| |
|
|
Terör ve Terörizm nedir ? |
|
|
|
Yazar Ahmet Erdoğan
|
|
Wednesday, 07 June 2006 |
|
Terörizm neden günümüzde en çok kullanılan kavram oldu? Soğuk savas doneminin kitlelerin anlayış ve tavırlarını yönlendirme amacını gerçekleştirmede popular olan, “ komünizm” kavramının yerini günümüzde, “Terrorizm” kavramının alması, bu kavrama bir açıklık getirilmesi zorunluluğunu yaratdı. Kavrama tam bir içerik getirilmeden kullanılması, özellikle emperyalistlerin ve onların işbirlikçilerinin, kendi çıkarlarına karşı olan her kişi, yada kuruluşa, yada hareketlere, “terörist” damgası vurması nedeniyle, bu kavramın anti-emperyalist ve bağımsızlık mücadelesi yaklaşımında bir açıklığa kavuşturulması gerekiyor. |
|
Devamını oku...
|
|
Çatlak Devlet ve Çeteler |
|
|
|
Yazar Rahmi Yıldırım
|
|
Monday, 05 June 2006 |
|
Türkiye’de 2006 yılının kolay geçmeyeceği öteden beri söyleniyordu. Ortadoğu’da Irak faciası sürerken İran için ABD’nin Türkiye’den beklentileri, Avrupa Birliği ile ilişkilerde “Ek Protokol” gibi Türkiye’nin kırmızı çizgilerine ters talepler, Ekonomide tıkanma işaretleri, Siyasette şeriat-laiklik parantezindeki gerilim, Nihayet bir yıl sonra yapılacak cumhurbaşkanı seçimi… |
|
Devamını oku...
|
|
ABD Başkanı Halt Etmiş! |
|
|
|
Yazar Mustafa İnç
|
|
Friday, 02 June 2006 |
|
GEORGE W. BUSH: ‘’KOMÜNİZMDEN SİZİ BİZ KURTARDIK’’ DEMİŞ ABD BAŞKANI HALT ETMİŞ! ABD devlet başkanı George W. Bush; Türkiye’yi soğuk savaş döneminden borçlu gösterip Irak’ta girdiği bataklıktan yakasını kurtarmak için hazırlanan PENTAGON planları çerçevesinde konuşuyor. Amerikan militer güçlerinin sıkışan kuyruğunu kurtarmak istiyor. Türkiye’nin başını İran’la ve diğer komşularıyla belaya sokup bu toz duman arasında Büyük Ortadoğu Projesi’nin tıkanan yollarında en büyük engel olarak görülen ülkemizi kerterize almış hamleler yapıyor. Alkolikliği ve cehaleti konusunda yoğun spekülasyonlarla maruf Başkan, eline verilip de okuduğu kuvvetle muhtemel konuşmasında, Atlantik ötesinden Türkiye’ye övgüler gönderip 30 Ağustos’ta Türkiye’de göreve başlayacak olan West Point mezunu 15 teğmenden biri olan Mahmut Durmaz’a ilgi göstererek Türk Ordusunun genç subaylarını kafalayacağını sanmaktadır. Büyük bir yanılgı içindedir. Ne Türk Silahlı Kuvvetleri’nin genç subayları, ne de Türkiye halkı, böyle altı boş yağlama yıkamalara gelmez. Türkiye halkının anti- emperyalist, özellikle de anti- Amerikancı tavrının % 85’lere ulaştığını, anketler söylüyor; cümle alem de bu gerçeği biliyor. İşin garip tarafı; bir taraftan Türkiye halkının ulusal onuruyla oynaşan ABD kurmayları, diğer taraftan ABD Büyükelçisi- sicili hiç de temiz olmayan- Wilson, Diyarbakır’a heyet halinde çıkartma yaparak AKP il başkanı Abdurrahman Kurt’u ziyaret ediyor. Ardından Mardin’e geçip kaşınacak yarayı yerinde inceleyip Türkiye’nin en kritik coğrafyasında provokasyon yapacak unsurlara moral veriyor. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dev posterinin önünde gazetecilere poz vermeyi de ihmal etmiyor. Irak’ta kanlı bir askeri operasyona girişen ABD- İsrail eksenli geliştirilen, Talabani ve Barzani eliyle yürütülen ‘’Kürt milliyetçiliği’’ kışkırtmasının provokasyonlarıyla bölgeyi daha da vahim bir sürece itiyor. |
|
Devamını oku...
