| |
|
|
DERSİM-SEYİT RIZA |
|
|
|
Yazar Tanju CILIZOĞLU
|
|
Cumartesi, 14 Kasım 2009 |
|
İhsan Sabri Çağlayangil’in Anıları
"Atatürk gelmeden Seyit Rıza idam edilecekti" Tanju Cılızoğlu Yıl 1937 Şükrü Sökmensüer, Atatürk döneminin ünlü emniyet müdürlerinden,birgün beni çağırdı: "Atatürk Diyarbakırda, Singeç köprüsünü açmaya gidecek dedi. O tarihte Seyit Rıza, Dersimin Kürt lideri. Aynı zamanda Peygamber sülalesinden geliyor kendisi. Seyit Rıza’nın bir de dini vasfı var.
Fırat, Şeytan köprüsü (1) denen mevkide dört metreye kadar daralır. Derinliği de deniz gibidir. 17 metre olur. Burada bir köprü yapmışlar, Köprünün başında bir karakol, Karakolda da 33 askerimiz var. Askerlerin başında İsmail Haki adinda bir yedek tegmen. Yani ihtiyat Mulazim.
Köprüye Dersimliler bir baskın düzenliyor. Baskında karakol yakılıyor ve 33 askerimizde şehit ediliyor. İşte bu olay Dersim isyanının başlamasıdır. Atatürk olayla ilgileniyor ve ilgililere kesin talimat veriyor. "bu meseleyi kökünden hallediniz" diye. Elazığ’da o dönem Muffetişi Umum-i Abdurahman Doğan paşa var.(2) Malatya Emniyet müdürlüğünden bir buçuk ay kadar önce Ankara’ya tayin edilmiştim. Vali İbrahim Etem Akıncı, şovalye çeteci bir adam. Demirci efe ile birlikte kurtulus savaşında çete kurmuş biri. Vali vekalete şifre çekmiş. "emniyet müdürüm Ankara’ya tayin edildi, biz Elazığa gidip Dersim harekatını birlikte görmek istiyoruz" diye. O zaman bu isyan olayı ile ilgili türlü rivayetler var.
|
|
Devamını oku...
|
|
MÜSLÜMAN SOYKIRIM YAPAR MI? |
|
|
|
Yazar Rahmi YILDIRIM
|
|
Cuma, 13 Kasım 2009 |
MÜSLÜMAN SOYKIRIM YAPAR MI? En çok gözetilmesi gereken insani duyarlılıkların bile kısır siyaset didişmelerine meze yapılması ne kadar da acı. Farklı etnik, dinsel, kültürel topluluklara karşı katliam ve sair insanlık suçları bile güncel “beyaz sermaye-ak sermaye”, “şeriat-laiklik”, “kışla-cami” parantezinde harcanıp gidiyor. Bu akıl ve insanlık dışı kutuplaşmanın son yıllarda kişi düzeyindeki baş sorumlusu elbette Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Erdoğan döneminde ülkenin iç sorunları kadar dış politika sorunları da insanları sözü geçen parantezin dar alanında karşı karşıya getiriyor. |
|
Devamını oku...
|
|
KONUŞMA METNİ |
|
|
|
Yazar SUVARİ
|
|
Cuma, 13 Kasım 2009 |
|
DTP Eş Başkanı Sn. Ahmet TÜRK’ün Demokratik Açılım konusunda Genel Kurul’da yaptığı konuşma metni Sayın Başkan Saygıdeğer Milletvekilleri Ülkemizi doğrudan ilgilendiren, etkileyen ve etkileyecek olan, son derece ciddi bölgesel ve küresel gelişmelerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Böylesi bir dönemde ismi konulamamış olsa da; Kürt sorunu gibi temel bir sorunu, Meclis çatısı altında tartışmayı önemli buluyoruz. Bu tarihi oturumda, partimin görüşlerini sizlerle paylaşmaya başlamadan önce, yüce heyetinizi en içten duygularımla saygıyla selamlıyorum. |
|
Devamını oku...
|
|
UTANMAZLIĞIN DİK ALASI |
|
|
|
Yazar DEVRİMCİ 78 LİLER FEDERASYONU
|
|
Perşembe, 12 Kasım 2009 |
|
Sayın General; kola içer misiniz kola Bu kalp seni unutur mu? adli diziyle lgili 78'lerin basin aciklamasidir. Bilgilerinize BASINA VE KAMUOYUNA Genelkurmay genel sekreteri tümgeneral Ferit Güler’in ”TSK ne uzun yıllar hizmet eden personele karşı tek taraflı akıldışı iddialar gündeme gelmektedir. Bu kapsamda bir dizi ile ilgili olarak medyada yer aldığı şekilde RTÜK tarafından bazı kararlar alındığı bilinmektedir. Yayın kuruluşlarının insanların kişilik haklarına özen göstermesi, o kişi ve ailelerini de düşünerek duyarlı bir yayıncılık yapması herkes gibi bizim de beklentimizdir” şeklinde haftalık bilgilendirme toplantısında bir açıklaması olmuştur.
