| |
|
|
SINIF ARKADAŞIM |
|
|
|
Yazar Erol SOYSEVER Em.J.Pilot Bnb
|
|
Perşembe, 28 Ağustos 2008 |
Org. Işık Koşaner en sonunda konuştu. Artık yüksek bir makama gelmişti ve genelkurmay başkanlığı da garantilenmişti, dolayısıyla da korkmadan düşüncelerini açıklayabilirdi sevgili sınıf arkadaşım...
Konuşmasında yasalardan, yani hukuktan yakınmış. Hukukun bir gün herkese, hatta kendisine de gerekebileceğini hiç düşünmüyor. Her şeyin başının hukuk olduğunu anımsamıyor bile. 1990'lı yıllarda Güneydoğu'da birtakım köyler, güvenlik güçlerince yakılmış ve yöredeki insanlar perişan olmuşlardı. Bu davranış, tümüyle yasadışıydı ve sorumluları cezalandırılmalıydı. Org. Koşaner o yörede yaşasaydı ve evi güvenlik güçlerince yakılsaydı, acaba yine aynı biçimde düşünür müydü acaba? Bir empati yapsın bakalım. ABD askerleri, askerlerimizin başına çuval geçirip tutukladıklarında, hiçbir generalin açıkça bir tepki gösterdiğine tanık olan var mı acaba? Ne gezer? Üstelik o süreçte başkan olan Org. Hilmi Özkök, kendisine veda ziyaretine gelen ABD elçisini dostça kucaklıyordu! Neden böyle oluyordu? Çünkü generallerin bir üst rütbe ve makama yükselebilme ölçütü, etliye, sütlüye karışmamak ve de sıkı bir NATOcu olmaktır. Bunun aksini savlayacak bir general varsa gelsin uygarca tartışalım. |
|
NAYLON BURJUVAZİ |
|
|
|
Yazar Umur TALU-SABAH
|
|
Pazartesi, 25 Ağustos 2008 |
|
Dipsiz Kuyu'da da sık sık dipten tarandı: 1. Türkiye sermayesinin "darbe, derin devlet, hatta çete işbirlikçiliği". 2. Türkiye burjuvazisinin, çok geç kalmış, kekeme, ürkek, "raporlu", ancak "uzaktan ve seçmeli AB imitasyonu" olan ve her türlü hakkı asla hak görmeyen, içten pazarlıklı, yandan çarklı demokratlığı. *** Dün Star'da Mehmet Altan, bence "nihayet", yanılmıyorsam bu burjuvaziyi "artık tek ilerici sınıf" gören sokaklardan geçtikten sonra, yerinde tespit yapmıştı. Eksik olsa da. Çıkış noktası, Ergenekon'dan tutuklanan "JİTEM'ci Albay Doğan"ın maddi ilişkileri idi. ABD'ye 1 milyon dolar mı 10 bin dolar mı yolladığı... ABD'de yaşayan kızı için bir işadamından burs alındığı. Altan, "Merak ettim, acaba bu iş adamı kim?" diye soruyordu: "JİTEM kurucularıyla, çocuklarına burs verecek kadar halvet bir iş dünyası söz konusu ise, 1789'da Fransa'da toplumu dönüştüren devrimci burjuvaziyi 2008'de hala boş yere ararız. Belki de 27 Nisan'da parlamentoya karşı anayasal suç işleyen askeri muhtıraya ilk karşı çıkması gereken burjuvaziyken, sessiz kalmasının ardındaki nedenleri gösterir bu ilişki." |
|
Devamını oku...
