left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Monday, 06 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
"ERMENİ TECHİRİ", TÜRKİYE KAPİTALİZMİNİN "DOĞUM LEKESİ" DİR. Yazdır E-posta
Yazar SUAT PARLAR-YİĞİT TUNCAY   
Sunday, 25 December 2011

HRANT'I KATLEDEN CİNAYET EKONOMİSİ"

Derin Sistem" adlı söyleşiden alıntıdır.
Söyleşi Tarihi: 10. 03. 2007   

 “Ermeni Tehciri”, Türkiye kapitalizminin "doğum lekesi"dir. Türkiye kapitalizminin “doğum lekesi”, nedense Türkiye kapitalizminin en büyük servetlerine sahip olan sermaye gruplarının televizyonlarında tartışılmadı. Hiç biri cüret edip de, bunu sormadılar. Ne ilginçtir ki, bu büyük televizyon gruplarının başında bulunan isimler de, “Ermeni Tehciri”nin en yoğun yaşandığı bölgelerden gelen insanlardır. Türkiye kapitalizminin “doğum lekesi” tartışılmadan, bu meseleyi ancak üzerini örtmek için ele almış olurlar. Tekrar başa dönersek; bir "derin sistem" var ve o derin sistem meselelerin çok açık ve uyarıcı bir biçimde tartışılmasını istemiyor. Onun dışında kalanlar da, zaten işin polisiye yönleridir.
 

hrant dinkYiğit Tuncay: Bu topraklardaki modernleşme eğilimleri, emperyalizmin dünya üzerindeki projelerinin hayata geçirilmesi ile doğrudan alakalı olmuştur hep. Tabi ki, bu tarihsel akış içinde her şey birebir aynı olamaz. Ama, farklı düzlemlerde gelişiyor da olsa, bizim tarihimizin, bu anlamda herhangi bir kopuş olmaksızın çizgisel bir akış göstermesi fazlasıyla dikkate değer diyebiliriz. Bölgemizde yine ciddi sıkıntılar var. Emperyalizmin Ortadoğuya ilişkin planları ve bu planlar içinde Türkiye'ye uygun görülen roller var. Tüm bu projenin halklara gerek “psikolojik harp” ile gerekse de “özel harp”le dayatılması gerçekliği var.

Bu genel durum üzerine gündeme Hrant Dink'in katledilmesi geldi. Bu katliam çok üzücü bir durum tabi. Ama ben, Hrant Dink'in katledilmesinin üzerine ne gibi gelişmeler olacağına dikkat çekmek istiyorum. Gerek dış politikaya, gerekse iç politikaya ilişkin olarak yaşanacaklar, üzerinde hassasiyetle durulması gereken konular. Bütün medya "milliyetçilik" üzerine yürümeye başladı. Sermayenin kendi tosunlarının üzerine yürümeye başlamasının pek tabi iktisadi bir temeli var. Sermayenin ulus-devlet organizasyonuyla ilgili dillendirmeye çekindiği sıkıntıları var. Ben bütün bu karmaşa içinde "milliyetçiliğin" şizofrenik bir paranoya olarak değerlendirilmesi üzerinde durmak istiyorum. "Milliyetçilik" neden bu kadar gündeme itiliyor ve böylesine dost olanın, birden düşman olmasının gerekçeleri nelerdir?

Devamını oku...
 
KÜRESEL KAPİTALİZMİN "YENİ DEVLET"ÇİLİĞİ Yazdır E-posta
Yazar SUAT PARLAR-YİĞİT TUNCAY   
Sunday, 25 December 2011

24 Ocak Kararları’nın alındığı günden bu yana kesintisiz bir darbe sürecini yaşıyoruz. Demokrasi, insan hakları ve serbest piyasa ekonomisi ilkelerine dayanan bu darbe, 30 yılı aşkın bir süredir devletin ve devletçiliğin halka zararlarını anlatarak bir meşruiyet edindi. Bu kadar süreden sonra gördüğümüz ise, devletin ve devletçiliğin sermayeye, seçilmişlere ait olduğuydu. Devletin tüm ekonomik imkanlarının, imtiyazlarının sahibi olan bu sınıf, demokrasiyi ve insan haklarını kendine işletirken, şiddeti ve serbest piyasa ekonomisini halka uygulamışlardır. Artık karşımızda serbest piyasa ekonomisine dayalı yeni bir devletçilik modeli vardır. (Yiğit Tuncay)