Sayın General; kola içer misiniz kola… Hani uzun ince şişeleri var… Hatta biraz boğumlu… 30 yıl önce belki bizde içerdik… Ama otuz yıldır içmiyoruz… niye biliyor musunuz..” uzun yıllar hizmet eden personelleriniz” üzerine oturttuğu için..”herkes gibi bizimde beklentimiz” vardı .bu insanlık suçlarını işleyenler yargılanır diye ama olmadı… ve siz hala onları koruyorsunuz.. İşkence yapmak kadar işkencecileri korumak da suç dur. Siz bu suçu işlemeye devam ediyorsunuz.. Sayın General; Mamak’tan, Metris’ten, Diyarbakır’dan yükselen işkence çığlıkları hiç kulağınıza ulaşmadı mı? Duyma probleminiz mi var… Bu ülkenin geleceği ipotek altına alındı, zenginlikleri peşkeş çekildi, bilim adamları, aydınları, öğrencileri cezaevlerinde işkence hanelerde yok edildi… Bunları yapan Kenan Evren ve arkadaşları için herhangi bir soruşturma açtınız mı? Dünyanın en zengin on generali arasında bulunan Tahsin Şahinkaya için bu kadar zenginliği nasıl yaptı diye sordunuz mu…darbecileri korumayın.. darbe yapmak kadar darbecileri korumak da suç dur..siz bu suçu işlemeye devam ediyorsunuz.. Sayın General: Albay Raci Tetik’te sizin personeliniz.. Mamak’ta cezaevi müdürlüğü yaptı.. onun döneminde tabutluklardan, hücrelerden yükselen çığlıklar sevinç çığlıkları mıydı?. İlhan Erdost’un, Mustafa Yalçın’ın nasıl öldürüldüğünü biliyor mu sunuz… Albay Raci Tetik ve Yüzbaşı Tuna Akut hakkında herhangi bir soruşturmanız kovuşturmanız var mı? Metris cezaevindeki işkencelerden sorumlu Binbaşı Adnan Özbey, Binbaşı Fehmi Koçhisarlıoğlu, Binbaşı Muzaffer Akbayır, yzb. Ömer Kavlak, üstgm. Yalçın Demirel hakkında bir soruşturmanız oldu mu? Ya da Diyarbakır cezaevindeki işkence ve ölümleri lütfedip araştırdınız mı..Tutuklulara insan dışkısı yedirmek, fare yedirmek ne kadar insani … Cop sokmanın tecavüz etmenin tarafımı olur… Tek taraflı akıldışı diyene kadar araştırma zahmetine girdiniz mi... Bütün bunların sorumlusu başta Orgeneral Kemal Yamak, cezaevi Komutanı Esat Oktay Yıldıran, Mevlüt başçavuş ve diğer personeller hakkında ne yaptınız.. kamuoyuyla paylaşırsanız bizde öğrenmiş olacağız.. Sayın General: 1981 Haziranında Gaziantep cezaevinde idam edilen Veysel Güney’in hala mezarını bulamadık… Cenazeyi ailesine teslim etmek için alan ve bilinmeyen bir yere gömen yüzbaşı Burhan Erdem de sizin personeliniz… Devletten hala maaş alıyor… Orduevlerinden faydalanıyor… Hala askeri lojmanlardan faydalanıyor… 28 yıldır oğlunun mezarını arayan bir annenin feryatları sizi hiç rahatsız etmiyor mu?.. Kardeşlerine, arkadaşlarına ziyaret edebilecekleri bir mezar taşını çok mu gördünüz… Yüzbaşı Burhan Erdem’i bulup mezar yerini ailesine açıklamayı düşünüyor musunuz…Yoksa, ”tek taraflı akıldışı iddialar’ söylemine devam mı edeceksiniz.. 
