| |
|
|
Haziran'da Ölmek Zor |
|
|
|
Yazar Em.J.Pilot Bnb. Erol Soysever
|
|
Sunday, 27 June 2010 |
|
"HAZİRANDA ÖLMEK ZOR" Çıkmışım bir kavgadan
Vurmuşum sokaklara Sokakta tank paleti Sokakta düdük sesi Sarı sarı yapraklarla birlikte sanki Dallarda insan iskeletleri Asacaklar AYDEMİR’İ Asacaklar GÜRCAN’I Belki başkalarını |
|
Devamını oku...
|
|
KORE |
|
|
|
Yazar SÜVARİ
|
|
Saturday, 26 June 2010 |
ŞEHİTLER ÖLMEZ KORE BÖLÜNMEZ- YA DA- SİYASETÇİNİN (DP+CHP) ŞEHİTLERİ GAZİLERİGündem dışı ilk söz, 25 Haziran Kore Savaşı'nın başlamasının yıl dönümünü münasebetiyle söz isteyen Çankırı Milletvekili Nurettin Akman'a aittir. Buyurunuz Sayın Akman. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) NURETTİN AKMAN (Çankırı) - Teşekkür ederim Sayın Başkan. Değerli milletvekilleri, Türk insanın zihninde askerî ve siyasi tarihimizde önemli bir yeri olan Kore Savaşı'nın başlamasının 60'ıncı Yıldönümü nedeniyle şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. |
|
Devamını oku...
|
|
İLHAN SELÇUK'UN ARDINDAN |
|
|
|
Yazar Rahmi YILDIRIM
|
|
Saturday, 26 June 2010 |
|
Cumhuriyet gazetesinin ve Türk medyasının İlhan abisi yok artık. İlhan Selçuk sadece medyanın değil, Türk düşünce ve siyaset hayatının da çok önemli bir aktörüydü. Kemalist düşünce ve siyaset, belki de Doğan Avcıoğlu kadar simgesel ve etkili bir savunucusunu ve sözcüsünü yitirdi. Ölümüne, araya soğukluk girdiği için aranıp sorulmayan bir aile büyüğü ölmüş gibi üzüldüm. İlhan Selçuk, sadece benim ve benim kuşağımın değil, benden önceki ve sonraki kuşakların da sola açılan ilk penceresiydi. * * * 12 Mart faşizmininin boğucu havasını, darbenin olduğu yıl öğrenci olarak girdiğim Kuleli Askeri Lisesi’nde soludum. Okul yönetimi, komünistlerin ülkeyi nasıl bölüp parçalamaya (!) çalıştıklarına ilişkin broşürler dağıtıyor, kütüphanede düzenlediği sergide “İçimizdeki hainleri tanıyalım” başlığı altında Madanoğlu ve öteki cuntalara karşı uyarılarda bulunuyordu. Kara gözlüklerinin arkasındaki 1’inci Ordu Komutanı Faik Türün zaman zaman okulu ziyaret ediyor, bu arada sevdiğimiz bazı öğretmenlerin uzak illere sürgüne gönderilmelerine akıl erdiremiyorduk.
|
|
Devamını oku...
|
|
DEMOKRATİK SİYASET DEVREYE GİRSİN,SİLAHLAR SUSSUN,KAN DURSUN! |
|
|
|
Yazar SUVARİ
|
|
Friday, 25 June 2010 |
|
Eşitlik ve Demokrasi Partisi Merkez Yürütme Kurulu 24 Haziran 2010 Perşembe günü Diyarbakır’da olağanüstü olarak toplanmış ve şu açıklamayı yapmaya karar vermiştir.
En son olarak 22 Haziran 2010 Salı günü İstanbul Halkalı’da bir servis aracına düzenlenen bombalı saldırıyı esefle kınıyor, ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Türkiye’nin içine yuvarlandığı şiddet sarmalından bir an önce çıkması, silahların susması, akan kanın durması ve kanlı bir iç çatışmanın önlenmesi için demokratik-sivil siyasetin yeniden devreye girmesini zorunlu görüyoruz. Hangi partiden seçilmiş olursa olsun, bölge milletvekilleri ve belediye başkanları seçilmiş kişiler olarak temsil görevlerini yerine getirmeli ve Kürt Sorunu’nun çözümü noktasında kendilerini sorumlu hissetmeliler ve çözüm için insiyatif almalıdırlar. Siyasetin devreye girmesini sağlayabilmek için, seçilmiş tutuklu Belediye Başkanları, Belediye Meclis, İl Genel Meclis Üyeleri ve tutuklu siyasilerin bir an önce serbest bırakılmaları ve yargılamaların tutuksuz yapılması sağlanmalıdır. |
|
Devamını oku...
