| |
|
|
Solda Nefret: EMEP'in TKP'ye Bakışı |
|
|
|
Yazar Aydemir GÜLER-TKP
|
|
Sunday, 15 May 2011 |
|
Metin Çulhaoğlu soL portal'da yakın zamandaki bir yazısında aslında sol liberalliğin sosyalist hareketi değiştirmeyi, eksiltmeyi beceremediğini, bu anlamda “hasar vermesinin” de söz konusu olamayacağını yazdı. Lakin, Çulhaoğlu'na göre, liberal sol, sosyalist hareketin yerinde saymasına neden olabiliyordu:
“Sol liberalizm 'emperyalizm dönemi kapandı' ve/veya 'emperyalizm askeri işgalle olur' dediğinde, sosyalist hareket emperyalizmin tanımı, ne olup ne olmadığı konusunda başa dönmüştür. Elbette yerindedir, gereklidir; ancak bir yerden sonra şunun bunun ne dediğine fazla kulak asmayıp, günümüzün emperyalizm bağlamlı yeni olgu ve durumlarına bakmak gibi bir görev de gündemdedir.”1 Türkiye solunda çoğu tartışmanın bu anlamda ilerletici olmayıp, ilerlemek isteyeni yerinde saydırıcı etkide bulunduğunu söylemek fazla kimseye haksızlık olmaz. Türkiye Komünist Partisi bu durumdan özellikle muzdariptir. İşimiz emperyalizm, ulusal kurtuluş, orta sınıflar, emekçi sınıfların yapısı, ideolojik mücadele ve başka sayısız bağlamlı yeni olgu ve durumlara bakmak olmalıyken, akıl ve emeğimizi boş tartışmalara çeken bir cehaletle kuşatılmış durumdayız. TKP, Ortadoğu'da emperyalizmin inisiyatifi ele geçirme tehlikesine ve bu olasılığın ne anlama geldiğine dikkat çekerek yeni bir tartışma düzlemine geçmeyi mi deniyor; solda birileri hemen ortaya atılıp “halkların mücadelesini ihmal etmemek” gerektiğini söylüyor, hatta TKP'yi halka güvensizlikle suçluyorlar. |
|
Devamını oku...
|
|
1970 ASSUBAYLAR YÜRÜYÜŞÜ |
|
|
|
Yazar http://www.emekliassubaylar.org
|
|
Sunday, 15 May 2011 |
|
ASSOLİST DEĞİL....ASSUBAY ??? İşte can alıcı soru! Emir-komuta altında sesini dahi çıkaramayan, kendisine karşı yapılan haksızlıklara yürürlükteki kanunlar gereğince “haksızlık” diyemeyen assubaylar, en sonunda her şeyi göze almış, pasif eylemlerle ve Türkiye çapında sokak eylemleriyle kamuoyuna sesini duyurmayı başarmıştır. Peki bu eylemler tüm assubaylar tarafından gerçek anlamda sahiplenilmiş midir?
Ne yazık ki, bu soruya evet dememiz mümkün değil. 1970 eylemi ilktir. Daha çok Hava Kuvvetleri çapında yapılmış, diğer kuvvetlerden katılım çok az olmuştur. 1975 eylemleri ise diğer kuvvetlerden de ses bulmuştur. Yine bu eylemlerde Havacı Assubayların öncü rolde olduğunu söylememiz gerekir. En başta Hava Kuvvetleri ile ortak birliklerde çalışan Deniz Assubayları olmak üzere, Kara Kuvvetlerinden de assubaylar bu eylem sürecine katkı vermiştir. Hava Kuvvetleri birlikleri haricinde, daha çok kuvvetlerin ortak görev yaptığı birliklerde olaylar cereyan etmiştir. Bu mesleği icra eden herkes biliyor ki, and içip Silahlı Kuvvetler saflarına katıldığınız andan itibaren kanunlar pek çok hakkınızı kısıtlar. Normal karşılanan sivil dünyadaki sıradan bazı eylemler, kara kaplı kitaba göre cezalandırılması gereken çok önemli birer suç olarak çıkar karşınıza. |
|
Devamını oku...
