| |
|
|
Ben İhtilalciyim! |
|
|
|
Yazar Ümit Özbek
|
|
Monday, 02 May 2005 |
|
Mutlaka okunması gereken bir kitap; Bir oğulun, babası için yazdığı “methiye” önyargısı olmadan, okunması gereken bir kitap. Çünkü; “Genç kuşaklar, hatta 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 Darbeleri’ni yaşamış orta kuşaklar 27 Mayıs 1960 İhtilali’ni ve Aydemir ile Gürcan’ın idamına kadar süren kargaşalıkları anlamakta zorluk çekmektedirler. |
|
Devamını oku...
|
|
Abhazya Cumhuriyeti |
|
|
|
Yazar Aziz Abaza
|
|
Sunday, 01 May 2005 |
|
ABHAZYA CUMHURİYETİ; 23 Temmuz 1992 yılından beri, hiçbir devlet tarafından tanınmadığı halde, fiilen bağımsız bir devlettir. ABHAZYA; Türkiye’nin doğu Karadeniz kıyısının karşısında bulunmaktadır. Abhazya’nın kuzeybatısında Rusya, kuzeyinde Kafkas dağları, güneydoğusunda Gürcüstan, batısında ise Karadeniz vardır. Abhazya Cumhuriyeti’nin yüzölçümü 8668 Km² ve nüfusu 340 bin’dir. Abhazya vatandaşlarının yaklaşık olarak %40’ını Abhazlar oluşturmaktadır. Diğer halkların genel nüfusa oranları; %15 Rus, %14 Ermeni, %10 Migrel(Laz), %10 Gürcü, %5 Türk ve Tatar, %3 Grek’dir. Ukraynalı, Yahudi v.d. %3 ‘dür. |
|
Devamını oku...
|
|
Finans Kapital = "Geberen Kapitalizm" |
|
|
|
Yazar M. Toros Gürkaya
|
|
Friday, 29 April 2005 |
|
Dünyamız, II. Dünya Savaşı'ndan sonra , benzeri görülmedik biçimde, sınai ve teknolojik değişimin büyüleyici görselliğine tanık oldu. Burjuva araştırmacılarının "II. Sanayi devrimi" , Marksist araştırmacıların ise "Bilim ve Teknik Devrim Çağı" dedikleri bu dönemde insanlık atom enerjisini kullanmaya, evrenin karanlık köşelerini fethetmeye, kimya ve biyolojiyi geliştirirken , öte yandan bilgisayarlar yoluyla da üretimi otomatikleştirmeye başladı. Bilim ve tekniğin bu ve diğer başarılarına bağlı olarak emperyalist ülkeler, bu gelişmelerin sağladığı imkanlarla ekonomilerini militarize ederek üretimlerini belli ölçülerde artırmayı başardılar ve nükleer vurucu güçleriyle dünyayı yok edebilecekleri bir seviyeye geldiler. (Ayrıntılı bilgi için bkz. M.Çayan Toplu Eserler s.261-62-63) Bugün ise insanlık, ... |
|
Devamını oku...
|
|
Emperyalist Paylaşımın Kurbanı Ermeniler |
|
|
|
Yazar Mecit Öztekin
|
|
Friday, 29 April 2005 |
|
Bu günlerde dünyanın hemen her yanında bilgili bilgisiz,ilgili ilgisiz herkesin konuştuğu konu 1915 yılında Anadolu topraklarında yaşayan Ermenilerin başına gelenlerdir. 1915 yılında yaşananlar adına her ne dersek diyelim sonuç itibarı ile tam bir trajedidir. Oysa bu topraklar üzerinde yaşayan halklar arasında görünmez bir konsensüs sağlanmış ve barışçı bir ortam yaratılmıştır. Bu halklar arası barış devletler arası politikalarla örselenmiş olsa bile her zaman aklı selim galip gelmiş ve barış tekrar inşa edilmiştir. |
|
Devamını oku...
