| |
|
|
Gerilen İpin Ucu Kimin Elinde ? |
|
|
|
Yazar Tuncay Çelen
|
|
Sunday, 21 May 2006 |
|
Ülkemizde ipler yine gerilmeye başlandı. Yine diyoruz, çünkü biz bu gerilimleri o kadar çok yaşadık ki, artık gına geldi. Ülkemizin bağımsızlığını yitirdiği, “ ipin ucunu” başta ABD olmak üzere emperyalist güçlere teslim ettiğinden beri; emperyalizm “ipin ucunu” kaçırmamak için gereğinde ipleri germekten kaçınmıyor. Atalarımız, “su geçerken at değiştirilmez” demişler ama, nedense “dostumuz müttefikimiz”; özellikle su geçerken, su bulandığında, yada at ürktüğünde, at değiştirmede çok usta. Özellikle işte tam da bu dönemlerde, ipler iyice gerdiriliyor. 70 yıldır ülkemizde; değişik yer ve zamanlarda, farklı aktörlerle oynana oyunun provalarına başlanıldı. Ne yazık ki, demokrasisi “amerikan tipi sandıksal demokrasi” çizgisini aşamayan ülkemizde, sandıktan çıkmak için bile “amerikanın” icazeti , desteği gerekli. |
|
Devamını oku...
|
|
Talat Aydemir'in Vasiyeti |
|
|
|
Yazar Abdullah Nihat Yılmaz
|
|
Saturday, 20 May 2006 |
|
 Direnişlerin kırılmasından sonraysa gün uğursuzun olmuş ve daha sonraki 12 Mart 71, 12 Eylül 1980 gibi Pentagon komutlu ve kontrgerilla uygulamalı vahşet darbelerine açılan - Turallar, Sunaylar, Tulgalar, Tağmaçlar, Gürlerler, Baturlar...Ünlütürk, Güventürk...Elverdi, Türüng, Türün, Şahinkaya, Evren vs. ... gibi biri birinden uğursuz tetikçilerin "Atatürkçü!" devri yürürlüğe konmuştu. ............. "Hayır hayır.." dedi albayımız. "Ben onlardan değil, İşçi Partisi'nden söz ediyorum.Türkiye İşçi Partisi sözcüsünü dinledim bu radyodan..." Ve birden susup yüzümüze dikti gözlerini. "Yoksa siz" diye sordu, "Peşimizden niye geldiniz? Zenginleri kurtarmak için mi? Davamız zenginleri kurtarma davası mıdır? Hem zenginlerin kurtulacak nesi var ki? Onlar zaten kurtulmuştur oğlum..." Bu fişek gibi sözlerinden sonra yine durdu ve ses tonunu alçaltarak, "Adam, hastası olup ilaç alamayan, köylü olup toprağı olmayan, işçi olup çalışma yeri bulamayanlara sesleniyor. Köylüye toprak, herkese iş vereceğiz diyor, bu düzen değişecek, yeni bir düzen kurulacak diyor..." Yine sustu ve ekledi ardından. "Ben" dedi, "Bundan sonra, hapisten çıksam da çıkmasam da -ki çıkacağım mutlaka- bu yola açık kimliğimi koyuyorum, sivil siyaset yapacağım... İşçi için, köylü için ve yerde kalmış herkes için..." |
|
Devamını oku...
|
|
Danıştay Cinayeti |
|
|
|
Yazar Rahmi Yıldırım
|
|
Saturday, 20 May 2006 |
|
Okulda türban yasağını onaylayan Danıştay 2’nci Dairesi üyelerinden Mustafa Yücel Özbilgin’in öldürüldüğü suikast ve cenaze töreni, toplumun ve devletin kendi içindeki çatışmanın, kutuplaşmanın en çarpıcı belgeseli oldu. Öyle bir çatışma ve kutuplaşma ki, Tayyip Erdoğan, Başbakan olarak devleti yönetmekle yetkili ve yükümlü. Devletin yüksek yargıcı toprağa veriliyor, Başbakan cenaze töreninde yok. Başbakan cenaze törenine katılmaya korktu, Kocatepe Camii’nde “Katil Başbakan!”, “Hükümet istifa, Tayyip Yüce Divan’a” sloganlarıyla kulakları cınlatıldı. Törene katılan hükümet üyeleri ise “Katiller dışarı!” diye yuhalandılar, itilip kakıldılar, pet şişe saldırısına uğradılar, bir bakan tepkiler karşısında kaçmak zorunda kaldı. Öfkeli kalabalık CHP Genel Başkanı Deniz Baykal dahil, muhalefet liderlerini de yuhaladı, yalnızca Cumhurbaşkanı Sezer’i ve askerleri alkışladı. Hükümetin ve muhalefet liderlerinin böylesine aşağılandığı, itilip kakıldığı, devlet ile genel oya endeksli siyasi yapının böylesine ayrıştığı bir dönemi anımsamıyorum doğrusu.
