left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Cuma, 21 Kasım 2008
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Bize Ulaşın
BİLGİLENDİRME-AÇIKLAMA Yazdır E-posta
Yazar Devrimci Halk Kurtuluş Partisi   
Cuma, 15 Ağustos 2008

KOMUTANIMIZ
ÖNDERİMİZ
DAYIMIZI YİTİRDİK

*Öğrettikleri İle Savaşımızı Büyüterek Onu Selamlamayı Sürdüreceğiz!

*Onun devrimci yaşamı nezdinde devrimcilik yeniden tanımlanacak!

Türkiye ve dünya halklarının başı sağolsun. Bir büyük devrimciyi yitirdik.

Acımız tarifsiz, kaybımız büyük; komutanımız, önderimiz, Partimizin Genel Sekreteri Dursun Karataş yoldaşımız, 11 Ağustos sabaha karşı 05.00’te şehit düştü. 38 yıldır devrim için çarpan, dünya halklarının kurtuluşuna, vatanımızın bağımsız, halkımızın özgür olmasına adanmış bir yürek durdu. Son nefesini yoldaşlarının kolları arasında, dünya halklarına ve kendi halkına karşı görevini yerine getirmiş bir önderin huzuruyla verdi.

Devamını oku...
 
GÖREVLİLER GÖREV BAŞINDA Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ   
Perşembe, 14 Ağustos 2008

YARGITAY SAVCISI'NIN  Sarp KURAY'ın yönettiği iddia ettiği örgüt yeniden görevde... Okuyun bilgilenin, Sarp KURAY'in   bu örgütle ilişkisi olmamasına karşın neden yargilandıgını sorgulayın

‘Devrimci Karargah’ örgütü üyelerini PKK eğitiyor

 Ferit DEMİR/TUNCELİ, (DHA)STANBUL’da, 6 Ağustos günü 1’inci Ordu Komutanlığı karargahının bulunduğu Selimiye Kışlası’na düzenlenen başarısız havan saldırısını üstlenen ve adı bugüne kadar duyulmamış olan, ‘Devrimci Karargah’ adlı örgütün üyelerini terörö rgütü PKK’nın eğittiği ortaya çıktı. İstihbarat birimleri, örgütün 1990’lı yılların başında feshedilen, ‘16 Haziran’ adlı yasadışı örgütün devamı olduğunu belirtti.

 

1’inci Ordu Komutanlığı karargahının bulunduğu Selimiye Kışlası’na başarısız havan saldırısı düzenleyen Devrimci Karargah adlı yasadışı örgütün, Sarp Kuray’ın lideri olduğu ve 1990’lı yıllarda fesh ettiği, ‘16 Haziran’ örgütünün devamı olduğu ortaya çıktı. Güvenlik ve istihbarat birimlerinin raporuna göre, Sarp Kuray’ı ihanetçi ilan eden ve çoğunluğu Avrupa’da olan örgüt üyelerinin, Kuzey Irak’ta PKK kamplarında sabotaj, bombalama ve silah eğitimi aldıktan sonra Türkiye’ye sızarak eylemler yapmayı planladığı belirtildi.

 

Hazırlanan istihbarat raporuna göre, daha çok Fransa merkezli örgütlenen örgütün, askeri ve silahlı eğitim almak için PKK ile işbirliğine girdiği, PKK’nın Avrupa’daki sorumluları ile görüşen ‘Devrimci Karargah’ örgütü yöneticilerinin, yaklaşık 20 mensubunu Kuzey Irak’taki PKK kamplarına göndererek silahlı eğitim, bomba yapımı ve sabotaj konularında bir yıl boyunca eğittiği kaydedildi


PKK, HAVAN SALDIRISINI KUTLADI

 