24 Aralık 2011

Kesintisiz Darbe

Sistem, darbeyi sürekli hale getirmiş durumdadır. Darbe kurumsallaşmıştır. Her gün bu darbelere yenileri eklenmektedir. Darbenin tanımını sadece militarizm üzerinden geliştirmenin anlamsızlığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Darbe parlamentoya odaklanmış durumdadır. Özü itibariyle tüm darbeler, anayasal düzeni askıya almakla işe başlarlar. Bunun çok somut bir örneğini, milletvekillerine özel statü yaratacak tarzda emeklilik hakları veren bir yasanın, apar topar gece yarısı geçirilmesinde görmek mümkündür. Bu sistemin maskesinin düştüğü ender anlardan biridir. Darbenin sadece militarist mekanizmalarla bağlantılı olmadığını bir kez daha görmüş bulunmaktayız. Militarist mekanizmalar içerisine yerleştirilmiş darbenin, sistemin ilkesiz ve ülküsüz unsurları tarafından, zaman içerisinde temsili kurumlara da taşınabileceğinin göstergesi olmuştur bu yasanın kabul edilmesi.

Devamını oku...
 
BURNUNA HALKA TAKILAN SENDİKACILAR Yazdır E-posta
Yazar YILDIRIM KOÇ- AYDINLIK   
Friday, 23 December 2011

HAMAMDA KADINLAR NASIL BAYILIR?

Ayılar çok güçlü ve akıllı hayvanlardır. Çocukken bir işe çok şaşardım. Eskiden ayı oynatanlar olurdu. Ufak tefek, çelimsiz bir adam, elindeki defe vurdukça, kocaman bir ayıya oyun oynatırdı. Her ayıcının önde gelen oyunu, bayılmaydı. “Hadi oğlum, göster bakayım, hamamda kadınlar nasıl bayılır” dediğinde, o koskocaman ayı yere yatar, gözlerini kapatırdı. Çok şaşardım. Sonra öğrendim. Ayıcı, ayının burun deliklerine bir halka takarmış. Halkanın ucundaki zincir de elinde olurdu. Ayının burun delikleri çok hassasmış. Ayıcı zinciri çekerse, ayının canı çok acırmış. O çelimsiz ayıcı, ayının burun deliklerine geçirilmiş halka sayesinde, o kocaman ayıya hükmeder, ona oyunlar oynatırmış.

Türkiye’de bazı önemli sendikacıların durumu bu eski olayı aklıma getirdi.

Düşünün, onbinleri ve hatta yüzbinleri aşan bir örgütün başındasınız. Çok güçlüsünüz. Üyelerinize, sendikanıza, üst örgütünüze, işçi sınıfına ve ülkenize yönelik çok ciddi saldırılar var. Ama susuyorsunuz. Susmanın da ötesinde saldıranlara yaranmak için olmadık numaralar yapıyorsunuz.

Niçin?

Çünkü burun deliklerinize birileri bir halka takmış. Onun bağlı olduğu zincirin diğer ucu da birilerinin elinde.

Devamını oku...
 
ZEYNEP KURAY Yazdır E-posta
Yazar BİRGÜN   
Friday, 23 December 2011

AHMET MERİÇ ŞENYÜZ/BİRGÜN

Önceki gün DİHA, ETHA, ANF, AFP, Evrensel ve BirGün’de tek suçları habercilik yapmak olan yaklaşık 40 gazeteci KCK operasyonu kapsamında gözaltına alındı. Meslektaşlarına sahip çıkan yüzlerce gazeteci akşam saatlerinde basın özgürlüğüne yönelik bu saldırıya isyan ederek, İstanbul’da İstiklal Caddesi’ni Ankara’da Yüksel Caddesi’ni doldurarak “Susma haykır! Özgür Basın haktır!” sloganlarını yükselttiler. Merkez medya her zamanki gibi gazeteciliği unuttu. Yüzlerce gazetecinin isyanını ya hiç görmedi, ya da kıyıda köşede minicik haberlerle verdi. Yandaş medya ise yine ‘görevini’ yaptı ve gazetecileri terörist ilan etti. İşte size Türkiye basınının, basın özgürlüğüyle imtihanından bir kesit:

