left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Perşembe, 11 Mart 2010
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Gençlik Meclisi
Bize Ulaşın
KURBAN PAZARININ POLİTİK TÜCCARI Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Salı, 24 Kasım 2009

KURBAN PAZARININ POLİTİK TÜCCARI

 

Kurban Bayramı, bereketiyle, sevinciyle, sevabıyla gelsin geçsin.

Kurban kesmek farz mı sünnet mi, evliyalarımız bugüne değin fikir birliğine varamadılar. Bundan sonra da varamazlar. Aynı kitabın aynı kelâmını nasıl olup da farklı okurlar, farklı anlarlar, ben bir şey demeyeyim.

Bir vesile yolum kurban satış merkezine düştü. Ankara’da kurbanlıklar Mühye Vadisi’nde Yeşilkent Köyü’nde kurulan yerleşkede satılıyor. Medeni bir yerleşke. Erzurum’dan, Çorum’dan, Tokat’tan, Kayseri’den getirilen malın davarın halini siz de görmeliydiniz. Mübarek hayvanlar dev çadırlarda barındırılıp besleniyor, sevap kazanmak isteyen müminin beğenisine sunuluyor.

Kurban tüccarları işinin ehli. Müşterinin aklını çelmekte ustalar. Nedense bana Başbakan gibi gözüktüler.

Devamını oku...
 
SİZE BİR DERSİM HİKAYESİ ANLATAYIM Yazdır E-posta
Yazar Yavuz SEMERCİ   
Pazar, 22 Kasım 2009

 

Gazeteci Yavuz Semerci Gazeteport'ta yazdığı Dersim hikâyesinin kahramanının babası olduğu ortaya çıktı. CHP’li Onur Öymen’in Dersim gafı, 1936-38’de yaşanan, birçok insanın bugün hiç bilmediği acıların hatırlanmasına ve araştırılmasına yol açtı. En ilginç anılardan biri de Yavuz Semerci’nin önceki gün Gazeteport’ta yazdıklarıyla gün ışığına çıktı. Anlatılan gazeteci Yavuz Semerci ve son dönemin en  çok beğelinen filmi olan ‘Nefes’ filminin yönetmeni Levent Semerci’nin babasının hikâyesi. Dersim’de üzerine kurşun yağdırılan bir konakta başlıyor, Afyon’da bir yetimhaneye ve  Çanakkale gazisinin evine bir uzanıyor.

Yıl malum yıl.
Herkesin unutmaya çalıştığı yıl.
Ağlayacak anaların da öldürüldüğü yıl. Yani ağlayacak ana kalmadığından ağlama derdinin olmadığı ve kimsenin üzülmediği yıl…

Devamını oku...
 
NASIL BAKIYORLAR?-1 Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ   
Pazar, 22 Kasım 2009
  Kendilerini kendileri tanımlıyor. Kavramlarını kendileri  oluşturuyorlar. Onları kendilerinden öğrenmek en doğrusu. TEORİ ve POLİTİKA dergisi 50 sayıdır yazıyor. Aşağıdaki yazı 49. sayıdan alındı. Derginin eski sayılarına ve yazılarına http://www.teorivepolitika.com  dan uluşabilirsiniz. Ömer GÜRCAN

 

Ya Başka Bir Yol Bulacağız

ya da Yeni Bir Yol Açacağız

Ferhat Şirin-TEORİ ve POLİTİKA

İki bin yıl önce (M.Ö. 2. yüzyılda) ordusuyla Alpleri aşarak Roma İmparatorluğu’nun merkezi Roma’ya saldırmak için yola çıkan Kartacalı General Hanibal ordusuyla Alper’de sıkışıp kalır. Ordusu, tek bir kılıç sallamadan, tek bir ok atamadan bir damla olsun düşman (Romalı) kanı akıtmadan telef olmakla yüz yüzedir. Ve Hanibal, bu yazıya başlık olarak kullanılması uygun bulunan sözü söyler. Hanibal, yeni bir yol açıp ordusunu Alplerden aşırarak Roma’ya saldırmasaydı böyle bir söz herhalde bugünlere kadar ulaşamazdı.