Terör örgütü PKK yaptığı açıklamada, 6 Ağustos’ta İstanbul’da Selimiye Kışlası’na yönelik havan saldırısını gerçekleştiren Devrimci Karargah adlı örgütü kutladığını belirterek, önümüzdeki günlerde bu örgüt ile işbirliği yapılacağı mesajını verdi. Örgütün internet sitelerinde yer alan açıklamada şöyle dedildi:

“Bu eylem, Türkiye sol hareketlerinin geçmiş tarihinden bu yana gerçekleştirdikleri mücadele ve eylemler içinde çok ayrı bir yere ve değere sahiptir. Türk ve Kürt halklarının kardeşçe omuz omuza mücadelesine örnek bir eylem olması itibariyle Devrimci Karargah örgütünü kutluyoruz. Önümüzdeki süreçlerde Devrimci Karargah örgütüyle dayanışma içinde olacağımızı belirtiyor ve tekrar bu eylemlerinden ötürü Devrimci Karargah örgütünü kutluyoruz.”

 

Devamını oku...
 
TÜRKİYEDE GENÇLİK NE DURUMDA?? Yazdır E-posta
Yazar ZEYNEP GÜRLER SHP Parti Meclisi Üyesi   
Çarşamba, 13 Ağustos 2008
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) 2008 yılı Mart ayında “Türkiye’de Gençlik” başlıklı ulusal ve uluslararası İnsani Gelişme raporları çerçevesinde bir Ulusal İnsani Gelişme Raporu hazırladı.

           UNDP, “İnsani Gelişme”yi, bir ülkenin, insanlarının kapsamlı özgürlükler çerçevesinde, uzun ve sağlıklı yaşamlar sürmesine olanak sağlayacak şekilde gelişmesi olarak tanımlıyor. Dolayısıyla, İnsani Gelişme, bireylerin önlerindeki fırsatların zenginleştirilmesi ve kapasitelerinin arttırılması yoluyla, hayatlarını değer verdikleri şekilde yaşayabilmesine ve temel insan haklarını kullanabilmesine imkan sağlayan bir süreç. İnsani Gelişme, ekonomik ve sosyal politikaların merkezine insanı koyar ve amacı, tüm ülke nüfusunun insani sorunlarını kamusal ve özel eylemin hedefi ve nihai göstergesi kılmaktır.

         Bu raporu hazırlamak için İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Bursa, Malatya, Erzurum, Diyarbakır, Tekirdağ, Samsun, Trabzon ve Kayseri’den 15-24 yaşlarında 3.000’den fazla gencin çalışmalara doğrudan katıldığı geniş bir durum araştırması yapıldı. Bu araştırmada, gençlerin nasıl karar aldığı, eğitimleri, siyasi ve toplumsal katılım ve gelecekle ilgili planları irdelendi.

Devamını oku...
 
TAKINTILI BİR "BOLŞEVİK"TEN MURAT BELGE'YE YANIT Yazdır E-posta
Yazar Kutay MERİÇ-sendika.org   
Çarşamba, 13 Ağustos 2008


Murat Belge, Taraf olduktan bugüne yazdığı yazılarda Türkiye solunun düşünce dünyasını ve devrimcilerini alabildiğince aşağılamaya çalışıyor. Taraf’ın “sol” kanadını oluşturma yani solcuları ber taraf etme işini de Belge üstlenmiş görünüyor. Hani sessizce gidip Taraf olsaydı çok da meselede yoktu. Sevgili Metin Özuğurlu, Murat Belge’nin sosyalistlere akıl verme çabalarına bilim adamı naifliğiyle, “Ben sosyalistleri tanıyorsam, (ikna)olmazlar; bunda çocukça inatlarının payı belki olabilir” diyor. Ben bilim adamı değilim o yüzden naif de yazamayacağım.

Şimdi ben Belge’nin benzetmesiyle “asker karınca”dan çok takıntılı ama karnımı doyurmayı becerebilen ve bu satırları yazabildiğim için “Bolşevik”e (1) benzeyen Türkiyeli bir devrimci olarak, kendisine birkaç laf etme hakkını kendimde gördüm.

