left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Cuma, 21 Kasım 2008
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Bize Ulaşın
ASKER DARBE KESMEZ BİRDE SIVIL DARBE YAK Yazdır E-posta
Yazar haber.sol.org.tr/   
Çarşamba, 25 Haziran 2008

imageTÜSİAD'çılar şimdi eleştirdikleri darbecilere "emrinizdeyiz" diyerek önerilerde bulunmuşlardı. Emir veren aslında onlardı.

12 Eylül Anayasasının yetersiz kaldığını söyleyerek yeni bir Anayasa için kolları sıvayan TÜSİAD, 12 Eylül 1980 darbesi ve Anayasasını destekleyen sermaye kesiminin önde gelen kurumlarından biri. Hatta TÜSİAD,  Anayasanın referanduma sunulması sürecinde Anayasa lehine propaganda faaliyeti yürütenlerin başında geliyor. Bugün, 12 Eylül Anayasası’nın katılımcı bir ortamda hazırlanmadığını ve demokratik sayılmayacak şartlarda kamuoyuna sunulduğunu ileri süren TÜSİAD, o dönemde verdiği gazete ilanlarını unutmuş olmalı.

TÜSİAD’ın ilk ilan müdahalesi
TÜSİAD’ın 1978’de verdiği ilk gazete ilanı CHP hükümetini hedef alırken,  tekelci sermaye böylelikle siyasi krize müdahale etmiş ve sonraki süreçte TÜSİAD adından daha çok bahsedilir olmuştu.

Devamını oku...
 
POSTAL YERİNE PORTAKAL Yazdır E-posta
Yazar soL (HABER MERKEZİ)   
Çarşamba, 25 Haziran 2008
 image

1991'den sonra askeri darbe olmadı. Şimdi sivil darbeler moda.

Türkiye darbeyi tartışıyor. Darbe karşıtları sokakta. Platformlar kuruluyor, panolara afişler asılıyor, imza kampanyaları düzenleniyor. Değişik görüşlerden insanlar yan yana geliyor, örgütler bir çatıda birleşiyor. “Bir daha asla” diyorlar, “bu kez izin vermeyeceğiz” diye haykırıyorlar.

Darbe girişimi beklenen kurum TSK. 27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de doğrudan yönetime el koyan askerlerin daha sonra da dolaylı yöntemlerle siyasal alana müdahale ettiği görüldü. Ancak bunların hiçbirine TSK’nın parçası olduğu NATO itiraz etmedi, son ikisinin planlamasında ise ABD ve onun borusunun öttüğü NATO’nun birinci dereceden rolü olduğu biliniyor. Bu darbelerle sermaye sınıfının çıkarları korundu, emekçi kitleler sindirildi, devrimcilere dönük sınırsız şiddet kullanıldı.
Devamını oku...
 
SHP KADIN MECLİSLERİ KURULTAYI Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ   
Çarşamba, 25 Haziran 2008

SHP Kadın Meclisleri 2. Olağan Kurultayı 29 Haziran 2008 tarihinde Ankara'da İnşaat Mühendisleri Odası Salonunda Saat: 13.00'de  toplanacaktır.

Adres:
İnşaat Mühendisleri Odası Necatibey Cad. No: 57 Kızılay ANKARA

 
MEDİNE SÖZLEŞMESİ Yazdır E-posta
Yazar Tevfik YAZICILAR-milli görüş portal   
Salı, 24 Haziran 2008

23 Ocak 1993 Cumartesi günü Üsküdar Tevhid Vakfı'nda Ahmet Ağırakça Medine Vesikası hakkında bir konferans verdi.

Konferans, son zamanlarda sivil toplum anlayışı içinde yeni toplumsal projeler oluşturmak çabasındaki kişilerin, Rasulullah'ın Medine'de gerçekleştirdiği rivayet edilen bir anlaşmayı muhtevasını saptırarak kendilerine temel kalkış ölçüsü edinmelerindeki yanlışlığı eleştirmek ve bu kişileri uyarmak açısından önem taşıyordu. Bireysel ve toplumsal sorunlarını hala Kur'an bütünlüğü içinde çözme alışkanlığını edinememiş, ele aldığı konuların karşılığını bütüncül bir yöntemle muhkem nasslarda arama ve nass ile vakıa arasında irtibat kurma bilincine ulaşamamış kişileri uyarmak ve bu uyarıyı hissettirebilmek amacıyla Ağırakça'nın yaptığı konuşmanın özetini aşağıda sunuyoruz:
diye mail kutuma düşen yazıyı sizlerle paylaşıyorum.