|
|
Nazi-Türkler Kavgam Okuyor |
|
|
|
Yazar Rahmi Yıldırım
|
|
Friday, 29 April 2005 |
|
Halkımızın okumayla yazmayla başının hiç de hoş olmadığı malum. "Komşi" Bulgaristan'ın kütüphanelerindeki toplam kitap sayısı 41 milyon, bizim kütüphanelerdeki kitap sayısı 11 milyon. Nüfus başına kitap sayısında Türkiye'nin 35 katı. Fransa, Japonya gibi ülkelerde ise nüfus başına kitap sayısı neredeyse Türkiye'dekinin 50 katı. Bu rakamların üzerine ne söylesen ne yazsan kâr etmez... Halkımız kitap okumadığı gibi okuyana da iyi gözle bakmaz. Okuyanın yazanın halkımızın gözündeki itibarı yerlerde sürünür. |
|
Devamını oku...
|
|
Bölücü AB! |
|
|
|
Yazar Rahmi Yıldırım
|
|
Friday, 22 April 2005 |
|
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın başına saksı mı düştü nedir? Yoksa Erdoğan Başbakanlık merdivenlerinden inerken düştü de başını çarpıp şoka girdi, o yüzden mi böyle konuşmaya başladı, anlayamadım? Anlamakta aciz kaldığım konu şu: Tayyip Erdoğan, iktidara geldiğinden bu yana AB ne istediyse verdi. Göstermelik ve içi boş olsa da birbiri ardına demokratikleşme paketleri açtı. |
|
Devamını oku...
|
|
Büyük Baş Bulundu ! Tamam ! |
|
|
|
Yazar Ömer Gürcan
|
|
Friday, 15 April 2005 |
|
Kamuoyu bu kişiyi “balyoz” olayıyla tanıdı. 12 Mart’ın meşhur başbakan yardımcısı SADİ KOÇAŞ. 1943 ‘ler den itibaren hatıralarını daha doğrusu düşüncelerini ve düşüncesizliklerini anlatan kitaplarda kendisini anlatıyor.
Bu ilginç beyefendiyi satır aralarından tanımaya çalışacağız.,
|
|
Devamını oku...
|
|
CHP Ve Demokratik Cumhuriyet |
|
|
|
Yazar Sarp Kuray
|
|
Friday, 15 April 2005 |
|
Cumhuriyet Halk Partisi gibi ülkemizin yakın tarihinin oluşumuna damgasını basmış bir siyasal hareketin değerlendirmesini yapabilmek onu kuruluş dinamikleri ve geçirdiği değişim süreci İçinde ele almayı gerektirir. Avrupa Sosyal Demokrasisinin kuramlaşmış bazı formülleri, CHP'nin sınıfsal karakterini, yönelişlerini vs. açıklamaya yetmez, hele Avrupa Sosyal Demokrasisinin gelişimi ile CHP ninki birbirine hiç benzemez. Avrupa'da bugün varolan sosyal demokrat partiler, 1818 yılında K.Marx ve F.Engels tarafından kaleme alınan "komünist manifesto" dan kaynak alırlar. Tüm Avrupa'yı saran 1818 devrimci ateşi içinde doğan ilk devrimci işçi hareketleri, Fransa'da ve Almanya'daki ayaklanmalar, bunların ilk filizlenmeleridir. |
|
Devamını oku...
|
|
Güney Asya Depremi Ve Ekolojik Denge |
|
|
|
Yazar M. Toros Gürkaya
|
|
Thursday, 14 April 2005 |
|
Güney Asya’da yüz binden fazla insanın ölümüyle sonuçlanan deprem ve tsunami felaketinin sonuçları,dünyayı tehdit eden ekolojik tahribatın nedenleri konusunda insanları bir kez daha düşünmeye sevk ediyor.Çok değil,yakın zamana kadar dünyanın önde gelen bilim adamlarının 21. yüz yıla yönelik iklimsel “kehanetleri” bir bir gerçekleşiyor.Emperyalist –Kapitalist sistemin azgınlaştırdığı pazar ekonomisi uğruna ,insanlık, bir yandan “kitle imha silahları”nın durdurulması için mücadele ederken,şimdi bir de buna “kitle imha iklimi” ile mücadele girmiştir. Güney Asya depremi ile bazı bilim adamları , dünyanın eksenin değişmekte olduğunu ve zamana saniye eklenmesi gerektiğini bile tartışmaya başlamışlardır.Bu böyle olmakla birlikte, , bu işe etki eden” insan parmağı” unsurları görmezden gelen ... |
|
Devamını oku...
