left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Cuma, 21 Kasım 2008
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Bize Ulaşın
DAHA ÖNCELERİ NERELERDEYDİNİZ? Yazdır E-posta
Yazar Fatih ALTAYLI   
Çarşamba, 10 Eylül 2008
Başbakan’ın ağır saldırısı sonrasında “Çoğulcu medya olmalı. İktidar yanlısı tekel medyası olmamalı” diyen Doğan Grubu’nu gülerek izliyorum.
Çok değil, 2 yıl kadar önce Türkiye’de iktidar yanlısı medya yine vardı.
Ama bunun karşısında Türkiye’nin en büyük iki medya grubu vardı.
Doğan ve Ciner grupları.
Çoğulcu medyadan, tek sesli olmayan medyadan bahseden Aydın Doğan, o günlerde hortumcu Dinç Bilgin ve damadına iktidarın TMSF’sinde mesai yaptırıyor, Dinç Bilgin’in ürettiği sahte bir belge ile Ciner Grubu medyasına el konulmasını sağlamak için TMSF Başkanı Ahmet Ertürk ve siyasete kapalı kapılar ardından baskı yapıyordu.
Nitekim bunu başardılar da.
TMSF sahte bir belgeye dayanarak Türkiye’nin ikinci büyük medya grubuna el koydu.
Bu olayın Doğan yönetiminde şampanya patlatılarak kutlandığını o günlerde yazdım.
TMSF’nin el koyması üzerine Ciner Grubu mahkemeye gitti.
Davayı kazandı. İstanbul bölge İdare Mahkemesi TMSF’ye “ yaptığın işlem hukuksuz. Sahibine iade et” dedi.
Siz Doğan Grubu’nda veya başka bir gazetede bununla ilgili tek bir satır haber gördünüz mü?
Devamını oku...
 
JÖN TÜRKLÜĞÜN DİYALEKTİĞİ- OSMANLIDAN 68 KUŞAĞINA... Yazdır E-posta
Yazar Münir AKTULGA   
Pazartesi, 08 Eylül 2008

İÇİNDEKİLER:

GİRİŞ.. 1

KISACA AVRUPA’DA 68. 3

TÜRKİYE’NİN 68’İ 4

68’DEN GÜNÜMÜZE NE KALDI 6

“BATILILAŞMAK-YA DA,  BATI TAKLİTÇİLİĞİ YAPARAK BATILI GİBİ OLMAK ÇABASI.. 7

EMPATİ, YA DA AYNA NÖRONLARI 7

REZONANS.. 9

TOPLUMSAL SİSTEM GERÇEKLİĞİ 10

ŞU ANA KADAR YAPILAN AÇIKLAMALARIN ÖZETİ 12

EK: 14

OSMANLIDAN KALAN MİRASIN, “DEVLETİ KURTARMANIN ” DİYALEKTİĞİ 14

DEVLETİ KURTARMANIN YENİ BİÇİMİ: BATILILAŞMA.. 16

BATILILAŞMAK SÜRECİ BİR TARİHSEL DEVRİM SÜRECİDİR.. 17

KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLABİLİRSİN! 23

ANADOLU’DA SİVİL TOPLUMUNUN OLUŞUMU.. 24

1950 DEVRİMİ VE 27 MAYIS- 25

27 MAYIS KARŞI DEVRİM MİDİR, YOKSA  “ÖZGÜRLÜKLER ORTAMI” YARATICISI MI?  25

TÜRKİYE “SOL”UNUN DİYALEKTİĞİ
Devamını oku...
 
DEMOKRASİ TAHTERAVALİSİ Yazdır E-posta
Yazar Emre DEMİR-www.simdikizaman.tv   
Çarşamba, 03 Eylül 2008
"Türk halkının kaderi,
tarih boyunca aldatılmışlığın bir serüvenidir"
Binbaşı Fethi Gürcan


ImageAlbay Talat Aydemir'in başını çektiği 22 Şubat Harp Okulu Ayaklanması, başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra, dönemin CHP'li Adalet Bakanı Pulat Gözübüyük, muhalefetteki Adalet Partili arkadaşlarına şöyle der: "Onlar kazansaydı, ikimizde kaybederdik!"

*

Türkiye yapay zıtlıklar ülkesidir. Sanırsınız ki, demokrasi tahterevallisinin bir başında CHP, diğer başında Ak Parti oturur. Oysa ortadaki denge merkezi birdir, değişmez. Hangi tarafın havaya kalkacağına, hangi tarafın aşağı ineceğine, denge merkezi karar verir.