Devamını oku...
 
HAYATA DÖNDÜRDÜLER Yazdır E-posta
Yazar Ömer Gürcan   
Salı, 24 Haziran 2008

'Hayata Dönüş' davası düştü

1460 kamu görevlisi, dava zaman aşımından düşünce ceza almaktan kurtuldu.
Resimleri yüklemek için burayı tıklatın. Gizliliğinizi korumak için Outlook, bu resmin Internet'ten otomatik olarak yüklenmesini engelledi.
Cezaevlerindeki ölüm oruçlarını sonlandırmak amacıyla düzenlenen "Hayata Dönüş" operasyonu sırasında İstanbul Bayrampaşa Cezaevi'nde 12 tutuklu ve hükümlünün ölümüne neden olmakla suçlanan jandarmaların yargılandığı dava zamanaşımı gerekçesiyle düştü.

"Hayata Dönüş" operasyonu kapsamında, 1460 kamu görevlisinin yargılandığı davaya dün Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Sanıkların katılmadığı duruşmada Hâkim Ali Belen, dava konusu suçlamaya ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğunu tutanağa yazdırdı. Esas hakkındaki görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Demir, zamanaşımı süresinin dolduğunu ve davanın düşürülmesine karar verilmesini istedi. Bu konudaki görüşü sorulan sanıkların avukatı Tarık Kale de, zamanaşımı süresinin dolduğunu ifade ederek, davanın düşürülmesi yönünde karar verilmesini talep etti.



Devamını oku...
 
KEMAL DERVİŞ Yazdır E-posta
Yazar EROL MANISALI / 23.06.2008 - CUMHURIYET   
Salı, 24 Haziran 2008

Kemal Dervis Operasyonu, AKP ve Bati


     - AB cevreleri AKP'nin yargi yolu ile kapatilmasi olasiligina siddetle karsi ciktilar. "Kapatilirsa, Turkiye-AB sureci askiya alinir" dediler. Ancak daha sonra, bu keskin tutumlari degisti. Kimileri bu degisikligi, "AB, AKP'nin gercek yuzunu gordu" diyerek saflikla aptali oynamak arasinda tur attilar.

  Oysa yaniti baskaydi; Turkiye'nin AB sureci askiya alinirsa bundan kim zarar gorur? Tabii ki AB tarafi.

    - Bruksel "AB sureci ile" Turkiye'yi yedegine (ve gudumune) almis, istedigi gibi yonlendiriyor. Hicbir zaman icine almayacagi Turkiye'yi, AB sureci ile arka bahcesi haline getirmis (Abdullah Gul'un kulaklari cinlasin).

Devamını oku...
 
SOSYAL DEMOKRASİ Yazdır E-posta
Yazar Eyüp ÜNAL- SHP Parti Meclisi Üyesi   
Salı, 24 Haziran 2008
Demokratik sosyalizm yeryüzündeki tüm halklar arasında demokratik yapılanmayı, barışı ve işbirliğini sağlamayı amaç edinmiş bir özgürlük hareketidir. Toplumların gelişimi, yaşama koşullarının değişmesi, uygulama ve deneyimlerin artmasıyla demokratik sosyalizm amaç ve hedeflerini yeniden formüle ederek genişleyen tarihsel bir olgudur.

 

      19.yüzyılda doğmuş olan modern sosyalist hareket, kapitalizmin insanlık dışı uygulamalarına karşı gelişen işçi hareketleri üzerinde gelişip serpilmiş, insanlığın temel değerleri olan özgürlük, adalet, eşitlik ve dayanışmayı günümüze taşımıştır. Kamu mallarının kullanımını ve toplumsal refahın rasyonalize edilmesini, halkın iradesinin politik meşruiyet temelindeki kurumlar yolu ile temsilini esas alarak bugün, hümanist ve ilerici geleneğin tek mirasçısı olmuştur.
Devamını oku...
 