Ona göre, Ergenekon soruşturmasının gidişatından şaşkınlığa düşmüşüz. AKP’nin (ABD’nin ve TSK’nın) kontr-gerillanın kullanım süresi geçmiş kısmını tasfiye etmesi karşısında ne yapacağımızı şaşırmışız. Zaten alayımız Kemalistmiş. Ergenekonla örtüşen şu bu bir sürü lafımız varmış. Bizim karşı olduğumuz bir siyasî varlığa yarar getirecekse, biz buna karşı çıkarmışız. Biz Devrimciler başkalarının iyi işler yapmasını çekemeyen bir kültüre sahip olduğumuz için, AKP’ye de karşı çıkıyormuşuz. “Şu günün ortamında devlet içinde örgütlenmeye çalışan Gladio tipi bir çete çökertiliyorsa” bundan mutlu olup “hakşinas” olmalıymışız. Biz en ciddi düşmanlarımızın her türlü liberalizm olduğu konusunda dogmatik bir kararlılık içinde olduğumuz için Ergenekon’u sevimli buluyormuşuz. “Oysa bir sol çizginin faşizme doğru savrulma ihtimalini önleyecek en sağlam garanti, o çizginin demokrasiyle ve siyasî liberalizmle kurduğu ilişkiymiş.”(2)

Devamını oku...
 
TÜM DEVRİMCİLERİN BAŞI SAĞOLSUN Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ   
Çarşamba, 13 Ağustos 2008

ImageDHKP Genel Sekreteri Dursun Karataş 11 Ağustos Pazartesi günü yaşamını yitirdi

www.halkinsesi.tv’de dün akşam yayınlanan habere göre DHKP Genel Sekreteri Dursun Karataş 11 Ağustos Pazartesi günü yaşamını yitirdi. Yaklaşık 10 yıldır kanserle mücadele eden Karataş’ın sabaha karşı yaşamını yitirdiği belirtilen açıklamada, halklarımızın başı sağ olsun denildi.

Musa Asoğlu imzalı açıklamada şöyle denildi; “Türkiye halklarının devrimci önderi Dursun Karataş bugün sabaha karşı şehit düştü. Önderliği boyunca halklarımıza birçok zafer kazandırdı, devrime nice yeni gelenekler ekledi. Sadece önderliğini yaptığı hareketin değil: bir bütün olarak halkın önünü açmıştır. Uzun süredir kansere karşı mücadele ediyordu. Bu mücadelede de iradenin gücünü bir kez daha göstererek, ölümü yenmesini bilmiştir. Bu şartlarda bile, azalan zamanının bilincinde olarak, hareketin geleceğini de düzenleyerek, büyük bir iç rahatlığıyla ölümü göğüslemiştir. Kansere karşı her türlü tedavisi, en iyi şekilde yapılmıştır. Tüm hastalığı boyunca, kanserin onu teslim almasına, bilincini kapatmasına müsaade etmemiş, ölene kadar iradi davranmasını bilmiştir”

DHKP-C lideri Dursun Karataş’ın dün yaşamını yitirmesi üzerine, ailesi ve avukatları Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde bugün 13.00’da bir basın açıklaması yaptı.

Ölüm haberini doğrulayan Halkın Hukuk Bürosu avukatları, Karataş’ın yaşamının sık sık spekülasyon konusu haline getirilmesi nedeniyle bu açıklamaya gerek duyduklarını dile getirdiler. Karataş’ın avukatları, DHKP-C lideri hakkında basında yoğun bir dezenformasyon kampanyası da bulunduğuna değinerek, bu haberlerin gerçeği yansıtmadığını söylediler.

Yapılan açıklamada Karataş ailesinin, Dursun Karataş’ın İstanbul’da defnedilmesine karar verdiği de dile getirildi. Karataş’ın İstanbul’da defnedilmesinin önünde herhangi bir yasal engel bulunmadığını ancak fiili bir engellemenin de sürpriz olmayacağı belirtildi.

