left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Pazartesi, 16 Temmuz 2018
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
PKK’nin yanlış stratejik önceliği ve bundan kaynaklanan taktik sorunlar üzerine Yazdır E-posta
Yazar Kemal Erdem- sendika8.org   
Cumartesi, 09 Ocak 2016

Gerek 7 Haziran gerekse de 1 Kasım genel seçimlerinden sonra yaşanan olaylar, bizim bu seçimlerden önce, PKK’nin stratejik ve taktik noktalardaki yanlışlıklarıyla ilgili olan kuşkularımızı ne yazık ki doğrulamıştır. 1 Kasım felaketi, PKK’nin yanlış stratejik önceliği ve bundan kaynaklanan yanlış taktiklerin sonucunda ortaya çıkmıştır.

PKK’nin yanlış stratejik önceliğiyle ilgili olarak, bundan yaklaşık olarak altı ay önce kaleme aldığım “PKK ve Ortadoğu Devrimi (Geleceği Nasıl Okumalı?)” adlı makalede görüşlerimi etraflıca  belirtmeye çalıştım. Bu makale biraz da seçimlerden sonra ortaya çıkacak olan tabloyu hissetmemden kaynaklanıyordu. Çünkü PKK’nin yanlış stratejik öncelik tespiti, küresel ve bölgesel ölçekte güçlerin yanlış ölçümünün ve bu temelde de güçler arasındaki ilişkilerin yanlış ele alınmasının sonucuydu. Bu durum devam ettikçe, bunun Kuzey’de (Bakur) sonuçlarının felaket olacağı açıktı.

Devamını oku...
 
Bir NATO Ordusunun Hazin Sonu Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Cuma, 08 Ocak 2016
No exprimir (sıkmadan kurutun) -  Rossina Bossio, Kolombiya - Y.boya, kanvas

No exprimir (sıkmadan kurutun) –
Rossina Bossio,
Kolombiya – Y.boya, kanvas

Albay Talat Aydemir, Binbaşı Fethi Gürcan ve
Teğmen Ömer Yazgan’ın aziz anılarına saygıyla

27 Mayıs 1960 darbesinin resmi bildirisinin sondan ikinci cümlesi aynen şöyledir : “NATO ve CENTO’ya inanıyoruz ve bağlıyız.”

Bu açık ifadeye rağmen Amerikalı diplomatların darbecilerin komünist olmadığını, Türkiye’yi Sovyetlere doğru yanaştırmayacaklarını teyid edene kadar epeyce soğuk ter döktüğünü biliyoruz. Amerikalılar, ordunun içinden çıkabilecek bir sol kanadın kontrolü ele almasından kaygı duyuyorlardı. Korktukları bir miktar başlarına gelmiştir, 1961 anayasası kapitalist batı bloğunu mutsuz edecek denli demokratik ve özgürlükçüdür, 1962 ve 63’te iki solcu darbe girişimi son anda atlatılmıştır.

Devamını oku...
 
HASAN KARAKAYA’NIN ARDINDAN Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Salı, 05 Ocak 2016
Türkiye’de iyi kötü medya izleyicisi olup, Hasan Karakaya’yı bilmeyen olmasa gerek.
Her şeye karşın tanıtmak gerekirse, aynı camiadan “dava” arkadaşı Ahmet Kekeç’in ifadesiyle, “Yeni Akit gazetesinin her şeyiydi. Yayın koordinatörü, yazı işleri müdürü, yazarı, sayfa sekreteri, musahhihi...”
Gazetesiyle ve davasıyla öylesine bütünleşmişti ki, henüz hayattayken karısı Aysel Hanım, “Ben O’nun ikinci eşiyim” diye hem sitem hem de iltifat ediyordu.
Bu anlatımlar gerçeğin ifadesi olsa da Hasan Karakaya sadece Yeni Akit gazetesinin her şeyi değildi, daha öte bir şeydi. Gebermesinin ardından aynı camianın varakparelerinden Yeni Şafak’ın nitelemesiyle “Ümmetin sesi ve usta kalemi”ydi.
***

Devamını oku...
 
31 Aralık 1936 MARKSİZM Yazdır E-posta
Yazar Turhan Feyizoğlu Odatv.com   
Cuma, 01 Ocak 2016

 

Nazım Hikmet ile Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın 31 Aralık 1936’da tutuklanmasıyla ilgili bir belgeyi özetle yayımlıyorum:

“Komünist ayaklanması” yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan Nazım Hikmet, Dr. Hikmet Kıvılcımlı, bastoncu Feyzi, Hasan Basri, Süleyman, Zeki, Mustafa Refik, Bekir Ali, Cenab Şahabeddin, Şükrü ve Süleyman Kadri, 31 Aralık 1936 perşembe günü, polis tarafından Adliyeye götürüldü ve Sultanahmet Sulh Ceza Hakimliğinde sorguya çekildi.

Nazım Hikmet’in Dr. Hikmet Kıvılcımlı ile kelepçelendiği o an

 

Devamını oku...
 
