 Şubat 2008). |
|
Devamını oku...
|
|
İki,Üç....DAHA FAZLA ERGENEKON! |
|
|
|
Yazar Mehmet Gürsan ŞENALP-sendika.org
|
|
Cuma, 11 Temmuz 2008 |
Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesi ile Türkiye’nin devlet / toplum yapısının ulus ötesileşmesi yolunda çok önemli bir adım daha atılmıştır. Muhafazakâr / demokrat (İslamcı / neoliberal) AKP’nin tam anlamıyla devletin zirvesine oturması, AB Komisyonu ve diğer bazı ulus ötesileştirici merkezlerde sevinçle karşılandı. Kapitalizme değil ama ulus ötesileşmeye direnen ulusal sosyal güçlerin (ulusal çevrime bağımlı sermaye grupları, ordu ve geleneksel bürokratik seçkinlerin) kalelerinden en önemlisini ele geçiren AKP’nin, hiç vakit kaybetmeden “yönetişim” sürecinin nihai hedefi sayılan –Stephen Gill’in Yeni Anayasacılık dediği- aşamaya doğru yönelmesi ve süreci büyük ölçüde rayına oturtacak “yeni anayasayı” hazırlaması boşuna değildir. Bu bağlamda, Tayyip Erdoğan’ın ısrarla devleti ulus ötesi bir yapıya dönüştürecek bu anayasa için son derece geniş bir uzlaşma sağlayacaklarını iddia etmesinde bu yıl içinde gerçekleşecek ABD seçimlerinde Clintonlar’ın sözcülüğünü yaptığı -Dubai yeşil sermayesinin de ortağı olduğu- ulus ötesi finansal sermayenin iktidarının kurulacağına duyduğu imanın da payı olsa gerektir. Diğer bir yandan, birden bire musluktan akar gibi alınan uluslararası ihaleler ve modernizasyon satın alımları, bize askerin bu uzlaşıya aktif katılımının sağlanmaya çalışıldığı izlenimi vermektedir. Nitekim eski Genel Kurmay Başkanı’nın son genel seçimleri izleyen süreçte AKP’nin elde ettiği zafer üzerine yaptığı “Kepenkleri indirdik!” türünden “esprili” açıklamalar ve ardından şiddetlenen terör saldırılarının tetiklediği “sınır-ötesi operasyon” tartışmaları sürecinde ordunun “yüksek mevkilerinin” hükümetle yakaladığı mutlak uyum ortamı, AKP’nin İslamcılığını, şeriat tehdidini bir süreliğine geri plana itmiş, “Kürt Sorunu”nu gündemin birinci sırasına taşımıştı. “Ergenekon Operasyonu”nu da bu bağlamda değerlendirmek mümkündür. Ergenekon meselesini, pek çok yerde yapıldığı gibi, tek başına ulusal sınırlar içerisindeki bir iç siyasi çekişme, Türkiye’nin “darbelerle hesaplaşması” ya da bir demokrasi atağı olarak ele almak kesinlikle mümkün değildir.
|
|
Devamını oku...
|
|
AKİL ADAMLAR YÖNETSİN! |
|
|
|
Yazar Turgut KOÇAK (TSİP Genel Başkanı)
|
|
Perşembe, 10 Temmuz 2008 |
|
Daha önce eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ile ilgili bir yazı yazmış kendisine hak ettiği eleştiriler yöneltmiştik. Yazının ağır kaçtığını düşünüyorduk ki, az bile olmuş dedirtecek gelişmeler yaşandı. Özkök’ün “ülkeyi akil adamlar yönetsin” benzeri bir açıklaması haber ajanslarına düşüverdi. Haber ajanslara düşer düşmez de haklı olarak Özkök’ün bu yaklaşımına karşı arka arkaya eleştiriler gelmekte de gecikmedi. Eleştiriler özet olarak şöyleydi: Paşa akil adamlar derken kimi kastetmektedir? Bu bir darbe çağrısı mıdır? Ara rejim mi istenmektedir? Teknokratlar mı göreve çağrılmaktadır? Paşanın ağzındaki bakla nedir? v.b. Hani adama; “bir özür dile özrün kabahatinden büyük olsun” demişler ya; Hilmi Özkök Paşa’nın açıklaması da buna benzemiş. Yani ülkede neler yapılması gerektiği ile ilgili açıklaması kabahatten de öteye geçmiş. Paşa, işlerin düzeltilmesi için Akil adamları yönetime önermiş. Şimdi kalkıp diyebilirsiniz ki, “ne var bunda, herkes gibi Hilmi Özkök Paşa da ülke sorunlarına kafa yormuş ve çıkış yolu göstermiştir.” Gerçekten de öyle midir? Hilmi Özkök Paşa kötüye gidişten kaygılandığı için mi böyle bir öneride bulunmuştur? |
|
Devamını oku...