Halk mı? Halk, ne denge merkezinde, ne de tahterevallinin iki ucunda yoktur.

Devamını oku...
 
YAZI DİZİSİ: DOKTORCULUK 3 Yazdır E-posta
Yazar Halit KAKINÇ-AKŞAM Gazetesi   
Çarşamba, 03 Eylül 2008

Sucu ameleyi iktidara getirmek


ImageÇocukluk yıllarında hastalanınca Hz. Ali gibi kudretli olması için Hikmet olur Hikmet Ali... Çocukluk nutuklarından bellidir ileride işkence tezgahlarından geçip mapusluk çekeceği. “Demokraside mebus tayin edilmez” denir ya... Adı: Hikmet Kıvılcımlı... Suçu: Ameleden adamları iktidara getirmek... Cezası:

4 yıl, 6 ay, 15 gün... Bununla da bitmeyecektir her şey...

İYİLEŞMESİ İÇİN ‘ALİ’ DİYELİM


OsmanlI İmparatorluğu Makedonyası’nın Priştine kasabasında Hüseyin Bey Posta-Telgraf Müdürü iken, eşi Münire Hanım’dan Hikmet doğuyor. Kosova vilayetinin İştip kazasında hastalanıyor. Bir gece, Bektaşi tekkesi türbesinde yatan Ali Baba, sandukasından fırlayarak Seher teyzesinin rüyasına giriyor. Çocuğun iyileşmesi isteniyorsa, Ali adıyla adlandırılmasını -o zaman Hazreti Ali gibi ‘Kılıcı kuvvetli’ olacağını- yoksa öleceğini bildiriyor: Hikmet, ‘Ali’ oluyor. Konuşmayı beceremezken, Pakize teyzesinin okuduğu kız mektebine götürüldükçe, sıralar üstüne çıkarılıp davul taklitli nutuklar çekiyor. İyi alâmet değil...

OMUZDA TÜFEK KESEDE KUR’AN
Devamını oku...
 
BAŞIMIZ SAĞOLSUN Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ-Ahmet İNSEL-BİRİKİM   
Salı, 02 Eylül 2008
Ali Başpınar hayatını kaybetti

ImageAnkara Devrimci Yol davasi saniklarindan Ali Baspinar kanser tedavisi gordugu Hacettepe Universitesi Hastanesi'nde dun aksam saatlerinde hayatini kaybetti. 1949 yılında Rize Çamlıhemşin doğumlu Ali Başpınar, 12 Mart döneminde THKP-C Dev-Genç davasından yargılanıp 2 yıl 4 ay cezaevinde kaldı. Devrimci Öğretmen grubunun önder kadroları arasında yer aldı. 12 Eylül döneminde Ankara Devrimci Yol davasında Merkez Komite Üyesi olduğu iddiası ile yargılandı. Müebbet hapse mahkum oldu, 11 yıl cezevinde kaldı.

1977-78 doneminde TÖB-DER Ankara Sube Baskanligi'ni da yapan Ali Baspinar, 12 Eylul darbesinden sonra 23 Ocak 1981'de Devrimci Yol orgutune yonelik operasyonlarda yarali olarak yakalandi.

23 Temmuz 1991'e kadar cezaevinde kalan Baspinar, 1994'den beri kanser tedavisi goruyordu.

Ali Baspinar'in Devrimci Yol hareketi icerisinde 'Ali Butto' adiyla tanindigi ve Devrimci Yol'un askeri kanat sorumlusu oldugu iddia ediliyordu.

6  Eylül Cumartesi Saat:09:00'da Hacettepe Üniversite Hastenesi (Sıhhıye) Önünde Ali Başpınar'ın  cenazesi alıp Çankaya Belediyesi Otopark Alanına omuzlarda taşınarak cenaze  töreni düzenleneceği bildirildi.
 
