left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Pazartesi, 16 Temmuz 2018
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Direnişin ve örgütlenmenin 5N1K’sı Yazdır E-posta
Yazar GAMZE YÜCESAN ÖZDEMİR*- birgun.net   
Çarşamba, 15 Haziran 2016

Direniş ve örgütlenme kelimelerini duyduğumuzda, bir çoğumuz için bu “apaçık” bir şey ifade etmektedir. Olanca apaçıklıkları içerisinde bu kavramları herkes için aynı etkileri üreten, hani çocuk değilsek haydi haydi biliyor olduğumuz kelimeler olarak kabul eder, üzerinde pek de düşünmeyiz. Oysa ki direniş ve örgütlenme kavramlarının son dönemde oldukça hegemonik bir söyleme dönüşen radikal demokrasi içinde aldığı içerik ile bu kavramların Marksizm içinde aldıkları içerik oldukça farklıdır.
Bu noktada, direniş ve örgütlenmenin 5N1K’sının radikal demokrat söylem ve Marksist teori açısından ne kadar farklı olduğunu belirleyebilirsek, direniş ve örgütlenmeyi daha iyi tahlil edebiliriz. 5N1K bir gazetecilik terimidir ve haberin öğelerini oluşturan “ne? ne zaman? nerede? nasıl? neden? kim?” sorularını içerir.
Devamını oku...
 
Neden Kemal Kılıçdaroğlu? Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Cuma, 10 Haziran 2016
Kemal Bey, Kemal Ağabey ya da Kemal Amca...

Kemal Bey, Kemal Ağabey ya da Kemal Amca…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun devletin en tepesindeki kişiler ve onlara bağlı havuz medyası tarafından hedef gösterildiği vakidir. Kendisine yönelik saldırı mutlaka siyasi bir saldırıdır, ama öyle sanıyorum ki bu nefretin siyasi olmaktan ziyade kişiliğine dair bazı sebepleri vardır.

Kılıçdaroğlu, bir sosyal demokrattır. Biz sosyalistlerin -haklı olarak- yeterince devrimci bulmadığı bir partinin başkanıdır. Ancak öyle bazı özellikleri vardır ki siyaseten ne düşünürseniz düşünün hakkını teslim etmeniz gerekir.

Kılıçdaroğlu, sanıyorum Türk siyasetinin son yıllarda gördüğü en temiz, en düzgün parti başkanlarından biridir.

Mazisi temizdir, hakkında ne bir yolsuzluk davası vardır ne de hırsızlık iddiası. Bir gecede zengin olmuş akrabaları, servetine servet katan şaibeli oğulları, kızları, damatları, dünürleri, kayınçoları, bacanakları bilmem neleri yoktur.

Açık sözlü ve tutarlıdır. Mütevazıdır. Büyük parti başkanları arasında lidercilik oynamayan, öz eleştiri yapabilen tek insandır.

Devamını oku...
 
Sosyalist strateji ile Kürt hareketinin stratejisi birbirine yakın mı? Yazdır E-posta
Yazar Ender HELVACIOĞLU- abcgazetesi.com   
Perşembe, 09 Haziran 2016

 

 

Sosyalist solun şu konuyu netleştirmesi gerekiyor: Günümüz koşullarında Kürt hareketi ile ittifak yaparak (veya yan yana gelerek, destekleyerek, ortak eylemlilikte bulunarak vb) devrimci bir çıkış gerçekleştirilebilir mi?

Bu konuda o kadar çok pratik yaşandı ki, soruyu kuramsal düzlemde ele almanın gereği yok. Olgulara ve deneyimlere bakmak yeterli.  

***

Öncelikle sosyalistlerin duyarlı olması gereken temel noktalarda Kürt hareketinin niteliklerine göz atalım:

- Kürt hareketi sol, sosyalizan bir hareket değildir. Zaten kendilerinin de böyle bir iddiası yok. Bütün kolları ve örgütleriyle birlikte Kürt hareketi, sınıfsal değil ulusal bir harekettir; deyim yerindeyse Kürt davasını gütmektedir. Kürt emekçilerinin değil, Kürtlerin davasını… Dolayısıyla “ulusal sol” bir niteliği de bulunmuyor.