|
|
Devamını oku...
|
|
Gladio'nun Önlenemeyen Yükselişi ve Demokrasi'nin Kırılan Terazisi |
|
|
|
Yazar Dilek Özbek
|
|
Friday, 19 May 2006 |
|
Demokratik hukuk sistemiyle yönetilen "Cumhuriyet" rejimlerinde; yönetim mekanizması üç erke dayanır: 1- Yasama, 2- Yürütme, 3- Yargı. 1-YASAMA: Halkın oylarıyla seçilerek işbaşı yapmış olan vekillerinin, toplum yaşamını düzenleyici yasalar çıkartması- kaldırması- düzenlemesiyle görevli meclislere ait bir erktir. 2-YÜRÜTME: Ülkenin yasama organınca çıkartılmış yasalara uygun bir biçimde yönetilmesini fiilen sağlayan erktir; ki adına "hükümet" denir. 3- YARGI: Gerek "seçenlerin", gerekse "seçilmişlerin"aslında bir tür toplumsal "akit" içermesi gereken yasalara uygunluk çerçevesinde yönetmesini ve yönetilmesini sağlayarak toplumsal adaleti yerine getiren erktir. |
|
Devamını oku...
|
|
23 Nisan - 19 Mayıs - 21 Mayıs - 27 Mayıs - 29 Ekim Ve 1 Mayıs |
|
|
|
Thursday, 18 May 2006 |
|
(Kuvayi Milliye Dergisi Mayıs-Haziran 1998 sayı:10) Bugünün dünyasında işçi sınıfı, tüm toplumun öncüsü olarak yeniden tarihi misyonunu ele alıyor. Özellikle bizimki gibi sanayileşmesini tamamlayamamış ülkelerin işçi sınıfları, hem kendilerinin hem de diğer halk kesimlerinin ve ülkenin sorunlarını çözmek durumunda. Günümüz Türkiye'sinde de işçi sınıfımız, kendi acil ekonomik, demokratik, sosyal ve politik taleplerinin yanında diğer halk kesimlerinin ve ülkenin çıkarlarını ve bağımsızlığını da savunmak gibi tarihi bir misyonu üstlenmek zorunluluğuyla karşı karşıya. |
|
Devamını oku...
|
|
Laik Cumhuriyet Tehlikede mi? |
|
|
|
Yazar Celal Özcan
|
|
Thursday, 18 May 2006 |
|
Son günlerde, başını Cumhuriyet gazetesinin çektiği eski tartışma yeniden alevlendirildi. “Cumhuriyet elden gidiyor, Laiklik tehlikede.”
“AKP iktidarı bütün Cumhuriyet Kurumlarında dinci kadrolaşmaya gidiyor. Şeriat devleti özlemini adım adım gerçekleştiriyor.”
Yine aynı gazetede yazan kimi emekli generaller işi daha da ileri götürerek; Fetullah Hoca Efendinin Amerika’dan, Ayetullah’ın Fransa’dan İran’a dönüşü misali dönerek şeriat devletini ilan edeceği savına kadar vardırdılar işi. Akılları sıra; ardımızda saf tutun, yoksa şeriat gelir, kendinden yana olmayan herkesi keser demeye getiriyorlar. |
|
Devamını oku...