GORUSME NOTLARI-A. ÖCALAN-29 Ağustos 2008 Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ-   
Salı, 02 Eylül 2008

'Tek yol diyalogdur'


ImageBenim hayata geçirmeye çalıştığım 1920'lerin Kuva-i Milliye ruhudur. Ve bu ruhun hayata geçirilmesi için tek yol, diyalogdur. Sayın Erdoğan'a, Sayın Gül'e sesleniyorum; anlamlı bir barışın gelişmesi için tek yol diyalogdur

Paşalar açıklama yaptılar. Mustafa Kemal'in yarattığı ulus-devlet çizgisine bağlı kalacaklarını söylüyorlar. Ama Mustafa Kemal'in yarattığı 1920'lerdeki Kuva-i Milliye ruhuydu. Bunların Mustafa Kemal'in çizgisiyle ilgisi yok

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Genelkurmay yetkililerinin devir teslim törenlerinde ulus-devlet konusunda yaptıkları açıklamalara değinerek, 'Mustafa Kemal'in yarattığı ulus-devlet çizgisine bağlı kalacaklarını söylüyorlar. Ama Mustafa Kemal’in yarattığı 1920'lerdeki Kuva-i Milliye ruhuydu. Bunların Mustafa Kemal'in çizgisiyle ilgisi yok, tamamıyla İngiliz ve Yahudi sermaye güçlerinin çizdiği yanlış Türk milliyetçiliğidir' dedi. 'Benim hayata geçirmeye çalıştığım 1920'lerin Kuva-i Milliye ruhudur. Ve bu ruhun hayata geçirilmesi için tek yol, diyalogdur' diyen Öcalan, Kürtlere, ''Biz üniter-devlete saygılıyız, ancak vatandaş olarak demokratik, kültürel ve sosyal haklarımız var, bunları hayata geçireceğiz' demeliler' çağrısını yaptı.

Devamını oku...
 
SHP HAMLE HAZIRLIĞINDA Yazdır E-posta
Yazar Halit KAKINÇ-AKŞAM Gazetesi   
Salı, 02 Eylül 2008

Doktorculuk Dizisi’nin son günü eski tüfek devrimci Sarp Kuray’ı okuyacaksınız. Kuray, bugün SHP ile ilgili olarak konuğum.


Kuray, aktif siyasette. SHP’de, Murat Karayalçın’ın Sosyaldemokrat Halk Partisi’nde. Konumuz, SHP’deki hareketlenme. Bundan 1 yıl önceki Küçük Kurultay’da tüm il başkanlarının ortak bildirgesi ile Türkiye’deki devrimci, ilerici yurtsever çevreler, SHP’de ortak mücadeleye davet edilmiş.


Hedef, SHP’yi Sol’un büyük kesimini içine alan bir kitle partisi haline getirmek. Takvimleri yoğun. 7 Eylül’de İstanbul’da geniş bir katılım töreni var. Katılımlar Trakya’da, İzmir’de, Kayseri’de, Kırşehir’de, Sivas’ta, Adana’da, Samsun’da ve Rize’de devam edecek.


Kuray iddialı: “Olay, parti içi kavga değil. Türkiye halkının ortak projesi. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi ruhunu dirilteceğiz” diyor.


“Sol stratejik yedek olmaktan çıkacak!”

Devamını oku...
 
YAZI DİZİSİ: DOKTORCULUK 2 Yazdır E-posta
Yazar Halit KAKINÇ-AKŞAM Gazetesi   
Salı, 02 Eylül 2008
Nâzım’ı elestirdi Perincek’e kızdı

ImageDoktor, Doğu Perinçek’le en başından itibaren ters ve olumsuz bir yaklaşım içindedir. Nâzım Hikmet’le eski dost olmalarına rağmen, dönem dönem öfkelenmekte ve bu öfkesini açıkça dile getirmektedir. Nâzım Hikmet ile birlikte Doktor’a göre; Nâzım satıcılığı yapanlar bu öfkeden bol bol paylarını almaktadır. Kıvılcımlı için, Nâzım Hikmet Troçkist’tir ve komünist bir şairdir sadece

Kıvılcımlı’nın temeldeki kişilik çatışmaları, Mihri Belli ile ilişkilerine de yansımıştır. Millî Demokratik Devrim yaklaşımının mimarı Mihri Belli ile aralarında aslında çok önemli bir fark yoktur. Tek fark gibi gözüken nüans, Doktor’un, ‘Ne olursa olsun Türkiye’de bir işçi sınıfı vardır ve yeterlidir’ demesidir. Dr. Kıvılcımlı, Belli’nin MDD’sine Demokratik Halk Devrimi adı ile yaklaşmıştır. Daha doğrusu, Belli, MDD’yi asker-sivil-aydın zümreye yaptırır. Doktor ise partiyi ve işçi sınıfının devrimdeki önderliği şart görür.

