left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Friday, 03 September 2010
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Gençlik Meclisi
Bize Ulaşın
RADİKAL İSLAM'IN GAZZE GAZASI Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Monday, 07 June 2010

İnsan denilen yaratık, zulmü de boynu büküklüğü de benliğinde barındırıyor. Bir dönem ezilen horlanan birey ya da topluluk, gücü eline geçirdiğinde başkalarını ezebiliyor. Zalimi mazlumdan ayıran fark, çoğu kez güçten ibaret. İnsan güçsüzken boynu bükük, güçlendiğinde ilk fırsatta zalim.

Mazlum-zalim diyalektiği insanlık tarihinin en ibret verici, en çok acı çektiren trajedilerinden biridir. Tarihte çokça mazlum, kurtulur kurtulmaz en vahşi zulmü yeni mazlumlara uyguladı.

Mazlumun zalimleşmesinin çağımızdaki en çarpıcı örneği Yahudiler.

Yahudiler, binyıllar boyu zulüm gördüler, oradan oraya sürüldüler, kalıcı bir yurt edinemediler. Tarihte rastlanabilecek en vahşi bir soykırımdan geçtiler. Çok değil, soykırımdan sadece birkaç yıl sonra zalimleşme sırası kendilerindeydi. Yahudi devleti İsrail, kurulduğundan bu yana, topraklarına yerleştiği Filistinleri eziyor, küresel köyün zorba ağasının kayıtsız şartsız desteğinin verdiği şımarıklıkla dünyaya meydan okuyor.

* * *

Devamını oku...
 
ZIRVADAR YA DA ZIRVAKÂR ÜZERİNE DERKENAR Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Saturday, 05 June 2010

Türk Dil Derneği sözlüğüne göre zırva, “Saçma, saçma sapan, boş, anlamsız (söz)” demek.

Türk Dil Kurumu’na göre de öyle.

Lakin sözlüklerde ‘zırvadar’ ya da ‘zırvakâr’ı ara ki bulasın.

Zırvadar da zırvakâr da nedir, nereden çıktı diye sormayın.

Saçmalamıyorum, zırvalamıyorum. Sadece, zırvalayan birine ne diyeceğiz, nasıl bir kulp takacağız, onu merak ediyorum.

Türk Dil Kurumu “boşboğaz” diyorsa da, bana göre doğru bir karşılık değil.

Çünkü, boşboğaz, zırvalayana değil, gevezelik edene denir.

Bu bapta, gevezeye zırva anlamında boşboğaz demek, biraz biraz zırvalamak gibi duruyor.

Devamını oku...
 
CHP VE YENİLENME-SOSYAL DEMOKRASİ KAVRAMI Yazdır E-posta
Yazar Ergin YILDIZOĞLU   
Thursday, 03 June 2010


CHP’nin yeni başkanıyla, bir yenilenme noktasında olduğu konusunda hemen herkes hemfikir. Televizyon kanalları her akşam, gazete köşeleri her gün, CHP’nin bir sosyal demokrat partiolması gerektiğini vurgulayan tartışmalarla, yorumlarla dolu.

Ama ben, siyasi yaşamlarını AKP yandaşlığı, CHP düşmanlığı üzerine kuran sözde liberal, sol-liberal zevatın, dünün, çoğu artık geride kalmaya başlayan koşullarına göre şekillenmiş gevezeliklerini dinlemekten yana değilim. En iyisi, geçen dönemin en“başarılı” sosyal demokrat partisiİngiliz İşçi Partisi’nin deneylerinden, bu partinin projesinin mimarı Anthony Giddens’in yorumlarına dayanarak, kimi dersler çıkarmaya çalışmak.

Devamını oku...
 
NAZIM USTA'YA NİÇİN HAİN DEDİLER? Yazdır E-posta
Yazar Can ŞENSES   
Thursday, 03 June 2010


 3 Haziran 1963’ de yitirdik büyük ustayı. Yine onu anacağız, yine şiirlerinin yürek burkan, iç titreten, isyan ettiren dizelerini beynimizin içine kazacağız. Dünyaca ünlü şair Nazım Hikmet’ten neden korkuyorlardı. Neden vatandaşımız değildi de;5 Ocak 2009’ta tam elli sekiz yıl sonra hükümet kararıyla yeniden yurttaş oldu. Neden hala mezarı buraya gelemiyordu? Neden vasiyeti gerçekleşmiyordu? Hepsinden önemlisi neden onlara göre haindi!
 Hem de vatan haini! Gerçekleri bir tokat gibi çarptığı için yüzlerine. Barış özgürlük bağımsızlık dediği için aşk dediği için hain olmalıydı. İnsanca, hakça bir düzenin peşinden koştuğu için takılmıştı bu kötü yafta ona!
 
İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Devamını oku...
 
İSRAİL-TÜRKİYE Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Kemal GÜLTEKİN   
Tuesday, 01 June 2010

ORTADOĞU’DA

 AKŞAM DÜŞMANCA YATANLAR

SABAHA KARDEŞ ÇIKAR

03. Ekim.2008 tarihinde Türkiye'nin İsrail'den alacağı insansız hava araçlarının test uçuşlarına katılmak için Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül İsrail’e gider, İsrail Başbakanı Ehud Olmert ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ile ayrı ayrı görüşüyor. Livni, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın Türkiye ziyareti sebebiyle Gönül'e hoşnutsuzluklarını iletiyor. Bu esnada İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres diyor ki; “Müslüman dünyasının diğer ülkelerle ilişkilerinde Türkiye ve İran'ın farklı modeller sunduğunu “ söylüyor.

Ardından Ehud Olmert, Olmert, 22 Aralık'ta Ankara'ya geliyor, hem de bir günlüğüne. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geliyor.
İsrail'in Gazze saldırısı sonrası gerilen Ankara-Tel Aviv ilişkileri, insansız istihbarat uçağı "Heron"ları etkilemiyor. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Türkiye'nin İsrail'den alacağı "Heron"larda sorun olmadığını söylüyor. Bu arada Jerusalem Post gazetesi, üst düzey bir İsrailli savunma yetkilisine dayanarak "Savunma Bakanlığı, Türkiye'nin ileri teknoloji İsrail yapımı askeri platformları satın alma taleplerini reddetmeyi değerlendiriyor" diye yazıyor..

Devamını oku...
 
HALKÇI HAYAL KIRIKLIĞI? Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Tuesday, 01 June 2010

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal alaturka bir kaset operasyonuyla sahne dışına itildi, yerine Kemal Kılıçdaroğlu seçildi.

Tasfiye yöntemi etik açıdan sorunlu olsa da Baykal’ın CHP yönetiminden uzaklaştırılması, hem sol açısından hem de burjuva siyaseti açısından olumludur.

Sol açısından olumludur. Çünkü, CHP kamuoyunda sol parti bilinmektedir. Bu noktada, kamuoyundaki algının tersine, CHP’nin “sol” ve “sosyal demokrat” değerlerin partisi olmadığı vurgulanmalıdır. Somutlaştırmak gerekirse, CHP, devletin kurucu değerlerinden cumhuriyetçiliği ve ucube laikliği merkeze alan, halktan kopuk devletçi bir partidir. Mirasçısı olduğu değerler arasında demokrasinin yokluğu, CHP’nin içinde debelendiği sefalet tablosunun başta gelen nedenlerinden biridir. Bir orta sınıf partisi olarak CHP’nin anti-demokratik yapısı Baykal döneminde kemikleşti. Baykal, CHP’nin 1960’larda 70’lerde iğreti olarak edindiği sol değerleri tamamen törpüleyerek partiyi değişime ve örgütsel demokrasiye tamamen kapalı statüko kalesi haline getirdi. Baykal’ın miskin ve tembel ruhani liderliği CHP’yi örgüt içi demokrasiden yoksun bıraktığı gibi, kendisine oy veren sol kitleyi de iktidarsızlığa mahkûm etti. Şimdi Baykal’ın yönetimden uzaklaşmasıyla hem örgüt içi demokrasi umudu hem de iktidar umudu tomurcuklanmıştır.

Devamını oku...
 
27 MAYIS POLİTİK DEVRİMİ Yazdır E-posta
Yazar İbrahim Utku NAR   
Saturday, 29 May 2010

27 Mayıs üzerinden yaklaşık olarak 50 yıl geçmesine rağmen hala bir takım tartışmaların göbeğinde yer alan bir konudur. Esas olarak bir askeri darbe olmasına rağmen onu diğer 'Faşizan-Cunta' karakterli askeri darbelerden ayıran birçok yönü vardır. En başta 27 Mayıs'ı değerlendirirken ondan önce gelişen olaylara sıkı bir göz atmak fayda vardır.