|
|
ANKARADA ULUS ANTİK APOLLONİUS BİLİMEVİ! |
|
|
|
Yazar Mahiye MORGÜL / Müzik ve Drama Eğitimcisi, Yazar
|
|
Pazartesi, 07 Temmuz 2008 |
|
Antik Karadeniz’den yola çıkıp Anadolu’da dolaşırken yolum Ankara’ya düştü. Aslında Ayasofya’daydım, Bizans’ın bilge kraliçelerini arıyordum. Baktım ki, bilge kraliçe Suriyeli Domna Julia /Dam Anası Hülya, intihar etmiş ve cesedi Ulus’ta, Augustus tapınağında yakılmış diye yazıyor. Hemen düzeltelim, burası bir tapınak değil, Oğuz-atası uluların bilimevi idi Kraliçe Hülya’nın Hristiyan olmadığı, Şaman olduğu, Ay tanrısına inandığı bilinmektedir. Asıl önemli olan, kraliçe Hülya, çok ünlü tıpçı, matematikçi, geometrici Niğdeli Apollonius (Zekâ’nın Ulu Atası) hakkında bir kitap yazdırmasıdır. Kitabı yazan kişi Apollonius’un öğrencisi filozof Filostratus (Filos-Tur Atalı/Atası Tur Filozofu), o da Niğdeli, yani antik adıyla Tuanalı. Anımsayalım; Apollonius (MÖ.5- MS.95), evrende bulunan her şey canlıdır, en küçük parçada ne varsa en büyük parçada da o vardır demiş ve gökyüzü cisimlerinin hareketlerini incelemiş, geometrinin temellerini atmıştır. Gökyüzündeki ateş parçası cisimler hayatın kaynağı kabul edilmiş, OZ/OD (ateş, ışık) kavramı bilimsel araştırmalarının merkezini oluşturmuştur. |
|
Devamını oku...
|
|
Sert Veda |
|
|
|
Yazar Em.J.Pilot Bnb. Erol Soysever
|
|
Pazartesi, 07 Temmuz 2008 |
|
BU YAZI 2005 YILINDA SİTEMİZDE YAYINLANMIŞTI: E.Org. Hurşit TOLON basında yer alan habere göre, emeklilik töreninde çok sert bir veda konuşması yapmış. Herhalde olayı haberleştiren habercilerin korkudan tüyleri ürpermiş olacak ki, o konuşmayı "sert veda" olarak adlandırmışlar. Tolon bu "sert veda" konuşmasında kimlere posta koymuş? Kendisi gibi düşünmeyenlere, doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmış toplumsal ve ekonomik öğretilere (Bunlara yabancı reçeteler diyor. Demokrasi, milliyetçilik, kapitalizm ve IMF sanki kökü dışarda olmayan kavramlardı.) veryansın etmiş. |
|
Devamını oku...
|
|
KAPİTALİZME KARŞI EKOLOJİK DİRENİŞ |
|
|
|
Yazar Görkem Altan GÜRCAN- SHP Çankaya İlçe
|
|
Pazar, 06 Temmuz 2008 |
|
21. yüzyıla damgasını vuracak konulardan birinin ekolojik kriz olduğunu bundan bir yirmi yıl önce nerdeyse hiç kimse fark etmiyordu. Oysa şimdi işler tam tersine döndü. Sağcısından solcusuna; emperyalistinden enternasyonalistine herkes, bu konuda mutlaka bir açıklama yapmak gerektiğini düşünüyor. Kısaca her örgüt, ekolojik kriz hakkında açık bir siyaset yürütmesi gerektiğinin farkında. Hatta bazen bu açık siyaset yapma zorunluluğu, petrol zengini Teksaslı ABD Başkanı George Bush’a dahi “tarlalarımızdan ot biçip, arabalarımıza benzin diye koyacağız” dedirtebiliyor. Ancak yürütülen siyasetlerin mercek altına alınıp incelenmesi halinde, bırakın doğayla dost olmasını tam aksine bu siyasetlerin ekolojik krizin bizatihi nedeni olduğunu ve hatta krizi kendi lehine yönetme çabası haricinde herhangi bir amacı ve ufku olmadığını da görebiliyoruz. İşte tam bu noktada öncelikle ekolojik krizi açıkça tanımlamalı ve nedenlerini açığa çıkarmalıyız ki ,bu krizin nasıl çözülebileceğini de doğru olarak belirleyebilelim. Ekolojik kriz denildiğinde hala birçok kişi ya da örgüt çevre kirliliği ile aynı kavramı düşünüyor ve muhtemel olarak da kirliliği ilk önce kendi çevresinden, yani yaşadığı kentten tanımlamaya başlıyor. Böylece konu, kaldırımın üstünde yığılı duran çöpleri ya da parkın bir köşesinde biriktirilmiş çekirdek kabuklarını tartışmanın ötesine geçemiyor. Oysa bu ve benzeri durumlar, yanlış kentsel politikalar yürütmenin yarattığı sorunlar olup; ekolojik kriz olarak tabir ettiğimiz kavramın sadece küçücük bir parçası olabilirler. Zira bugün ekolojik kriz, canlılar için bir varlık - yokluk tartışmasını doğuracak denli derinleşmiş ve küresel çaptadır. |
|
Devamını oku...
