left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Perşembe, 11 Mart 2010
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Gençlik Meclisi
Bize Ulaşın
GLADYO'NUN KARAKUTUSU Yazdır E-posta
Yazar Rahmi Yıldırım   
Salı, 29 Aralık 2009
 26 ocak 2006 da yayınladığımız ve HESAPLAŞMA adlı kitaba da koyduğumuz bu yazıyı önemi nedeniyle tekrar yayınlıyoruz

İkinci Dünya Savaşı’nın galiplerinden İngiltere Başbakanı Winston Churchill, 5 Mart 1946’da ABD’nin Montana eyaletindeki Westminster College’de yaptığı konuşmada, “Baltık Denizi’ndeki Stettin’den Adriyatik Denizi’ndeki Trieste’ye kadar bütün kıta üzerine demir bir perde inmiş bulunuyor” dediğinde, kapitalist blok ile sosyalist blok arasında adı konmamış bir savaşı ilan etmiş oluyordu. Savaşın adı, 1947’de ABD Kongresi’ndeki bir görüşmede Başkanlık Danışmanı Bernard Baruch tarafından kondu: Soğuk Savaş. 

Devamını oku...
 
BİTTİ ARKADAŞLAR, BİZ SİVİLİZ Yazdır E-posta
Yazar Selin ONGUN / T24   
Pazar, 27 Aralık 2009

 

“Asıl hesaplaşmamız gereken Özden Örnek'in günlükleri. Üniformalı dönemleriyle ilgili olarak yüzleşmek zorunda olduklarına inanıyorum. Özden Örnek anıları öyle kalamaz..."

Bu sözler, Türk Silahlı Kuvvetleri camiası içinde önemli bir yere sahip, temsil niteliği yüksek bir isme ait. www.t24.com.tr için sorularımızı yanıtlayan Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Genel Başkanı emekli Tümgeneral Rıza Küçükoğlu, demokratik süreçlere müdahale eğilimleri konusunda bu sözlerle "özeleştiri" çağrısı yaparken iğneyi kendisine de batırıyor.

"Biz, emekli de olsak, askerler siyasetçiye siyaset, gazeteciye gazetecilik, işadamına ticaret öğretmeye bayılırız. Halbuki üçünden de anlamayız” diyerek gülüyor. Ve ekliyor: “Hatırladıkça mahcup oluyorum, emekli olduktan sonra NTV'de Savunma Danışmanlığı yaptığım dönemde oradaki gazeteci arkadaşlara işlerini öğretmeye kalkıyordum!"

"Mesele şu; üniformayı çıkardığımız andan itibaren siviliz! Ne olur emekli orgenerallerimiz, generallerimiz de sivil olduklarını artık kavramaya başlasınlar. Sivil olsunlar. Niye kendilerinin sivil haklara sahip olduklarını görmüyor ve kendilerini sivil mücadeleye alıştırmıyorlar? Hukuk devletine, Atatürk ilkelerine bağlı faaliyette bulunmak başka tribünlere oynamak başka. Anıtkabir'e selam vermekle Atatürkçü olunmuyor, tribünlere oynamaya gerek yok. Sokağa çıkmayıp, hukuki bir davada (Ergenekon) yer almadığımız için eleştirildik. Hatta üye kaybına dahi uğradık.”

 

Devamını oku...
 
ÇİN YAKINDIR Yazdır E-posta
Yazar Aydın ÇUBUKÇU   
Pazar, 27 Aralık 2009

ÇİN YAKINDIR

"Kökü dışarıda'' bir siyasal-ideolojik akımın herhangi bir ülkeye girişi, kuşkusuz bazı aracılar eliyle olur. Çevirmenler, yayıncılar, akademisyenler, araştırmacılar,elçilik propagandacıları, ajanlar ve üzerine vazife olmayan işlerle uğraşan ilginç bazı tipler, uzakta ya da yakında sürüp giden bir siyasal mücadelenin taraflarının görüşlerini, resimlerini, kitaplarını tanıtırlar. Üniversite duvarlarının arkasında, entelektüel toplantılarında, bir pastane köşesinde ya da mevhanede; bir kitapla, heyecanlı bir öyyle, oralarda çalınıp söylenen bir şarkıyla karşılaşır ve merak edersiniz.

Belki bütün olup bitecek olanlar herhangi birinin, herhangi bir başkasından duyup gördüğü işte bu nesnelere, seslere, görüntülere ilgi ve merak duymasıyla başlar. Çünkü sonra onları, bir anda başka birileri duyar, okur ya da görür,  onlar da  "ışık hızıyla"  değilse  bile,  olağan  bir güncel haberin olabileceğinden çok daha büyük bir hızla, belki ancak dedikoduların ulaşabileceği bir hızla yayılmava başlar.

