| |
|
|
Kimse Üzerine Binmeyeceği Eşeğin Kafasına Yem Torbası Takmaz |
|
|
|
Yazar Rahmi YILDIRIM
|
|
Saturday, 25 November 2006 |
|
YAYLA LİBERALİZMİ Atatürk, ölümünden sonra dincilerden ve “Atatürkçüler”den çektiğini, sağlığında İttihatçılar’dan ve cephede savaştığı işgalcilerden çekti mi, bilinmez. Biliniyor ki, Rahmetli sağken, fikirlerinin “Kemalizm” adıyla doktrin haline getirilmesi önerildi; ancak, Atatürk, böyle yapılırsa görüşlerinin dogmatik hale geleceğini söyleyerek karşı çıktı. Ne ki, Atatürk’ü sağlığında rahat bırakmayan çapsız yol arkadaşları, “İkinci Adam” diye adlandırılan gerçekten ikinci sınıf bürokrat yoldaşları, ölümünden sonra Rahmetli’yi kendilerine maske edindiler, kalıplaşmış ideolojik dayatmalarını “Atatürkçülük” adı altında resmi ideoloji haline getirdiler, olur olmaz her yere estetik yoksunu heykellerini dikerek Rahmetli’yi taşlaştırdılar, nihayet adını “Beton Mustafa”ya çıkarmayı becerdiler. Atatürk’ü taşlaştırıp putlaştırdılar, sermaye düzenini berkitmek üzere topluma karşı işledikleri bütün suçları Atatürk’e mal ettiler. Türkiye’yi her seferinde çağın gerisine düşüren darbeleri Atatürkçülük adına yaptılar. Türkiye’yi uygarlık yolunda kötürüm bırakan emperyalizm işbirlikçisi politikaları hep Rahmetli’nin adıyla topluma dayattılar. Dinciler de “Atatürkçüler”den geri kalmadılar. Rahmetli’nin kendilerine özgürce ibadet ettikleri bir ülke bırakmasına şükredecekleri yerde, ülkeyi modernleştirmeye yönelik reformlarını hep “dinden çıkma” olarak görüp, her fırsatta kinlerini kustular. Cumhuriyet tarihi boyunca, Rahmetli’yi maske edinen “Atatürkçüler” ile dinciler, Atatürk üzerinden birbirlerine ateş etmekten geri durmadılar. Tatlı su liberalizmi Bugünlerde, Atatürk üzerinden verilen kavgaya bir de liberaller eklendi.
|
|
Devamını oku...
|
|
Sarp Kuray ve Ömer Gürcan Kıdemli Albay oluyor |
|
|
|
Yazar CUMHURİYET-Miyase İlknur
|
|
Thursday, 23 November 2006 |
|
Türkiye Cumhuriyeti, 83 yıllık tarihine sığdırdığı üç darbede, arkasında çok sayıda sivil ve askeri mağdur bıraktı. Darbeleri gerçekleştiren Türk Silahlı Kuvvetleri kendi içinde de geniş çaplı tasfiyeye gitti. Bu tasfiyenin en kapsamlısı 12 Mart'ta gerçekleşti. 12 Mart'ta tasfiye edilenler arasında 8 general, 35 albay ve alt kademede yüzlerce subayın ordu ile ilişkisi kesildi. Büyük bir kısmı gözaltına alındı. 12 Mart mağduru subaylar için 35 yıl aradan sonra CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı , iade-i itibar için bir yasa tasarası için çalışıyor. Baratalı'nın tasarısı AKP'nin de desteğiyle yasalaşırsa 12 Mart 1971-26 Ocak 1974 tarihleri arasında resen emekli edilen subay ve askeri öğrencilere kıdemli albay rütbesinden maaş bağlanacak. Temmuz 2006 tarihi itibarıyla kıdemli albay emeklilerinin aldığı 833 YTL aylıkla itibarları geri verilecek olan 12 Mart mağduru subaylar, aylıktan çok itibarlarının geri verilmesini istiyor. Tasarının yasalaşması halinde bundan yararlanacaklar arasında tanınmış isimler de bulunuyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Eşref Erdem , ATV Haber Koordinatörü Ali Kırca, Türkiye-Avrupa Sendikaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Yücel Top , gazeteci Atilla Özsever, Birikim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Laçiner, işadamı Haluk Ergüven ve Sarp Kuray da tasarıdan yararlanacak isimler arasında yer alıyor. |
|
Devamını oku...