|
|
Recep Tayyip Başkomutan (!?) |
|
|
|
Yazar Rahmi Yıldırım
|
|
Friday, 02 June 2006 |
|
Danıştay yargıçlarını hedef alan suikastin Türkiye’de iktidarla ilgili “güç kavgası”nın parçası olduğunu bizzat Başbakan Erdoğan söyledi.
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün “Birisi, birdenbire bir kriz, çılgınlık geçirip de bu vahim, menfur saldırıyı tek başına yaptı. Keşke, böyle olsa...Türk siyasi hayatına bakarsanız, bu işler nasıl oluyor ortaya çıkar” sözleri de, “güç kavgası” teşhisinin değişik bir ifadesidir.
Erdoğan da Gül de biliyor olmalılar ki, bu tür suikastler, toplumsal duyarlılıkları tahrik etmek, halkı güvenlik uğruna baskıcı yönetimlere razı olma noktasına getirmek, rakip siyasi odaklara hatırlatmada bulunmak ve mesaj vermek için işlenir.
Danıştay suikastiyle verilen öncelikli mesajın “Cumhurbaşkanı’nı AKP’ye seçtirmemek” olduğu da sadece Türkiye’de değil, batılı ülke başkentlerinde de genel kabul görmektedir.
Başbakan Tayyip Erdoğan doğru bir teşhisle “güç kavgası” dedi, ancak, sonraki günlerde tespitini geliştirmedi, “ihanet çetesinin işi” diyerek basitleştirme yoluna gitti; “bir bir çözülüyor” dediği çeteyi deşifre etmeyi de başaramadı, faturayı Susurlukzadelere kesme girişiminde istediği sonucu alamadı.
Erdoğan ne denli basitleştirmeye çalışırsa çalışsın, Danıştay cinayetinin Türkiye’de ne gibi duyarlılıkları provoke ettiği, 3 Kasım 2002’de kurulan siyasi dengenin artık sürdürülemez hale geldiği ortadadır. Tayyip Erdoğan’ın “güç kavgası” dediği hesaplaşma, daha anlaşılır bir ifadeyle “yeşil” ve “beyaz” diye öbekleşen sermayenin siyasal yapı üzerinden yürüttüğü iç kavgasıdır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Seçimlerde Alınması Gereken Tavır |
|
|
|
Yazar Ahmet Erdoğan
|
|
Thursday, 01 June 2006 |
|
BİRLİĞİN VE BERABERLİĞİN GERÇEKLESMESI ÜZERİNE SEÇİMLERDE ALINMASI GEREKEN TAVIR Içinde bulunduğumuz dönemde özellikle geri bırakılmış devletlerinin kontrolunun inanılmaz bir hızla uluslarası şirketlere transfer edildiğine şahit oluyoruz. Ülkelerin Devletleri ve kurumları bu uluslarasıi şirketlerin paravan kurumlarina, önderleride “vatansız”, “milli “ kişiligi ve niteliği olmayan , uluslarası paravan kuruluşların sadık üyeleri haline dönüstürülüyor. Transferlerden yapılan karların cüzi bir bölümü bu sadık üyelere dağıtılıyor. Dikkatinizi çekerim bu uluslarası şirketlerin sadece bir ülkede bir üründen bir saatde yaptığı kar 5 milyon dolara yaklaşıyor ve 12 iç içe geçmiş şirketin yıllık geliri dünyadaki 120 ülkenin gelirinin toplamından fazla |
|
Devamını oku...
|
|
Patronların Hatırına TOBB Marşı Eşliğinde Yüzyılın Fotoğrafları |
|
|
|
Yazar Ömer Gürcan
|
|
Sunday, 28 May 2006 |
Başbakan Erdoğan, Baykal ve Ağar, TOBB Genel Kurulu’nun yapıldığı salona el ele tutuşarak girdi TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, “Bu yüzyılın fotoğrafı” dedi

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, büyük bir sürpriz yaparak, iktidar ve muhalefet liderlerini salonun arka kapısında karşıladı ve binlerce delegenin karşısına el ele çıkardı. Bu tablo salondaki binlerce işadamı ve davetliler tarafından ayakta alkışlandı..