Görülür ki aslında "içeride" kökü olmasa da yaşayabileceği bir iklim vardır.

 

Devamını oku...
 
BAŞKA BİR AÇIDAN Yazdır E-posta
Yazar Mahir KAYNAK-STAR   
Pazar, 27 Aralık 2009

Türkiye’deki sorunların demokrasiden yana olanlarla darbe peşindekiler, Türkiye’nin bütünlüğünü korumak isteyenlerle bölücüler arasında olduğu düşünülmektedir. Oysa bunlar çatışmanın görünen yüzüdür. Şu soruların cevapları aranmamaktadır. Ülkemizde bir darbe gerçekleştirilirse sadece rejim mi değişecek yoksa çatışma aslında dünya üzerindeki yerimizin ve rolümüzün belirlenmesi üzerine midir? Kürt sorunun bölünme ile sonuçlanması hangi dünya senaryosunun gerçekleşmesine yardımcı olacaktır?

Darbe yapmak isteyenlerin ortak bir ideolojisi yoktur. Yani çatışma ideoloji odaklı değildir. Öyleyse onları bir araya getiren amaç nedir?

 

Devamını oku...
 
DÖRT HURİ DÖRT NURİ! Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Salı, 22 Aralık 2009

DÖRT HURİ

 

DÖRT NURİ!

Gün geçmezki, hafta geçmez ki, İslamiyet ve kadın konulu haberler medyada yer almasın.

Yabancı ülkelerden gelen haberler çoğunlukla kadının örtünmesiyle ya da kadın haklarıyla ilgilidir. Arada, recm cezasına ilişkin haberlere de rastlanır.

Geçen hafta Fransa’da burkanın yasaklanmasıyla ilgili haberler vardı.

Ondan önce Somali’de zinayla suçlanan kadının recmedildiği, yani taşlanarak öldürüldüğü, erkeğin ise 100 kez kırbaçlandığı haberini okumuştuk.

Gün geçmezki, hafta geçmez ki, İslamiyet ve kadın konulu haberler medyada yer almasın.

Yabancı ülkelerden gelen haberler çoğunlukla kadının örtünmesiyle ya da kadın haklarıyla ilgilidir. Arada, recm cezasına ilişkin haberlere de rastlanır.

Geçen hafta Fransa’da burkanın yasaklanmasıyla ilgili haberler vardı.

Ondan önce Somali’de zinayla suçlanan kadının recmedildiği, yani taşlanarak öldürüldüğü, erkeğin ise 100 kez kırbaçlandığı haberini okumuştuk.

Devamını oku...
 
"Allah" de ne istiyorsan becer. Oh ne iyi, ne ala, ne şeker. Yazdır E-posta
Yazar İhsan ELİAÇIK   
Pazartesi, 21 Aralık 2009

DİNİN AFYON YÜZÜ

Böyle başlıklı bir yazıyı ancak Marksist/ateist birisi yazar; “Ne yapıyor bu adam?” diyeceksiniz…
Belki bazıları öküz altında buzağı arayarak “kutsala saldırı” sanacak…
Hayır!
Dikkat edin “Din afyondur!” demiyorum. “Dinin afyon yüzü” olduğundan bahsediyorum. Afyon yüzden kastım ise saf dinde değil; mensuplarının din algısında ortaya çıkandır. Benim gördüğüm dinin en temel kavramı olan “Allah”ın dindarın zihninde rahatlıkla afyona dönüşebildiğidir. Bunun sebebi “Allah” kavramının doğrudan kendisi midir, yoksa onu algılayan zihin midir? Bu nedenle “Dinin afyon yüzü” ile içeriden yüzleşmenin ateistlere bırakılmayacak kadar önemli olduğunu düşünmekteyim…
Evet, bütün dinlerde olduğu gibi, dünyanın gelmiş geçmiş en aydınlık, en gerçekçi dininde bile, malesef, Akif’in tabiri ile “çehre-i memsuh” (çirkin, karanlık bir yüz) oluşturulmuş durumda…

Saf dinlerin asla yalan söylemeyeceğine inanırım. Ama onlar da zamanla yeryüzünün tozuna toprağına bulanırlar ve mensuplarının elinde afyona dönüştürülerek tanınamayacak hele getirilirler. Bununla hesaplaşmak, en çok da, bu dinlerin samimi bağlılarına düşer.

 

Devamını oku...
 