"ZORUNLU" GÖÇ -ANKET SONUCLARI Yazdır E-posta
Yazar Müslüm ÜZÜLMEZ-İnternet   
Pazartesi, 23 Haziran 2008

"Zorunlu" göç etmiş ailelere dair yapılan bir anketin sonuçları


Image Yaşadığımız coğrafyanın güneydoğusu mayınlı bir tarla, insanlar yıllardır acı çekiyor.
Kürtler hak ve özgürlük talebinde… Devlet Kürtlerin hak ve özgürlük taleplerini bastırma derdinde.

Sürdürülen "düşük yoğunluklu savaş" nedeniyle, yakın zamanda, köyler basıldı, köyler yakıldı, köyler boşaltıldı, aileler köylerinden göç etti veya göçe zorlandı. Netice itibarıyla yoğun bir göç yaşandı.
Kanayan yaramızın birincisi süren bu savaş ise; ikincisi de, bu savaşın sonucu yaşanan göçtür.

Göçlerle insanlar kökeninden, kökünden koparıldı; değersiz bir nesne gibi yaşamın kıyısına savruldu/atıldı.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Van İl Koordinasyon Kurulu, daha doğrusu Van'da şube veya temsilcilik düzeyinde örgütlü bulunan İnşaat, Ziraat, Mimarlar, Makine, Elektrik, Jeoloji, Kimya, Gıda, Harita ve Kadastro Mühendis Odaları "Van ve Çevre İllerdeki Kırsal Yörelerden Van'a Göç Etmiş Ailelerin Sosyal, Ekonomik, Kültürel ve Demografik Özellikleri İle Bu Ailelerin Köye Dönüşe İlişkin Özlem, Beklenti ve Tutumları Üzerine Bir Çözümleme" başlığı altında, yaklaşık iki yıl süren, örnek olabilecek çok önemli bir çalışma: "Van'a Göç Etmiş Aileler Üzerine Anket Çalışması" yaptı/yaptırdı. Basına pek yansımasa da, daha sonra, anketle ilgili izlenen yöntem, bulgular, sonuç ve öneriler TMMOB Van İKK tarafından kitap olarak yayınlanıp kamuoyunun bilgisine sunuldu.


Anketin gerçekleşmesinde Prof. Dr. Ruhi Köse'nin, TMMOB Genel Merkezi'nin, TMMOB 39. Dönem Van İKK bileşenlerinin ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyoloji Bölüm öğrencilerinin hüner, emek ve katkıları bulunmaktadır.


Göçlerin nasıl kanayan derin bir yara olduğunun iyi bilinmesi ve de Van'da yapılan bu çalışmanın diğer bölgelere göç edenler için emsal teşkil etme özelliğinde olması nedeniyle, anketten çıkartılan sonuç ve önerileri olduğu gibi bilgilerinize sunmak istiyorum.


Devamını oku...
 
BİR GREVİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ Yazdır E-posta
Yazar BİLGİLENDİRME_DEVRİMCİ HAREKET   
Pazartesi, 23 Haziran 2008
Geçtiğimiz günlerde yaptığımız açıklamada,“Sol, zayıf düştükçe kahramanlık hikayelerine daha çok öykünür, içeriği değil biçimi öne çıkarır hale geldi. 1 Mayıs'ta olduğu gibi kimi yapıların büyük oranda kendisinin moral ihtiyacını gidermek üzere dönem dönem ortaya koyduğu dar pratikler, o dar çerçeve içinde anlam taşısa da dönemin mücadele ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır.” demiştik. Mücadelenin değil yapıcılarının ihtiyacı olan türde eylemlere/etkinliklere bu açıklamamızdan sonra da çeşitli biçimlerde tanık olduk. Belki geçmişte de öznellikle malul bu türden eylemler oluyordu. Ama bir süredir bu konuda hiç görülmediği denli bir yoğunlaşma söz konusu; adeta hemen tüm sol yapılar böyle bir rüzgara şu veya bu oranda kapılmış durumda.