|
|
İLGİNÇ "TESADÜF"LER |
|
|
|
Yazar Fatih ALTAYLI
|
|
Cuma, 04 Temmuz 2008 |
|
Ergenekon soruşturması, hepimizin artık öğrendiği üzere Oramiral Özden Örnek'in Nokta dergisinde yayınlanan günlüklerindeki iddialar temel alınarak yürütülüyor. Özellikle işin "Generaller"le ilgili kısmında Oramiral Özden Örnek'in günlüklerinin rolü büyük. Soruşturma kapsamlı bir şekilde yürütülüp, ilgi alanı sürekli genişlerken, günlüklerin sahibi Özden Örnek'in şimdiye kadar, en azından bilindiği kadarıyla savcılığa çağrılmamış ve günlüklerle ilgili fadesine başvurulmamış olması, aralarında benim de bulunduğum pek çok kişi tarafından "İlginç" bulundu. Bu gibi olaylarda tesadüflere çok da inanmadığım için, küçük çaplı bir soruşturma yaptım. Ve Oramiral Özden Örnek'le ilgili çok ilginç bazı bulgulara ulaştım. Biliyorsunuz, Oramiral Özden Örnek'in kamuoyunca tanınan bir oğlu var. Yönetmen-yapımcı Tolga Örnek. Tolga Örnek bir dönem çektiği film-belgesellerle halkın önüne çıkmıştı. Tolga Örnek'in çektiği en bilinen iki film-belgesel 2003 yılında gösterime giren Hititler ve 2005 yılında gösterime giren Gelibolu'ydu.
|
|
Devamını oku...
|
|
GENEL KURMAY DARBESİ! |
|
|
|
Yazar Kemal OKUYAN-haber.sol.org.tr
|
|
Cuma, 04 Temmuz 2008 |
|
Artık alıştık, aylardır Taraf gazetesinin Genelkurmay ile didişmesini izliyoruz. Taraf kendisine teslim edilen belgeleri doğru-yanlış belli bir sistematikle basıyor. Bunun gazetecilik olmadığını herkes biliyor, devletin içindeki tepişmede dosyalar hazırlanıyor ve servis ediliyor. Bir bakıma iyi oluyor, ne dolapların döndüğü, ne dümenlerin çevrildiği ortaya çıkıyor. Kötü oluyor, her şey kanıksanıyor, birileri çıksa “filanca bakan ABD ajanıdır” diye ortaya kanıt dökse yer yerinden oynamayacak, bir paşanın anı defterinde “filanca kasaba tamamen yok edilmeli netekim” istek ve temennisi bulunsa dünyanın sonu gelmeyecek! ******************************************************************************************************************************** Artık hiç kuşku yok, ABD’nin Türkiye operasyonu yeni bir evreye girdi. “Oh oh darbecilerden kurtuluyoruz”cular, “gittiği yere kadar gitsin”ciler, “çetelerin çöktüğü gün”cüler mutlu... “Bekleyelim ne çıkacak”çılar, “sapla saman ayrılmalı”cılar, “karşılıklı hamleler yapılıyor”cular kaygı ve merak karışımı bir duyguyla izlemede... “TSK nerede...”ciler, “daha ne bekliyorlar”cılar, “tek umudumuz yargıda”cılar şaşkınlık ve panikte... Hepsi, kavganın TSK ile AKP arasında geçtiğinde ortaklaşıyor. Öyle sanıyorlar. |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 85 - 96 / 963 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1189
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 817932
|
|
|