Sayın general: 12 Eylül darbecileri işledikleri suçlardan korunmak için Anayasaya geçici 15. maddeyi koydurdular… Nasıl geçici ise 29 yıldır hala geçmedi… Bu madde onların suçlarını örtmüyor ki…. Bunların hepsi uzun yıllar TSK ne hizmet etmişler. Halka ve demokrasiye karşı suç işlemişler… Ve yargılanmamışlar… Bunların yargılanmasını engellemek başta insanlık suçudur… Yaşananların milyonda birine dokunan bir televizyon dizisine gözdağı vermeniz, kaynağını ve gücünü 12 Eylül darbesinden alan RTÜK’ü yönlendirmeniz, basın ve yayın kuruluşlarını ince bir üslupla uyarmanız işlenen suçları yok edecek mi… Yoksa sizde mi bu suçları ve suçluları olumluyorsunuz… Peki, bizlerin ve ailelerimizin kişilik hakları yok mu? Darbecileri korumayın… İşledikleri suçlardan dolayı yargı önüne çıksınlar… Herkes gibi bizimde beklentimiz budur… 10 Kasım 2009 DEVRİMCİ 78 LİLER FEDERASYONU |
|
Devamını oku...
|
|
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK |
|
|
|
Yazar Dr. Hikmet KIVILCIMLI
|
|
Pazartesi, 09 Kasım 2009 |
|
TÜRKİYE VE ATATÜRK
Cumhuriyet çağında kapitalizm gelişim karakteristiğini bize en iyi anlatanlar, ekonomi politiğe en az önem veren edebiyatçılarımız olmuştur. Birinci Cihan Savaşı kadar süren Milli Kurtuluş Savaşından sonra Türkiye duman tüten bir yangın yerine dönmüştü. Yalnız Ankara için yazılan şu satırlar, Bolu, Zonguldak, Yozgat ve hattâ Kayseri için de doğru sayılan açıklamadır : "Vilâyetin bütün çift toprakları bir kaç ermeni bankerin rehini altına girmiştir. Küçük esnaflıktan ve zanaatlerden ithalât - ihracat tüccarlığına, verimli ziraate kadar bütün milli ekonomi hristiyanların tekeli altında idi. Türkler : rençber, asker, memur, vakıfçı ve derebeyi idiler." "Hıristiyan halkı tasfiye etmekle, memleket ekonomisini köklerinden sökmüştük. Heryerde bağlar bozulmakta, zeytinler yabânileşmekte veya kesilmekte, balık avcılığı ölmekte, çarşılar kapalı durmakta idi." "Ermeni tehciri sırasında Anadolu şehir ve kasabalarının oturulabilir mahallelerini yakmışlardı. İzmir'den Uşak'a doğru yalnız tüten harabeler ve yıkıntılar..." (Falih Rıfkı : Çankaya, s. 419) vardı. "Sıfıra inen vatan yoksullukların parasıyla yapılacaktı." (Keza, s. 420). Bu nasıl olacaktı? Türkiye, tarihsel devrimlerden sonraki durumdaydı. Osman Gazi zamanındaki gibi yeniden fethedilmişti. Millet Fatih Kahraman gazilerin ardında ordulaşmıştı. Her şey baştaki ULU KİŞİ'lerden bekleniyordu. En büyük kahraman "Tek adam" Mustafa Kemal Paşaydı. "Sözüme dikkat ediniz. Atatürk bir büyük Türktür. O kadar büyük bir stratejidir." (Fâ. 450). Sırf tek insan kişi olarak onun da bir maddesi ve bir mânası vardı. Anlamca düşünüş ve davranışında ister istemez idealistti; dünyanın kültür üzerine oturduğuna inanıyor, dünyayı ancak kültürle değiştirme metoduna güveniyordu. Oysa : "Atatürk, bizim Harbiye'de yetişmiş olanlar gibi, ister istemez hafifçe kültürlü idi" (Fâlih Rıfkı : Çankaya, s. 612).
|
|
Devamını oku...
|
|
ET ve TIRNAK |
|
|
|
Yazar SUVARİ
|
|
Pazar, 08 Kasım 2009 |
|

Biz Kemal'i Biz İsmet’i gardaş belledik Gün oldu Onlar Kürt Biz Türk Gün oldu tersi. Gün oldu şakalaştık: "Allahın Kürt'ü, Allahın Türk'ü" Ama hep et ve tırnak.