|
|
Türk Kamuoyu ve Kürtler Uyanık Olmak Zorundadır |
|
|
|
Yazar Ahmet Nedim
|
|
Wednesday, 13 April 2005 |
|
Uzun süredir , hem Yeni Yol Sitesinde çıkan yazılardaki tespit ve açılımlardan , hem de aktardıkları kadarıyla bazı yayın organlarından Demokratik Toplum Hareketi girişimini izliyorum. Bu siyasal projenin daha başından itibaren ağır aksak işleyen bir sürece sokulması ve halka , kamuoyuna yapılan anlatımlarda projenin temel ilkeleri üzerinde geliştirilen çarpıtma dikkatimi çekiyordu. Ortalıkta dolaşan ve kulaktan kulağa yayılan laf cambazlıkları dışında , bu yanlış gidişatın altında ciddi bir nedenin olması gerektiğini, bu noktanın mutlaka tartışılmasını ve önlem alınarak daha geniş bir platforma dönüştürülmesini umutla hep bekledim. Geride yatan birikim bunun böyle olmasını gerektiriyordu. Benim öğrendiğim ve bildiğim ilke ; devrimci politikada prensipler saklanmaz , gölgelenmez ve her zaman tartışmaya açık tutulur. Bezirgan hesaplar , zamanlamalar son duruşmada devrimcilere yarar değil zarar getirir. Kısa günün karları ile avunmak devrimcilerin metodu olamaz. Asırlar önce büyük ustalar bu konudaki ilkeyi belirlemişlerdir : "Gerçek devrimciler görüşlerini ve niyetlerini gizlemeye tenezzül etmezler." |
|
Devamını oku...
|
|
Devrimcilerin Görevi Katalizör Olmaktır |
|
|
|
Yazar M. Toros Gürkaya
|
|
Wednesday, 13 April 2005 |
|
Bugün ülkemiz solunun devrimci-demokrat aydınları arasında tartışılan konulardan belki de en önemlisi , ülkede yaşanan olaylar karşısında toplumun reaksiyon göstermeyişinin nedenleri ile ilgilidir. Bu yazı , bunu bir mazeret olarak görüp arkasına sığınan köşe kadılığına meraklı olanlarla ilgili değildir. Aksine , içinde yaşanılan zor koşullarda soruna farklı bir çerçeveden bakarak , getirilebilecek bir çözümü okuyucularla paylaşabilmeyi arzulamaktadır. |
|
Devamını oku...
|
|
Kuşatma Altındaki Türkiye Yol Ayrımında |
|
|
|
Yazar M. Toros Gürkaya
|
|
Wednesday, 13 April 2005 |
|
Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya üç yüzyıldan beri derin siyasal ve toplumsal çalkantılar yaşadı ve yaşamaya da devam ediyor. 15.yy. Rönesans tipi bir hamleyi kaçırarak , batı kapitalizminin gelişme trendini ıskalayan Osmanlı'nın askeri çabalarının fiyasko ile sonuçlanışı ; düşe-kalka , zar-zor idare edilebilen bir imparatorluğun ancak batı tipi reformlarla ayakta kalabileceği anlayışını kuvvetlendirmesine karşın sonuç alınamaması ; 1923 Devriminin bir "uygarlık projesini" ( Kürt halkı ile birlikte bütün mozaiğini içine alacak tarzda ) gerçekleştirme görevini üstlenmesini kaçınılmaz kılmıştır. Kuşkusuz bu devrimde , Rönesans ve arkasından Fransız Devrimi ile beraber batıda kapitalizmin gelişmesiyle filizlenen, yeşeren ve kökleşen uluslaşma çabalarının önüne geçilmez yükselişinin ... |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1501 - 1512 / 1558 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1988
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5442424
|
|
|