|
|
Dr. Hikmet Kıvılcımlı TRT de |
|
|
|
Yazar Ahmet KALE
|
|
Wednesday, 22 November 2006 |
|
31 EKİM KIVILCIMLI'YI ANMA PROGRAMI ÜZERİNE 31 Ekim 2006 tarihinde TRT2 de Avni Özgürel'in "Portreler Galerisi" dizisinde Dr. Hikmet Kıvılcımlı Anıldı. Program değişik saatlerde 3 defa yayınlandığı gibi, program aralarında da tanıtım spotlarıyla sürekli duyuruldu. Program yayınlanalı 3 hafta olmasına karşın, Kıvılcımlı'nın izleyicisi olduğunu duyuran site ve dergilerde de, Kıvılcımlı'ya saygı duyduğunu belirten organlarda da herhangi bir değerlendirmeye bugüne kadar rastlamadım. Susuştan en çok yakınan kesimler olarak, bizler de adeta yok saydık programı. Bütün yaşamı boyunca, hep "Kızıl komünist Moskovaya" diye anılan, adı polis ve işkencehane kayıtları ve hapishane defterleri dışında devletçe anılmayan Kıvılcımlı, ilk defa devletin televizyonunda anılıyordu. Bunu yok saymamamız gerekir diye düşünüyorum. |
|
Devamını oku...
|
|
O zaman Sinanlar vardı... |
|
|
|
Yazar Şahin TEKGÜNDÜZ
|
|
Wednesday, 22 November 2006 |
|
Bir zamanlar Ankara... Sıhhiye Marmara Sokak, Marmara Apartmanı... Dört katlı, cephesi kirli sarı baklava dilimi bir sıvayla kaplı apartmanın birinci katı. Salonun geniş penceresi, o zaman zengin bir semt pazarının kurulduğu, şimdi ise betondan kat kat yükselen bir otoparkın kara, devasa kitlesi altında ezilmiş genişliğe bakıyor. Ilık bir ocak ayının ilk haftası dolmak üzere. 6 Ocak 1969 Pazartesi, gece saat on suları... Geniş pencerenin önündeki yemek masasında beş kişiyiz. Konuklarımız Sevim Onursal’la Kor Kocalak, karım Ayten, beş yaşındaki kızım Elif ve ben... Şimdi düşünüyorum da, hak etmediğimiz kadar keyifliyiz. Bir gün önce kurulan pazardaki balıkçım Halil Efendi’den aldığım turnabalığı tavasıyla rakı içiyoruz. Masamız bir hayli zengin. Karımın büyük beceriyle yaptığı Arap mezesi muhammara, çok sevdiğimiz Mihalıç peyniri, kütür kütür kırmızı turplar, şeker gibi tatlı kırmızı soğanlar, kokusu ve tadı hâlâ damağımdan eksilmeyen nar gibi domatesler, rakı kadehlerinin tokuşmasından çıkan kışkırtıcı sesleri daha da artırıyor. |
|
Devamını oku...
|
|
Her Kimki Devrimciyim Diyorsa |
|
|
|
Yazar Rıza CEYLAN (E.J.Hlk.Tek.Astsb.)
|
|
Monday, 20 November 2006 |
|
Emperyalizmin komşumuz IRAK'a demokrasi getireceğini beyan ederek sudan bahanelerle getirdiği demokrasi suyundan kaçbin kişinin boğuldunu bütün dünyaya göz göre göre göstermektedir. Ebu Garip cezaevinde ki akılalmaz işkenceler tüm dünyanın gözleri önündedir.Bu tüyler ürperten insanlık dramı ne yazık ki hiçbir dünya ülkesi tarafından kınanmamış adeta onaylanmıştır.En akılalmaz tarafıda burada olup bitene müslüman din kardeşi,islam dünyasındanda olumlu bir karşı koyma becerisi gösterilememiştir. |
|
Devamını oku...