STAR: GAZETECİ DEĞİL, PKK’LILAR

Yandaş medyanın gazetecileri terörist ilan etme azgınlığının en rezil örneklerinden birini Star gazetesi gösterdi. Dün Star’ın 16’ıncı sayfasında yayımlanan, “PKK’nın en büyük ayağı çökertildi” başlıklı haberde bakın tek suçu haber yapmak olan gazeteciler hangi ifadelerle damgalandı, daha haklarında bırakın iddianameyi, tutuklama kararı bile yokken bakın nasıl ‘azılı terörist’ ilan edildi:

KANDİL YALANI

Star’ın haberi daha baştan bir yalanla spottaki ‘zanlıların Kandil’de eğitim aldığı’ yalanıyla başlıyor. Star’ın bu iftirayı yazabilmek için elinde tek bir delili bile yok. BirGün olarak operasyonda gözaltına alınan iki muhabirimizin hayatları boyunca Kandil’in yakınından bile geçmediklerini çok iyi biliyoruz ama Star utanmadan yalanlarını sıralamayı sürdürüyor: “KCK soruşturması kapsamında, PKK’nın toplam gelirlerinin yüzde 65’ini aktardığı medya ayağına operasyon düzenlendi. 8 ildeki eş zamanlı operasyonla 40 kişi gözaltına alınırken, zanlıların Kandil’de eğitim aldığı belirtildi.” Star’ın haberinde bir de uydurma şemaya yer verildi ve özgür basın geleneğinden gelen gazetecilerin Murat Karayılan’a bağlı KCK İdeolojik Alan Merkezi’ne bağlı olarak çalıştığı öne sürüldü.

Devamını oku...
 
KUZEY KORE HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ Yazdır E-posta
Yazar ZEKİ SARIHAN-Türkiye-Kore Derneği Eski Başkanı   
Thursday, 22 December 2011

Bizde Kuzey Kore olarak bilinen, resmi adı Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin ikinci devlet başkanı Kim Jong İl öldü. Türk basınında haber, duydukları büyük acı ve gözyaşlarıyla adeta kendinden geçmiş Korelilerin resimleriyle birlikte yer aldı. Yapılan bazı yorumlar, Türkiye'nin Amerika'nın çıkarlarını kollamak için Kore'ye asker gönderdiği 1950'li yılların havasını taşıyor. Halkını aç bırakan buna rağmen lüks içinde yaşayan bir lider. Kuzey Kore bir hapishane. Fırsatını bulsa milletin tamamı ülkeden kaçacak ama diktatör fırsat vermiyor...
Kuzey Kore'ye 2000, 2001 ve 2008'de üç sefer gidip burada toplam olarak 40 gün kalan, bu ülkeyi iyi tanımak için gözlerini ve kulaklarını dört açan, Kore'nin bağımsızlık ve sosyalizm tarihini inceleyen biri olarak bu yayınlar karşısında söyleyecek bir sözüm olmalıydı. Esasında bunu ilk iki gidişimin sonunda yazdığım "Doğu'nun Seher Yıldızı Kore adını taşıyan ve 2002'de basılan kitabımda anlatmıştım. 2008'de bu ülkede yaptığım üçüncü gezi de o kitapta yaptığım saptamaları doğrular
nitelikteydi.
Kuzey Kore halkının, Kim İl Sung'a ve onun ölümünden sonra oğlu Kim Jong İl'e karşı tapınma derecesindeki saygısını Türkiye'den anlamak pek mümkün değildir. Ben de Korelilerle bu konuyu tartıştım. Verdikleri cevaplarda sömürgecilik döneminde Japonlar tarafından nasıl
aşağılandıklarını, ülke zenginliklerinin yağmalandığını, kızlarının Japonya’ya esir olarak götürülüp satıldığını anlattılar. Her şeylerini, milli kurtuluş ve sosyalizm için verdikleri savaşta Kim İl Sung'a borçlu olduklarını söylediler. Bu Çin halkının bir zamanlar Mao'ya, Türkiye halkının bir zamanlar Atatürk'e gösterdiği saygı ve bağlılığın benzeriydi.

Devamını oku...
 
24-40 YILLIK HİKAYE DEVAM EDİYOR- FETHULLAH GÜLEN Yazdır E-posta
Yazar HİKMET ÇETİNKAYA   
Wednesday, 21 December 2011

24 Yıllık Hikaye
(Fethullah Gülen)

Hikmet Çetinkaya

(Cumhuriyet Gazetesi yazı dizisi - 22.06.99-04.07.1999)


Dağlara Kamplar Kuruldu

Adalet Partili Milli Eğitim Bakanı Ali Naili Erdem'in ilçesi Kemalpaşa dolaylarında, gözden ırak yerlerde eğitim kampları kurulduğunu öğrenmiştik. Balıkesir'in Edremit ilçesine bağlı Sütüren, Kemalpaşa'nin Ören ve Yiğitler ile Manisa'nın Turgutlu ilçesinin Ahmetli bucağında kurulmuştu bu kamplar.