CHP'nin yürüttüğü Tek Parti rejiminden sonra, iktidarı epey cafcaflı ve gösterişli vaadlerle devralan ve demokrasi havarisi geçinerek , hürriyetçi bir hava yayarak ; tek parti rejiminin anti-demokratik, baskıcı ortamından bunalan birçok aydın, devrimci, ilerici insanların bile desteğini arkasına alan Demokrat Parti mecliste büyük bir çoğunluğu elinde bulundurmaktaydı.

Devamını oku...
 
F TİPİ CEZAEVİ'NDEN DIŞARIYA AÇILAN PENCERE 3 Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Kemal GÜLTEKİN   
Wednesday, 26 May 2010

SARP KURAY’LA F-TİPİ YAZIŞMA- GÖRÜŞME DİYALOGLARI- 3

 ORTADOĞU

 

Sarp Ağabey’in en son 15 Temmuz 2009’da yazdığı mektupta kalmıştık.Aynı tarihlerde Celal’e (ÖZCAN) yazdığı mektupla devam ediyoruz..


“ Hatırlar mısın? 1979 yılı 23 Nisan Bayramı dolayısıyla siyasi parti liderleri verdikleri demeçlerde; bugün olduğu gibi, rejim üzerinde sert atışmalar yaptıkları bir noktada; YOL dergisinde parlamento dışı muhalefetin ülkemizdeki varlığından söz ederek, onun tarihi kökleriyle birlikte tanımını yapıp bir meşruiyet tartışması açmaya çalışmıştık. Biliyorsun o günlerde solcularımız küçük- burjuva bilmişlikleri içinde, alafranga sosyalizm tartışmaları yaptıklarından bu açılımları hiç dikkate almamışlardı. Sonradan ben bu yazının devamı olabilecek bir takım denemelere Avrupa’da da devam etmeye çalıştım, onlar da o günlerin tozu dumanı içinde yok olup gittiler.

Devamını oku...
 
27 MAYIS - SINIF-KÜRT-DİN-HALK ORDUSU-TSK Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ   
Monday, 24 May 2010



27 Mayıs hangi sosyal çelişkileri ortaya vurdu? Bunun üzerine pek az belge verildi. Genel sözler bir yana, gözleme dayanan canlı olayı, 27 Mayıs'ın vurucu lideri şöyle anlatıyor:
"Harbokuluna yüzlerce kişinin getirildiğini haber aldım. Bizim kararımız, Kabine üyeleri ile mahut takrire imza koymuş olan 4 mebus dışında başka kimseyi tevkif etmemekti. Fakat halk, büyüğü küçüğü, çoluğu çocuğu, hâttâ kedisi köpeği ile, bu hareketi o kadar candan bekliyormuşki, penceresini açan, eline telefon rehberini almış;
"- Şu evde falanca var... Onu da götürün...
"- Şu adam da onlardandır, milyonlar vurmuştur... şeklinde hemen bütün mebusları ve yakınlarını toplatmışlar." (C. Madanoğlu: "İfşa ediyor!", Adalet, 16 Aralık 1961)
Türkiye halkı buydu. Duyguya, hayale kapılmıyordu. Karşısında "milyonlar vurguncusu"nu görüyor ve toplatıyordu. Çelişki açıktı: 1- Finans- kapital (milyonlar vurmuş), 2- Halk cephesi.
Devrimci subaya tuhafca gelen bu olay finans-kapital (kodaman sermayeci ve toprak ağası) için korkunçtu. Halkın ordu ile tek cephe kurması bütün egemen çevreleri telaşa düşürdü.

Devamını oku...
 
EVRİM TARTIŞMALARI Yazdır E-posta
Yazar Şafak MERT   
Saturday, 22 May 2010

Evrim Tartışmaları, Fatih Altaylı ve Zamanın 100 Yıl Gerisindeki Kafalarımız...

17-18 Mayıs 2010 gecesi habertürk televizyonunda yayınlanan sansürsüz programının konuklarından birisi de bendim. Konu tahmin edilebileği gibi “evrim teorisi” idi. Fakat bu yazı söz konusu programla ilgili değil. 19 mayıs günü Fatih Altaylı’nın kaleme aldığı bir yazının düşündürdükleri ile ilgili.

