left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Pazartesi, 16 Temmuz 2018
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Resneli Niyazi Varken Kim Takar Senin Abdülhamid’ini? Yazdır E-posta
Yazar M. Kemal Erdemol   
Perşembe, 22 Eylül 2016
 
 
 
Kahramangilleri duyan Abdülhamid Osmanlı’nın artık demokrasiye ihtiyacı olduğunu düşünmüş, dolayısıyla memlekete, bir anayasa önermiş sanır. Ne büyük yalan.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın Meclis’teki Atatürk fotoğrafını kaldırıp yerine İkinci Abdülhamid’in portresini asmasına gerekçe olarak bu zalim padişahın “parlamenter sistemimizin” başlatıcısı oluşunu göstermesi Kahraman’ın her zamanki çarpıtma, gerçeği farklı gösterme çabasının bir ürünü.


Devamını oku...
 
Horozlananlar... “Ve Çetin Öner" Yazdır E-posta
Yazar SEDAT ÖRSEL   
Çarşamba, 21 Eylül 2016
 
 
 
-“Yâhû Sedat!... Ben CORNELIUS, ciddi mi Gülibik’in yasaklandığı?”
-“Evet!... Dün akşam geldi denetim raporu...”
-“Ne diyor?”
-“Ürgüp’te çekim yapılan köyde bir çeşme vardı ya, meydanda.
O çeşmede çamaşır yıkayan köylü kadınlar, çok gerideki ilkokulun bahçesinde bayrak töreni yapan kara önlüklü-beyaz yakalı öğrenciler İstiklâl Marşımızı söylerken hep birlikte ayağa kalkmamışlar ve çamaşır yıkamaya devam etmişler... Üzerinde şehitlerimizin kanı...”
-“İnanmıyorum!...”

Devamını oku...
 
Ağaçlar ayakta ölür: Tarık Akan Yazdır E-posta
Yazar İlve Yücesoy-http://www.gercekmuhabir.com/agaclar-ayakta-olur-tarik-akan/   
Cumartesi, 17 Eylül 2016

 tarık akan gezi parkı ile ilgili görsel sonucutarık akan barikat ile ilgili görsel sonucu

Tarık AKAN artık yok… O’nu kaybettik… Bu sabah Tarık AKAN’ı kaybettiğimizi sosyal medyadan öğrendim. Tam da “Hukukun Üstünlüğü Ya da  Adalet “ başlıklı yazım bitmek üzere iken…  Ne gariptir ki Tarık AKAN’ın hayatı, hayatındaki olaylar; “adalet ve vicdan”ın  galebe çalması için verilen mücadele ile paralellik arzetmekte idi…  Tarık AKAN, kimisi için yakışıklı bir jön, kimisi için Sürü filminin unutulmaz kahramanı, kimisi için ülkemizin kültürel bir zenginliği olan Malakanlar ile ilgili olan Deli Deli  Olma filmindeki ihtiyar ,kimisi için bir eğitimci ,kimisi için efsane film Maden’in oyuncusu, kimisi içinse Mustafa KEMAL’in askeri idi…


Son Güncelleme ( Cumartesi, 17 Eylül 2016 )
Devamını oku...
 
At izi, it izi, bunu yapan iki kişi Yazdır E-posta
Yazar Mine Söğüt - Crmhuriyet   
Cuma, 09 Eylül 2016
 
gülen erdoğan resmi ile ilgili görsel sonucu
 
Ben çocukken;Bu ülkenin Sanskritçe bilen ve duygusal şiirler yazan ve halkçı diye anılan kültürlü bir başbakanı vardı.
Şimdiyse;
Devletin derinlerine sızmış ve rejimi değiştirmeyi amaçlamış dini ve siyasi bir yapıyla birbirinden ayrılması çok zor bir şekilde iç içe geçen devlet ilişkilerini “bacılık” diye tanımlayabilecek kadar aklı olan bir başbakanı var.
Ülke, ayılıp bayılarak ve de ağlayarak etrafındakileri efsunlayan bir din madrabazının elinde oyuncak olmuş durumda.
Halk, en cahilinden en bilmişine kadar, o madrabazın yıllar önce yelpazesini yelleyen bir çocuğun bugün nerede olduğunun peşine düşecek kadar sakil bir iktidarı oy vere vere palazlandırabilecek denli şuursuz.
40 yılda geldiğimiz nokta bu denli korkunç.
Devamını oku...
 