Büyümez ölü çocuklar Yazdır E-posta
Yazar ŞENAL SARIHAN   
Perşembe, 24 Aralık 2015

 

 

ŞENAL SARIHAN (Ankara) - Değerli Başkan, Değerli Kâtip Üyeler, değerli emekçi arkadaşlarım ve sayın milletvekilleri; bu önergeyle ilgili konuşma hazırlığı görevi bana verildiğinde ilk aklıma gelen, buradaki birçok arkadaşımızın da belleklerinde olan Nazım Hikmet'in bir şiiri oldu. Anımsayacaksınız, ne diyordu Nazım Hiroşima'yı anlatırken:

"Kapıları çalan benim,

Kapıları birer birer.

Gözünüze görünemem,

Göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli,

Oluyor bir on yıl kadar.

Yedi yaşında bir kızım.

Büyümez ölü çocuklar."

Son Güncelleme ( Perşembe, 24 Aralık 2015 )
Devamını oku...
 
BAŞİKA-DIŞ POLİTİKA Yazdır E-posta
Yazar Öztürk YıILMAZ   
Çarşamba, 23 Aralık 2015

 

 

CHP GRUBU ADINA ÖZTÜRK YILMAZ (Ardahan) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Başika konusunu değerlendiriyoruz ve o kapsamda söz almış bulunuyorum.

Doğrusu, "dış politika" deyince "Türkiye Cumhuriyeti devletinin dış politikası" deyince büyük bir şey anlıyormuşuz gibi geliyor ancak Orta Doğu'da yaşanan olaylar, üst üste irtifa kayıpları ve yaşanan bu süreçler bize şunu gösterdi: Gerçekten, bizim gerçek manada bir dış politikamız var mı?

Bir zaman, Irak Merkezî Hükûmetiyle ilişkiler götürürdük, Irak Merkezî Hükümetiyle her şeyin olmasını isterdik, Irak Merkezî Hükümetinden her şeyin geçmesini isterdik. Hatta Bölgesel Kürt Yönetimiyle ilişkilerde bile merkezî hükûmeti işaret ederdik. Dolayısıyla her şey Irak Merkezi Hükûmeti üzerinden giderdi. Zaman içerisinde, son beş yılda, merkezi hükûmetle ilişkiler bir tarafa itildi, bölgesel Kürt yönetimiyle ilişkiler ön plana çıkartıldı.

Devamını oku...
 
Yeni Baştan Düşünmek… Yazdır E-posta
Yazar Gün ZİLELİ   
Cuma, 18 Aralık 2015

 

Toplumsal mücadele çeşitli toplumsal güçlerin akla hayale gelmeyecek hileler ve gizli taktikler uyguladığı karmakarışık bir süreçtir aynı zamanda. Özellikle toplumsal mücadelenin ve iktidar çekişmelerinin had safhaya ulaşıp içinden çıkılmaz bir kördüğüme dönüştüğü zamanlarda bu hile ve gizli taktiklerin arka planını ve mantığını anlamak iyice güçleşir.

2015 yılı, Türkiye açısından böyle karmaşık bir yıldı. Kimin neyi ne için yapmak istediğini çözümlemek iyice zorlaşmış bulunuyor. Bu yüzden, olup bitenleri anlamak için tekrar tekrar geriye dönüp, filmi yeniden seyretmekte ve ilk seyredişte göze çarpmayan ayrıntıları tespit etmeye çalışmakta fayda var.

Devamını oku...
 
Aziz Sancar Olayını Anlamak Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Çarşamba, 16 Aralık 2015
Aziz Sancar...

Aziz Sancar…

Aziz Sancar’a yönelik saldırıların ardı arkası kesilmiyor. İş önce kimi akademisyenlerin “Aziz Sancar mesajında Kürt sorununu dile getirmeliydi, bundan söz etmeyerek yanlış yaptı” demesiyle başladı, sonra eleştiri sınırlarını hayli aştı, her cenahtan insanların Sancar’a türlü hakaretler etmesine kadar uzandı. Kimi Cumhurbaşkanı ile görüşmesine kızdı, kimi Osmanlı tuğralı kravata takıldı, kimi ödülü TSK’ya teslim etmesine bozuldu. Bir bilim dalında Nobel almayı tivitırda takipçi kazanmak gibi birşey zanneden arkadaşlarımız Sancar’ın ne cehaletini bıraktılar, ne faşistliğini, hatta ne de yalakalığını.

Solcular istiyor ki en devrimci Aziz Sancar olsun.

Devamını oku...
 