ÖCALAN Yazdır E-posta
Yazar ANF NEWS AGENCY   
Cuma, 18 Aralık 2009

Öcalan: DTP’liler meclise geri dönüş yapabilirler

ANF
10:59 / 18 Aralık 2009

İSTANBUL - DTP’li milletvekillerinin istifa kararını değerlendiren Öcalan, “Milletvekillerinin istifası konusunda ben farklı düşünüyorum. Çözüm demokratik mücadeledir. Bence henüz istifa edilecek aşamaya gelinmedi. Meclise dönüp demokratik siyaset geliştirilebilinir” dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, avukatlarıyla görüştü. Edinilen bilgilere göre görüşmede hücresine ilişkin bilgi veren Öcalan, “Odamda pencere açtılar. Havalandırmaya çıkarmayı da iki saate çıkardılar. Bir saat sabah bir saat öğleden sonra olmak üzere iki saat havalandırmaya çıkardılar. Dün dört arkadaşla tekrar görüştük. Onlarla da sohbet ettik” dedi.

DTP’li milletvekillerinin istifa kararına da değinen Öcalan, şu değerlendirmeleri yaptı: “Milletvekillerinin istifası konusunda ben farklı düşünüyorum. Ben ‘siyaset bir tıkanma noktasına gelmiş’ demiştim. Ben bugünkü durumu 1975-76 yıllarımdaki duruma benzetiyorum. Bir yıl ADYÖD Başkanlığını yaptım. O zamanlar ADYÖD iki eğilimden oluşuyordu. DDKO ve Dev-Genç’in birleşmesinden oluşuyordu. Ben hem Dev-Genç’e hem DDKO’ya üyeydim. Gönlüm her ikisinden yanaydı. Biz ikisini birleştirmiştik. İki tarafı birleştirme, kardeşliği ve özgürlüğü esas aldığımı, böyle bir eğilimde olduğumu biliyorlardı. Birisi daha sonra küçük burjuva milliyetçiliğine kaydı. Diğeri de milliyetçiliğe kaydı. Diğer taraf da “biz Kürtlerle birarada yapamayız” diyordu. Sonunda ben ortada kaldım. Ama gönlüm her ikisinin birleşmesinden yanaydı. Daha sonra Kemal Pir ve Haki Karer’le birlikte Kürdistan’a geçtik. Kemal Pir ve Haki Karer benim iki halkı birarada tutmak istediğimi gördükleri, bildikleri için benimle beraber hareket ettiler.

Devamını oku...
 
Özgür İrade Meselesinde Ali Şeriati ve Bint el-Şati Yazdır E-posta
Yazar Yudian WAHYUDİ http://www.aliseriati.com/   
Çarşamba, 16 Aralık 2009

Özgür İrade Meselesinde Ali Şeriati ve Bint el-Şati

 

Özgür irade meselesi İslam düşüncesinin üzerinde en çok kafa yorulan sorunlarından biridir. İnsanın özgür bir özne olduğunu söyleyen kaderiyeye karşın, cebriye; insanı, eylemini gerçekleştirme özgürlüğü olmayan bir varlık olarak varsaymıştır. Cebriyeciler de kaderiyeciler de kendi görüşlerini destekleyen Kur'an ayetlerine dayandılar ve uzlaşma için hiçbir açık kapı bırakmadılar. Politik alanda bu tartışma daha da önem kazandı. Louis Cardet ve G.C. Anawati "Emeviler, özgür iradeyi reddeden ve böylece halifelerin otoritesini ilahi iradenin bir tecellisi gibi gören cebriye taraftarlarına destek vermiştir. Bu durumda her şeyde olduğu gibi insanların eylemleri de doğrudan Mutlak İrade'nin arzularına göre yaratılıyordu" diyorlar. Kaderiye, müslümanları "yöneticilerinin" pençesinden kurtarırken, cebriyenin görüşleri "resmi İslam" haline geldi. 

Devamını oku...
 
Türklere ve Kürtlere: Akıl, sağduyu, serinkanlılık Yazdır E-posta
Yazar Cengiz ÇANDAR cengizcandar@referansgazetesi.com   
Çarşamba, 16 Aralık 2009

 

 



 Türklere ve Kürtlere: Akıl, sağduyu, serinkanlılık…




Küreselleşme böyle bir şey işte. Özellikle iletişim teknolojisinin gelişmesi sayesinde herkesin her şeyden anında haberdar olabilmesi.