|
|
NEOLİBERALİZME VE GERİCİLİĞE KARŞI MÜCADELENİN BAHARINA DOĞRU |
|
|
|
Yazar AKTUEL GÜNDEM-Sendika.org
|
|
Pazartesi, 25 Ağustos 2008 |
 Bu düzlemde asıl kritik soru, toplumsal muhalefet güçlerinin egemen politika karşısında nasıl bir çizgi izleyeceğidir. Ulusalcılığın gerilemesiyle birlikte, AKP karşısında giderek derinleşen bir muhalefet boşluğu oluşmuş durumda. Muhalefet boşluğunun doldurulması zorunluluğu ile toplumsal muhalefetin yeniden yapılanma zorunluluğu iç içe bir süreç olarak yaşanacak. Bu iki kritik ihtiyacın daha da şiddetlenerek hissedileceği seçim ortamında, boşluğu ilerici-halkçı sol politikalar güden toplumsal muhalefet aktörlerinin doldurmasına müsait bir zemin oluşmuş durumda. Ama bu boşluğun doldurulabilmesi için toplumsal muhalefetin önde gelen aktörleri arasında asgari bir çizgi ortaklığı da sağlanmak zorunda. Bu açıdan, gerek Batı’daki toplumsal muhalefet güçleri gerekse Kürt hareketi aynı tasfiye tehdidiyle yüzyüze. Her ikisi de Amerikancı neoliberal-gericilik tarafından tasfiye edilmek isteniyor. Bu tehdit karşısında Kürt hareketinin milliyetçi-ayrılıkçı eğilimlerin geri plana atıldığı politikalara yönelmiş olması, sol ile Kürt hareketi arasında asgari bir ortaklık sağlanmasına uygun bir zemin sunuyor. Hatta Kürt hareketinin son dönem izlediği çizgiyle, geçmişindeki liberal-milliyetçi savrulmalarla arasına örtük olarak ideolojik bir set oluşturma gayreti içinde olduğu da söylenebilir. Ancak problem, milliyetçilikten uzaklaşmak konusunda ısrarlı adımlar atan Kürt Hareketinin liberalizmle açık bir hesaplaşmaya girişmemiş olmasında. Bunun sonuçları, solla arasındaki ilişkiyi iki kritik biçimde sorunlu kılıyor. Birincisi neoliberalizme karşı politikalardaki belirsizliklerin yarattığı politik sorunlar ve liberallerle girişilen açık-örtük ittifaklar. Kürtler, liberalleri kendilerini Türk kamuoyuna lanse eden aydınlar rolüne uygun bulurken; liberaller/sol liberaller de Kürtleri manevraları için gerekli oy deposu olarak gördü. Ergenekon davasında, Kürt hareketi bu politikalardan vazgeçtiğini gösterdi. Ama örneğin Ahmet Türk gibi liberal unsurlar, hala hareketin Batı’daki liberal aydınlarla bağını tesis etmek konusunda ısrarlı. Liberallerle kurulan ittifaklar sol ile Kürtler arasında neoliberal politikalara karşı ortak bir hat oluşmasını zedeliyor. Ayrıca oluşan politik bulanıklık Kürt hareketinin AKP karşısında kendi elini de zayıflatıyor. Türkiye egemenlerinin içerde PKK’ye karşı alternatifinin AKP’nin neoliberal-gericiliği olduğu çoktandır açıklığa kavuşmuş bir gerçek. Bu nedenle AKP, ordu ve kontrgerillanın operasyonlarına hamilik ederken; Genelkurmay da, AKP’yi Güneydoğu’da destekliyor. Dolayısıyla Kürt hareketinin bu egemen ittifaka tam karşıdan vuracak bir politik hat ve ittifak politikası izlemesi her şeyden önce doğrudan kendi çıkarına olacak. |
|
Devamını oku...