|
|
MİLLİ SAVUNMA BAKANI' nın İŞLEVİ NEDİR? |
|
|
|
Yazar Erol SOYSEVER Em. J.. Pilot Binbaşı
|
|
Monday, 21 June 2010 |
|
Aşağıdaki yazıyı 05 Aralık 1999 tarihinde yazıp, birtakım yerlere göndermiştim. Bilginize sunuyorum. MİLLİ SAVUNMA BAKANI' nın İŞLEVİ NEDİR? 05 Aralık 1999 Bir çok ülkede genelkurmay başkanlıkları, savunma bakanlıklarına bağlıdır. Ülkemizde ise, Genkur.Bşk.lığı 1961' den beri Başbakanlık' a, kuvvet komutanlıkları MSB' na, J.Gn.K.lığı ise, bazı yönlerden İçişleri Bakanlığı' na bağlıdır. NATO savunma bakanları toplantılarına, üye ülkelerin savunma bakanları genelkurmay başkanları ile birlikte katılmaktadırlar. Diğer ülke savunma bakanları, genelkurmay başkanlarının amiri durumundadırlar. Bizde ise, tersine bir durum bile söz konusu değildir. Çünkü, her iki orun(makam) sahibi de birbirinin amiri ya da astı durumunda değildirler. Ancak o toplantılarda her ikisi de TSK' nin başı durumunda bir görüntü oluşturmaktadırlar. Bu durum, törendüzen(protokol) açıdan da ilginç bir oluşum sergilemektedir. |
|
Devamını oku...
|
|
MAYINLI SAHADA ENGELLİ KOŞU |
|
|
|
Yazar Rahmi YILDIRIM
|
|
Friday, 18 June 2010 |
|
Türkiye’de gazetecilik, mayınlı sahada engelli koşu gibidir.
Mesleğe gönül vermiş basın emekçisi, haber peşinde koşarken, en başta, ceza yasasının ve öteki yasaların sahaya serpiştirdiği 900’ü aşkın sansür maddesini aşmak zorundadır. Medyada tekelci yapının, kölece çalışma koşullarının ve örgütsüzlüğün, her türlü çifte standardı meşrulaştıran ayrımcı dilin sansürü de cabası. Gazetecilik örgütlerinin raporlarına göre halen 46 gazeteci cezaevlerinde çile doldururken, mayınlı sahada engelli koşunun son kurbanı İrfan Aktan oldu. Express Dergisi muhabiri İrfan Aktan, derginin Eylül 2009 sayısında yayımlanan “Kandil’de ve Bölgede Hava Durumu” başlıklı haber analizinden dolayı 15 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dergiye de 16 bin 660 lira para cezası verildi. |
|
Devamını oku...
|
|
15-16 HAZİRAN BÜYÜK İŞÇİ DİRENİŞİ VE GÜNÜMÜZE KISA BAKIŞ |
|
|
|
Yazar Sarp KURAY
|
|
Monday, 14 June 2010 |
|
“İşçi sınıfının bilinci konusuna gelince, burada tamamen yanıltıcı bir nokta var… İşçi sınıfı, hatta şu küçük burjuva kökenli dediğimiz aydınlarımız kadar dahi, boş vakti olan bir sınıf değildir. Yani işçi sınıfımız, günde on saat çalıştıktan sonra kolay kolay bu salonlara gelip te, burada gene saatlerce vaktini harcayacak durumda değildir. Dolayısıyla onun bilinci “yalnız sokaklarda veya meydanlarda veyahut şuradaki, buradaki gösterilerle ölçülemez.”