Defin işlemleri ile ilgili takvimin, Hollanda’daki adli işlemlerin tamamlanmasının ardından açıklanacağı bildirildi.

 
İKİNCİ DALGA Yazdır E-posta
Yazar ERgin YILDIZOĞLU-Cumhuriyet   
Cuma, 08 Ağustos 2008

Kapitalist toplumdaysa bu kavramın içeriği, emek/sermaye çelişkisi ve kapitalist dünya sistemi üzerinden, kapitalizme ve emperyalizme (gelişmiş ülkelerin kapitalistlerinin, kendi ekonomik siyasi çıkarları doğrultusunda diğer ülkelerin ekonomik, siyasi ve kültürel yaşamlarına zorla ya da dolaylı yollarla müdahale etmesine) karşı olmak ilkeleriyle doldurulur. Bu içerik, demokrasinin her zaman eşitlik, özgürlük, kavramlarıyla kimin için sorusuyla birlikte ve bir devlet biçimi olarak düşünülmesini gerektirir. Bu bağlamda başlangıç noktası her zaman toplumdaki en ayrıcalıksız kesimlerin, dışlananların gereksinimleridir. Bu yüzden sosyalizmi, konuşabilmek için, mutlaka Aydınlanma geleneğinin hakikat rejimini ve materyalist bir felsefi yönelimi benimsemiş olmak gerekir.

Sosyalistler için devlet, demokrasi gibi kavramlar hep sınıflar arası ekonomik siyasi iktidar ilişkileriyle, halk kavramıysa, toplumsal hegemonya kurma süreçleriyle birlikte düşünüldüğünde anlamlıdır.

Tüm bunlar göz önüne alındığında, sosyalistlerin, darbecilere, Ergenekon türünden maceralara, siyasal İslamın partisine destek vermeyecekleri hemen anlaşılır. Çünkü bunların hiçbiri sosyalistlerin, komünist hipotezi yaşadıkları tarihsel koşullar içinde uygulamaya koyma çabalarına uygun araçlar değildirler. Dahası, darbeciler ve siyasal İslamın temsilcileri başarılı oldukları her yerde sosyalistlere karşı şiddet uygulamaktan asla çekinmemişlerdir.

Bugün gündemde bir darbe tehlikesi yoktur. Bu nedenle sosyalistler açısından esas tehlike siyasal İslamın hem kapitalizmle hem de emperyalizmle işbirliği içinde olan projesidir. Sosyalistlerin de, yukarıdaki parantezin dışında kalan ilkelerine sarılarak, öncelikle bu tehlikenin üzerinde odaklaşmaları gerekir.

Devamını oku...
 
TV PROGRAMLARI Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ   
Salı, 05 Ağustos 2008
1) SARP KURAY'IN KONUK OLDUGU SIMDIKI ZAMAN PROGRAMINI İZLEYIN

 http://www.simdikizaman.tv/?part=video_izle&id=142

2) ÖMER GÜRCAN'IN KONUK OLDUGU SÖZ SENDE PROGRAMINI İZLEYİN 
1..BOLUM
http://video.haberturk.com/Video.aspx?v_ID=36856&k_A=haberturk

 2.BOLUM
http://video.haberturk.com/Video.aspx?v_ID=36857&k_A=haberturk

3.BOLUM
http://video.haberturk.com/Video.aspx?v_ID=36858&k_A=haberturk

 

   3) ÖTEKİ TANIK SUVARİ – ÖMER GURCAN PROGRAMINI  İZLEYİN 

http://de.sevenload.com/videos/zCVDKja-Oeteki-Tank-Suevari-Oemer-GUERCAN

 

 

 
GENİŞ ERKONOKON ÇUVALI Yazdır E-posta
Yazar Cihan AKTAŞ-Taraf   
Salı, 05 Ağustos 2008