Son olarak 16 Haziran’da yapılan, Limter-İş’in organize ettiği “Tersane grevi” bu açıdan oldukça düşündürücüdür. Eylemi önceleyen günlerde, “Görüşme masasından kaçanların hesap vereceği yer, grev meydanı olacaktır.” (Limter İş, 14 Haziran) biçiminde hak almaya dönük bir grevin başlatılacağı mesajı verilirken asıl dikkat çeken boyut destek bağlamlı duruş ve açıklamaların eylemin kendisinin önüne geçmesiydi. Gerçekte grevden çok sınırlı sayıda işçi ile bir çeşit miting ve demokratik kamuoyu ile birkaç saatlik moral etkinliği yapma biçimindeki tasarı, kimi yapıların kendi öznel duruşu ve algılayışı sebebiyle çok farklı yansıtıldı. Örneğin etkinlik günü yapılan “Tuzla’da sabahın erken saatlerinden itibaren toplanan tersane işçileri, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve öğrenciler greve başladılar.” (Sendika.org) biçimindeki açıklamalarda da görüldüğü gibi “grev” kelimesi bir anlamda “etkinlik” kelimesinin yerine kullanılmış ve destekçi tüm yapılar grevci olarak yansıtılmıştır.
Devamını oku...
 
AB'Lİ OLMAK GLOBAL YASADIŞILIĞIN SUÇ ORTAĞI OLMAKTIR Yazdır E-posta
Yazar Miktat ALGÜL-Gazeteci-yazar -SHP Mersin Merkez İlçe Başkanı   
Pazar, 22 Haziran 2008

Ağzından 'barış' laflarını düşürmeyen Avrupa Birliği savaş bağımlısıdır; Neden ekonomisinin çok ciddi bir bölümü savaşlardan beslenmektedir. AB ve ABD birlikte dünyadaki silah ticaretinin %80'ini yürütür ve İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda ve İtalya silah ihracatı en yüksek ilk on ülke içerisindedir.Dünyadaki en güçlü silah üreticileri listesinde ilk onda İngiltere'den BAE Systems ve Rolls Royce, Almanya'dan DaimlerChrysler, Fransa'dan Thales ve İsveç'ten Saab bulunmaktadır. İngiltere'nin savaş uçakları, Almanya'nın mayınları, Fransa'nın füzeleri, Çek Cumhuriyeti'nin tankları, Hollanda'nın yüksek teknolojili askeri teçhizatları, İspanya'nın silahları, İsveç bankalarının destekleyicilerin den Danimarka ve Portekiz menşeli nakliyat şirketleriyle 'uygarlığın sınırlarının dışına' sevk edilir. Bu "savaş birliği"nin sattığı silahlarla Ruanda’da Hıristiyanlara, Endonezya’da Doğu Timor halkına saldırıldı; bu saldırıların ardından barış neferi AB yüzsüzlük dersi vererek katliamları kınamıştır.
ABD ile çıkarlarının örtüştüğü yerlerde işbirliği içerisinde, çıkarların ters düştüğü yerlerde dönüşümlü olarak savaş-barış savunucusu olan AB'nin elinin uzandığı her yer kan gölüne dönmektedir.Bu gün içinde geçtiğimiz melankolik Ab ‘ye girme sevdasında bu yaşanan realitelerde göz önüne almak lazım.Bir dönem Türkiye’ye sattıkları silahların hangi bölgelerde kullanılıp kullanılmayacağını söyleyenler ve
Türkiye’yi kaosun içine çekmek isteyenler bunlar değil miydi ?Bakın tarihsel süreçler aslında bize çok güzel yol göstericilik yaptığı gibi nasıl bir model oluşturmamız gerektiği konusunda da fikirler vermektedirŞimdi AB ve ABD’nin tarihsel zamanlamada hangi ülkede ne yaptıklarına bakalım
Devamını oku...
 
SARP KURAY'A TRT DE EKRAN YASAĞI Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ-   
Perşembe, 19 Haziran 2008

SARP KURAY'A  EKRAN YASAĞI

TRT 2’ DE

19 HAZIRAN PERSEMBE GÜNÜ

SAAT 22:10'DA YAYINLANACAK

5 GUN 5 GUNDEM -PANDORA’NIN KUTUSU’NDA Kİ TARTIŞMASI

TRT GENEL MÜDÜRLÜKÇE

YASAKLANDI.