|
|
ARTIK ERKONOKONU BEN DE YAZABİLİRİM! |
|
|
|
Yazar Soner YALÇIN-Hürriyet
|
|
Pazar, 24 Ağustos 2008 |
|
Henüz ortada ne Susurluk vardı ne de Ergenekon. Ne "Yeşil" biliniyordu ne de JİTEM. PKK itirafçıları daha ortaya dökülmemişlerdi. Faili meçhul cinayetlerin ardı arkası kesilmiyordu. Tam o günlerde, bugün artık adını herkesin bildiği bir subayla tanıştım; Binbaşı Ahmet Cem Ersever... Ersever’i öldürenler nüfus cüzdanını bana gönderdi; ölüm sırası bendeydi. Bugün, avazı çıktığı kadar bağıranların o gün sesleri hiç çıkmıyordu. Evet, geliniz Ergenekon’u bir de benden dinleyiniz; çünkü kafanızı çok karıştırdılar. ERGENEKON soruşturması/davası konusunda son günlerde ortalık biraz sakinleşti; "kayıkçı kavgası" bitti gibi. Eee artık Türkiye’nin bu sözde derin gündemi hakkında birkaç söz edebilirim. Sanıyorum bu konuda bir şeyler söyleyecek kadar bu konuyla ilgili haberler, kitaplar yazmış ender gazetecilerden biriyim. Önce "Binbaşı Ersever’in İtirafları" adlı kitabımı yazdım. Yıl: 1993. |
|
Devamını oku...
|
|
BATIKENT EMEK VE BARIŞ FESTİVALİ BAŞLIYOR |
|
|
|
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ
|
|
Cuma, 22 Ağustos 2008 |
|
Emperyalizme, Gericiliğe, Savaşa ve Yoksulluğa Karşı BATIKENT EMEK ve BARIŞ FESTİVALİ
25 AĞUSTOS PAZARTESİ Yaşasın halkların kardeşliği... • Sergi Barışa Çizgiler Karikatürcüler ve Mizahçılar Derneği Saat: 16:00 Yer: Batıkent Metro Son durak • Duvar Boyama (Barış ve Kardeşlik Temalı Resim Çizimi) Saat: 16:00 Toplanma Yeri:Batıkent Metro Son Durak • Panel "Ortadoğu ve Türkiye'de Barış" Moderatör: İsmail Ateş(Pir Sultan 2 Temmuz Vakfı) Konuşmacılar: Kerem Kabadayı (Mor ve Ötesi Grubu) İmam Canpolat (Barış Meclisi) Mehmet Bozkurt (Barış Derneği) Saat: 18:30 Yer: Kent Koop Kültür Merkezi • Belgesel Film Gösterimi Unutturulanlar 3-Maraş Katliamı Yapımcı:Dostluk Yardımlaşma Vakfı Sivas Katliamı Hazırlayan: PSA 2 Temmuz Vakfı Saat: 21:00 Yer: Ankara Yol-İş Sitesi Toplantı Salonu
26 AĞUSTOS SALI 12 Eylül Karanlıktır... • Sergi- 26 Yıl Sonra Mamak Zindanından Sahibini Arayan Mektuplar Devrimci 78'liler Federasyonu Saat: 16:00 Yer: Metro Son durak • Bisiklet turu Saat: 17:00 Toplanma Yeri: Metro Son durak • Panel- "Darbe, Emperyalizm, Sol: Türkiye Nereye Gidiyor?" Moderatör: Ruşen Sümbüloğlu (Devrimci 78'liler Federasyonu) Konuşmacılar: İbrahim Akkaya (EMEP) Levent Yakış (ÖDP) Ömer Gürcan (SHP) Abdullah Aydın (Halkevleri) Mustafa Yelkenli (Yazar) Metin Çulhaoğlu (TKP) Saat: 18:30 Yer: Baran Center • Belgesel Film Gösterimi Limanların Uğultusu ( Tuzla Belgeseli) Saat: 21:00 Yer: İsmail Hakkı Tonguç Parkı
27 AĞUSTOS ÇARŞAMBA Semtimizin sakini değil, sahibi olalım... • Sergi Sesler, Sözler,Yüzler 12 Eylül'de İdam Edilen 20 Devrimcinin Son Sözleri ve Resimleri Devrimci 78'liler Federasyonu Saat: 16:00 Yer: Metro Son durak • Forum "Yerel Seçimler ve Yenimahalle'de AKP karşıtı seçenek" Saat: 18:30 Yer: Pir Sultan Abdal Derneği Yenimahalle Şubesi • Sokak Tiyatrosu Bohçacı Tiyatro Öteyüz Saat: 20:00 Yer: Yürüyüş yolu (Hüseyin Tek Parkı)/ İlkyerleşim Mahallesi • Belgesel Film Gösterimi- Devrimci Gençlik Köprüsü Söyleşi : Bahriye Kabadayı (Yönetmen) Saat: 20:30 Yer: Yürüyüş yolu (Hüseyin Tek Parkı)/ İlkyerleşim Mahallesi
