left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Monday, 06 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
YAĞMALAMA OYUNCULARI Yazdır E-posta
Yazar ÖMER GÜRCAN- DEVRİMCİ HALK PARTİSİ   
Wednesday, 24 August 2011

 CHP ORGANLARINI ELDE TUTAN ZİHNİYET AKP'NİN YEDEK LASTİĞİDİR..ONURLU KİŞİLERİ VİTRİNE KOYARAK, YAPILAN PİSLİKLERİ  KAMUFLE ETME YAĞMACI ZİHNİYETİN SİYASET ANLAYIŞIDIR.. CHP İÇİNDEKİ ONURLU KİŞİLER BU YAPIYLA AÇIKÇA MÜCADELE ETMELİDİR..AKP Yİ İKTİDARA GETİREN  CHP'NİN BU ÇÜRÜMÜŞ YAPISIDIR.. BU YAPI BAŞTA AKP VE CHP  OLMAK ÜZERE SİYASİ PARTİLERDE YAĞMA SİYASETİNİ SÜRDÜRMEKTEDİR.. SİYASİ MÜCADELE PARTİ AYIRT ETMİYEREK BU ZÜMREYLE MÜCADELE ETMEKLE GEÇER..LİBYA ÖRNEĞİ BUNUN ULUSLARARASI EN BÜYÜK ÖRNEĞİDİR...AKBABALAR YAĞMA İÇİN HAZIRDIRLAR..YENİMAHALLE BELEDİYESİ ÖRNEĞİ BU AKBABALIĞIN KÜÇÜK BİR PROTİPİDİR..LAİK, İRTİCA, ULUSAL, VATAN, MİLLET TARTIŞMALARI, CAMBAZA BAK DİYEN YANKESİCİ MODELİDİR BUNLAR..BUNLAR  "İŞ" ADAMI YADA "SİYASİ" İNSAN GÖRÜNTÜSÜNDE HALKIN HAKLARINI ÇALAN YARATIKLARDIR..PARTİ DALAŞMALARI BUNLARIN ORTAYA ATTIKLARI SİS BOMBALARIDIR..SECERELERİNİ İNCELEYİN BİRBİRLERİNE KIZ VERİP ALARAK HISIM- KANKA OLMUŞLARDIR. BİR "SİYASİ" YADA "İŞ" ADAMI DÜĞÜNÜNE BAKIN...ÇEKİLEN FOTOĞRAFLAR , ÇOK ŞEYİ ANLATIR.......

CHP Ankara İl Başkanı Tarık Şengül, CHP’li Yenimahalle Belediye Meclisi’nin daha önce Büyükşehir Belediye Meclisi’nde alınan kararla Yenimahalle İlçesi Alacaatlı Mahallesinde imar haklarının 5 katı artıran 1/5000 ölçekli plan kararına paralel olarak 1/1000 ölçekli plan değişikliğine onay verdiğini belirterek, genel başkanlığını yaptığı TMMOB Şehir Plancıları Odası’nın karara açacağı davaya engel olması için ise tenzili rütbeye uğramış CHP’li bir yöneticinin gönderdiği bir işadamının kendisine rüşvet teklif ettiğini öne sürdü.

Şengül, CHP Ankara İl Başkanlığı’nda yaptığı açıklama ile, CHP’li Yenimahalle Belediyesi’nin, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile birlikte bir imar rantına ortak olduğunu iddia etti.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun söz konusu açıklamalarından haberi olmadığını söyleyen Şengül, bu açıklamalarını belki de Kılıçdaroğlu’nun olumsuz karşılayacağını ifade etti. Bir süredir Ankara İl Yönetiminin spekülatif değerlendirmelerin merkezine gelerek, Ankara Olağanüstü İl Kongresi ve Yenimahalle Olağanüstü İlçe Kongresinin toplanmasına yönelik imzaların toplanmaya başlandığını belirten Şengül, bu nedenle Ankara İl Başkanı olarak bazı konulara açıklık getirmeye karar verdiğini ifade etti.