|
|
Anmıyoruz! Yaşatıyoruz! |
|
|
|
Yazar Ömer GÜRCAN
|
|
Friday, 10 November 2006 |
|
Atamızı sağlığında düşünsel olarak öldürmek istediler. O bir devrimci ateş topuydu, halkının mutluğu için. 1919 mücadelesine ilk adım attığında kafası netti. Kullanabileceği her gücü devrimci potasına akıttı Günün şartlarına göre yapabildiğinin en iyisini yapmaya çabaladı.. Sonra ne oldu.. Sağlığında ihaneti gördü. İsyanlar Suikastlar…. Gençlikle yapmıştı mücadelesini. Fosiller, Padişahın ve emperyalistlerin yanındaydı. Gencecik generallerdi. Sayısı 6 yı geçmedi harekete omuz veren paşaların. Mustafa Kemal kendisi kendini bağlıyan rütbeleri atarak başardı istiklal mücadelemizi. Önce arkadaşlarını satıp suyu bulan adamlar türedi ....... Ve yıl 2006. 1969 larda MUSTAFA KEMAL’İN SÖNMEZ ATEŞİYİZ diye haykıran Deniz Teğmeni SARP KURAY düzenle uyum sağlamadığı için Cezaevine sokulmak isteniyor. EN BÜYÜK SUÇU MUSTAFA KEMAL’i ANMAK DEĞİL TÜM YAŞANTISINDA YÜREĞİNDE BEYNİNDE YAŞATMAK VE DAVRANMAK. GENÇLER, “KEMALİZM” “KEMALİZM” DİYE KONUŞANLARA TEK BİR SORU SORUN. SARP KURAY’IN SORDUĞU SORUYU. |
|
Devamını oku...
|
|
4 Kasım Halk Yürüyüşü |
|
|
|
Yazar Selahattin EROL
|
|
Thursday, 09 November 2006 |
|
4 Kasım günü Ankara Tandoğan meydanında yapılan miting ve ardından gerçekleştirilen “Halk Yürüyüşü” hakkında neler söylenebilir? Kuşkusuz bu eylemlere katılanların düşünceleri önemlidir. Zaten son üç gündür de onları dinliyoruz. Ne var ki miting ve “Halk Yürüyüşü”nün, katılmayanların gözünden bir değerlendirmesi de yapılmalıdır. Tandoğan mitingi bir ilk değil… Muhtemelen bir son da olmayacak !.. Ama öyle görünüyor ki, akıbeti kendinden önceki örneklerinden de farklı olmayacaktır. Türkiye'nin laik ve demokratik güçleri yıllardır sürekli miting yapıyorlar. 10 Kasım'larda Anıtkabir'e, 30 Ağustos’larda Kocatepe'ye, 19 Mayıs’larda Samsun'a koşuyor ; bildiriler yayınlıyor, konferanslar düzenliyorlar. Kuşkusuz önemli etkinlikler bunlar. Ama bu süreç içinde, işte 1996'dan bu yana, bu mitinglerle, konferanslarla, bildirilerle ülkede neyin değiştiği de ortadadır !.. |
|
Devamını oku...
|
|
12 Eylül Faşist Cuntasının İlk Faili Belli Cinayeti |
|
|
|
Yazar Tuncay ÇELEN
|
|
Tuesday, 07 November 2006 |
|
Sizce SOSYALİZM NEDEN ÖLMEDİ Mİ?" Yanıtım kısadır: İnsanlık öldürülemez de ondan. Şöyle de somutlaştırabiliriz: İlhanlar öldürülemez de ondan. 12 Eylül Faşist Cuntasının İlk Faili Belli Cinayeti ilhan Erdost (1944 - 7 Kasım 1980) Hiç bu kadar kararmadı gökyüzü Hiç bu kadar kirlenmedi sular İnsan insana bu kadar uzak değildi Böyle kaçırmazdık birbirimizden gözlerimizi Küçük bir kız şimdi babasını sorar Hadi yanıtlayın kızartıp yüzünüzü Can dostumuz devrimci arkadaşımız Yayıncı İlhan Erdost 12 Eylül Faşist Cuntasının ardından, 7 Kasım 1980'de Ankara Mamak Askeri Cezaevinde dövülerek öldürüldü. İlhan Erdost'u ve ağabeyi Muzaffer Erdost'u öldüresiye döverek. İlhan'ın Ölümüne sebebİyet verenler "korunarak" çok az cezalarla kurtuldular.
