| |
|
|
Sendikalarda Nereden Başlamalı? |
|
|
|
Yazar Nezih Gençler
|
|
Saturday, 18 March 2006 |
|
Hep dile getirilip şikayet edilir; “sendikalar kan kaybediyor!” diye. Peşinden nedenleri de sıralanır; “Neoliberalizm! Sosyal devlet anlayışının terk edilmesi! Küreselleşme! Özelleştirme!...” Sonra da; “bunun sonucu gelir dağılımı iyice bozulacak, ekonomik ve sosyal adalet altüst olacak ve sosyal patlamaları HİÇKİMSE engelleyemeyecek! Gemi batarsa kimse kurtulamaz!” denir. Ancak bunlar söylenirken, örtülü olarak şu itiraflar dile getiriliyor: 1- “Sendikalar, dolaylı da olsa ‘sosyal devlet’den icazetli olarak ‘örgütlenmiş’tir!”, 2- “Bütün suç hükümetlerin ve özel-kamu işverenlerinindir!”, 3- “Sendikacılar sosyal patlamaları önlemek için var! Sendikaları (sendikacıların ekmek kapısını) kapatırsanız devletin ve işverenlerin kayıpları daha fazla olacak!”, 4- “İşçi temsilcileri de işveren temsilcileri de aynı gemide! Aynı yolun yolcusu!”... |
|
Devamını oku...
|
|
Ordu ve Devrim |
|
|
|
Yazar Onu Can Taştan
|
|
Saturday, 18 March 2006 |
|
Başkan Chavez’in Bolivarcı Devrimi yeni bir darbe (karşıdevrim) tehdidi altında. Muhalefet, hükümetin başlattığı uzlaşı ve diyalog havasını bir tür zayıflık işareti sayıp reddetti. Zengin mahallelerindekiler silahlanmaya başladı. 11 Haziran Salı günü muhalefet 80-100 bin kişilik bir kitleyi Caracas’ta toplamıştı. Bir hafta sonra zengin semtlerinde tencere-tava eylemleri başladı. İş çevreleri tarafından desteklenen yeni bir greve hazırlanıyorlar. Chavez’i rüşvet çarkının sorumlusu olmakla, cumhuriyet başsavcısını da taraflı davranmakla suçluyorlar. Söylentiler bir istikrarsızlık havası yarattı; medya, darbe ortamının hazırlanmasında bir kez daha baş rolde. |
|
Devamını oku...
|
|
Dünyadaki İmajımız |
|
|
|
Yazar Rahmi Yıldırım
|
|
Saturday, 18 March 2006 |
|
Pakistan ve Azerbaycan gibi bir iki ülke hariç, dünyadaki imajımızın pek olumlu olmadığını, yabancı ülkelerde bize iyi gözle bakılmadığını biliyoruz. Örneğin, Türkiye’nin Roma Büyükelçiliği’nin internet sitesinde okudum. İtalyan halk kültüründe Türklere atfedilen bazı deyimler günlük konuşma diline bile girmiş: “Türk gibi sigara içmek (Fumare come un turco)”, “Türk gibi kuvvetli (Forte come un turco)”, “Anne, Türkler geliyor (Mamma li Turchi)”, “Türk gibi küfretmek (Bestemmiare come un Turco)” … |
|
Devamını oku...
|
|
İşçilerin Sendikalarda Örgütlenmesine Giriş |
|
|
|
Yazar Nezih Gençler
|
|
Friday, 17 March 2006 |
|
Genel Toplumsal Yapı Kaba bir hesapla 20 milyon işçinin ve 20 milyon işsizin olduğu bir ülkede, çalışanların yalnızca 4 milyona yakınının sigortalı, bunların içinden de en çok 1 milyonunun sendikalı olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Genel nüfusumuzun 80 milyonlara dayandığını düşünürsek, gelişmişlik derecemizi bulabilmemiz için profesör olmaya gerek var mı? Buna bir de ekonomik ve sosyal adaletin olmadığı, kayıt dışı ekonominin, sözde kayıtlı ekonomiyi katladığı, şu kadar dış borç, bu kadar iç borç ve faiz yükü altında ezilen toplum koşullarını da eklersek, meselenin vahameti biraz daha anlaşılır. |
|
Devamını oku...