Günlerden 1 Temmuz 1975 Salı... Saat 12.30...
Anılarımızdan hiç çıkmayacak bir görünüm. İlahiler gittikçe yükseliyor... Tekbir getiriliyordu. Ören kampına beş kilometrelik yol yapımında Turgutlu Belediyesi'nin dozerleri kullanılmış. İçişleri Bakanlığı'ndan bir müfettiş, Turgutlu'da bu konuyu kovuşturmuş.

Ancak sonuç alınamamış....

Bir gün önce özel şekil verdiğimiz sakallarımız belki güven vermişti ona o küçücük aklıyla... Gözleri olanca saflığın çizgisiydi ve kimse duymasın diye bir solukta ''Risale-i Nur'' dedi... Yerimizden doğrulduk yavaşça. Çocuk arkasını döndü ve yaşı daha küçük olanının yanına doğru yürüdü. Az sonra ikişi birden ilahiler söylemeye başladılar.

    Fethullah Gülen... Biz 24 yıllık öyküyü anlatmadan önce, 30 yıl öncesine gitmek istiyoruz... Din bezirganlarının nasıl örgütlendiğini belgelerle ortaya koymayı amaçlıyoruz... Fethullahçılar nasıl örgütlendi?

İsterseniz, ''Nur Kampları'' ndan başlayalım; 1970 yılının ortalarına bir göz atalım... *

Kemalpaşa dağlarına vuruyorduk bir öğle sıcağında...

Adalet Partili Milli Eğitim Bakani Ali Naili Erdem' in ilçesi Kemalpaşa dolaylarında, gözden ırak yerlerde eğitim kampları kurulduğunu öğrenmiştik.

Balıkesir'in Edremit ilçesine bağlı Sütüren, Kemalpaşa'nın Ören ve Yiğitler ile Manisa'nın Turgutlu ilçesinin Ahmetli bucağında kurulmuştu bu kamplar. Anadolu'nun çeşitli yerlerinden yaşları on iki ve on beş arasında değişen bu çocuklar bu kamplarda eğitim (!) görüyorlardı.

Acaba gördükleri ne eğitimiydi?

Devamını oku...
 
KÜBA ANAYASASI Yazdır E-posta
Yazar KÜBALILAR   
Saturday, 17 December 2011

 KÜBA ANAYASASI

BİRİNCİ BÖLÜM
DEVLETİN SİYASİ, SOSYAL VE İKTİSADİ İLKELERİ

MADDE 1. Küba bağımsız ve egemen bir sosyalist işçi devletidir; siyasi özgürlük, sosyal adalet, bireysel ve kolektif refah ve insani dayanışma adına herkesin katılımı ile ve herkesin iyiliği için örgütlenen birleşmiş ve demokratik bir cumhuriyet olarak sürülmüştür.

MADDE 2. Küba devletinin ismi Küba Cumhuriyetedir. Resmi dili İspanyolca'dır ve başkenti Havana'dır.

MADDE 3. Küba Cumhuriyeti'nde egemenlik halkındır ve devletin tim gücü halktan, doğar. Bu güç, doğrudan veya Halk iktidarı meclisleri ve bu meclislerin Anayasa ve kanunların öngördüğü biçimler ve kurallara göre yetki verdiği diğer devlet kurumları eliyle kullanılır.
Başka bir yol kalmadığında, tüm vatandaşlar bu Anayasa'da belirtilen siyasi, sosyal ve iktisadi düzeni devirmeye çalışan herhangi bir kimseye karşı silahlı mücadele dahil olmak üzere her türlü araçla mücadele hakkına sahiptirler.
Sosyalizm, bu Anayasa tarafından kurulan devrimci politik ve toplumsal sistem, bugüne kadar var olmuş en güçlü emperyalist devletin hükümetleri tarafından sürdürülen her türden saldırganlık ve ekonomik savaşa karşı verilen kahramanca direniş yılları boyunca çelikleşmiştir; ulusu dönüştürmek ve bütünüyle yeni ve adil bir toplum yaratmak konusundaki yeteneğini ispatlamış olan sosyalizm geri alınamaz: Küba asla kapitalizme geri dönmeyecektir.