7 Kasım tarihi Türkiye Sosyalist hareketine yayınlarıyla, yazılarıyla, düşünceleriyle büyük katkıları bulunan Muzaffer ilhan Erdost için çok daha anlamlı, iki önemli olayı birlikte anıyor Erdost. Büyük Ekim Devrimini ve kardeşi İlhan Erdost'u. Değerli devrimci ağabeyimiz Muzaffer İlhan Erdost'la 7 Kasım öncesi İlhan'ı ve Büyük Ekim Devrimi sonrası gelişmeleri konuşuyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
Sarp Kuray'a Müebbet Kararı İstemi |
|
|
|
Yazar Editör
|
|
Friday, 27 October 2006 |
|
 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yasa dışı 16 Haziran Hareketi örgütünün kurucusu ve yöneticisi olduğu ve çok sayıda eylem talimatı verdiği gerekçesiyle müebbet hapse mahkum edilen Sarp Kuray hakkındaki kararın onanmasını istedi.
Başsavcılık, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının ardından temyiz edilen dosyayla ilgili tebliğnameyi tamamladı. Başsavcılık, Kuray’a verilen müebbet hapis cezası kararının onanmasını talep etti. Temyiz başvurusunu, Yargıtay 9. Ceza Dairesi karara bağlayacak SOLCU -ULUSALCI VE LAİK GEÇİNEN 27 MAYIS-12 MART-12 EYLÜL DÖKÜNTÜLERİN KİNİ DEĞİLSE BU KARARLAR NASIL AÇIKLANIR?. YAŞAR YAŞAMAZ Tam Aziz Nesinlik TİYATRO. Daha önce aynı mahkemece beraat, sonra yargıtay'ın bozması üzerine 15 yıl, tekrar bozması üzerine ağırlaştırılmış mühebbet hpis cezası verildi. İlginç olan tek kişilik örgüt davası olması. Dosyada adı geçenlerin serbesçe siyaset yapması, 15-16 Haziran örgütünde yer almıyan Sarp Kuray'a yer almadığı için ihanetle suçlayan15-16 Haziran Örgütü Kurucuları; Soygun yapan 15-16 Haziran örgütünün yakalanan elemanlarının 6 ayda serbest bırakılması ilginç bir resim. Rahmi YILDIRIM'ın deyimiyle BURASI TÜRKİYE. SARP KURAY 15-16 Haziran örgütü için bırakın Liderliği üye bile değil, hatta hiyanet etmş devletle anlaşmış kişi. Yayın organlarında bas bas bunu bağırdılar. Yargı bunu görmedi. Örgütün YAŞAMAZ'ı SARP KURAY'I Yargı bir YAŞATTI bir YAŞATMADI. . !5-16 HAZİRAN ÖRGÜTÜYLE İLGİSİ OLMADIĞINA kARAR VERDİ. DEĞİŞEN BİR GELİŞME OLMADIĞI HAL DE ÖRGÜTTE LİDERLİĞE YÜKSELTTİ. BİR SARP YAŞAR DEDİ. BİR SARP YAŞAMAZ DEDİ. ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA YA ZORAKİ 15-16 HAZİRAN ÖRGÜTÜNE LİDER YAPACAK YADA YAPMAYACAK. DÜNYA TARİHİNDE İLLEGAL ÖRGÜTÜNÜN BAŞINA ZORAKİ GETİRİLEN İLK KİŞİ OLACAK SARP KURAY.TAM BİR KOMEDİ.. SANKİ AZİZ NESİN YAŞAR YAŞAMAZ'I SARP KURAY İÇİN YAZMIŞ... AKLINLA ÇOK YAŞACAKSIN SEN AZİZ NESİN........ EĞİLİP BÜKÜLMEYEN SARP KURAY SENİ TANIDIĞIMIZ VE SENİN ARKADAŞIN OLMA ONURUNU TAŞIDIĞIMIZ İÇİN MUTLUYUZ ONURLUYUZ. |
|
Ulusalcılık-Sivil Toplumculuk Dayatması Devrimcilerin Kabulu Olamaz |
|
|
|
Yazar Sarp KURAY
|
|
Friday, 27 October 2006 |
|
ULUSALCILIK- SİVİL TOPLUMCULUK DAYATMASI DEVRİMCİLERİN KABULÜ OLAMAZ 