* * *

Bu yazı, Teori ve Politika’nın 46 ve 47-48. sayılarında yayımlanan, “Post-Devrimcilik Dönemi” başlıklı yazı vesilesiyle kaleme alınmaktadır.

Bu yazı, “Post-Devrimcilik Dönemi” yazısının nesne edindiği, dağlarda, kentlerde, hapishanelerde dövüşenlerden biri tarafından kaleme alınmaktadır.

* * *

Deniz-Mahir-İbo’nun kurduğu devrimciliği, sahiplenme ve sürdürme iddiasında olan Türkiyeli Devrimciler (PKK hariç!), adına Türkiye denilen siyasi coğrafyanın egemenlerini/ezenlerini (TC Devletini) “tehdit eden güçler” sıralamasının en altında yer alıyorlar.

 

Devamını oku...
 
DAĞDAKİLER Yazdır E-posta
Yazar Kadri GÜRSEL   
Cumartesi, 21 Kasım 2009

 DAĞDAKİLER

17 Nisan Pazartesi öğleden sonraydı... Kadınlı erkekli 25-30 kadar PKK'lı, Karker'in etrafında toplandı. Herkes silah ve sırt çantasını alıp gelmişti. Makineli tüfekler ve roketatarlar gözüme ilişti. Bir harekete hazırlandıkları belli oluyordu.
Karker, çevresinde bağdaş kurmuş oturan topluluğa hitaben konuşmaya başladı. Kürtçe konuşuyordu tabii... Uzaktaydık, konuşmanın içeriğini anlayamadık. Sesinde direktif verir gibi bir hava vardı. Ayaktaydı, hemen arkasında takım komutanı Dijvar duruyordu. Bir on dakika kadar konuştu. Sonra sözü Dijvar'a bıraktı.
Dijvar'ın kısa konuşmasının ardından bütün bölük noktanın ortasındaki düzlükte toplandı. Dijvar ve diğerleri, önlerinde yan yana dizilen arkadaşlarının ellerini teker teker sıkarak geçtiler, birerli kol oluşturup batı yönüne doğru yürüyüş başlattılar. Birkaç dakika sonra gözden kaybolmuşlardı.
Sonradan öğrendik ki, "sürü kaldırmaya" gitmişler. On saatlik mesafede, bir korucubaşının sürüsüymüş. "Korucubaşı Baho"nun sürüsü... "Baho", Bahattin... Soyadının Altuğ olduğunu sonradan öğrendim... Güçlükonak'ın belediye başkanı aynı zamanda... Güçlü-konak, Gabar'ın zirvesinden görünüyor. Kasaba irisi... "Sizin geldiğiniz yerler," dedi Mazlum... Dicle kıyısına yakın.
"Korucubaşı Baho" bölgenin güçlü adamıymış. Emrinde yüzden fazla korucu varmış. Sürüsünü kaldırırlarsa prestijine büyük darbe inermiş.

Devamını oku...
 
LOJMAN Yazdır E-posta
Yazar Hakan EVRENSEL   
Cumartesi, 21 Kasım 2009

Lojmanda oturmak ayrı bir yaşam tarzı. Herkesin kocasının aynı işi yaptığı bir aileler topluluğu bu. Çalışmayan kadınlar için standart bir hayat: Sabah aynı saatte, hatta aynı dakikada evinden çıkan üniformalı kocalar, pencereden kocalarının servis araçlarına binişini seyreden kadınlar, öğleye kadar ev işleri, öğleden sonra kadın toplantıları... Bu toplantılar da çok ilginç olur aslında: Konu tabii ki, askerlik... Tayin var mı, yok mu, eski lojmanlardaki anılar, çekilen sıkıntılar, bolca da dedikodu.

Bunları anlatıyorum, ama sanıyorum ben pek uymadım bu hayata. Uyamadım. Bu yüzden başıma da gelmedik kalmadı. Her şeye rağmen, lojmanları tercih ettim ben. Hem biraz para biriktirebildik, hem de hiç yalnız kalmadım. En sıkıntılı günlerimde, sorunlarımı, aynı dili konuşan insanlara anlatma imkânını, o tek tip, gri boyalı, tüm balkonları askeri disiplin içinde mavi branda örtülü evlerde bulabildim.Pek çok insan bilmez lojmanlardaki dostluğu. Çoğuna göre, "ekmek elden, su gölden"dir. Lojman denilince, ucuz kiralardan, kafeteryasında komik rakamlarla satılan bir bardak çaydan bahsedilir-, "Ayy gerçekten, sizin lojmanlarda coca cola şu kadara mı? yada "Yakacak parası da vermiyorsunuz* değil mi? Aslında lojmanlardaki hayat, bu kadarından çok daha fazlasını hak ediyor. 
Devamını oku...
 