CHE’NİN ÇANTASI Yazdır E-posta
Yazar Yavuz ALOGAN-Aydınlık   
Pazar, 04 Eylül 2016
Devamını oku...
 
Cemaat, postmodern durumlar ve küreselleşme Yazdır E-posta
Yazar Metin Çulhaoğlu -İleri Haber   
Cumartesi, 03 Eylül 2016

 

fethullah gülen ile ilgili görsel sonucu

 

Cemaat, bir topluluk olarak devlete paralel yapının ötesinde kendi toplumunu da oluşturmuş görünüyor…

Bakıldığında öyle anlaşılıyor. Sermaye sınıfı içinde doğrudan kendi ayakları olduğu gibi bu sınıf üzerinde ciddi nüfuzu var… Ordusu, polisi, yargısı, sivil bürokrasisi ile devlette, özellikle onun “zor aygıtları” içinde kendine belirli bir yer edinmiş… “İdeolojik aygıtlar” denirse eğitim en başta geliyor, onu medya izliyor… “Sivil toplum” mu? Bir sürü dernek, vakıf, sendika vb.

Daha ne olsun?

Evet, ortada Cemaat tarafından “hizmet” diye tanımlanan bir arz var; ancak talep yanını da unutmamak gerekiyor: Sermaye sınıfı, siyasal iktidarlar, siyasal partiler, devletin yerleşik kurumları, bu arada ordu ve “sivil toplum” arzı adeta ateşlemişler, “evet, sen bize çok lazımsın” demişler…

Son Güncelleme ( Cumartesi, 03 Eylül 2016 )
Devamını oku...
 
İKİ KONU BİRDEN: TÜRK SAĞI'NIN VATAN HAİNLERİ VE EŞKİYA CHE Yazdır E-posta
Yazar Şahan YILMAZ   
Cuma, 02 Eylül 2016


GİRİŞ

Kafa kesen cihatçılara destek verip Che Guevara'ya "eşkiya" diyen ve ne eşkiyalık ne de vatan hainliği ne demekmiş bilmeyenler, 15 Temmuz ile birlikte hakiki eşkiya ve vatan haini kimmiş, şimdi tanışıyorlar. Dahası bu hainler, aynı kendileri gibi görünen, düşünen ve davrananlardan çıktı. Hainlere ayna tutulduğunda kendilerini gören bu tipler Che'ye ayna tutulduğunda bir eşkiya değil, hatalarını hayatıyla ödeyen bir ŞEHİT STRATEJİST göreceğini bilmeli. Che'nin adını bile ağzına almak cıvıkların hiç mi hiç harcı değilse de "dilin kemiği yok ve dünya köşeli değil" diye bilirsiniz. Ama beyni kapsayan kafatası bir kemik ve dünya kendini şekillendiren somut gerçekler üzerine kurulu. İşte bu tiplerin kafasına "dank" ettirilmesi gereken şey de, Che'nin hakiki adalet ve kalkınma uğruna şehit olduğu gerçeğidir; hem de cümle âlem nâmına...

Son Güncelleme ( Pazartesi, 16 Ocak 2017 )
Devamını oku...
 
TSK ve Çihatçıların Cerablus Operasyonu Üzerine Üç Senaryo Yazdır E-posta
Yazar Korkut Boratav   
Cuma, 02 Eylül 2016

 

Cerablus Operasyonu ile ilgili görsel sonucu

 

Cerablus harekâtına ilişkin haber, yorum bombardımanı altındayız. Çok yakından izleyenler var. Yeni şeyler söylemek iddiasında olamam.

Bunun yerine, gelişmelere farklı perspektiflerden bakan dış kaynakları taramaya çalıştım. TSK’nin Suriye’ye girmesi sonrasında Türkiye-Suriye-dış dünya ilişkilerinin yeni baştan harmanlandığı anlaşılıyor. Olası üç senaryoya açılan üç yazıyı örnek alacağım.

Devamını oku...
 