|
|
Tanrı Türkiyeyi Korusun !.. |
|
|
|
Yazar Selahattin Erol
|
|
Wednesday, 15 March 2006 |
|
ABD, kimi zaman gazetecilerin ağzıyla konuşur. Amerikan politikasının ipuçlarını çeşitli gazetelerde yayınlanan makalelerden, kimi eski politikacı, stratejist ya da bazı ünlü yazarların demeçlerinden izlemek mümkün olur. Washington Times gazetesi de Başbakan Erdoğan’ın “islamofaşist darbe” istediğini söyleyerek Amerika’nın sesi oldu ! Ne var ki, Frank J. Gaffney tarafından kaleme alınan yazı dikkatle okunduğunda, sadece bir Erdoğan eleştirisi yapılmadığı, Erdoğan’a karşı orduya açık bir destek verildiği görülüyor. “Türkiye’de laik hükümetin en büyük garantörünün -bu bazen demokratik kuralların çiğnenmesi anlamına gelse de- ordu” olduğu belirtiliyor ve ordunun Türkiye’deki saygınlığına vurgu yapılıyor!.. |
|
Devamını oku...
|
|
Bu Ne İkiyüzlülüktür ? |
|
|
|
Yazar Selahattin Erol
|
|
Tuesday, 14 March 2006 |
|
İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’i beğenmeyebilir ; düşüncelerini ve izlediği siyasal çizgiyi onaylamayabilirisiniz. Ağırlıkla CIA uzantıları tarafından üretilen Perinçek aleyhindeki propaganda malzemelerini doğru kabul edip, ötesini fazla düşünmez, kendinizi avutabilirsiniz. Bu yazının amacı bunları tartışmak değil. Bütün bunlara rağmen Doğu Perinçek’in 12 Mart 2006 tarihli Aydınlık dergisinde yayınlanan “Komutanların Sorumluluğu” başlıklı yazısında aktardığı aşağıdaki satırları, bir an için, Perinçek ve liderlik ettiği siyasal örgüte yönelik düşünce ve önyargılarınızı bir yana bırakıp, sorgular tarzda okuyun. |
|
Devamını oku...
|
|
İnsanlığın Aydınlık Yüzü |
|
|
|
Yazar Askar Yılmaz
|
|
Monday, 13 March 2006 |
|
Kendi ekseni etrafında dönen dünya, bir yüzü aydınlanırken, diğer yüzü kararmakta. Dünyanın doğal olan bu hareketi, sosyal alana farklı bir biçimde yansımaktadır. Dünya insanlığının sosyal ve kültürel aydınlanması doğal olmayan farklı süreçler içinde gerçekleşiyor. Dünyayı baskı altına alarak talan etmeye çalışan, emperyalist gericilik hep karanlık saçmaya devam ediyor. Bugüne değin onların ortaya attıkları hiç bir iddia kanıtlanmadı. Hep yalan yazdılar ve yalana sarıldılar. Birleşik Federal Yugoslavya parçalanirken de yalana sarıldılar. Irak ve Afganistan işgale uğraken, yalanı en büyük silah olarak kullanıldılar. Bütün dünya bu yalanı hala dinlemeye devam ediyor. Soyguncuların ve işgalciler için yalan# en büyük silah olmaya devam ediyor. |
|
Devamını oku...
|
|
Kardelen Çiçekleri |
|
|
|
Yazar Dilek Özbek
|
|
Monday, 13 March 2006 |
|
Mucizelere inanır mısınız bilmem. Ama doğanın kendisi mucizelerle doludur. Doğada yaşayan organizmaların tümünde de türlü çeşitli, irili ufaklı yüzlerce ‘’mucize; kah yüzünü gösterir, kah erozyona uğrayıp kaybolur ve yokluğuyla doğal dengelerin derinden sarsılmasına neden olur. Kışın acımasız soğuğunda, o soğuğa adeta meydan okurcasına karları delip de sarışın başını rüzgara karşı nazlı nazlı sallayan ‘’kardelen çiçekleri’’, işte bu doğa mucizelerinden yalnızca biridir. Üstelik tüm incelik ve zerafetine karşın, en asi mucizelerden biridir. Öyle ya; dile kolay koskoca karakışa narinliğine bakmaksızın kafa tutar, üstündeki tonlarca ağırlığındaki karı delip, güneşin altındaki yerini almalara soyunur. Sanıldığından fazla inatçı ve asi olmalıdır bunu yapabilmek için. Hani ‘’sarı inadı’’ denilen türden bir inat… |
|
Devamını oku...