NEFES-VATAN SAĞOLSUN Yazdır E-posta
Yazar Ömer GÜRCAN   
Cuma, 20 Kasım 2009

 

NEFES-Vatan Sağolsun  adlı filmi hala seyretmediniz mi? Kaçırmayın gidin seyredin.. Son   seyrettiğim  en iyi film. Konusu insan. Bizim insanımız

1997 yılında yeğenim Mustafa Karakurt elime bir kitap tutuşturdu. Ordudan ayrılmış bir üsteğmenin kitabı.

Güneydoğu’dan öyküler

Bir kitabı okumadan öncelikle yazarı tanımak isterim. Unutulmamış kitabın arka kitabında yazılmış yazarın kısaca ve  öz yaşamı.

HAKAN EVRENSEL 1967’de Ankara’da doğdu. “Büyüyünce ne olacaksın?” diye soranlara, “Asker olacağım” dedi. Oldu. “O zaman en iyisi!” diye; zor ne varsa onu yapmaya çalıştı. Güneydoğu’ya gitti. Bu kez “ Bir yerlerde bir yanlış var. Ama nerede? diye sormaya başladı. Yanlışın ne olduğunu, ordu içinde bulamayacağını anlayınca, çok sevdiği askerlik mesleğinden kendi isteği ile ayrıldı. Gazetecilik yapmaya başladı. Doğruyu ararken, “Güneydoğu’dan Öyküler” ortaya çıktı.

İşte NEFES  o insanı öykülerden ayağa kalkan ses ve görüntüler.

Kitabı okumaya başlamamla yazar beni kitabının içine aldı. Onun yazdığı insanlarla üşüdüm terledim acıktım güldüm ağladım.

 
Devamını oku...
 
TBMM'DE İBRETLİK KÜRT AÇILIMI Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Pazartesi, 16 Kasım 2009

 


TBMM’deki Kürt açılımı tartışması zaten biliniyor olması gereken egemen zihniyeti, nüanslarıyla birlikte, henüz farkında olmayanlar için de deşifre etmiş olmalıdır.
AKP’nin ABD patentli açılım projesine meyli herhalde artık fark edilmiştir.
MHP’nin “Kürt açılımına karşı dağa çıkarız” diye sloganlaştırdığı ırkçı zihniyeti malumdur.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in söyledikleri ise, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı en kanamalı sorunun çözümünün ne kadar zor olduğunun tescili olarak tutanaklara geçti.
CHP devleti kuran partidir; taşıdığı zihniyet, MHP’ninkinden, hatta AKP’ninkinden daha köklü, kamusal meşruiyeti daha muhkemdir.
Öymen dedi ki, “Şeyh Sait isyanında analar ağlamadı mı? Dersim isyanında analar ağlamadı mı? Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Bir tek kişi Türkiye’de çıkıp da ‘Analar ağlamasın diye, bu mücadeleyi durduralım.’ dedi mi?”


 

Devamını oku...
 
AYIPTIR,ZULUMDUR, GÜNAHTIR Yazdır E-posta
Yazar ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU   
Pazar, 15 Kasım 2009
 

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in TBMM Genel Kurulunda "demokratik açılım" konusu üzerine yaptığı konuşmada "Dersim Katliamı" ile ilgili sarfetttiği sözlerinden dolayı tepki gösterdi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

* “Evlad-ı Kerbelayık, Bihatayık, Ayıptır, Zulümdür, Günahtır.”

* Ülkenin iç sorunları, devletlerarası savaş usulleri ile çözülemez!

* CHP demokrasinin mi? Yoksa katliamların mı? Yanındadır! Bilmek İstiyoruz!   


 

Devamını oku...
 