Patronların hatırına el ele tutuşup ’istikrar pozu’ verdiler Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ve Hisarcıklıoğlu, TOBB Marşı eşliğinde girdikleri salonda büyük alkış aldı. 1 milyon 200 binin üzerindeki üye firma sayısıyla iş dünyasının en büyük örgütü olan TOBB’un Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun, "Türkiye’nin büyük zorluklarla kazandığı istikrarın kaybolmaması için sadece istikrar çağrısı yapmak yetmez. Gelin Türk siyasetinin liderleri olarak Türkiye’ye ve dünyaya birlikte fotoğraf verelim" teklifini kabul eden siyasi parti liderleri, genel kurul salonuna ele ele girdiler; sonra hep birlikte ellerini havaya kaldırdılar. AFİYET OLSUN.. YARASIN.... SEN NELERE KADİRSİN BE TOBB....... AĞABEY!!!!!!!!! |
|
Ermeni Katliamına Yaklaşım |
|
|
|
Yazar Ahmet Erdoğan
|
|
Saturday, 27 May 2006 |
|
Ermeni Sorunu ve Emperyalizm; nefret ve düşmanlığın kaynağı başlıklı çalışmanın özeti
"Ermeni Sorununun" tek başına bugünkü gündeme getirilmesine, dikkatleri dağıtma ve güncel olan gündemlerden başka yönlere çekme, hedefi güttüğü inancında olduğumdan, sorunla ilgili araştırmalarımı hep geri plana bırakmıştım.  Ancak Ermeni Sorununa bugünkü senaryolar ve gelişmeler çerçevesi içinde, ve bu gelişmelere bağlı olarak bir yaklaşımla bakarsak , gerek bir sürü provokasyonlara karşı uyanık olmada ve gerekse katliamların asil sorumlusu olan kolonicilerin günümüzdeki devamı olan Neo-Demokratik-koloniciler in, halklar arası nefret ve düşmanlıklar yaratma, bu düşmanlıkları çıkarları doğrultusunda kullanma çabalarını su yüzüne çıkartmakta faydalı olacağına inandığımdan araştırmamın kısa ve öz bir özetini yapmayı gerek duydum. Bu özette sadece iki konuya açıklık getirmeye çalışacağım: birincisi Ermeni katliamının Kafkas ve Orta Doğu’daki enerji kaynaklarına sahip olma amacı güden Kolonicilerin, planlarını hayata geçirme ortamını, ve buna bağlı olarak da katliam ortamını yaratan asıl sorumlular olduğu. İkincisi; koloniciler ırkçı ve kendi sorumluluklarını gizleyen bir amaçla olayın pratikteki sorumluluğunu bilinçli olarak önceden hedeflemiş olmaları. Aktif sorumlu, yani katliamları aktif olarak gerçekleştirenler, Osmanlı yada Osmanlı iktidarı değil , değişik milletlerden oluşan Osmanlı vatandaşları da değil, ama Türkler. Hangi dilde bakarsak bakalım “Türkler” demek bir millet olarak “Türk halkı” demekle eş değerdir. Çünkü “Türk hakim sınıfları”, “Türk iktidarı” yada “değişik milletlerden oluşan Türk vatandaşları” kelimeleri bilinçli olarak kullanılmıyor. Gene sadece kolonicilerin kendilerinin 1850’lerden 1923 e kadar olan gerek gazetelere ve gerekse diğer belgelere baktığımızda ulaşılacak sonuç “Türk halkının” bu katliamlara aktif katılımı yok denecek kadar az olduğudur. |
|
Devamını oku...