Devamını oku...
 
AY YILDIZLI BAYRAK SOSYALİZME KARŞI MI? Yazdır E-posta
Yazar Ender HELVACIOĞLU- abcgazetesi.com   
Perşembe, 02 Haziran 2016

AY YILDIZLI BAYRAK SOSY

 

Birleşik Haziran Hareketi’nin, sosyalist-komünist partilerin, sol/sosyalist eğilimli sendikaların, meslek örgütlerinin düzenledikleri miting ve yürüyüşlerde tek bir Türkiye bayrağı görülmüyor.

Kadıköy’de laikliğe yönelik saldırıları protesto etmek için eylem yapılıyor, tek bir Türkiye bayrağı yok!

İstanbul’da yukarıda saydığım bütün örgütlerin katıldığı 1 Mayıs mitingi yapılıyor, tek bir Türkiye bayrağı yok! Sadece CHP örgütlerinde ve bazı sendikalarda tek tük birkaç bayrağa rastlanıyor.

31 Mayıs’ta Haziran Ayaklanmasının yıldönümü dolayısıyla yürüyüş yapılıyor, bütün bu örgütler ve daha fazlası var, tek bir Türkiye bayrağı yok!

Neden? Bu soruya samimi olarak yanıt verilmeli: Neden?


Son Güncelleme ( Perşembe, 02 Haziran 2016 )
Devamını oku...
 
TÜRKİYE’NİN MEMURU İŞİNİ BİLİR DE KÜBA’NIN İŞÇİSİ BİLMEZ Mİ? Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Salı, 31 Mayıs 2016

 

 

HAVANA’daki ikinci günün programında puro fabrikasını ziyaret ile Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü ICAP’ta söyleşi var. Ayrıca bir sağlık kuruluşu yöneticisiyle biyoteknoloji araştırmaları konusunda Küba’nın sağladığı ilerlemeyi konuşacağız.

Söylemeye gerek yok, Küba denince akla ilk gelen şeylerden biri de purodur. İspanyollar Küba’yı ele geçirdiklerinde yerlilerin bir bitkinin yapraklarından sardıkları, için için yanan, kokulu dumanlı bir nesneyi tüttürdüklerini görüyorlar. Tütünün nasıl bir hazine olduğunu fark ettiklerinde metalaştırıyorlar, 1700’lerden itibaren tütün çiftlikleri kuruluyor. Puronun tarihinde isyanlara da rastlanıyor. Nihayet Devrim’den sonra tütün çiftlikleri ve puro fabrikaları devletleştiriliyor. Günümüzde puro üretimi ve satışı, Habanos SA adlı devlet şirketi tarafından gerçekleştiriliyor.

Devamını oku...
 
Gezi’nin En Önemli Dersi... Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Pazartesi, 30 Mayıs 2016
 Gezi isyancıları Taksim Meydanı'nda

Gezi isyancıları Taksim Meydanı’nda

Gezi yenildi mi yenilmedi mi? Bu sorunun iki yanıtı var. Bir isyan ve dayanışma ruhu olarak Gezi yenilmemiştir. Hatta denilebilir ki daha yeni doğmuştur, gelişecek, büyüyecek, kuşaktan kuşağa devredilecek ve hiç kimsenin tahmin edemediği bir anda yeniden sahneye çıkacaktır.
Bir siyasi başkaldırı hareketi olarak ise Gezi yenilmiştir. Çünkü iktidara uzanamayan her hareket nihayet itibarı ile yenik sayılır. Yapmamız gereken, “hayır yenilmedik” türünde duygusal çıkışları bir yana bırakıp yenilginin saikleri üzerine kafa yormaktır.
Olabildiğince tarafsız bir gözle o günün koşullarını anlamak, bugünün görevlerini ve geleceğin hedeflerini çizebilmek… Genel olarak “Gezi Ruhu” diye tabir edilen, isyanın özünü oluşturan – ve yenilmemiş olan – o çekirdek yeniden harekete geçtiğinde bir kez daha yenilmemek için ihtiyacımız olan budur
Devamını oku...
 