|
|
Şemdinli Ötesi |
|
|
|
Yazar Rahmi Yıldırım
|
|
Sunday, 12 March 2006 |
|
Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde Kasım ayında bir kitapçıya düzenlenen bombalı saldırıyla ilgili iddianame, Türkiye’nin siyasi askeri gündemini altüst ettti. Susurluk skandalıyla ilgili yargılama nasıl Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vurduysa, Şemdinli davasının da Türkiye’nin yakın gelecekteki tarihine damgasını vuracağı söylenebilir. |
|
Devamını oku...
|
|
Besle Kargayı Oysun Gözünü |
|
|
|
Yazar Mecit Öztekin
|
|
Friday, 10 March 2006 |
|
Susurlukta ortaya çıkan en büyük olgu, sadece devletin çeteler ile olan bağlantıları değil, Doğu ve Güneydoğuda yapılanların ne kadar hukuksuz ve vahşet içerdiğinin göz önüne serilmesidir. Zira Susurluk salt bir kaza değil; devlet içindeki güçlerin bir hesaplaşmasıdır. Bu hesaplaşma da Doğu ve Güneydoğudaki vahşetin kaynağına iyi bakmak gerekir. Bu konuda DYP Genel Başkanı ve çete kurmakla suçlanan Mehmet Ağar şunları söylüyordu: “ terörle mücadele çetelere bırakılırsa bu tür tartışmalar hep olur”. Evet, işin can alıcı noktası buradadır. Tabi bir şeyi eksik bırakıyor; Hizbullah gerçeğini. Hem çeteleri hem de Hizbullah’ı örgütleyen devlet güçleri nasıl bir belayı bu memlekete hediye ettiklerinin bilincinde değillerdi. |
|
Devamını oku...
|
|
Mikro Siyaset |
|
|
|
Yazar Dr. Ali Kemal Özcan
|
|
Thursday, 09 March 2006 |
|
Bu aralar bizde ve terafımızda en revaça çıkan konular, Irak’ın iç savaşa gidişi, İran’ın “nükleer” işleri, hükümetin orduya “darbe”si ve “sol”umuzun uzatmalı gündemi AKP’ye alternatifsizlik... Buradan: çok genel, hatta çok soyut gibi görünen bir “yer”e girmek isterken, bu güncelliklerden kaçacağım sanılmasın. Aksine tam da bu konuların “alt”ına girmeye yelteneceğim. Çünkü buranın, çözümlerimizin nefessiz kaldığı “yer” olduğunu düşünüyorum. |
|
Devamını oku...
|
|
8 Mart Dünya Kadınlar Günü |
|
|
|
Yazar Dilek Özbek
|
|
Wednesday, 08 March 2006 |
|
Farkında mısınız bilmem; ama sanki Amerika Birleşik Devletleri’nin ‘’sermaye’’ tarihçesi, Neredeyse başından itibaren İngiliz ırkçı kafatasçılığının somut bir örneği gibi… Dünyadaki bütün milliyet, ırk, cins ve inançtaki insanları; sırf insan oldukları için kardeş, dost ve eşit görmeye yatkın düşünce ve hissediş tarzımın Orta- Doğu’lu yanı mı bana böyle sezdirtiyor bilmem ama, sanki biraz kurcaladığımda Amerikan tarihine dair her olay ve olgunun altından bir ‘’ari ırk’’ fenomeni, pis pis sırıtıyor bıyık altından… Gerçi her geçen gün tipimden hiç de belli olmayan Orta- Doğu’lu damarım; kendimizi toplumca, sembolü AYI olan Amerikan emperyalizmi karşısında ARMUDUN İYİSİ gibi hissetmeme neden olmuyor dersem yalan söylemiş olmam. Neyse, ben en iyisi lafı daha fazla döndürüp dolaştırmadan sadede geleyim. |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1309 - 1320 / 1558 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1988
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5442422
|
|
|