|
|
MHP'NİN ÇATISINDA İKİ DİREK |
|
|
|
Yazar ANONİM
|
|
Tuesday, 10 May 2011 |
|
"İDÜĞÜ BELİRSİZ HAİN" İLE "CIA ADINA ÖCALANLA GÖRÜŞEN" İN 2006 YILI OYNAŞMALARI MHP Genel Sekreter Yardımcısının sizin onayınızla benim ile ilgili suç duyurusunda bulunur iken aralarında sıfatının önünde “MHP Genel Başkan Basın Danışmanı” unvanı bulunan bir zatın da bulunduğu bir grup, Ülkü Ocakları’nın yayınlarında ve internet sitelerinde bana en ağır şekilde ve ahlak sınırlarını aşarak sokak çocuğu ifadeleri ile hakaret etmektedirler. Bu kişiler sadece bana iftiralarla hakaret etmekle kalmayıp, rahmetli Muzaffer Özdağ’a ve MHP’de Kadın Kolları Genel Başkanlığı yapmış olan annem Gönül Özdağ Hanımefendiye de ağır ve çirkin hakaretlerde bulunmaktadırlar. |
|
Devamını oku...
|
|
O DENİZCİ KİM? |
|
|
|
Yazar Gürkan HACIR- AKŞAM
|
|
Sunday, 08 May 2011 |
|
4 ABD'li asker gerçekten halk çocuğu muydu? Gezmiş, Aslan ve İnan'ın idam edilişlerinin 39. yıldönümünde tarihe farklı bir bakış. Cezaevi sürecinden önce Ankara'da 4 ABD askerini kaçıran Gezmiş ve arkadaşları daha sonra onları serbest bıraktı. Deniz, bunun gerekçesini 'Aileleri vardı, kandırılmış halk çocuklarıydı' sözleriyle açıklamıştı. Peki gerçekten öyle miydi? Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 39. yıldönümünde anıldılar. Yaşadığımız kaotik ortamın etkisinden olsa gerek her geçen gün Gezmiş ve arkadaşlarının hatırasına daha büyük bir ilgi ve saygı gösteriyoruz. Ben de bu hafta 'üç fidan'ı bambaşka bir açıdan ele alayım. Onların cezaevi ve darağacından önceki son büyük virajlarını anlatayım. Yani 4 Amerikalı askeri kaçırma eylemine biraz yakından bakalım. Nasıl ilginç ayrıntılar göreceğiz. Tarih 4 Mart 1971 saat 00.15... Gölbaşı Ahlatlıbel'deki radar üssünden çıkan Amerikalı askerler Başçavuş Jimie Sexton, erler Larry Heavner, Richard Caraczi ve James Gholson evlerine dönmek için yola koyuldular. Sexton'un 5 aylık hamile eşi Barbara da Ankara'daydı. Her gece olduğu gibi merakla eşini bekliyordu. Amerikalıların şoförü ise İsmail Okşar isminde bir Türktü. |
|
Devamını oku...
|
|
"MUSTAFA KEMAL'İN ASKERLERİ"! |
|
|
|
Yazar Serdar ANT
|
|
Friday, 06 May 2011 |
|
Oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konur. İtalyan Atasözü
 Türk ordusu NATO emrine verilirken neredeydiniz ey sözde “Mustafa Kemal’in askerleri”? Anıtkabir’de “vardiya”cılığa soyunan hanımlar arasında, eşi NATO karargâhlarında görev yapmamış kaç kişi var, parmak kaldırsın!