|
|
Danıştay Cinayeti 2-Güç Kavgası |
|
|
|
Yazar Rahmi Yıldırım
|
|
Friday, 26 May 2006 |
|
Danıştay cinayetiyle ivme kazanan yeşil cumhuriyet – beyaz cumhuriyet kutuplaşmasında taraflar biraz daha birbirlerinden uzaklaşırken, hükümet kanadının ilk günün şokunu üzerinden attığı, çatışmanın psikolojik harp cephesinde nispi güç dengesine yaklaşıldığı gözleniyor.  Cinayetin kamuoyuna aktarılmasına izin verilen ayrıntıları, tetikçi ile hükümet partisinin akrabalık bağını zayıflattıkça Başbakan’a da cesaret geldi. Yüksek yargıcın cenaze törenine katılmayı göze alamayan, törene gönderdiği bakanlarının itilip kakılmasını sineye çeken Başbakan gitti, yerine Genelkurmay Başkanı’na bile fırçasını atan Başbakan geldi. Genelkurmay Başkanı, cenaze töreninden bir gün sonra, “Danıştay’a saldırı sonrasında gösterilen tepki ve halkın duyarlılığı takdir edicidir. Ancak bu bir tek güne, bir tek olaya tepki olarak kalmamalı, süreklilik kazanmalı, devamlı olarak herkes tarafından takip edilmeli” demişti. Sürekli eylem çağrısıydı Genelkurmay Başkanı’nın sözleri. 28 Şubat öncesindeki ‘sürekli aydınlık’ eyleminin hedefinden saptırılmasının deneyimiyle midir, nedir, bu defaki sürekli eylem çağrısı Genelkurmay’dan gelmiş olsa bile, cılız katılımlı bir iki gösteri dışında karşılığını bulamadı. |
|
Devamını oku...
|
|
Provakasyonlar ve Birliğin Acilliği |
|
|
|
Yazar Ahmet Erdoğan
|
|
Thursday, 25 May 2006 |
|
"ORTADOĞU
PROJESİ"NİN GERCEKLEŞMESİ İÇİN GENELDE ORTA DOĞU'DA, ÖZELDE TÜRKİYE'DE
HAZIRLANAN PROVOKASYONLARA GELMEMEK İÇİN TABANDA TÜRKİYE ÇAPINDA
GERÇEKLEŞMESİ GEREKEN BİRLİK ÜZERİNE
Günümüzde
yerini "terörizm ve islam ülkeleri tehlikesi" propoganda ve
taktiklerine bırakan, "Komünizm tehlikesi" propogandasını artık büyük
ölçüde Emperyalistler bile bıraktı... Sadece bu propogandaın etkisinin
hakim olduğu bilinçsiz kitlelerin yoğun olduğu müslüman ülkelerde, Sol
ve Sağın emperyalizme karsı birleşmesini engellemek için, ama kendi
taraflarına çekmek istedikleri "sözde sosyal demokratları" karsı tarafa
itmeyecek derecede, kullanmaya devam etmekteler...
Emperyalistlerin
kitlelere yönelik "hedef"i değişti, Emperyalizm bu gün, "insan hakları,
özgürlük , sosyal demokrasi, Globalizm ve laiklik" yaygaraları
yapmakta... Bir zamanlar "Komünizm tehlikesi, Din , Vatan elden
gidiyor" yaygaraları ile kendi yanlarına çekmeyi başardıkları ve en
SADIK DOSTLARI haline gelen "Dindar ve Milliyetçi kesim", günümüzde
yayılmacılıklarının önünde en büyük engel olarak ortaya çıktı...
|
|
Devamını oku...
|
|
Teşekkürler Grup Yorum |
|
|
|
Yazar Tamer Uysal
|
|
Thursday, 25 May 2006 |
|
Halk müziği motifleriyle Anadolu ve Batı müziği çalgılarını sentezleyip adına “Çağdaş Halk Müziği” de denilen politik müzik akımının 1980’li yıllardan sonraki ülkemizde ve dünyadaki en önemli temsilcilerinden Grup Yorum verdiği konserler kapsamında geldiği Bursa’da imza günü ile Semra Başyiğit Halk Sahnesi Tiyatro Salonu açılışını gerçekleştirdi... 