Image

I- İçine atılmamış faili meçhul yok neredeyse. Ergenekon çuvalı yakın tarihimizi karıştıran pek çok siyasal cinayeti kapsayacak kadar derin. Ursula K. Le Guin’in Kadınlar Rüyalar Ejderhalar isimli kitabında kurcaladığı kadınların derdikleri ürünü, ördükleri sohbetin kelimelerini içine attığı (Ficher’den mülhem) kültür çuvalından farklı bir çuval bu. Hasılatı kan, gözyaşı, kardeş kavgası, toplumsal kutuplaşma; sararmış başaklar ya da sembollerle yüklü masallar değil. Uğur Mumcu’nun katledilmesinin hemen ardından Cağaloğlu’nda yapılan bir yürüyüşle ilgili televizyon görüntüleri var içinde mesela. Genç bir kız “şeriat yanlıları” diye adlandırdığı hiç tanımadığı insanları suçluyor. “Mini eteğim irticaya yönelik bir protestodur” anlamına gelen bir cümle…


Yıllar yılı terör sonucu öldürülen aydınlar konusunda zanlı olarak İslami kesim gösterildi. Çoğu dindar insan, “sıradan” bulunan insanlar özellikle, aklı ve vicdanıyla bu ölümlerin ardında bambaşka bir tezgâhın var olduğunu fark etmiştir. İslamiyet açısından bir insanı haksız yere öldüren, bütün insanlığı öldürmüş demektir. Bir hadis-i şerife göre, dindar kişi İslam’ı o kadar güzel yaşamalıdır ki, onu öldürmeye gelen, onda yeni bir hayat bulabilmelidir.

Devamını oku...
 
SÖZ SENDE Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ   
Perşembe, 31 Temmuz 2008

 

 Ömer Gürcan Soruyor

 

Kenan Evren niye yargılanmıyor?

"17 yaşındaki Erdal Eren asılıyor, Kenan Evren sırıtarak 'Darbe olsa yine yapardım' diye Marmaris'te dolaşıyor"

 

İdam edilen "darbeci" bir babanın oğlu ama darbelerden çok çekmiş bir isim. Süvari Binbaşı Fethi Gürcan'ın oğlu Ömer Gürcan, Söz Sende'de Balçiçek Pamir'in sorularını yanıtladı.


"İhtilalin Süvarisi" yazan, Nesrin Turhan. "Babamın bazı yönlerini Nesrin Turhan'ın kaleminden okuduk" demiştiniz. Çünkü insan farklı yaşlarda, farklı yorumlara sahip olabiliyor, değil mi?

Bu babamızı, kendimizi hissetme yaşında kaybediyoruz. At geliyor, kardeşimizle beraber ata biniyoruz. Orada kendimize bir mani buluyoruz..

İşine atıyla gidip gelen bir süvari..

Etramızda o zamanlar gayri müslimler var. Karşımızda mezarlık...Olaylar geliyor, Adapazarı'na gidiyoruz. Okul değiştirme, kardeşimin rahatsızlanması üzerine Ankara'ya gidiyoruz. Babam ayakta kalması için çırpınırken bütün olayların ortasında kendimizi buluyoruz.

Babanızı sizden dinlemek istiyoruz, çok iyi bir süvariydi...

Evet. Zaten İstiklal Savaşı madalyalı bir subayın oğlu. Bir arkadaş canlısı baba. İnsan sevgisi, hayvan sevgisi...


Atlarla arasında çok farklı bir ilişki varmış..

Mesela biz sonradan öğrendik. Bu roman yazılırken yazar, annemin arkadaşlarıyla, babamın arkadaşlarıyla, okulm arkadaşlarıyla konuştu. Çocukluğu, evlenişi...her konuyu ben mesela 10 dereceden görürken yazar 360 dereceden gördü. Babamı tanıdık. Babamın aşık oluşunu ben nereden bilebilirdim? Belki annem ablama anlatmıştır. Ama biz bilemiyoruz. Ben olaya bakarken babamın tabancası, atı ilgilendiriyor. Ama ablamı eve alınan mobilyalar ilgilendiriyor..