"DEMOKRASİ"Yİ AĞIZLARINDAN DÜŞÜRMEYEN ZİHNİYET KENDİNİ BİR DAHA ELE VERDİ.

SARP KURAY'IN 1919 LARI SHP ÇATISI ALTINDA GÜNCELLENMESİNİN NEDENLERİNİ ANLATIMINDAN KORKULDU.

TRT YÖNETİMİNİ ŞİDDETLE KINIYORUZ.

TRT BABANIZIN ÇİFTLİĞİ DEĞİLDİR

 

 

 

 

 

 
68 KUŞAĞI ANADOLUNUN TARİHİ MİRASINA SAHİPLENİP GÜNCELLEŞTİRDİ.. Yazdır E-posta
Yazar Teslim-TÖRE-dusenseluretim.com   
Salı, 17 Haziran 2008
Image68 kuşağı, Türkiye’nin bütün sorunlarına parmak basmış, çözüm üretmiş, çözmek içinde elinden gelen bütün  gücünü kullanmış ve her türden  mücadele yöntemlerine baş vurmuştur.

Zora dayalı devrim stratejisinden, barışçıl geçiş yöntemine kadar  bütün mücadele yöntemlerinin  teorik üretimi yapıldı. Silahlı mücadele de dahil  her türlü mücadele yöntemleri  tartışıldı ve hayata geçirilmeye çalışıldı. Bu arada  9 Mart cunta  hazırlıklarını destekleyenler ve onun hazırlıkları içinde  yer alanlarda  oldu.     


68  Kuşağı  Anadolu’nun Tarihi  Mirasına  Sahiplenip Güncelleştirdi.

Emperyalist kültüre karşı, Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaşi  Veli, Mevlana, Yunus Emre, Nesimi, Bedreddin gibi Anadolu tarihinin  toplumsal muhalefetine sahip çıkıldı. Yaşayarak gördüğüm için  iddia ederek söylüyorum: 68 kuşağı denen kuşak olmasaydı, Mustafa Kemal Atatürk’ ün  ismi de, tarihi de unutturulmaya çalışılıyordu. Yıllarca göğüslerinde Atatürk ün rozetini taşıyarak gezmelerinin nedeni  buydu. Faşistler ve dinciler  göğsünde Atatürk rozeti  taşıyanlara  kırmızı görmüş boğa gibi,  kudurmuş casına saldırıyorlardı.
 
68 kuşağı  denen nesil  ne Kemalist  ne de sahte Kemalistti. 68 Kuşağı denen nesil, tıpkı Pir Sultan Abdal,  Bedreddin,  Yunus Emre  vb. gibi  Anadolu’nun tarihsel dokusuna,  muhalif güçlerine sahip çıktığı gibi, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin  unutturmaya çalıştıkları  Ulusal Kurtuluş Mücadelesi  veren, İstibdat’ ı  yıkan, onun yerine Cumhuriyeti kuran  mücadelenin önderi  Mustafa Kemal’ e de sahiplenerek  yaşatmaya çalıştı.

O dönemde, sahte Kemalizm henüz üretilmemişti. Atatürk rozeti  takan  bir çok öğrenciyi  okullardan attılar. Sokak ortasında linç edercesine  dövdüler.  Polise şikayet edenlerin bir çoğu polisten  de  dayak yiyordu. O dönemde Atatürk rozeti taşımak şimdiki gibi bir imtiyaz değildi. Tam tersine çok önemli bir risk unsuruydu. Benzetmek yerindeyse, o dönemde Atatürk rozeti, şimdiki gibi  takanları korumuyordu. Atatürk rozetini takanlar,  Atatürk’ ü korumak amacıyla takıyorlardı.
Sıkıyönetim Askeri Mahkemelerinde Atatürk savunuculuğu yapmalarının  nedeni de  buydu. Onları yargılayanların  Atatürkçü geçinip, emperyalizme hizmet ettiklerini çok iyi biliyorlardı. O nedenle onlara karşı da  Atatürk ü  savundular.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 109 - 120 / 963
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1189
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 817951
Syndicate
 
left
Top! Top!
right