-"İŞ ADAMI RÜŞVET TEKLİF ETTİ"-

Kılıçdaroğlu’nun bu göreve geldiğinden beri kendisinden beklentisinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından sürdürülen "talan rejimine" karşı aktif bir liderlik yapmak olduğunu söyleyen Şengül, bu bilinçle Ankara’daki süreçleri izlemeye devam ettiklerini belirtti.

Devamını oku...
 
EVCİLLEŞTİRME Yazdır E-posta
Yazar CÜNEYT KURU   
Tuesday, 23 August 2011

      
        14 Mayıs 1955 tarihinde sekiz Sosyalist Devletin bir araya gelerek oluşturdukları ( Arnavutluk, Romanya, SSCB, Demokratik Almanya, Bulgaristan, Polonya, Çekoslovakya ve Macaristan) CIA nın soğuk savaş srajedisiyle sekiz coğrafya üzerinde yaşayan halklara yaptığı yoğun psikolojik baskıyla önce SSCB nin 1989 da dağılmasıyla birlikte 1 Temmuz 1991 ise Varşova birleşkesi sonlandırıldı. Savaş örgütü NATO, bu ülkeleri özgürleştirmek adına sürekli Milliyetçiliği kaşıyarak, birbirlerinden koparılmış halklar yaratmayı başardı.
  
    BALKANLAR-YUGUSLAVYA

    Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin Josip Tito'nun ölümünden sonra artan etnik çekişmeler ile Emperyalizmin yarattığı ekonomik bunalımlar yine Milliyetçilik akımlarının CIA tarafından süspanse edilmesiyle, Balkanlarda iç çatışmalar kanlı katliamlar yakın tarihimize damgasını vurdu. Varşova ve Balkanlardaki dengelerin alt üst edilmesiyle birlikte Küresel kapitalizm geçiş noktası Türkiye düşünde ise ılımlı dindarlarla liberallerin çiftleşmesiyle ortaya çıkacak, genetiği bozuk yeni bir siyasi yapıydı. Çatısını CIA nın oluşturduğu kukla yönetimin derinliklerinde ise ORTADOĞU yatmaktaydı. Irak operasyonuna başlandığında BOB eş Başkanı, sn. Başbakan 1 Mart teskeresinin bedelini zaman içersinde tuvalete süpürülme tehditlerini bertaraf ederek yönelişini, iç siyaseti ABD' nin talepleri doğrultusunda şekillendirmesiyle Küresel Kapitalizmin vazgeçilmezi konumunu korumuş oldu. Biraz geriden gelirsek, Kuzeyde gerçekleştirilen renkli darbelerin coğrafyamız üzerindeki etkilerini yakından inceldiğimizde, Ukrayna TURUNCU Devrimi kendini öne çıkarmaktadır.

Devamını oku...
 
KINA YAKIN KINA Yazdır E-posta
Yazar TURGUT KOÇAK- TSİP GENEL BAŞKANI   
Monday, 22 August 2011

Elcezire dünyaya haber geçmiş. Trablus düşmüş, Kaddafi kaçmış. İşbirlikçi görsel ve yazılı basın hep birlikte diktatör takibinde. Türkiye’de yayınlanan AKP’ye yakın gazeteler hemen bu bilgiyi haber yapmışlar. Diyorlar ki, “Libya muhalifleri ve NATO kuvvetleri birlikte Trablus’a girdiler.” Satılmışlarda birazcık olsun utanma, sıkılma olsa bu haberi zil takıp oynayarak vermez. Namuslu olmak; NATO’nun ne menem bir saldırı ve savaş örgütü olarak küresel sermayenin ve emperyalist güçlerin hizmetinde olduğunu bilir. NATO’nun içinde Türkiye’nin olmasınınsa toz zerresi kadar hükmü yoktur. Çünkü bu saldırı paktındaTürkiye’nin görevi kullanılmaktan öte bir şey değildir.