Doğan Avcıoğlu ile arasındaki farkı (Yön’ün Yönü)nde ortaya koymaktadır. Doktor’a göre, Avcıoğlu’nun önderliğindeki YÖNcüler’in savı, küçükburjuva ütopizmi’dir. Proleterya sosyalizmi ile hiçbir ilgisi yoktur. Kıvılcımlı’ya göre YÖNÜn bir stratejisi ve programı yoktur.

Devamını oku...
 
YAZI DİZİSİ: DOKTORCULUK 1 Yazdır E-posta
Yazar Halit KAKINÇ-AKŞAM Gazetesi   
Pazartesi, 01 Eylül 2008
Karl Marks’ın klasik şablonu bize uymaz

 ImageTürk Sosyalizm Tarihi’nin en önemli simgelerinden Dr. Hikmet Kıvılcımlı kimdi? Ne söyledi? Neler yapmıştır? Kimleri etkilemiştir? Bugün uzantıları var mıdır? Bu kısa yazı dizisinde bu soruları aydınlatmaya çalışacağım. Eski bir söz vardır, Her şeyi söylemeye çalışan, hiçbir şeyi söyleyemez! Herşeyi yazmak, tüm ayrıtılara girmek, mümkün değil. Ben de bu mantıktan yola çıkarak tanıtıcı ve tamamen tarafsız bir seçki yapmaya çalıştım. Eksikler için şimdiden affola...

Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Türk sosyalizm tarihi içerisinde gerçekten de çok önemli ve belki de en önemli isimdir. Doktor’un günümüzdeki önemini, iki şekilde değerlendirmek gerekir: 1) Türkiye’deki sol hareket ile ilgili olarak... 2) Bütün Türkiye açısından... 3) Dünya açısından...

Kıvılcımlı, hem kendi döneminde hem de bugün varolan ve tamamen tercüme eserlere dayanan; yabancı ülke liderlerinin polemikleri üzerinden gelişen Sol anlayışın dışına taşmıştır.

Kendilerine dış merkezli güç odaklarından dayatılan gündemler yerine, ülkesini ve halkını kendi özgün gelişim şartları üzerinden değerlendirmeyi tercih etmiştir. Doğrusu ile yanlışı ile -ilginçtir, teorik bazda yanlışlarını karşıtları henüz net bir biçimde ortaya koyamadı - teoriler ve bu teorilere uygun pratikler geliştirmenin Türkiye’deki en yetkin ve en verimli yerli örneği olmuştur. Türk Sol Hareketi’ne geniş bir miras bırakmıştır.

Devamını oku...
 
30 AĞUSTOS Yazdır E-posta
Yazar SUVARI   
Cumartesi, 30 Ağustos 2008
Image
atam, hala yasiyorsak:
edepsizlik sayesinde
alti oku soruyorsan:
politika dehlizinde;
hele partin senden sonra;
devrimlerin tavizinde;

vasfedeyim halimizi
kalemime ver izin de!
yobazlarla gericiler;
atam, atam derler ama
bir adiniz var sizin de...

halkcilikla devletcilik
anlatamam cok hazin de...
coktan beri sahteciler,
agir ceker her vezinde!
tek ümit var o da yalniz
amerikan dovizinde!

sorma atam halimizi
hal mi kaldi anlatacak...
iste geldik dizindeyiz
yata yata cok yorulduk
tatil yaptik izindeyiz!

sanayide henüz daha
cafer icin lazim diye
amerikan bezindeyiz:
gececegiz avrupa’yi,
ama simdi izindeyiz!

ilerledik atam oyle,
simdi gorsen tanimazsin
amerikan tarzindayiz
arasan da bulamazsin
yirmi yildir izindeyiz...

aziz nesin
 
ŞİMDİ NE OLACAK? Yazdır E-posta
Yazar Turgut KOÇAK (TSİP Genel Başkanı)   
Cuma, 29 Ağustos 2008