20 Mayıs Cumartesi akşamı 2 bin 500 kişiye yakın Yorumsever’in katıldığı konserde her zaman olduğu gibi hüzün ve coşku yeniden bir aradaydı. Semra Başyiğit’in adını yaşatmak için aynı gün saat 12.00'da Bursa Temel Haklar Derneği binası içinde bir Halk Sahnesi açılışı Grup Yorum elemanları tarafından yapıldı. Bursa Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği Başkanı Serkan Şenol ise konser başlangıcında Semra Başyiğit’le ilgili bir anma konuşması yaparak konserin Bursa için anlamına değindi. SEMRA BAŞYİĞİT Kartal Özel Tip Cezaevi’nde Ölüm Orucu 6. Ekibi'ndeydi. 28 Temmuz 2001'de ölüm orucuna başlamıştı, açlığının 367. gününde yaşamını yitirdi ve ölüm orucunun 92. şehidi oldu |
|
Devamını oku...
|
|
40 Katır Mı 40 Satır Mı? |
|
|
|
Wednesday, 24 May 2006 |
|
İÇ SAVAŞA HAYIR !
Kuvayı Milliye Dergisi'nin Kasım-Aralık 1999 tarihli 19. sayısı başyazıları * Halkçılığı, ulusal / ekonomik bağımsızlığı terk ederseniz, laikliği demokratik yollarla koruyamazsınız. Elinize ‘sopa’yı aldığınız an, kime vurulacağını Koç’lar - Sabancı’lar ve onların emperyalist ağababaları belirler. * Yerli-yabancı ortaklı büyük sermaye ‘sağ’ eliyle kara irticayı ‘sol’ eliyle de beyaz irticayı kışkırtıyor. (...) * İşsizlik, pahalılık ve sömürüden bunalan halk tedirgin... (...) * Daha düne kadar 19 Mayıs - 27 Mayıs ruhuyla halkın gönlünde yerini almışken 12 Mart ve 12 Eylül’lere sürüklenerek emperyalizmin, uluslarüstü finans-kapitalin “our boys”luğuna kadar düşürülmek ve aşağılanmak durumuyla karşı karşıya kalan cumhuriyet kurumlarının mensupları, artık “şapka”larını önlerine koyup kime hizmet ettiklerini kendi kendilerine sormalıdır... |
|
Devamını oku...
|
|
Avrupanın Müzik Vizyonu; Erevizyon |
|
|
|
Yazar Askar Yılmaz
|
|
Tuesday, 23 May 2006 |
|
Pek çok kişi ve müzik otoritesi, Sibel Tüzün'ün seslendirdiği "Süperstar" şarkısı ile Erevizyon yarışmasına katılmayı haklı olarak eleştirmişti. Bu eleştirilere katılmamak olanaksızdı. Köklü bir ulusal kültür geleneği içinde, köklü müzük geleneği olması doğaldı. Sibel Tüzün'ün bu şarkısı, ulusal müzik kültürümüzle ne denli çelişme içinde hazırlandığını göstermesi açısından, "Süperstar" gerçekten iliginç bir parçaydı. Fakat, yarşmada belirleyici olanın, Türkiye'nin yarışmaya iyi bir parçayla katılıp katılmaması değildi. Asıl önemli olan noktanın, Avrupa'nın her alanda olduğu gibi, müzik kültürü alanında da geldiği noktanın anlaşılmasıdır. Avrupa'nın genel değerlendirilmesinde görülen düşünsel yanılgı, Erevizyon Şarkı yarışmasında da etkili olmuştur. Erevizyon Şarkı yarışmasına ilişkin ortaya çıkan yanılgılardan birincisi; daha önceki yarışmada Sevtap Erener'in birinci olmasıydı. Bilindiği gibi Sevtap Erener, Avrupa biçimsel değerleri içinde İngilizce söylediği parçayla birinci oldu. O parça biçimsel, öz ve dil açısından Avrupa'lı karekterdeydi. O nedenle birinci oldu. |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1177 - 1188 / 1507 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1910
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4838560
|
|
|