MADDE 4. Küba'nın ulusal sembolleri bir asırdan fazla bir süredir Küba'nın bağımsızlık mücadelelerine, halkın verdiği kavgaya ve kaydettiği toplumsal ilerlemeye tanıklık eden tek yıldızlı bayrak, Bayamo marşı ve kraliyet palmiyesi armasından oluşur.

MADDE 5. Marksizm-Leninizm ve Marti'nin fikirlerinin takipçisi ve Küba ulusunun örgütlü öncüsü olan Küba Komünist Partisi, toplumun ve devletin en yüksek liderliğini temsil eder. Parti, sosyalizmin inşası ve komünist topluma doğru ilerleme hedeflerine yönelik ortak girişimleri örgütler ve yönlendirir.

MADDE 6. Küba'nın öncü gençliğinin örgütü Komünist Gençler Birliği, sosyalizmi kurma ve gençliği toplum yararına sürekli olarak daha büyük sorumluluklarını yerine getirebilecek vicdan sahibi yurttaşlar olmaya hazırlama görevleri için devlet tarafından tanınır ve teşvik edilir.

MADDE 7. Küba sosyalist devleti, halkımızın verdiği mücadelelerin tarihsel sürecinden doğan toplumsal ve kitlesel örgütleri tanır ve onları teşvik eder. Bu örgütler toplumun farklı kesimlerini içlerinde barındırırlar, bu kesimlerin özgül çıkarlarını temsil eder ve bu çıkarları sosyalist toplumun geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve savunulması görevlerine uyumlu hale getirirler.

Devamını oku...
 
MELE VEYE MOLLA NEDİR? NASIL YETİŞİR? Yazdır E-posta
Yazar http://www.risalehaber.com/   
Friday, 16 December 2011

Röportaj: Kemal Benek-Risale Haber

feyzi_guzelsoy3.jpgTürkiye'de iyi şeyler olmaya devam ediyor. Diyanet İşleri bünyesinde Türkiye'nin dört bir tarafında ilmiyle birlikte kanaat önderi konumunda bulunanlar belirli bir eğitim ve sınavdan sonra resmi olarak çalışmaya devam edecek.
Medyaya 'mele' projesi olarak yansıyan çalışma devlet-millet barışının sağlanmasında önemli bir adım olacak. "Molla, Mele veya Mela" olarak adlandırılan, "Seydalık" tabiri de kullanılan bu eğitim sistemini "Mela Feyzi" olarak tanınan din görevlisi Feyzi 'ya sorduk.

ÖMER BİN ABDÜLAZİZ DE AYNI YÖNTEMİ TATBİK ETTİ

Diyanet'in kanaat önderleriyle ilgili projesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle Ömer Bin Abdulaziz'den bir misal getireyim, ondan sonra bu hakikat daha iyi anlaşılır. Ömer bin Abdulaziz, hadisleri toplamak istemiş. O zaman alimler, hocalar, mollalar, seydalar herbirisi dağınık olarak bir yerde bulunuyormuş. Ömer Bin Abdulaziz onları maaşa bağlıyor, istihdam ediyor. Artık derd-i maişet ile geçim derdi ile meşgul olmasınlar, herkes hadisleri toplamakla meşgul olsun demişler. Çünkü hadis toplamak kolay bir iş değil. Seferler var uzun yollara hicret var. Ta o hadisi getirsinler, kimden rivayet edilmiş tespit etsinler. Ömer Bin Abdulaziz bu işi başlatmıştır. Yani imamları istihdam etmiş. O zaman ismi molla değildi başka birşeydi. Yalnız karakter itibariyle, mahiyet itibariyle onlar da alim, hadis ilminde mahir, mütehassıs uzman olan zatlardı. Onların sayesinde hadis ilmi bizim elimize ulaşmıştır.

Devamını oku...
 