Hapishane Küpesi… Yazdır E-posta
Yazar Aytekin YILMAZ   
Salı, 15 Aralık 2015

 

 

 
Bilene fakültedir hapishane koğuşları… Kulağımda 24 ayar küpelerim var. İşte onlardan birisi, ’93 yılıydı hapishanenin birinde özel durumumdan dolayı koğuşta tek başıma kalıyordum. Sonra yoldaş ve hevallerden gelenler oldu. Gelenler gelir gelmez radikallik yapmaya başladı. “Böyle koğuş mu olur, idareye direnelim haklar kazanalım?” demeye başladılar. “Burası bildiğiniz gibi değil, ‘Özel Durumu Olan Mahpuslar’ hapishanesi. İdare kolay kolay pes etmez. Sayımız ...az, biraz çoğunluk olalım o zaman düşünelim” dediğimde. Beni teslimiyetçilikle liberal olmakla eleştirdiler. Baktım ki çoğunluk direnişte ısrarlı “İyi o halde dediğiniz gibi yapalım?” Peki ne yapalım? “Açlık grevi yapalım!” dediler. Koğuş temsilcisi olarak idareye çıkıp taleplerimizi sıralayan açlık grevine başlama dilekçemizi idareye verdim.
Devamını oku...
 
Bağdat'ın şifreleri Yazdır E-posta
Yazar Fehmi TAŞTEKİN- Radikal   
Salı, 15 Aralık 2015
 

Musul'a asker sevk eden Ankara, Irak'ta eski parametreler üzerinden Türk mobilitesinin hala geçerli olduğunu sandı. Yanıldı. Davutoğlu yeni dinamiklere göre hareket ettiklerini söylüyor. Ama yeni olan epey farklı.

Hükümet uygulamalı atasözleri dersi veriyor. Birtakım siyasi mülahazalarla Musul’a yapılan askeri sevkiyat nedeniyle Ankara, Bağdat’ın sert tepkisi karşısında geri adım attı. Başika kampına gönderilen askeri konvoyun yaklaşık yarısı geri çekildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Çekilme söz konusu değil” demesine rağmen! Yeni nesiller, “Yanlış hesap Bağdat’tan döner” sözünün anlamını idrak ettiren iktidara minnettar olsun!
Çark görüntüsünden kaçınmak için geri adımın adını ‘çekilme’ değil ‘tanzim’ koydular. Türkiye’yi komşularıyla teker teker düşman haline getiren hatalardan dönüşü kolaylaştıracaksa varsın adı ‘tanzim’ olsun.
Devamını oku...
 
Yazı değil, çığlık zamanı! Yazdır E-posta
Yazar Oya BAYDAR- T24   
Salı, 15 Aralık 2015
 
Artık yazamıyorum, sadece çığlık atıyorum. Söylenmedik, yazılmadık şey kalmadı zaten. Duyan kulaklar ve yürekler için, gören gözler ve vicdanlar için her şey ayan beyan: Ülkede savaş var; devlet ve iktidar, terör örgütüyle savaş adı altında Kürt vatandaşlarına karşı savaşıyor. Kürt silahlı hareketi, halkın özgürlüğü için halk savaşı veriyorum diyerek kendi halkını kırdırıyor. İki taraf da kendi siyasal emelleri, kendi stratejik amaçları uğruna İNSAN’ı feda ediyor. Canlar harcanırken, insanlar telef olurken iki tarafın da kendilerince haklı saydıkları nedenleri, bu kan ve zulmü aklayıp paklayacak gerekçeleri var: “Vatanı bölmek, bölgede kendi hâkimiyetlerini kurmak istiyorlar, devlete şırh koşuyorlar” diyor iktidar; “Halkımızın varlığını, özgürlüğünü, haklarını kazanmak ve savunmak için savaşıyoruz”, diyor Kürt hareketi. Ve bu arada şiddet şiddeti doğuruyor, şiddet sarmalı yükseldikçe yükseliyor.
Son Güncelleme ( Salı, 15 Aralık 2015 )
Devamını oku...
 
Yakın Doğu, Ortadoğu Ve Kürdistan'da ABD, Avrupa Ve Rusya Politikaları Yazdır E-posta
Yazar Dr.Ekrem Önen   
Pazar, 13 Aralık 2015

 

Ortadoğu ve Yakındoğu her zaman Rusya ve Batılı ülkelerin savaş ve çekişme alanı olmuştur. Yalnızca Çarlık Rusyası ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 16. yüzyıldan 1917 yılına kadar 50’ye yakın savaşın yapılmış olması bunun belirgin bir örneğidir. 1916’da İngiltere ve Fransa arasında gizlice yapılan Sykes-Picot anlaşması uyarınca Osmanlı İmparatorluğu parçalanmış ve bölgenin temel düzeni Sevr ve Lozan anlaşmaları ile son şeklini almıştır.

Sykes-Picot anlaşması başlangıçta Çarlık Rusyası’nın desteğiyle hazırlanmıştı, ama daha sonra Ekim 1917 Devrimi’nin gerçekleşmesiyle kurulan Sovyetler Birliği bu ittifaktan geri çekildi. Bölgede İkinci Dünya Savaşı’na kadar süren bu düzen Joseph Stalin, Winston Churchill ve Franklin D. Roosevelt’in 1945 yılında Yalta’da yaptıkları ünlü anlaşmayla yeniden yapılandırıldı.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 121 - 132 / 2203
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2762
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 33720484
Syndicate
 
left
Top! Top!
right