Haber sincan “f” tipinden geldi. Sevgili Sarp Kuray ağabeyim “Fatih Altaylı ilginç bir yazı yazmış, bir okuyun isterseniz demiş”. Yazıyı okuyunca bu evrim tartışmalarına, başından beri istemememe rağmen, katılma nedenimin ne kadar da geçerli olduğunu bir kere daha gördüm.
Devamını oku...
 
20-21 MAYIS 1963 GENÇ SUBAY KALKIŞMASI Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ   
Thursday, 20 May 2010

 

 20-21 MAYIS 1963 GECESİ  ANKARA SOKAKLARI BİRBİRİNE GİRDİ. GENELKURMAY'DAN HARBİYELİLER'İN ÜSTÜNE MAKİNELİ TÜFEKLERLE ATEŞ AÇILDI. GENÇ SUBAYLAR VE HARBİYELİLER DE GENELKURMAY'I  ATEŞ ALTINA ALDILAR. 

GENEL KURMAY'DA BABALAR AMCALAR VARDI. HARBİYELİLER ONLARIN OĞULLARI VE YEĞENLERİYDİLER.

HARBİYE HAVA KUVVETLERİNİN UÇAKLARIYLA TARANDI.

BAŞBAKAN ATATÜRK'ÜN ARKADAŞI İSMET İNÖNÜ'YDÜ

PAROLA "HARBİYELİ"

İŞARET "ALDANMAZ" DI.

Aşağıda HARBİYELER'in Komutanı Fethi GÜRCAN'ın  SAVUNMA'sında SİSTEMİ sorgulamasını ve İHTİLALİN meşruluğunu haykıran savunmasını okuyup, kararı siz vereceksiniz. Değişen Ne?

Daha detayli bilgi için www.süvaridergi.org  girip öner gürcan kütüphanesinden FETHİ GÜRCAN bölümüne girip belgesel kitapları ve yazıları okuyacaksınız

Devamını oku...
 
DENİZ HOCA EFENDİ GİTTİ GİDER Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Wednesday, 19 May 2010


Türkiye’nin sermaye temelli siyaset binası kaset depremiyle sarsıldı. Deniz Baykal’ın enkaz altında kalması sadece CHP’nin değil, siyaset binasının da çürüklüğünü, burjuva siyasetinin içinde bulunduğu sefalet tablosunu da gözler önüne serdi.
Genel bir deyişle, emeğin sömürüsüne dayalı sınıflı toplumlarda siyaset, toplumsal artı-değerin ve kamusal servetin ele geçirilmesi ve paylaşılması pratiğidir. Kapitalist düzenin partileri, sermaye ve mülk sahibi sınıfların hegemonya ve çıkar örgütleri olarak kurulurlar.
Batı toplumlarında siyasal kümelenmeler ve partiler, kentsoyluların toprak beylerine, sanayi şövalyelerinin kılıç şövalyelerine karşı mücadelelerinin örgütleri olarak tarih sahnesine çıktılar. Sağ ve sol kavramları bu mücadele sürecinde anlam kazandı. Tarihsel ömrünü doldurmuş sınıf ve zümrelerin, yani toprak beylerinin ve kilise babalarının çıkarlarını savunan örgütler sağ, toplumun müstakbel egemenlerinin ve emekçilerin örgütleri sol olarak bilindi.
Toprak köleliğinin yerini ücretli kölelik aldıktan sonra kentsoylular sol bayrağı bıraktılar. Gündemde artık kentsoyluların sömürü ve baskısına karşı emekçi sınıfların mücadelesi vardı. Asıl sol mücadele böylece başladı. Bu mücadele, bölüşüm ilişkilerini düzenleyerek sömürüyü hafifletmeye çalışan sosyal demokrat ya da sömürüyü ortadan kaldırmayı hedefleyen komünist partiler eliyle yürütüldü. Sömürü sona erdirilemediyse de, sosyalist blokun kurulmasının da etkisiyle, burjuva demokrasisi, sömürüyü sürdürmek için kaba zora gereksinme duymayacak derecede olgunlaştı

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 37 - 48 / 1215
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1578
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 2164402
Syndicate
 
left
Top! Top!
right