Devamını oku...
 
Liberal sol Ergenekondan çıkabilir mi? Yazdır E-posta
Yazar Mehmet Gürsan ŞENALP-sendika.org   
Çarşamba, 30 Temmuz 2008

Beş, altı ay kadar önceydi. “Ergenekon” daha henüz doğmamıştı; yani Türkiye’de Ergenekon dendiğinde akla ilk gelen isim hala DYP’li eski devlet bakanı Gökberk Ergenekon’du. O zamanlar hayatımızda Taraf diye bir istihbarat bülteni de yoktu. Ankara’da Tunalı Hilmi caddesindeki çok katlı şık D&R mağazasını geziyordum. Gidenler bilir, orada büyükçe bir “en çok okunanlar” tezgahı vardır, girişte hemen solda. Büyük kitapçılar en çok satan kitapları kolay ulaşılabilecek yerlere koyuyorlar, kapının hemen girişine örneğin. Müşteri okumak istediği kitabı aramasın kolayca bulabilsin diye. Popüler eserlerin okuyucusu pek öyle raf karıştırmayı sevmez. O nedenle bu tip okura kolaylık sağlamak gerekir. Ne yazık ki kişisel gelişim, psikoloji, limit-sizsiniz, düşünce gücü, krizlerden yükselerek çıkın, liderlik, para-psikoloji türünden tuhaf kitaplarla dolup taşar en çok okunanlar rafları. Yani insanımız kitap okusa bir dert okumasa başka bir dert. Neyse, bu kitaplar içinde onlara benzemeyen bir tane görmüştüm. Adını şimdi hatırlamadığım bu kitabın kapağında Deniz’lerin resmi vardı!…


O güne değin atv’de yayınlanan Hatırla Sevgili’nin tek bir bölümünü bile izlememiş ama etrafında kopan tartışmaları bildiğimden Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile ilgili bu kitabın çok satanlar arasında olmasını dizinin etkisine bağlamış ve bunun hayırlı bir şey olduğunu düşünmüştüm. Diziyi izleyen arkadaşlarım da kurguyu samimi bulduklarını, herhangi bir saptırmanın olmadığını söylemişlerdi. Sonuçta halkımız kendi yakın veya uzak tarihine dair pek çok şeyi ya hiç bilmiyor ya da yarım yamalak biliyordu. En azından bu dizi vesilesiyle artacak bir ilginin zararı olmaz diye düşünmüş, fazla üzerinde durmamıştım. Ancak, aradan geçen süre zarfında ortaya çıktı ki herkes benim gibi düşünmemiş ve düşünmüyor. 68’e yönelen bu ilgi, halkın bu gecikmiş sevgi gösterisi bazılarını ciddi anlamda ürkütmüş olmalı ki, iktidar tetikçisi istihbarat bülteni, entel-liboşların ve CIA ajanlarının “aşk gemisi” Taraf, bir defa daha katletmeye kalkıştı Türkiye devrimci hareketinin güzelim fidanlarını. Taraf gazetesi Deniz Gezmişlerin aziz hatıralarına saldırıyor, yağlı urganın yapamadığını yapmaya uğraşıyor. Onları kolektif hafızalarımızdan, bilincimizin derinliklerinden sökmeye çalışıyor.

Devamını oku...
 
FETHİ NACİ ARTIK YOK MU? Yazdır E-posta
Yazar Oktay AKBAL   
Pazar, 27 Temmuz 2008

Fethi Nacinin en çok bu yanını beğeniyorum. Düşüncesini açık açık yazabilme gücünü, yürekliliğini... Eleştiri Günlüğ, okurda düşünceler üreten, yeni görüşlere götüren, düşüncelerinin doğruluğuna inanarak, kimi zaman Nacinin dediklerine katılarak, kimi zaman üzerinde durarak, karşı çıkarak okuyacağınız bir yapıt... Yürekli bir eleştirmenin kanıtı...” (Eleştiri Yüreklice Yapılmalı, Cumhuriyet, 1 Haziran 1986).