Edebiyatçı Orhan Pamuk’un Nobel ödülünü almasıyla birlikte, yeniden hız kazanan, ‘’ulusalcılık’’- ‘’sivil toplumculuk’’ tartışmaları siyasal bir gerçeği tüm açıklığıyla bir daha ortaya sermiştir. Türkiye; yakın tarihinde, hep birlikte içinde yer aldığımız şekilde dışarıdan planlanan bir ‘’konsept’’ dayatması ile karşı karşıyadır. Toplum mühendisliği misyonunu ellerinde tutan dış destekli güçler, çerçevesi kendilerince çizilmiş bir ayrışmanın derinleştirilmesini planlamaktadırlar. Ülkenin gündemindeki en yakıcı sorunlarının çözüm yolları tıkanmakta, her türden provokasyon tezgahlanmakta ve emperyalist kuşatma altında Türkiye halkının çözüm yolu olan ‘’1919’ların güncelleştirilmesi’’ perspektifi karartılmaya çalışılmaktadır. Devrimci güçler: 1960-71 ve 1971-80 arası dönemleri büyük bedeller ödeyerek yaşamışlardır. Dış merkezli, yukarıdan dayatılan ‘’konsept’’ ayarlamalarının hem halkımıza, hem de kendilerine ne gibi faturalar çıkardığını çok iyi bilmektedirler. Sınıf pusulasını yitirmiş, ne olduğu belli olmayan şoven ulusalcılıkla, egemen çevrelerin makyajladığı sivil toplumculuk ikilemine mahkum olmak, bunların arasında zikzaklar çizmek, yahut yandaş toparlayacağım diyerek teslimiyetçi ve oportünist yaklaşımlar oluşturmak, devrimcilerin tavrı olamaz. Çünkü; Türkiye devrimci hareketinin bütün engellemelere rağmen kuşaktan kuşağa aktarılmış müstakil bir devrimci hattı ve birikimleri vardır. |
|
Devamını oku...
|
|
İran: Ortadoğu'nun En Eski Uygarlığı |
|
|
|
Yazar Mehmet ÖZGÜR
|
|
Thursday, 26 October 2006 |
|
Dünyanın eski uygarlığının üstünde bugün İran devleti oturmaktadır. İster beğenelim ister beğenmeyelim bir uygarlıklar beşiğidir. Tarih bizi hiçbir zaman yanıltmamıştır.Tarihsel materyalizmin ışığında doğruları tarihten süzüp bulmak bizim görevimizdir. Kısaca tarihsel süreci anlatıp hafızamızı tazelememiz gerekirse.
M.Ö. 559-530 yılları arasında Pers Kralı Kyros yarım yüzyıl ardından Kambyses M.Ö. 530-521 ve Darius M.Ö.521-586 yılları arasında Mısır’dan Kuzeybatı Hindistan’a kadar olan tüm Ortadoğu bölgesini yöneten bir uygarlıktı. Uygarlığın merkezini oluşturan Ortadoğu’da Persler, önce imparatorluklarına kattıkları tüm halkların yerel özgürlüklerini, geleneksel dinlerini ve hukuk sistemlerini geri verme işini üstlendiler. Yahudilerin Yeruşalim’e geri dönmesine izin verdiler.Kendi rejimlerini desteklemek koşuluyla Mısır ve Babil’deki rahiplik örgütlerinin yetkilerini tekrar kendilerine verdiler. Büyük İskender tarafından yıkılana kadar bölgede büyük bir uygarlık geliştirdiler.
Yıllarca çeşitli kavimlerin geçiş alanı olana bu topraklarda daha sonra devrimci yönü ağır çok daha belirgin bir inanç, Mazdek adında bir peygamber tarafından kuruldu. Mazdekçilik gerici hükümetlerce kadınların ve mülkiyette ortaklığı savunmakla suçlanıp ağır saldırılara uğradı. Eşitlikten yana görüşleri önceleri hoşgörü ile karşılansa da sonradan közünü kazımak için şiddet ve bastırma politikası uygulandı. İran’ı İslam’ın istila ile bu eşitlikçi ilkel komünal dinsel formasyon yıkılıp gitti.
|
|
Devamını oku...