28 AĞUSTOS PERŞEMBE Ücretsiz Halk Şenliği...
Ali ASKER-Konuk Sanatçı Tolga SAĞ Vira CEMAL Kemalı AMEDI Cevahir CANPOLAT PSAKD Yenimahalle Şubesi Semah Ekibi Metal İşçileri Korosu
Saat: 18:00 Yer: Vedat Dalokay Parkı
Düzenleyenler: AFSAD, Artvin Kültür Ve Yardımlaşma Derneği, Barış Derneği, Batıkent Kültürspor, Batıkent Kültür Ve Eğitim Vakfı, Batıkent Halkevi, Deneme Sahnesi, Devrimci 78'liler Federasyonu, Eğitim-Sen 2 No'lu Şube, Emekli-Sen 3 No'lu Şube, Karikatürcüler Ve Mizahçılar Derneği, Kent Koop, Mavi Sahne, Öv-Der, Özgür Tiyatro, PSA 2 Temmuz Vakfı, PSAKD Yenimahalle Şubesi, Tiyatro Öteyüz, TMMOB EMO Ankara Şube, TMMOB MMO Ankara Şube, TMMOB İMO Ankara Şube, DTP, EMEP, ÖDP, SHP, TKP |
|
SANSÜRSÜZDE BİR SANSÜR DAHA |
|
|
|
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ
|
|
Çarşamba, 20 Ağustos 2008 |
|
Sansürsüz’deki yazısından dolayı TCK 301’inci maddeden yargılaması süren gazeteci Rahmi Yıldırım’ın yargılandığı yazı dahil, bütün yazıları site arşivinden kaldırıldı. Daha önce de Varlık Özmenek, Metin Aksoy ve Hasan Uysal’ın yazıları siteden silinmiş, Rahmi Yıldırım da ağır eleştirilerde bulunarak sansürsüz’den ayrılmıştı. ANKARA (SÜVARİ), ATV’nin ana haber bülteni sunucusu Fuat Kozluklu yönetimindeki haber portalı sansürsüz’de bir sansüre daha imza atıldı. Sansürsüz’deki yazısından dolayı TCK 301’inci maddeden yargılaması süren gazeteci Rahmi Yıldırım’ın yargılandığı yazısı dahil, bütün yazıları siteden kaldırıldı. Süvari'nin sorularını yanıtlayan Rahmi Yıldırım, yargılandığı yazı dahil, bütün yazılarının silinmesini sansür ve tahammülsüzlük olarak nitelendirdi. Daha önce de Varlık Özmenek ve Metin Aksoy’un yazılarının silindiğini, Hasan Uysal’ın bir yazısının doğrudan sansürlenerek bütün yazılarının arşivden kaldırıldığını anlatan Yıldırım, bunun üzerine “Gönüllü yazarın gönülsüz yazısı” başlıklı son bir yazı yazarak eleştirilerde bulunduğunu ve siteden ayrıldığını anımsattı. Yıldırım, sansürün yanı sıra Fuat Kozluklu ile gazetecilik anlayışlarının farklılaşması nedeniyle siteden ayrıldığını belirtti. Halen serbest gazeteci olarak yaşamını sürdüren Rahmi Yıldırım, yazılarının siteden silinmesinden üzüntü duyduğunu ifade etti. Medya etiğinin en temel ilkelerinin hoyratça çiğnendiğini, internet gazeteciliğinde ise etik değerlerin neredeyse hiç önem taşımadığını savunan Yıldırım şunları söyledi: |
|
Devamını oku...