 Kukla zihniyet; herkesten hatta kendinden bile gerçekleri saklar. Son Gürcistan-Rus çatışmasının arkasında bütün gerçekliği ile Amerikan emperyalizminin olduğu gün gibi ortaya çıkmış, savaş öncesi ve sonrası gelişmeler bu saptamalarımızı bütünüyle doğrulamış bulunmaktadır. Daha önce de belirttiğimiz gibi ABD, Rusya’yı tıpkı SSCB döneminde nasıl Yeşil Kuşak Projesi ile kuşatmışsa bugün de aynı anlayışla kuşatmak istemektedir. Geçmiş dönemde komünizmi öne süren emperyalist dünya bugün de başka başka emperyalist amaçları demokrasi kılıfı altında işleyerek kuşatmaya gerekçe oluşturmaktadır. SSCB’nin yıkılmasının arkasından Varşova Paktını oluşturan ülkeler birer ikişer NATO’ya ve AB’ye alınarak emperyalist dünyanın yörüngesine sokulmuşlardır. Bu gelişmeler sonrası Bulgaristan’a, Romanya’ya, Polonya’ya yerleşen Amerikan emperyalistleri bu ülkelerde bir anda askeri üsler kurarak bu ülkelere yerleşivermişlerdir. Letonya, Estonya vb ülkelerde de durum üç aşağı beş yukarı aynıdır. Gürcistan arabası da aynı yolda hızla yol alırken Rus engeline toslamış ve neredeyse arabada elle tutulur bir yan kalmamıştır.

     İşte Amerikan emperyalistleri ve Batı böyle bir anda devinime geçmişler, politik demeçlerin yanı sıra bazı girişimlerle de Gürcistan’ı desteklediklerini göstermek istemişlerdir. Doğal olarak savaşta zor duruma düşen Gürcistan’a insani yardımı öne sürerek kapıyı aralamak yolunu seçmişler ve devreye doğrudan doğruya savaş gemilerini sokmuşlardır. Savaş gemileri ise Çanakkale ve İstanbul Boğazı’nı geçerek Karadeniz’e çıkmışlar ve Gürcistan’a sözüm ona insani yardım götürmüşlerdir. Orada askeri törenle karşılanan Amerikan gemilerinin sorumluları kışkırtıcı açıklamalar yapmışlar ve asıl amaçlarını ortaya koymuşlardır.

Devamını oku...
 
SHP! SHP! SHP! SHP! SHP! Yazdır E-posta
Yazar Dr. Cihat BAŞER-SHP İSTANBUL İL YÖNETİM Kurulu Üyesi   
Perşembe, 28 Ağustos 2008

ImageImageİstanbul İl Başkanlığımızın tüm İlçe Başkanları , İl yöneticileri ve İstanbul Parti Meclisi , MYK üyelerinin katıldığı olağan toplantısında bir açıklama yapan Parti Meclisi üyemiz Sarp Kuray, "1968 ve 1978'lerdeki devrimcilerden oluşan, 15.000 kişiyi bulan kalabalık bir grubun 7 Eylül'de İstanbul'dan Başlayarak , Edirne'den Gaziantep'e kadar tüm illerde SHP'ye katılacaklarını" söyledi "

 

Partimize Katıldığı ilk günden bu güne kadar Türkiyeyi adım adım gezerek , SHP yi anlatan Sarp Kuray'' Ne Maocu, ne de Leninci, ben Devrimciyim! Türkiye bugün büyük bir kuşatma altında. Ortak noktalarımızı arttırarak tekrardan 1. Meclis havasına girmemiz lazım. Bilinmelidir ki Mustafa Kemal, Erzurum'a gittiği zaman Kürtler'le kongre yapmıştır. Sivas'a indiği zaman mandacılığı reddetmiştir. Atatürk, bütün zenginlikleri kucaklamıştır.

 

"Birinci amacımız soldaki dağınıklığı burada SHP nin çatısı altında toparlayabilmektir. Artık geçmişin tekrarını yapmak istemeyenleri, kendi tükettiklerini iyi bilen bilinçli arkadaşları burada toparlama konusunda bir amacımız var" dedi .

 

Açıklamasında, "Bütün sınıf tabakalarını kucaklayan ve Türkiye gündemine dayatılmış olan makro meseleler noktasında ortak programlar oluşturmaya çalışacaklarını" öne süren Kuray, "Türkiye devrimci hareketi 68'den beri neyi tükettiğinin ve hangi birikimi arkasına aldığının bilincindedir" şeklinde konuştu.

 

İl Başkanlığımız 7 Eylül 2008 Pazar günü Şişli Ergenekon cad. No: 98 Haldun Dormen Kültür Merkezinde görkemli bir Tören düzenleyecek. İstanbul İl Başkanımız , Dr. Zafer Nuhoğlu bu katılım törenine tüm sol düşünenleri davet ettiklerini , Katılımlarla dahada güçlenen Partimizin Yerel Seçimlerde Soldaki tek Alternatif olacağını söyledi. 

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 49 - 60 / 963
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1189
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 817929
Syndicate
 
left
Top! Top!
right