Oturup birazcık düşünsek; gerçekleri kavramakta sıkıntı çekmeyiz ama nedense ne düşünme zahmetine katlanıyoruz ne de sorgulama alışkanlığımız var. Hoş emperyalizmin gönüllü kölelerinin, böyle bir zahmete katlanmayacağı, yaptıklarını bilinçli olarak yaptıklarını zaten biliyoruz. NATO ne zaman Libya’yı bombalamaya başladı, gerçekler de çorap söküğü gibi geldi. Şişinen ve ortalıkta horoz horoz dolaşan Bay Tayyip gitti, yerine NATO’nun yanında yer alan konuyu bir daha ağzına bile almayan biri geldi. İş bununla kalsa iyi. NATO bombardımanından kısa bir süre sonra Libya’daki bütün saldırıları yöneten karargah İzmir’e taşındı. O gün bugündür Libya İzmir’den verilen talimatlarla bombalanmaktadır. İktidar ve iktidarın ileri gelenleri utanmadan sıkılmadan dincilik taslayarak Ramazan sofraları düzenleyip duruyorlar. Oysa NATO’ya geçit vererek ve de bizzat içinde yer alarak Libyalı Müslümanların kırımına imza atanlar ta kendileridir.

Devamını oku...
 
KÜRT SORUNUNU SOSYALİSTLER ÇÖZER Yazdır E-posta
Yazar ERCAN YEŞİLYURT-CUMHURİYET   
Saturday, 20 August 2011

Kürt Sorununu Sosyalistler Çözer

Toplumsal ve siyasal sorunları bir bütünlük ve tutarlılık içinde açıklayan bir tek sosyalistlerdir. Kürt sorununu da ancak Türkiye'nin bütününün çelişki ve sorunlarıyla birlikte, Kürt ve Türk sosyalistleri çözebilir.Sosyalistler, ırk ve inanç açısından bakmaz olaylara. Esas olan insandır ve insan haklarıdır sosyalistler için. Sosyalistler Kürtçü ya da Türkçü değildir, bu konuda taraf değildirler.Türkiye'deki solun geçmişine bakıldığında da çok rahat görülebilir. TİP 1970'te 4. büyük kongresinde sorunun adını ilk defa "Doğu sorunu" diye koymuş ve bunun çözüm önerilerini karar altına almıştır. Ancak 12 Mart 1971 'den sonra TİP bu kongre kararı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'nce kapatılmıştır. Halbuki 1965-69 dönemi Diyarbakır ve TİP'in tek Kürt Milletvekili Tank Ziya Ekinci, "siyasal temsil bağlamında Türkiye Kürtlerinin ayrılıp bağımsız bir devlet kurma talebinin gerçeklerle ilgisi olmayan bir fantezi olduğunu" bugün bile söylemektedir.Toplumsal taleplerin gerçekliği, ancak nesnel, ekonomik, sosyal ve siyasal koşullarla uluslararası konjonktür çerçevesinde değerlendirilerek belirlenebilir. Böyle bir değerlendirme yapılmadan öne sürülen talebin ciddiye alınması doğru olmayacaktır. Ve sorunun çözümü demokratikleşmeyi önkoşul sayan, demokrasiyi benimsemiş siyasi güçlerin, grupların, kişilerin çabasıyla sonuçlandırılacaktır.

Devamını oku...
 
30'UNCU YIL AĞITI Yazdır E-posta
Yazar Umur TALU-HABERTÜRK   
Friday, 19 August 2011

Çıkamadık barışla 30 yılda bir savaştan
30 yılda 50 bin genç öldürdük her yaştan
mezarlarla ördük bu yurdu dört baştan
bir de " imtiyazsız sınıfsız kaynaşmıs bir toplum" diye başlamamıştık bu yolculuğa...


 
Devamını oku...
 
YOKEDİLEN GENÇLİK..... Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ   
Thursday, 18 August 2011

Devamını oku...
 