|
|
ABDNİN DEMOKRASİYE KARŞI SAVAŞI |
|
|
|
Yazar Yılmaz DİKBAŞ
|
|
Çarşamba, 20 Ağustos 2008 |
|
Demokrasinin en yalın tanımı şöyle: Halkın, halk tarafından ve halk için yönetim biçimi. Öyleyse, demokrasinin ön koşulu, halkın özgür oylarıyla seçtikleri kişiler tarafından yönetilmesi, özgür seçimlerle gelenlerin yine özgür seçimlerle gönderilmesidir. 1944 yılından beri Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 50 ülkenin hükümetini ya doğrudan silahlı güç kullanarak ya da gizli istihbarat servisi CIA aracılığıyla darbeler ve suikastlar gerçekleştirerek devirmiştir. Bu hükümetlerin çoğu, demokratik yöntemlerle seçilmişti. ABD, son 64 yıl içinde, 30 ülkenin hükümetini, bu ülkeleri bombalayarak devirmiş, binlerce hatta yüz binlerce sivil vatandaşı öldürmüştür. Benim kuşağım kendi yaşamında, şu ülkelerin ABD tarafından, doğrudan ya da dolaylı olarak saldırıya uğradığına, bu ülkelerdeki hükümetlerin devrildiğine ve yerlerine ya diktatörlerin ya da Washington uşağı liderlerin getirildiğine tanık olmuştur: |
|
Devamını oku...
|
|
LİDER OLMAK |
|
|
|
Yazar Hüsnü MAHALLİ-Akşam
|
|
Çarşamba, 20 Ağustos 2008 |
|
1992-1993’te Suudi parası ve CIA yardımı ile Taliban’ı kurdu. Ekim 1999’da yine Suudi parası ve CIA desteği ile askeri bir darbeyle iktidarı ele geçirdi. 2001’de ise sloganı ‘İman,Takva ve Allah yolunda Cihat’ olan Pakistan ordusunu Washington’ın emrine vererek Taliban ve Kaide’ye savaş ilan etti, komşusu Afganistan’ın işgaline yardımcı oldu ve ülkesi Pakistan’ı perişan etti. Şimdi ise Suudilerin yardımı ile sağ-salim ülkeden kaçmanın yollarını arıyor. Çünkü istifa etmeseydi görevden alınacak ve içeri atılacaktı. Çünkü yıllardır hizmetinde bulunduğu ABD kendisine sığınma hakkı tanımayacağını ilan etmişti. Pakistan lideri General Müşerref. Müşerref Arapça bir kelimedir. Anlamı da: Onurlu ya da onurlandırılmı |
|
Devamını oku...
|
|
ÇALIN EFENDİLER ÇALIN ! |
|
|
|
Yazar Uğur CİLASUN-SHP Genel Sekreteri
|
|
Pazartesi, 18 Ağustos 2008 |
|
Yahu, nasıl çalıyorlar be ! Vallahi aklım duruyor. Çalmanın böylesini ne dünya görmüş, ne tarih yazmış. Masallarda, kadim Bağdat’ta bir “hırsızlar çarşısından” söz edilir. Güya hırsızlar, çaldıkları malları bu pazara getirip satarlarmış. Evleri soyulanlar da kendi eşyalarını-dilerlerse- parasını verip bu pazardan geri alırlarmış. Bizim dilimizde, hırsızlığı değil ama hırsızı, onun becerisini takdir eden tanımlamalar var. Mesela, “adam gözündeki sürmeyi çalar, fark etmezsin” derler. Yahut, “öyle hırsızdır ki, Allah’ın cebinden Peygamberi çalar” derler. Demek ki hırsızlığın da bir estetiği oluyor. Dünya edebiyatında bir “Arsen Lüpen” var. Kibar hırsız diye anılıyor. Bizde de O’na benzer “Cingöz Recai” adılı bir anti kahraman var. Tabii hırsızların en ünlüsü (aslında o bir hırsız değil, soyguncudur ama hırsız diye bilinir) bir İngiliz efsanesi olan “Robin Hood” dur. Hani zenginden alıp fakire veren hayal kahramanı. |
|
Devamını oku...