Solcularda Kürt alerjisi yok merak etmeyin Yazdır E-posta
Yazar Kerem Cankoçak- http://sendika10.org   
Cumartesi, 28 Mayıs 2016

HDP kendi içindeki egemen sınıf unsurlarına karşı ezilen sınıfların haklarını savunacak mı? Etnik kimlik siyasetinin sınıf mücadelesini bastırmasını engelleyebilecek mi?

Özgür Babaoğulları Sendika.Org’daki yazısında[1] solcuları Kürt alerjisine sahip olmakla suçluyor. Anlamak istemediğiyse solcuların etnik siyaset alerjisi olması. O bunu Kürt alerjisi olarak yorumluyor. Aslında HDP siyasetiyle AKP siyaseti birbirine çok benziyor. AKP yıllardır benzer argümanları kullandı: Laik kesim için “sizde din alerjisi var”, “Müslüman alerjisi var” dedi, öyle oy topladı. Müslümanları “özgürleştireceğini” iddia etti. Böyle bir sahte özgürlük vaadi şimdi HDP kanadından geliyor, güya Kürtleri “özgürleştireceklermiş.” Nedir peki özgürlük? Türkiye’de Kürt olmayanlar özgür mü? Nasıl özgür olunabilir? Sınıfsal bir temele oturmayan özgürlük olabilir mi?


Devamını oku...
 
Tartışılması gereken ABD’ciliktir! Yazdır E-posta
Yazar Kurtuluş Kılçer - http://gazetemanifesto.com   
Cumartesi, 28 Mayıs 2016

 

 

 

Türkiye siyasetini yazıp çizenlerin pusulası iyice şaştı. ABD askerlerinin PYD bölgesinde, IŞİD’e karşı PYD ile birlikte savaştığı ve PYD armalarını kollarına taktığı görüntüler yayınlanınca kim ne yazacağını şaşırdı.

Tezler aşağı yukarı şunlar;  AKP ile ABD arasında ipler koptu. Türkiye’nin kırmızı çizgisine karşılık ABD Türkiye’ye kırmızı kart gösterdi. AKP’nin yanlış Suriye politikasının sonuçları bunlar. ABD ile PKK arasındaki işbirliği böylece kanıtlanmış oldu. Bu durum AKP’nin başarısızlığıdır. ABD ikili oynuyor vs.

Okuduğunuz, gördüğünüz, yorumladığınız bir sürü yazı ya da söz, yukarıda ifade etmeye çalıştığım, basit sonuçlara varan analizlerle dolu. Doğaldır ki bu analizlerin hepsinde bir siyasal duruş ve ideolojik bakış var.

Herkes ABD’nin kiminle, ne kadar, ne çerçevede, hangi boyutta ve nasıl ittifak yapacağını-yaptığını tartışıyor, bu durumun Türkiye’deki siyasi güçlere etkisi ve olası sonuçları üzerine kafa yoruyor.

Devamını oku...
 
Cumhuriyet’ten Neden Nefret Ediyorlar? – Top 10 Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Pazar, 22 Mayıs 2016
Palyaçolar - Jesus Zero, ABD - Y.boya kanvas

Palyaçolar – Jesus Zero, ABD – Y.boya kanvas

Efendim ben kulunuz, kendimi bir cumhuriyet çocuğu sayarım, şu yarım aklım için bile kendimi en önce cumhuriyete ve onu kuranlara müteşekkir hissederim. Çünkü anam okum yazma bilmez, Türkçe’yi sonradan öğrenmiş bir işçinin çocuğudur. Babamsa Rus savaşından kaçmış muhacir bir ailenin evladıdır, onun babası da okumayı askerde öğrenmiş yoksul bir köylüdür. Bu iki insanın da mektep okuyup bir meslek sahibi olması ancak bir mucize ile kabil olmuştur ve doğrusu o mucizenin adı cumhuriyettir. Dolayısı ile ben de, her ne oranda insan olabildiysem, tamamını köylülerden-işçilerden, baldırıçıplaklardan ve kullardan vatandaşlar yaratmış olan cumhuriyete borçluyum diyebilirim.

Devamını oku...
 