EMPERYALİZMİN 1915 ERMENİ KATLİAMI Yazdır E-posta
Yazar SUAT PARLAR-YİĞİT TUNCAY   
Wednesday, 14 December 2011

1915 "ERMENİ MESELESİ"


Bu zengin coğrafyada bir İbrani düzeneği işlemiştir. Bu düzenek enternasyonel Finans-kapital ile birlikte iş görmüştür. Çünkü, Selanik Yahudi burjuvazisi, ağırlıklı olarak Avusturya ve Almanya ile iş yapmıştır. Filistin’in kolonizasyonunda da Alman Yahudiliğinin müthiş katkıları vardır. Hitlerden dolayı herkes zanneder ki, Avrupa başından itibaren böyle bir politikanın içerisindedir. Bu algı yanlıştır. Ayrıca Hitler’in de zaman zaman büyük uzlaşmaları olmuştur. Meselenin bu boyutlarına da girmek lazımdır.

Emperyalizmin Ekonomik Kırımı

1915 için isteyen “tehcir” diyebilir. Ama bana göre bir katliamdır. Bu ekonomik kırımın bir başka boyutudur. Büyük bir yağmagirliktir. Alman kapitalizminin bu bölgeye yerleşme sürecinin kanlı ucudur. Emperyalizm bu bölgeye yerleşirken, araç olarak yerli halkları kullanıp büyük bir kırım uygulamıştır. Buralara dikkat etmek lazım.

Alman-Yahudi finans kapitali, Ermeni burjuvazisini, Rum burjuvazisini ve dolayısıyla onlarla birlikte Rum ve Ermeni halklarını ezdi. Başka türlü Anadolu yayılmasını tamamlama ihtimali ufukta görünmüyordu

Devamını oku...
 
"YOLCULAR DEVRİM YOLUNDA" MI Yazdır E-posta
Yazar KÜRŞAT ÖZTÜRK-yolculard evrimyolun da]   
Wednesday, 14 December 2011

 Bu noktada ne “Mahir Hüseyin Ulaş” sloganları, Ne Fatsa nede DY güzellemesi kimseyi devrimci kılmaya yetmiyor artık! Ayrıca bu tarz doğru da değil. Yüzlerce insanın kanı canı pahasına yaratılan bir hareketin "anıları" üzerinde kendimizi var etmeye çalışarak geldiğimiz yer de ancak buraya kadardır. Marks, “Tarihte olaylar iki kez yaşanmaz eğer yaşanırsa ilki trajedi ikincisi komedi olarak yaşanır”diyor…

leman_ödp resimleriNot: Amacımbir tartışmayı başlatmak değil tabi. Konu 15 yıllık parti hayatında “ yaşanılanlar”etrafında süre giden çalışmaların/ tartışmaların bizleri getirdiği noktadır. “Her şey güzel gidiyor” kabilindentersini düşünenler de vardır mutlaka; ancak, kendi payıma “yaşadığımızher şeyin mutlaka ‘böyle’ yaşanması gerekiyordu” gibisinden kaderci biranlayışa sahip olmadım hiçbir zaman… Sevgiyle

ÖDP’DEN İSTİFA GEREKÇELERİM…BELKİ ANLAŞILIR DİYE…

1. Sermayenin uluslar arası düzeyde girdiği yenidönemle birlikte TC emperyalist güçlerin tetikçisi olarak ciddi adımlar atıyor. Sömürgetipi faşizm AKP hükümetiyle birlikte adına demokrasi denilen ucube bir rejimaltında varlığını sürdürmektedir. SüreçTürkiye gibi “model ortakları” öne çıkarırken, emperyal güçler ise sermayenin ihtiyaçlarıdoğrultusunda dünya enerji pazarlarını, bağlı olarak Devlet iktidarlarını,egemen blok içindeki güçler dengelerini kısaca ülkeleri ve ulus yapılarınıyeniden düzenliyor. Geldiğimiz aşamadaise AKP, Büyük Ortadoğu ve K.Afrika projesinin “eş başkanı” olması nedeniyleemperyalist güçlere diyet borcunu ödemeye başlamıştır.

2. Kürdistan coğrafyasında kural tanımadıkları birsavaşta kimyasal silahlar kullanabilecek kadar pervasızlaşan AKP Emperyalistgüçlerin gölgesine sığınarak Libya’ya 400 Milyon dolar yardım yaparken Vandepreminde tam bir emlak tüccarı gibi davranabilmektedir. Adeta görücüye çıkmışgelin edasıyla Somali’de boy gösteren AKP, Şimdi de çokuluslu güçlerin izniyle Suriye’ye kabadayılık yapıyor. A.Gül İngiltere’de cellâdına âşık mahkûm misali Suriye ve O. Doğuya dair “En kötü senaryoyahazırlıklıyız Majesteleri” derken, Ordu sınıra yığınak yapıyor. Meclisle bilgipaylaşmayan ama Obama ya saat başı bilgi veren bir hükümet “ustalık dönemi” adıaltında artık bu ülkeyi idare etmektedir. Ülkede Anayasa ve hukuk askıyaalınmış faşist kararnamelerle ülke sonu gelmez bir karanlığa doğru sürüklenmektedir.Bu noktada ise “yetmez ama evet” diyen arkadaşların da kulaklarını çınlatalım.