DEMOKRATİK AÇILIM-10 KASIM Yazdır E-posta
Yazar TBMM   
Cumartesi, 14 Kasım 2009
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 4. Yasama Yılı
15. Birleşim 10/Kasım /2009 Salı

Değerli arkadaşlarım, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları var.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi var, okutup oylarınıza sunacağım.

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu'nun, 10.11.2009 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Genel Görüşme 8/11, esas nolu, "Hükûmet adına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Demokratik açılım konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesinin öngörüşmelerinin" Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. Maddeleri Gereğince 12.11.2009 Perşembe günü 17. birleşimde yapılması önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımızla arz ederim.

Devamını oku...
 
DEMOKRATİK AÇILIM-13 KASIM Yazdır E-posta
Yazar TBMM   
Cumartesi, 14 Kasım 2009

 DEMOKRATİK AÇILIM

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 4. Yasama Yılı
18. Birleşim 13/Kasım /2009 Cuma


1.- Hükümet adına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, demokratik açılım konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 102 ve 103 üncü maddeleri uyarınca bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi üzerine Genel Kurulun 10/11/2009 tarihli 15 inci Birleşiminde açılması kabul edilen genel görüşme (8/11)

Devamını oku...
 
ELİŞTİRİ-YORUM Yazdır E-posta
Yazar Bayram DURMUŞ   
Cumartesi, 14 Kasım 2009

Sn Editör,

Dersim olayları kronolojisini alıntılayarak hafızaları tazelemeniz güzel bir şey. Fakat yaklaşımınızda katılmadığım hususlar var:

1.       İster haber yazın ister yorum yapın, içerisinde bir kişinin sözleri alıntı yapılıyor ise alıntının dürüstçe olduğu gibi yapılması gerekiyor. Yazınızın başındaki ibare şudur: "CHP Genel Başkan Yardımcısı olarak çözüm önerim Geçmişte Dersim İsyanı’nın bastırılması için ne yapıldı ise..." Meclis tutanaklarından aldığım Onur Öymen’in, tümü yazının altında bulunan, meclis konuşmasında ifadesi böyle değildir, böyle olmadığı gibi bu anlamı ima eden bir şey de söylenmemektedir. İçinde Dersim kelimesi geçen sözleri şunlardır: “Atatürk Şeyh Sait'le müzakere mi etti? Dersim isyanını yapanlarla müzakere mi etti? … Onların sözcüleriyle, temsilcileriyle masaya mı oturdu? Bunların hiçbirini yapmadı arkadaşlar. Yabancı ülkelerin istihbaratından mı yararlandı? Hayır. … Kimse çıkıp da "Analar ağlamasın. Biz şu Yunanlılarla anlaşalım." dedi mi? Şeyh Sait isyanında analar ağlamadı mı? Dersim isyanında analar ağlamadı mı? Kıbrıs'ta analar ağlamadı mı? Bir tek kişi Türkiye'de çıkıp da "Analar ağlamasın diye, bu mücadeleyi durduralım." dedi mi? 

New layer...
Devamını oku...
 
CHP'NİN YOL HARİTASI Yazdır E-posta
Yazar ONUR ÖYMEN-http://www.onuroymen.com/   
Cumartesi, 14 Kasım 2009

  CHP Genel Başkan Yardımcısı olarak çözüm önerim

Geçmişte Dersim İsyanı’nın bastırılması için ne yapıldı ise...

 

1935-38 DERSİM'DE NE YAPILDI?

 

25 Aralık 1935
Tunceli Kanunu çıkarıldı ve Dersim adı Tunceli olarak değiştirildi.

6 Ocak 1936
Elazığ merkezli Dördüncü Genel Valilik kuruldu ve başına sömürge valisi yetkileriyle General Abdullah Alpdoğan atandı. Dersim’de stratejik merkezlerde kışla ve karakol inşaasına başlandı. Ardından gelen karakol baskınlarının nedeni işgal ve soykırım hazırlıklarını önlemekti.


1937 YILI OLAYLARI (İSMET İNÖNÜ'NÜN BAŞBAKANLIĞI DÖNEMİ )

 

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 61 - 72 / 1145
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1488
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 1707486
Syndicate
 
left
Top! Top!
right