SURİYE'Yİ BUGÜNLERE GETİREN ENERJİ I Yazdır E-posta
Yazar Şahan YILMAZ   
Salı, 30 Ağustos 2016
Bashar al-Assad
 
GİRİŞ
Özellikle IŞİD'in ortaya çıkmasıyla Suriye'deki savaşı mezhep çatışması üzerinden konuşmaktan enerji üzerinden konuşmaya enerji kalmıyor. Safları oluşturan çok sayıda aktör olduğundan savaşın enerji boyutu her aktörün kendi açısından bakılarak derlenmeli. Böylece Avrupa'nın neden Amerika'yla beraber olup Rusya ve Suriye'ye karşı cephe aldığı ve Körfez Arapları ile Türkiye'den oluşan "Sünni eksen" üzerinden politika geliştirdiği daha iyi anlaşılır. Bu yazının birinci bölümünde Suriye'deki savaşın enerji boyutu uluslararası ilişkiler açısından derlenecek ve ikinci bölümde Nafez Ahmed'in konuyla ilgili yazısı yer alacak. Suriye bugünlere nasıl geldi sorusunun özeti, birbirilerine karşı cephe alan güç blokları göz önünde bulundurulup, Arap Baharı'ndan 20 yıl öncesine gidilerek başlatılabilir.
Devamını oku...
 
"Eski Türkiye" düşmanlığı Yazdır E-posta
Yazar Korkut Boratav   
Pazar, 28 Ağustos 2016

 

liberal ihanet ile ilgili görsel sonucu

 

Liberallerimizin bazılarında bir şartlı refleks oluştu: Türkiye’nin faşizme  sürüklenmesinin İslamcı özellikleri ortaya çıkar çıkmaz “laikçilerin ve eski Türkiye’nin suçları” söylemini yeniden başlatıyorlar.

            Nedenini tahmin ediyoruz. Siyasî İslam’la uzun süren işbirlikleri olmuştur. Bu yakınlık Kemalistlere (“Cumhuriyetçilere” diyelim) karşı ortak husumete dayanmaktaydı. Bu düşmanlığın demokrasiyle bağdaşacağına; cemaatçilerin ve AKP’lilerin samimi demokratlar  olduğuna öylesine inanmışlardır ki,   bu konudaki her hayal kırıklığı İslamcıların eleştirisini değil, Cumhuriyetçilere saldırıyı tetikliyor. Belki, “bastırılmış suçluluk duygusu” diyebiliriz.

         

Devamını oku...
 
"Eski Türkiye" düşmanlığı Yazdır E-posta
Yazar Korkut Boratav   
Pazar, 28 Ağustos 2016

 

liberal ihanet ile ilgili görsel sonucu

 

Liberallerimizin bazılarında bir şartlı refleks oluştu: Türkiye’nin faşizme  sürüklenmesinin İslamcı özellikleri ortaya çıkar çıkmaz “laikçilerin ve eski Türkiye’nin suçları” söylemini yeniden başlatıyorlar.

            Nedenini tahmin ediyoruz. Siyasî İslam’la uzun süren işbirlikleri olmuştur. Bu yakınlık Kemalistlere (“Cumhuriyetçilere” diyelim) karşı ortak husumete dayanmaktaydı. Bu düşmanlığın demokrasiyle bağdaşacağına; cemaatçilerin ve AKP’lilerin samimi demokratlar  olduğuna öylesine inanmışlardır ki,   bu konudaki her hayal kırıklığı İslamcıların eleştirisini değil, Cumhuriyetçilere saldırıyı tetikliyor. Belki, “bastırılmış suçluluk duygusu” diyebiliriz.

         

Devamını oku...
 
"Eski Türkiye" düşmanlığı Yazdır E-posta
Yazar Korkut Boratav   
Pazar, 28 Ağustos 2016

 

liberal ihanet ile ilgili görsel sonucu

 

Liberallerimizin bazılarında bir şartlı refleks oluştu: Türkiye’nin faşizme  sürüklenmesinin İslamcı özellikleri ortaya çıkar çıkmaz “laikçilerin ve eski Türkiye’nin suçları” söylemini yeniden başlatıyorlar.

            Nedenini tahmin ediyoruz. Siyasî İslam’la uzun süren işbirlikleri olmuştur. Bu yakınlık Kemalistlere (“Cumhuriyetçilere” diyelim) karşı ortak husumete dayanmaktaydı. Bu düşmanlığın demokrasiyle bağdaşacağına; cemaatçilerin ve AKP’lilerin samimi demokratlar  olduğuna öylesine inanmışlardır ki,   bu konudaki her hayal kırıklığı İslamcıların eleştirisini değil, Cumhuriyetçilere saldırıyı tetikliyor. Belki, “bastırılmış suçluluk duygusu” diyebiliriz.

         

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 37 - 48 / 2203
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2762
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 33722633
Syndicate
 
left
Top! Top!
right