“İşçi sınıfı : bir nevi şu gördüğümüz yerin toprak tabakası altındaki maden cevherine benzer. O toprak tabakası aşağı yukarı kimi yerde bir karıştır, kimi yerde iki karış falan… Fakat asıl maddesi alttadır. Bir volkan patladı mı, o üstündeki ümüsün tozunu bile göremezsiniz. Fakat bütün maden cevheri bir anda yüzeye çıkar.” |
|
Devamını oku...
|
|
GEMİ ARKADAŞLARI |
|
|
|
Yazar ihsan ELİAÇIK
|
|
Thursday, 10 June 2010 |
Bir başka açıdan Ashâb-ı Sefîne (Gemi arkadaşları)
Bugün dünyada “küresel kapitalist hegemonya” var.
Kadim imparatorlukları yıkarak, iki dünya savaşı kazanarak, atom bombası atıp insanlığı susturarak, üstelik sosyalist dünyayı da çökerterek kurulmuş bir “otorite” bu… Birleşmiş Miletler (BM), Dünya Bankası, İMF gibi uluslarası kuruluşları, ABD, AB gibi birleşik güçleri, NATO gibi askeri kuvvetleri olan ve kendisini “olması gereken dünya” olarak dayatan ve bundan sonrasının “tarihin sonu” olduğunu iddia eden bir paronaya bu… Öte yandan sosyalist dünya çökmüş ve dünyanın orta yerinde (İslam dünyası) koskoca bir boşluk duruyor. Arap denizi içinde küçücük bir ada olan İsrail’in haydutlukları, şımarıklıkları, korsanlıkları… Yeryüzünde bir milyar insan aç sabahlıyor… Tarihin “devrimci güçleri” ya yenilmiş, ya kenara çekilmiş, ya da susmuş, susturulmuş… |
|
Devamını oku...
|
|
YERDE SÜRÜKLENEN VE KALÇA KEMİĞİ KIRILAN KADIN MİLLETVEKİLİ |
|
|
|
Yazar SUVARİ
|
|
Wednesday, 09 June 2010 |
|
Bakın, çok tehlikeli bir oyun oynanıyor. Buradan uyarıyorum AK PARTİ Hükûmetini. Burada, seçilmişlerimize, milletvekillerine -ve ben dâhil- bize saldırmak isteyenler ne yapmak istiyordu, hangi planın provokasyonunu hayata geçirmek istiyordu, hangi karanlık senaryoyu, tezgâhı devreye koymuştu söyler misiniz? Yoksa olağanüstü hâl mi ilan etmek istiyorsunuz veya savaş hâli veya sıkıyönetim? Zaten, aciz içinde kalındığı zaman, bakıyoruz, F 16, beş altı tane uçak sınır ötesine çıkıyor, uçuş yapıyor, birkaç silah patlıyor sınırda ama otuz senedir bu kardeş kavgasını etkin bir şekilde bitirmenin yöntemi aranmıyor ama biz bunun mücadelesini, hesabını bu alçakça saldırının arkasında kim varsa sahibi ve imzası çıkana kadar… Ben söz verdim Cizre'de mitingde halkıma, bunun peşini bırakmayacağım. Kim ki bu saldırının altında imzası var, dobra dobra çıksın, üstlensin, sorumluluğunu da üstlensin. Çıkamıyorsa alçaktır, çıkamıyorsa… Artık, seviyem, terbiyem müsaade etmiyor. Eğer sizin vicdanınız, eğer sizin insanlığınız yerde sürüklenen milletvekillerine ve kadın milletvekillerine ve çocuklara tahammül ediyorsa ve Meclis olarak susuyorsanız ben ne diyeyim? BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına 114 sıra sayılı Asya-Pasifik Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Sözleşmesi'nin onaylanmasıyla ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İşte Meclisin ciddiyeti bu! Bu kürsü halkın kürsüsü ve 72 milyon insanımıza buradan sesleniyorum: Şu an, konuştuğum zaman Mecliste sadece 2, 4, 6, 8, 10, 12, 14, 16 milletvekili var ve Sayın Bakan. Evet, Meclisin çalışma ciddiyeti bu kerteye düşmüş. Asya'da, Pasifik'te Uzay İşbirliği Örgütü'yle ilgili çalışmalar yapacağız, sözleşmeler onaylayacağız. 2006 yılında bu sözleşme TÜBİTAK Uzay Enstitüsü'nün önerisiyle imzalanmış, onaylanması için de tam tamına dört sene bekleyeceğiz. |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 25 - 36 / 1215 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1578
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 2164401
|
|
|