Ah benim güzel kardeşim ah… En sonunda jetonun düştü, bıçak kemiğe dayandı, şimdi Atatürk’e ve Cumhuriyet’e sahip çıkıyorsun, öyle mi? Yürü bakalım Anıtkabir’e… 18 Mart’ta da Çanakkale’ye gidersin… Sonra 23 Nisan’da Ankara’da, 19 Mayıs’ta da Samsun’da zuhur edersin… Peygamberi rüyasında görünce “şefaat ya resul Allah” diyeceğine heyecanlanarak “seyahat…” diyen Evliya Çelebi’den farkın kalmadı güzel kardeşim! |
|
Devamını oku...
|
|
OYLARIMIZ EMEK DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK BLOĞUNA |
|
|
|
Yazar FIRAT HABER AJANSI
|
|
Friday, 06 May 2011 |
|
Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu, 12 Haziran Genel Seçimleri Seçim Beyannamesi'ni açıkladı. 38 sayfalık beyanname "Demokratikleşme", "Ekonomi, eğitim ve sağlık", "Çevre, doğa ve ekoloji", "Gençlik", "Kent", "Engelliler", "Dış politika" ve "Kadın" şeklinde 8 başlıktan oluşuyor.
Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu, 12 Haziran Genel Seçimleri Seçim Beyannamesi'ni düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı. Sümerpark Resepsiyon Salonu'nda düzenlenen basın toplantısına, BDP eş Başkanları Hamit Geylani ile Filiz Koçali, Bağımsız Milletvekili adayları Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, Sırrı Süreyya Önder, Altan Tan, Emine Ayna, Ahmet Levent Tüzel, Fatma Kurtulan, BDP'li belediye başkanları ile yurttaşlar katıldı. Toplam 38 sayfalık beyannamenin özet bölümünün bir kısmı Selahattin Demirtaş tarafından açıklanırken, Kadın ile ilgili bölümü ise Gülten Kışanak tarafından açıklandı. "Demokratikleşme", "Ekonomi, eğitim ve sağlık", "Çevre, doğa ve ekoloji", "Gençlik", "Kent", "Engelliler", "Dış politika" ve "Kadın" şeklinde 8 başlıktan oluşan beyannamenin 7 başlığını açıklayan Demirtaş, başlıkları tek tek açarak projelerini aktardır. DEMOKRATİKLEŞME |
|
Devamını oku...
|
|
HALİT ÇELENK DENİZLERE UÇTU.. |
|
|
|
Yazar Can ŞENSES
|
|
Thursday, 05 May 2011 |
|
Dimdiktiler,onurlu ve vakurdular! Denizdiler,Hüseyindiler,Yusuftular. Yağlı urgan insanlığın boynundaydı Onların değil! Gittiler, rüzgar gibi geçtiler. Bıraktıkları miraslarımızdı. Bir yüce insandı onları savunan Beyaz saçlarıyla davalara koşan! Gitti bir yiğit insan daha! Çekti gitti!Destan gibi! 6 Mayısta karışacak toprağa o da Denizler gibi! See More |
|
Devamını oku...
|
|
DENİZLERİN İDAMI |
|
|
|
Yazar Ömer Gürcan
|
|
Thursday, 05 May 2011 |
|
DENİZ GEZMİŞ-YUSUF ASLAN- HÜSEYİN İNAN’IN İDAMLARINDA İSMET İNÖNÜ’NÜN VE KARANLIK BAZI KİŞİLİKSİZLERİN TAVRI BİLİNMELİDİR.
Denizlerin, İdamların da Süleyman DEMİREL ve Alpaslan TÜRKEŞ açıkça dişlerini göstermişlerdir. Asıl önemlisi onlarla birlikte hareket ederken dişlerini saklayan, devrimci kesimlerce hala bizim saflarımızda düşünülen ve üzerine gidilmeyen partiler ve tiplerdir. Bunları bilmemek aptallık ,saklamak ihanettir. |
|
Devamını oku...
|
|
12 EYLÜL MAĞDURLARINDAN TÜSİAD'A TAZMİNAT DAVASI |
|
|
|
Yazar İbrahim AKYÜREK-sendika.org
|
|
Wednesday, 04 May 2011 |
|
12 EYLÜL MAĞDURLARINDAN TÜSİAD'A TAZMİNAT DAVASI | | Yukarıdaki başlığın bir gazete manşeti olarak atıldığını aradan yüz yıl geçse görür müyüz bilemem.