|
|
Süvari -Yeni Dergi |
|
|
|
Yazar SÜVARİ
|
|
Wednesday, 25 October 2006 |
|
SÜVARİ NİÇİN ÇIKIYOR ?  Öncelikli amacımız; “halkla beraber başlanmalı doğurup dokumaya” diyenlerle bir araya gelmek; ülkemiz tarihini, dayanışmacı, devrimci geleneklerimizi, günümüze taşıyarak incelemek; ülke sorunlarının çözümü için düşünen, çözüm üretmeye çalışan, söyleyecek sözü olan insanların görüş ve düşüncelerine yer vermek; halkımızın ve ülkemizin sorunlarına somut çözümler üretilmesine katkıda bulunmaktır. Türkiye İsrail’in yanında ABD emperyalizminin Ortadoğu’da ki jandarması statüsüne sokulmak , kan gölünün ortasına sürülmek isteniyor. Dünyanın yeniden paylaşımında , ABD ve AB uzlaşıyor. Bugün, ABD yandaşlığı yapmakla, AB kuyruğuna takılmak arasında, pratikte hiçbir fark yoktur. Her ikisi de uluslarüstü sermayenin ve emperyalist güç merkezlerinin, gizli-açık örgütleri eliyle, tüm mazlum halklar üzerinde egemen olmasını savunan, bunun için savaşlar çıkartmayı, insanları kitleler halinde öldürmeyi tereddütsüz göze alan politikaların mimarları ve baş aktörleridir. Bugün piyasaya sahte “sol” yayınlar, sahte “solcular”, sahte “yurtseverler” sürülüyor. Denizler, Mahirler ve Mustafa Kemaller içi boş, içeriği boşaltılmış masal kahramanları gibi sunuluyor. Sanal “Polat”lar, sanal ”milliyetçiler” sözüm ona emperyalizme karşı çıkartılıyor. Halkımız Kürt-Türk yada Laik-Şeriatçı ayrımı teşvik edilerek birbirine boğazlatılmak isteniliyor. Alevi- Sünni gerginliği yaratmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Süvari” işte böyle bir ortamda, yayın hayatına başlıyor. Sahte devrimcilerin; sahte ulusalcıların, sahte halkçıların maskelerini indirmek, sayfalarını gerçek yurtseverlere, devrimcilere açarak, ayrımsız hepsi ile kucaklaşmak için, çıkıyor. Süvari Acemce’de siyaset anlamına gelir.Yönetme sanatıdır. Yönetmek için bilmek öğrenmek gerekir. Süvari en önde koşan canlarımızı da çağrıştırır Şeyh Bedrettin’i , Yzb.Resneli Niyazi’yi, Mustafa Kemal’i, Alb.Talat Aydemir’i , Bnb.Fethi Gürcan’ı ,Deniz Gezmiş’i, Mahir Çayan’ı, Üstğm. Saffet Alp’i, Erdal Eren’i, Tğm.Ömer Yazgan’ı ve nicelerini. En önde koşanları…. Süvari 20. yüzyılın başındaki atılımlarımızın heyecanı ile, Çanakkalelerden, Dumlupınarlardan aldığımız güçle, tarihimizin aydınlık yüzü olan bu uğurda can veren değerlerimizin onurlu mücadelesi ışığında; 1919’ların güncelleşmesi azmi, heyecanı ve dinamizmi ile çıkıyoruz; bu parça-bölük yapıya dur demek, değişmek ve değiştirmek için Savaşsız Sömürüsüz Dünyaya gidilen yolda Süvari olmak ve yeni “Süvari” lerin oluşmasına katkıda olmak için çıkıyor.
Siz değerli arkadaşlarımızın da “Süvari” ye sahip çıkmaya, yazılarınızla ; abone olarak ve yeni aboneler bularak ; dağıtımına sahip olarak; tek beyin,tek yürek ve tek bilek olmaya çağırıyoruz. SÜVARİ ABONE ÜCRETİ YILLIK 4 sayı İletişim ücretleri dahil Yurtiçi: 30 YTL Yurtdışı: 30 AVRO POSTA ÇEKİ: ŞEVKET FETH İ SANCAR 1002982 İŞ BANKASI: MEHMET ÖMER GÜRCAN 4275 0002611 İletişim :
Genel Yayın Yönetmeni Tuncay ÇELEN
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Yazı İşleri Müdürü Ömer GÜRCAN
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Hatay sok. 7/14 Kızılay Ankara Tel: (312) 419 99 22
|
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1093 - 1104 / 1507 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1910
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4838569
|
|
|