ETKEN: "KİŞİ" Mİ, "SINIF" MI? Yazdır E-posta
Yazar Ömer GÜRCAN- DEVRİMCİ HALK PARTİSİ   
Wednesday, 17 August 2011

 "SOL" görümüyle yorum yapan bazı kişilerimiz sağı solu tutmuş desteksiz atıyorlar. Metafizik bakış açılarıyla dünü bügünü açıklama adıyla üfürüp duruyorlar. 200 yıllık modernleşme mücadelesini ittihatçı- kemalist tekerlemeleriyle çözümlediklerini sanıyorlar. Bu kişiler sol görüşlü olduklarını iddia edeceklerse önce solun ustaları olayları "nasıl ele alır nasıl inceler nasıl sonuçlandırır" ı öğrenecekler. Türkiye'de tartışılmaz usta Dr. Hikmet KIVILCIMLI'nın ürünleri okuyacaklar. Bilmeden üfürmiyecekler.

Dr.Hikmet KIVILCIMLI'nın TÜRKİYE'DE KAPİTALİZM'İN GELİŞMESİ  adlı eserinden bir bölüm aldım. Tamamını  http://www.onergurcan.org/hikmet%20kivilcimli/tkg.html  sitesinde okuyabilirsiniz.

ETKEN: "KİŞİ" Mİ, "SINIF" MI?

        Filistin, Erzurum, Bağdat ric'atları, "Garp Cephesinde" değişmeyen batak "Sükûnet" durumu ile paralelleşince, Panislâmizm, Pantürkizm adlı Alman "Tav"larının içyüzleri sırıttı... Talât Paşaya göre: 1 - "Ziraatte çalışanların azalması... Kıtlık" getirdi; 2 - "Subaylar tarafından... kötüye kullanımlar" (Suistimaller) (Talât Paşa, Hâtıralar; 27) orduyu ve halkı aç bıraktı... Gerçeğe bakılırsa, paşanın iki teşhisi de, yanlış olmamakla birlikte tekyanlıdır. 1- Kıtlığı yapan şey yalnız köylülerin askere alınmaları değil, kendisinin de sonra açıklıyacağı gibi, ardına takıldığı alman emperyalizminin Batı anayurdunu doyurmak için, Türkiye'yi aç bırakmasıdır. (Vagonculuk vb.). 2 - Kötüye kullanım yalnız subaylar tarafından değil, ideal edindikleri sivil, asker herkesi kapitalistleştirecek olan "Harp zenginliği" tarafından yapılmıştır. Belki bir avuç ordu ilgilisi de, o ara müteahhit ve tefeci bezirgân güruhu ile kaynaşarak işverenleşiyordu. Talât Paşanın açıklaması da bunu gösteriyordu:

Devamını oku...
 
SARP KURAY'A MEKTUP Yazdır E-posta
Yazar CÜNEYT KURU   
Tuesday, 16 August 2011

sarp kuray

sincan cezaevi

f-2

sincan-ankara

 SARP KURAY'A …

Yeni Türkiye düzeni dedikleri karmaşanın içinde çırpınan bir avuç, Devrimcinin, yurtseverin yürek dolusu sevgileriyle,

Sosyalizme adanmış bir yaşam, adalet, hak mücadelesinin onuru, Sarp Kuraya binlerce selam. Bugün özgürlüğünüze ambargo koyan kafaların, AKP iktidarı karşıtları olduklarını görüyoruz. Devrimci duruş, eğilmeyen, bükülmeyen onurlu geçmişiniz, binlerce SARP yaratmaya devam ediyor. Günlerin ne getireceğini düşünecek vaktimiz kalmadı, bıçak kemikte ve toplum önderleri kaypakça sağa savrulmuş durumdalar. Türkiye’de değişim adı altında gericiliği pompalayanların, karanlığın içersinde beslenmeyi sürdürmelerini gördükçe, Sosyalizmin neden Sincan’a hapsedildiğini daha da iyi anlıyoruz.