Çünkü, bugün sayıları gittikçe artan mağdur anlatılarına dikkat edin darbenin belgesi, tanıklığı, öyküsü öne geçiyor. Çoğunluk, çektiği acının kimin cebine, kasasına yaradığını düşünmek bile istemiyor.
Patronlar patronu Halit Narin’in “Şimdiye kadar onlar güldü, şimdi sıra bizde” sözü bile öfkelerin öfkesini sermayenin, paranın birleşik güçlerine çekemiyor.
Vehbi Koç’un Kenan Evren’e yazdığı kıdem tazminatlarının fazlalığından şikayet eden kişisel mektuplarını anımsayın. Kenan Evren’in “çöpçüler bile bizden fazla para alıyordu” sözünü aklınıza getirin boşuna…
Bu durumda “İnsan Hakları Savunucuları”ndan, “68’liler”den, “78’liler”den, “darbecilerden hesap soracaklar”dan, Taraf Okurları Derneği’ni oluşturan “vicdan sahipleri”nden doya doya sermaye düşmanlığını benim gibi boşuna beklersiniz.
Siz şiddet ile piyasa arasındaki bağlantıyı kurmaktan uzak durursanız o zaman bugün olanlar olur; özellikle 12 Eylül 2010 referandumundan önce başlayarak artan “mağdur öyküleri” Zaman, Türkiye, Bugün, Radikal, Taraf gazetelerinde sol, sosyalist basını aratmayacak sayıda yer alır. Bu öykülere; bugünlerde darbenin küresel ganimetlerini taze taze yiyen MÜSİAD ve TUSKON örgütlerine bağlı işadamlarının Afrika, Ortadoğu, Asya seferlerinin haberleri eşlik eder.
|
Devamını oku...
|
|
LADİN ÖLDÜ, YAŞASIN LADİNİZM! |
|
|
|
Yazar Tayfun ATAY-T24
|
|
Wednesday, 04 May 2011 |
|
Usame bin Ladin ve El Kaide’yi ortaya çıkaran tarihsel sürecin, 18’inci yüzyılın ikinci yarısında beliren Vahhabiliğe kadar izi sürülebilir.
Muhammed ibn Abdülvahhab’ın Osmanlı-karşıtlığı temelinde bir “Arap-İslâm rönesansı” gerçekleştirmek üzere işlerliğe soktuğu Vahhabilik, şeriata dayanak olarak yalnızca Kur’an ve hadisleri alan, çağlar içerisinde ihtiyaçtan çıkmış her tür içtihadı “sapma” sayan, tekke-tarikat İslâm’ını şiddetle reddeden “püriten” bir hareketti.
Eğer İslâm’da “fundamentalizm”den söz edilecekse bunu, sanıldığının ve çoğu zaman ileri sürüldüğünün aksine İran ve Humeyni rejimi değil, Vahhabilik temsil eder.
Vahhabiliğin somut en büyük başarısı, Suudi Arabistan’dır. İbn Suud’un politik önderliğinde ve Abdülvahhab’ın ideolojik rehberliğinde kuruldu bu ülke… |
|
Devamını oku...
|
|
ZÜLÜME DİRENME HAKKI |
|
|
|
Yazar Ömer GÜRCAN
|
|
Tuesday, 03 May 2011 |
EZİLENLERİN BAŞI SAĞOLSUN. GERÇEK TERÖRİST KÜRESEL SERMAYEDİR..BİN LADİN ÖLDÜRÜLÜR, CESEDİNDEN KORKULUR OKYANUSA ATILIR. 1000 LADİN, TERÖRİST KÜRESEL SERMAYENİN ZÜLMÜNE DİRENECEKTİR.. |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 229 - 240 / 1558 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1988
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5442444
|
|
|