|
|
Soykırım Yada Tehcir |
|
|
|
Yazar Rahmi Yıldırım
|
|
Monday, 15 May 2006 |
|
Türkiye, ‘kırmızı bölge’ saydığı ulusal sorunlar dolayısıyla on yıllardır kuşatma altında tutuluyor. Kıbrıs, Ege, Kürt ve Ermeni sorunları bazen tek tek, bazen hep birden bir tsunami gibi Türkiye’nin nefesini kesiyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
Eğer Adalet Yoksa Bir Yerde,İnsanın Başı Derde Girer Heryerde |
|
|
|
Yazar Dilek Özbek
|
|
Friday, 12 May 2006 |
|
Deniz Binbaşı Erol Bilbilik ; Mahir Çayan’cılar, Deniz Gezmiş’çiler ve Sarp Kuray’ın başını çektiği 3 Dev- Gençli grup olarak tanımladı dönemin, ‘’Marxist söylemli, ulusalcı- Kemalist’’ tabir ettiği gençliğini… Bu gençlerin de ordu içindeki 9 Mart’çıları kuşatarak yenilgiye götüren aynı GLADIO kuşatması ve kışkırtmasıyla ‘’teröre’’ nasıl bulaştırıldıklarını, nasıl sağlı- sollu kamplara bölünüp birbirlerine karşı kışkırtıldıklarını, bu yoldan nasıl silahlı eylemliliğe taşındıklarını, sonra nasıl ‘’hukuksuz’’ mahkemelerle harcanıp, mahkemeler haricinde alınmış ‘’siyasal’’ kararlarla nasıl gencecik yaşta ‘’idam sehpalarına taşındıklarını’’ apaçık ortaya döktü. Olayların samimiyetle göbeğinde yer almış arkadaşlarınca taa 60’tan beri samimiyetsiz bulunarak ‘’mektupçu’’ ilan edilmiş olan Talat Turhan’a gelince: Aynı samimiyetsizliği programdaki yaklaşımlarından da görmek mümkün. Programa telefonla katılan Askeri Yargıç Remzi Şirin ise, bir başka toplumsal değerimiz olduğunu bir kez daha gösterdi.
|
|
Devamını oku...
|
|
Kürkçü Yalan Söylüyor |
|
|
|
Yazar Yavuz Yıldırımtürk
|
|
Friday, 12 May 2006 |
|
"Mihribelli.org"isimli sitede,Ertugrul Kürkçü'nün "12 mart'ı desteklemedik" açıklaması gerçek değildir.12 mart askeri hareketi, Kürkçünün başkanlıgıdaki Dev-Genç tarafından açıktan desteklendiğini dünya alem biliyor. (Sonradan THKP/C olarak örgütlenen) Kürkçü'nün içinde yer aldığı siyası hareket, askeri darbe peşinde koşuyordu.Bu amaçları doğrultusunda ordu içinde örgütlenmişlerdi. Kürkçü'nün başkanlığıdaki Dev-Genç'in "sol" askeri cunta hareketinin kitlesel tabanını oluşturacak tarzda organize edildiği yine bilinmekte idi. Kürkçüler,9 mart'daki sözde "solcu" cunta hareketinin boşa çıkmasından sonra bile askeri darbe için caba harcamaktan vazgeçmediler. |
|
Devamını oku...
|
|
Ücretli İşgücü İle Sermaye (3)* |
|
|
|
Yazar Nezih Gençler
|
|
Monday, 08 May 2006 |
|
Üretici sermayenin çoğalışı ücretin üzerine ne etki yapar?
Burjuva toplumunun üretici sermayesi çoğaldığı zaman, bu demektir ki, sermaye, daha genel bir iş birikişini elde eder. Kapitalistler sayıca ve önemce artarlar. Kapitalistlerin çoklaşması, işverenler arasındaki rekabeti artırır. Kapitalistlerin önemi; sanayi savaş alanına daha devcesine iri savaş aygıtları, savaş alet ve silahları ile birlikte daha yaman işçi orduları sokulması ile gittikçe artar. |
|
Devamını oku...
|
|
Gene mi Süleyman? |
|
|
|
Sunday, 07 May 2006 |
|
Dünya Sultan Süleyman’a kalmadı; ama, Türkiye’de meydan Süleyman’a, yani Süleyman Demirel’e kaldı, kalacak gibi. Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı, Başbakan, muhalefet lideri olarak Türkiye’nin 40 yılına damgasını vurdu. 2000 yılında Çankaya Köşkü’nden inerken, yaşı ilerlediği için köşesine çekilir sanıldıysa da siyasetten hiç kopmadı. Cumhurbaşkanlığından “emekliliği”nin daha birinci yılında “Siyaset noktalanmış değil. Unumu elemedim, eleğimi asmadım” diyordu. (Milliyet, 12 Temmuz 2001) Süleyman Demirel siyaseti noktalamadığını hep söyleyegeldi, ‘eski cumhurbaşkanı’ diye anılmasına bile tepki gösterdi; birkaç gün önce Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan söyleşide, kendisine biçilen “siyaset bilgesi” rolüyle yetinmeyeceğini bilmem kaçıncı kez tekrarladı |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1189 - 1200 / 1506 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1909
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4789985
|
|
|