DEVRİMBAZLIK MI, DEVRİMCİLİK Mİ? Yazdır E-posta
Yazar TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)   
Pazar, 22 Mayıs 2016

 

Türkiye'de çok önemli şeyler oluyor. Bir tarafta devrimcilik adına devrimbazlık yapanlar, diğer yanda ise ilericilerin, devrimcilerin, demokratların ve sosyalistlerin soluğunu kesmek isteyen dinci gerici cephe. Dinci gerici cepheyi oluşturanlar ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar da iş devrimbazlara gelince ne; ne yaptıklarının ayırdındalar ne de yarın ne olacağı umurlarında. Türkiye sol ve sosyalist hareketi öncelikle etnik köken üzerinden örgütlenmelere hayırhak bakarak en büyük hatayı yapmışlardır. Olmadı, her fırsatta devrimciliğin etnik köken üzerinden örgütlenip politika yapanları desteklemek olduğu dile getirilerek, içi boş bir ezen-ezilen edebiyatı ile bu anlayış devrimciliğin turnusolu gibi gösterildi. Öyle ki, birçok yapı için artık iş Kürt kimliği ile kurulu partiyi destekliyorsan devrimci, solcu veya sosyalistsin, desteklemiyor eleştiriyorsan eğer faşist ya da Kemalist'sin kısır döngüsünde en ilkel hâl doğruymuş gibi saldırgan bir şekilde savunuldu.

Devamını oku...
 
Deniz, Yusuf, Hüseyin, Ölüm Oruçları ve Unutkanlık Yazdır E-posta
Yazar Serpil Güvenç - SOL.org.tr   
Pazar, 22 Mayıs 2016

 

Yaşamını yitiren insanlarla ilgili ya da onların tanıklık ettikleri olayları eksik ya da farklı anlatmak, solun tarihinde de sıkça karşımıza çıkıyor. Sevindirici olan ise, kitaplarda ya da röportajlardaki bilgi ve belgelerin, bu eksik aktarımlardan doğabilecek yanlış anlaşılmaların düzeltilmesine yardımcı olmaları.

Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in 18 Nisan 1972’de başlattıkları ‘ölüm orucu’ olayında da benzer bir durum söz konusu. Halit Çelenk’in Mayıs 1978’de Ülke Yayınları tarafından basılan “İdam Gecesi Anıları” kitabında, olay ilk kez ayrıntılı olarak anlatılıyor. Bir köşe yazısı çerçevesini aştığı halde, okurun sabrına sığınarak, konuyu ayrıntılarıyla ele almaya çalışacağım.

Deniz, Yusuf ve Hüseyin, açıklamalarında ölüm orucuna başlama nedenlerini şöyle açıklamışlardı;

Devamını oku...
 
BEZİRGANLIĞI AŞAMAYAN TOPLUM Yazdır E-posta
Yazar https://suyunrengi.wordpress.com/2014/11/09/ortadogululardan-nicin-nefret-ediyorum/   
Pazar, 22 Mayıs 2016

 

 ORTADOĞULULAR’DAN NİÇİN NEFRET EDİYORUM

Bu başlık için çok düşündüm. Çoğu insanı kızdıracak bir başlık. Ama olsun. Yalan yazmıyorum.

Dürüstüm…
Herkesten önce kendime…

Bir yaz sıcağında bütünleme sınavlarına hazırlanıyordum. Yanımızdaki daire boyanıyordu. İçindeki işçiler durmadan gülüyorlar, alaycı bir şekilde bağırıyorlardı. Gürültüleri yüzünden ders çalışamıyordum. Yanlarına gittim. Ortalarında bir kişi çaresiz bir şekilde bana bakıyordu. Ötekilerin hepsi ona alaycı bir şekilde gülüyordu.

“Ne oluyor burada? İki saattir gürültünüzden ders çalışamıyorum.” dedim. Alaycı bir şekilde o adamı gösterdiler. Durumu anlamadığımı gösterir şekilde kafa salladım.
“Romanyalı” dediler.
“Ne olmuş?” dedim.
Güldüler, “Yabancı”dediler.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 73 - 84 / 2203
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2762
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 33722627
Syndicate
 
left
Top! Top!
right