Bir zamanlar hep gençtik. 1947 günlerinde Şehzadebaşı kahvelerinde tanıdım Naci Kalpakçıoğlunu.. İktisat fakültesi öğrencisi, Giresunlu yakışıklı bir genç... O kadar ki, Şehzadebaşındaki ünlü fotoğrafçının baş köşesinde portresi dururdu! Hikâyeler, şiirler yazıyormuş, Rauf Mutluay gibi o da... Bir hikâyesini aldım Dost dergisine gönderdim, çok beğenmiştim. Ama çıkmadı, basılmadı. Salim Şengil neden bunu yaptı bilemem. Naci vaz mı geçti bu yanılgıdan sonra?.. Kendini derslere verdi, iktisat alanında başarılı olmak mıydı artık amacı?..

Solcu diye, Marxı okuyor, gençlik olaylarına karıştı diye, üniversite kapısı ona açılmadı. Kalabilseydi bilim adamı olarak anacaktık onu şimdi... İyi ki olmamış, iyi ki, öykücülükteki kırgınlığı onu yazından koparmamış, Ataçtan sonra en büyük eleştirmenimiz olarak yazın tarihimizin ön sayfasında yerini almış; daha uzun yıllar yer alacak da...

Devamını oku...
 
BİR DAHA! BİR DAHA! BİR DAHA! Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ   
Çarşamba, 23 Temmuz 2008
 Kanal A da ki açıklamalarımız 64 000 sitede yayınlandı. Duymayan kalmadı. Sağır  Sultan'ın  dostları duymamazlık dan geldi.  Gerçekler yerine demokrasi darbe oynaşmaları yapan çevreler kulaklarını kapadı, kalemlerini kitledi.  TARAF, BİRGÜN, EVRENSEL, CUMHURİYET, MİLLİYET, HÜRRİYET , ZAMAN, SABAH velhasıl tüm çevre dillerini kilitlediler. MHP cevapsız dondu kaldı. Yazılı ve görsel MEDYA  gerçek ERGONOKON (AMERİKAN KABUĞU) nun üzerine gitmeye  yürekleri ve beyinleri yetmedi. Müsaade edilen biçimde demokrasicilik ve darbecilik oynanmaya devam ediyor. En son 

 

http://www.antiduzen.com/ataturk-islami-yok-etmek-istedimi1/milliyetci-hareket-partisi%E2%80%99ni-cia-kurdu/

sitesinde verilen haberi bir daha bir daha bir daha haykırıyoruz , yayınlıyoruz.....

MHP ve Alparslan Türkeş’in CIA ile ilişkisi, askeri müdahalelerde ABD’nin rolu… 68 kuşağı hareketinin iki atkif ismi Sarp Kuray ve Ömer Gürcan’dan şok açıklamalar. 1960’lı yıllardan günümüze Türkiye’nin derin dehlizlerinde tasarlanıp, sahnelenen oyunların arkasındaki güçler deşifre oluyor. MHP ve Alparslan Türkeş’in CIA ile ilişkisi, askeri müdahalelerde Amerika’nın rolü, solcuların İslamiyet hakkındaki yanılgıları, İnönü’nün niçin paraya fotoğrafını bastırdığı, Ömer Gürcan niçin bütün genarelleri öldürmeyi dahi düşünebildiklerini ve Türkiye’nin içinde bulunduğu kuşatılmışlığı nasıl aşacağı Gündem Ankara’da konuşuldu.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 73 - 84 / 963
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1189
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 817896
Syndicate
 
left
Top! Top!
right