Ülkenin en uzak köşelerinde pekalâ yerel sayılabilecek bir olayın ülkenin tümünü tedirgin edecek genel bir nitelik kazanabilmesi.Bundan yıllarca öncesinde Muş’un Bulanık ilçesinde bir esnafın eline kalaşnikov alıp dükkânına saldıran DTP’lileri tarayarak iki kişiyi öldürmesi ve yedi kişiyi yaralaması anında İstanbul gazetelerine, internet sitelerine manşet olarak çekilip, Ankara’nın siyasi gündeminin en üzerine oturabilir miydi?Kürt sorunun içine girdiği tehlikeli evre, bu nedenle de, herhangi bir başka gündem maddesini üzerine çıkıyor. Çıkmak zorunda.

 

 
 
Devamını oku...
 
Karayılan: Karar Kürt halkı için geçersiz Yazdır E-posta
Yazar ANF NEWS AGENCY   
Pazartesi, 14 Aralık 2009

Karayılan: Karar Kürt halkı için geçersiz

HALİT ERMİŞ-ANF
Söyleşi / 13:29 / 14 Aralık 2009

BEHDİNAN - DTP’nin kapatılmasının hukukla bir ilgisi olmadığını söyleyen Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, “DTP’nin kapatılmasının sorumlusu AKP’dir” dedi. Karayılan DTP’nin fiilen ve resmen Meclis’ten çekilmesinin doğru bir karar olacağını belirtirken, devletin aldığı bu kararın Kürt halkı açısından hiçbir biçimde geçerli olmadığını kaydetti.

ANF’nin sorularını yanıtlayan Murat Karayılan, DTP’nin kapatılması kararını “çifte standartlı, ayrımcı bir siyasal ve hukuk anlayışı”na bağladı. Karayılan, kararın “Kürt halkına karşı geliştirilmiş yeni bir bastırma planının bir gereği” olduğunu söyleyerek üç aşamalı bu planı şöyle dile getirdi: “Bu planın birinci adımı Önderliğe yönelik bir saldırı, ikincisi DTP’yi kapatma, üçüncüsü de gerillaya yönelik kapsamlı bir imha hareketidir.”

DTP’nin kapatılmasından AKP hükümetini sorumlu tutan Karayılan, “AKP süreci adım adım buraya getirmiştir. Bu bir plandır ve bu planın uygulayıcısı AKP’dir” dedi. DTP’nin aldığı sine-i millet kararını ise Karayılan, “Sine-i millete dönme biçimindeki karar doğru ve ilkelidir” diye konuştu.

Devamını oku...
 
KÜRT AÇILIMINDA PİŞTİ Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Pazartesi, 14 Aralık 2009

KÜRT AÇILIMINDA PİŞTİ

 

Kürt açılımında her şey nasıl da acımasız kanlı bir tekrar hissi veriyor.

Toplum nasıl da birbirinin benzeri senaryolarla kanlı süreci olağanlaştırmaya zorlanıyor.

Türkiye’nin Kürt meselesinde çok kan dökülen bir yılın ardından 1993’te PKK belki de soluklanmak için ateşkes ilan etmişti.

“Eşkıya ile pazarlık olmaz” diye ifade ettiği resmi politikasını değiştirmese de devlet ateşkese ilgisiz kalmamıştı.

Milli Güvenlik Kurulu 24 Mayıs’ta toplanmış, “iç barışın devamlılık kazanması için, terör örgütüne katılıp da kan dökülmesi eylemlerine girmemiş olanların teslim olmaları halinde haklarında kovuşturma yapılmamasını, diğer örgüt mensuplarının durumlarının da bu anlayışla değerlendirilmesi için gerekli hukuki düzenlemenin yapılmasını” hükümete tavsiye etmişti.

 

Devamını oku...
 
Paşalar Sofrasında Genç Beden Erdal Eren Yazdır E-posta
Yazar Ömer Gürcan   
Pazartesi, 14 Aralık 2009

"27 Mayıs 1960 arkası yükselen devrimci gençlik dalgasını kırmak ve halkla buluşmasını önlemek için hakim sınıflar ve dış güçler Paşalarını bulmuşlardı. 21 MAYIS 1963 Ordu Gençliğinin isyanı arkasından Albay Talat Aydemir'i ve Binbaşı Fethi Gürcan'ı asan , 1568 Harbiyeliyi kurşunlatan ve yüzlerce genç subayı hapseden ve ordudan atan Sunay ,Tural,Tağmaç;Batur;Gürler paşalar olayları bitirme sevinçleri kursağında kalıyordu. Daha 5 sene geçmeden bu sefer daha güçlü olarak 1968 dalgası yükseldi.Sunay,Tağmaç,Gürler,Türün ,Batur Paşalar üç genci astılar yüzlercesini sokak aralarında dağlarda öldürdüler. ...

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 37 - 48 / 1145
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1488
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 1706731
Syndicate
 
left
Top! Top!
right