Birlikte yola çıktılar. Zaten "et ve tırnak" gibiydiler. Ayrılmaz iki unsur. Bunu, yani iki ayrı unsur olduklarını önce Erzurum, sonra Sivas Kongresi'nde, ardından 1921 Teşkilatı Esasiye Kanunu'na kaynaklık eden metinlerde kayıt altına aldılar: "Türkiye, nahiyelerde nahiye şûraları (meclisleri), illerde il şûraları ve ülke ölçeğinde Büyük Millet Meclisi tarafından yönetilir. Kürtler, azınlık statüsünde değil, fakat bütün yurttaşlarla eşit haklara sahiptirler. Türk ve Kürt unsurlar, birbirlerinin ırki, toplumsal ve coğrafi haklarına karşılıklı saygı gösterirler..." Sözleşme böyleydi ve Kurtuluş Savaşı önderliği, Kürtleri "aguşuna basıyordu". "Et ve tırnak" gibiydiler. Kavilleştiler ve yola çıktılar. İki ayrı unsur, ama "et ve tırnak". Sonra 1922, kurtuluş. İzmir'e birlikte girdiler. Sonra 1923, Lozan. Lozan'da Kürt İsmet Paşa tarafından kesilen "tırnak" ve ardından Cumhuriyet. |
|
Devamını oku...
|
|
Niksarın Fidanları... |
|
|
|
Yazar Hikmet ÇETİNKAYA-Cumhuriyet
|
|
Pazar, 01 Kasım 2009 |
|
1 Kasım 2009 Niksar’ın Fidanları...Güz çiçeğini anımsatıyor gözleriniz...
Hele rüzgâra verince saçlarınızı... Umutlarınız uçuşuyor birden... Parmak uçlarında binlerce gül açmıyor eskisi gibi.
Avuçlarınız ıslak, belki yağmur bulutları topluyor gözleriniz.
Şiire, aşka ve ölüme inanıyorsunuz, gençlik yıllarını düşünürken.
Niksar’ın fidanlarını söylerken Saffet Alp’i görüyor musunuz?
O masum ve çocuk yüzlü Saffet’i...
Bedeni yüzlerce kurşunla delik deşik olmuş Saffet, Mahir ve diğerleri geliyor mu aklınıza?
|
|
Devamını oku...
|
|
Amerika'nın "Ağalık Hakkı" Tehdit Altında |
|
|
|
Yazar Korkut BORATAV-haber. sol.org
|
|
Perşembe, 29 Ekim 2009 |
Para basarak kaynak kullanma imkânı, genellikle merkez bankaları aracılığıyla devletlere verilmiştir. İktisatçılar buna “senyoraj” derler. Türkçeye ağalık hakkı olarak aktarmak uygundur.
Emperyalist sistemin “ağası” olan hegemonik devlet de benzer bir hakka sahiptir. O devletin parası, dünya ekonomisinin rezerv parası olur. 19. yüzyılda sterlin, İkinci Dünya Savaşı sonrasında da dolar bu işlevi gördü. Dolara ve ABD’ye odaklanarak, ağalık hakkının, hegemonik devlete sağladığı ayrıcalıkları açıklayalım: Dolar dünya parası olarak kabul edilince ülkeler arası ekonomik ilişkilerde, hem bir değer ölçüsü, hem de ödeme aracı olarak işlev görür. Dış ticarete giren malların (örneğin petrolün) fiyatı dolar olarak belirlenir. Ödemeler de çoğunlukla dolarla gerçekleşir. Dahası, ABD kendi parasıyla dışarıdan borçlanabilen; sadece dolar (veya dolarlı borç senetleri) basarak hem dış borçlarını ödeyebilen, hem de dış açıklarının finansmanını sağlayabilen tek ülke olma ayrıcalığına mazhar olur. Bu, aynı zamanda, dış dünyayı kendi parasıyla satın alabilme; fethedebilme; emperyalist yayılmacılığı (bütçe açıklarına kafayı takmadan) gönlünce sürdürebilme ayrıcalığı demektir. İşte “ağalık hakkı” budur. |
|
Devamını oku...
|
|
CUMHURIYET BAYRAMI NEDİR? |
|
|
|
Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı
|
|
Perşembe, 29 Ekim 2009 |
CUMHURİYET BAYRAMI NEDİR? Bunu, bize en iyi özetleyen kişi, Cumhuriyet'in ölümsüz kurucusudur.
Mustafa Kemal, Türkiye'yi yüzyıllardan beri iki büyük kahredici gücü, iki büyük lanetleme gücü ezdiğini haykırdığı gün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gönderesine ilk Cumhuriyet bayrağını çekmişti Bu İki kahredici, lanetleme, baş belası güç neydi? Mustafa Kemal'e göre birisi Emperyalizm, öteki Saltanat'tı. Emperyalizm neydi? |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 73 - 84 / 1145 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1488
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 1706716
|
|
|