Devamını oku...
 
Devşirmeler ve Dönekler(1) Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Tuesday, 13 December 2011

Bu yazı 2007 yılında yayınlanmıştı. Bir daha yayınlıyoruz...

Seçim öncesinde düzen partilerinin birbirlerinden yaptıkları transferler döneklik tartışmasına yol açtı. Sağcı bilinen partileri birleştirmeyi misyon edinen İlhan Kesici’nin solcu sanılan CHP’ye transferi yadırganmadı da sosyal demokrat bilinen Ertuğrul Günay’ın adı artık dönek sıfatıyla birlikte anılıyor. Böyle anılması doğal. Çünkü, döneklik soldan sağadır ve Ertuğrul Günay’ın hayatı sosyal demokrasiyle geçti. Şimdi ise AKP’den aday.

Ertuğrul Günay, transferini “AKP’yi demokrasi içinde sağlıkla gelişebilmemizin bir garantisi olarak görüyorum. AKP ülke genelinde yaygın ve dengeli destek gören tek parti. Türkiye'de düzenin savunulması safında CHP, düzenin değiştirilmesi safında AKP duruyor. Özgürlük, eşitlik, adalet anlayışını AKP daha temsil ediyor gibi görünüyor Türkiye'de. Dar gelirliler, yoksul kitleler AKP'ye oy veriyor?” söylemiyle gerekçelendiriyor.

Devamını oku...
 
TRİBÜNDEKİ ORDUMUZ Yazdır E-posta
Yazar DOĞU PERİNÇEK- AYDINLIK   
Tuesday, 13 December 2011

 OKUYUCUSU, DOĞU PERİNÇEK'İN "ZAMANA VE ZEMİNE UYGUN TARİH" ANLAYIŞINA İSYAN ETMİŞ. DOĞU DA YAYINLAMIŞ BU ELİŞTİRİYİ...

BU ELİŞTİYİ YAYINLAMASI,  DOĞU PERİNÇEK'İN KLASİK HALİNE GELEN YENİ BİR TEORİK DÖNÜŞE YELKEN AÇILIŞININ İŞARETİ.. Süvari dergi

SÖZ DOĞU PERİNÇEK'TE:

Değerli Okuyucumuz, Isparta Barosu avukatlarından ve Yalvaç Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi Sayın İsmail Akyürek İnönü ve Bayar konulu yazılarımızı eleştiriyor. Kendisine çok teşekkür ediyor ve mektubunu yayınlıyoruz. Ara başlıklar bize aittir.

Kolaycılık yapıyorsunuz Sayın Perinçek

Sayın Perinçek,

Aydınlık’taki 27.11.2011 günlü ROTA’nızın ‘Atatürk İnönü Bayar kalesi’ başlığı altındaki düşüncelerinizin doğru olmadığını düşünüyorum. Kolaycılık yapıyorsunuz.

Atatürk ile Atatürkçülük karşıtı zatları (İnönü, Bayar, Çakmak. Bir de Karabekir‘i ekleyebilirdiniz) aynı eksende göstermeye çalışmanızı hiç doğru bulmuyorum, size yakıştıramıyorum. Sosyalist kültürünüzle (Rıfat Ilgaz’ların ‘Marko Paşa’ları, Mehmet Ali Aybar’ların ‘Zincirli Hürriyet’leri tarihi akışı içerisinde) çelişik buluyorum.

Atatürk’ten sonra Türkiye Atlantik cephesine (1922’deki düşmanlarımız) teslim edildi ve bugünkü karanlıklara böyle geldik. Örneğin İnönü’nün, Atatürk’ün sağlığında tek yanlışını bulamazsınız; ancak aynı İnönü’nün Atatürk’ten sonra ise tek doğrusunu bulamazsınız!

Devrimler, karşı devrimler ile, başlıklar halinde belirtir isek şöyle yok edildi:

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 25 - 36 / 1506
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1909
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4789980
Syndicate
 
left
Top! Top!
right