|
|
BAY KATMADEĞER- ANAYASAL HAK-LAND DEVELOPER |
|
|
|
Yazar Ömer GÜRCAN
|
|
Pazartesi, 18 Ağustos 2008 |
|
İlgi: a) BASIN AÇIKLAMASI -Kemal Kılıçdaroğlu’na açık davet-Mehmet KARASU http://www.mehmetkarasu.com/default.aspx?pid=38284 b) ÖZLEMLERİNİ BAŞARIYA DÖNÜŞTÜREN BİR YÖNETİCİ-Mehmet KARASU’nun kendi kaleminden kısacık yaşam öyküsü http://www.mehmetkarasu.com/default.aspx?pid=38134 Ortalık toz duman. DOĞAN Medya ile KARAMEHMET Medya’sı boğazboğaza tepişiyorlar. TEKSTİL Sanayi can çekişiyor. JITEM in kurucusu olduğu iddia edilen Albay don gömlek gezdiriliyor. İstanbul’da -beylerin güvenliği uğruna- insanlar caddelerde 2 saati aşan tarzda kavrulma sinirlenme eğitimine tutuluyor.. *** Ve bu olaylara paralel AKP nin iki Başkan Yardımcısı orta oyunda yerini alıyor. Edibe SÖZEN Hanımefendi manevi rant peşinde. Okullara ibadethane kurup ve porno yayın takibi yaparak, gençlerimizi Avrupa Standartlarına çekme peşinde.. Şaban DİŞLİ Beyefendi maddi rant peşinde . İş takibi yaparak 38 yaşında ki gencimizi – Mehmet KARASU’muzu- Avrupa kriterlerine (kıstaslarına) taşıyor. *** Kısacası bir türlü çağdaşlaşmayan ekonomik alt yapımız üst yapıda tüm pisliği ortaya saçıyor. Rant Nedir? İktisatçılar tarafından rantın tanımı "Doğanın getirisi" şeklinde yapılır. Başka bir deyişle rant hiç emek harcamadan elde edilen kazanımlardır. Korkut Boratava göre rant, daha geniş bir yorumla, belki de "avanta" teriminin anlamına da geçerek şöyle tanımlanır: "devletin çeşitli uygulamalarla bireysel, endüstriyel veya sektörel olarak özel teşebbüs lehine herhangi bir çıkar avantajı yaratması; bu avantajın realizasyonu ve paylaşımı"dır. |
|
Devamını oku...
|
|
BAŞIMIZ SAĞOLSUN |
|
|
|
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ
|
|
Cumartesi, 16 Ağustos 2008 |
|
DHKP-C Lideri Dursun Karataş’ı Sonsuza Uğurladık |
|
DEĞİŞEN YÜZ!!! |
|
|
|
Yazar Murat ÇAKIR
|
|
Cuma, 15 Ağustos 2008 |
|
»... bir nevî imparatorluk« Avrupa Birliği’nin değişen yüzü üzerine İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkım ve aydınlanmanın merkezi olan bir medeniyetin toprakları üzerinde yaşanan Yahudi Soykırım’ının yol açtığı travma, modernizmin çok çabuk bir biçimde barbarlığa dönüşebileceği tespitinin yaygın olarak kabulüne neden olmuştu. 41 yıllık bir zaman diliminde iki Dünya Savaşı ve yüzmilyonlarca ölüm, Batı Avrupa ülkelerinin bütünleşme sürecini tetiklemişti. Savaş sonrasında özgürlük, demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları gibi temel değerler ile temel hak ve özgürlüklerin her türlü politik kararı belirlediği bir kıta yaratılacaktı.Yeni Avrupa’nın mimarları, bir zamanların düşman ülkelerinin ebedîyen barışarak, önce iktisadî alanda, sonra da politik olarak birbirlerine bağlanmalarını öngörüyorlardı. Gerçi »Soğuk Savaş«ın dayattığı güvenlik politikaları da belirli bir rol oynamaktaydılar, ama bazı yöneticiler daha 1950lerde »Birleşik Avrupa Devletleri« adı altındaki bir devleti dahi hayal etmeye başlamışlardı. |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 61 - 72 / 963 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1189
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 817954
|
|
|