Sevgili ağbim demek den onur duyarak, sizinle dertleşmeyi sürdürmek istiyorum. Sosyalizm mücadelesinde yalpalayanların, perde arkalarında, şefliklerini sürdürdükleri bir dönemde Devrimci gücün örgütlenmesi, sınıfsal dönüşümün sağlanması adına yolara düştük. Acı olan bu yol hareketinde yanımızda olması gerekenlerin olmamasıdır. Alışılmış bir durum olarak algılamayı ret ediyorum. Diyalektiği, Metafiziğe tercih edenlerin teslimiyetlerine kılıf bulmalarını bekleyecek değiliz. Özgürlüğünüzü elinizden aldıklarını sananlar, sizi özgürleştirdiklerinin farkında değiller, olamazlarda, Devrimci tutsaklığın bedelini ödemeyi beceremeyenlerden bunu beklemiyoruz.

Devamını oku...
 
DEVRİMCİ BÜYÜĞÜMÜZÜ KAYBETTİK Yazdır E-posta
Yazar SÜVARİ   
Tuesday, 16 August 2011

BAŞIMIZ SAĞOLSUN

Mihri Belli, 1916'da Silivri'de dünyaya geldi. Babası Kurtuluş Savaşı yıllarında Trakya Direnişi'ni yönetenlerden Urfalı Mahmut Hayrettin Bey'dir.

Marksist düşünce ve devrimci eylemle 1936'da iktisat okumaya gittiği Amerika'da tanıştı. Orada gençlik ve işçi hareketlerine katıldı. Bir süre Missisipi'de zenci yarıcılar arasında faaliyet gösterdi.1940'da Türkiye'ye döndü. TKP ile ilişkiye geçti.

Türkiye o yıllarda tek parti (CHP) yönetimi altındaydı. Dünya Savaşının ilk yıllarında Alman zaferlerinin etkisi altında kalan CHP, Sovyet dostluğu politikasından ayrılmıştı. Türkiye’de tek muhalefet partisi gizli Türkiye Komünist Partisi (TKP) idi. Belli, yurda döner dönmez o sıralarda İstanbul il sekreteri olan ilk okul arkadaşı David Nea aracılığı ile yasa dışı Türkiye Komünist Partisi'yle ilişki kurdu. TKP saflarında faaliyet göstermeye başladı. 1942 yılı sonlarında TKP'nin Merkez Komite üyeliğine getirildi.

1943-1944 yıllarında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde Ordinaryüs Profesör Fritz Neumark’ın asistanlığını yaptı. Orada İlerici Gençler Birliği'nin kurucu ve örgütleyicilerinden biri oldu. 1944'de İlerici Gençler Birliği koğuşturmasında tutuklandı, iki yıl hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı.

Devamını oku...
 
DİCLE'NİN SIZISINI DİNDİREN BESTE Yazdır E-posta
Yazar sendika.org   
Monday, 15 August 2011
Besteci ve düzenlemeci Erol Mutlu’nun ilk solo albümü Ateş Düşer Şarkılara, kısa bir süre önce dinleyicilerle buluştu. Türkçe, Kurmancî ve Zazakî besteler yapan Erol Mutlu’nun albümüne Erkan Oğur, Aynur Doğan, Ahmet Aslan gibi isimler katkı sunuyor. Turgut Uyar, Cemal Süreya ve Edip Cansever’in şiirlerini, Kürt yazar Mehmed Uzun’un bir şiirini besteleyen Mutlu, albümde Davut Sulari’nin Zazakî bir parçasını da seslendirdi.

Mutlu, Aynur Doğan’a yönelik ırkçı tepkiler ve Alevi müziğinin bugünkü durumu üzerine düşüncelerini bizimle paylaştı. Albümünde şiirlerine yer verdiği İkinci Yeni akımı, şiir-müzik ilişkisi üzerine yaptığımız sohbet, müzik endüstrisinde ‘ustalığa’ karşı hep kendini yeniden üreten bir müzisyenin görüşlerini yansıtıyor.


* * *

“Benim değişik dillerde şarkılar yapma sebebim şudur: Bu topraklarda yaşayan başka diller var ve o dillerle oluşan bir edebiyat geleneğine yaslanıyoruz…”

“Aynur Doğan’a yapılan saldırılar yeni durumla alakalı. Kürt sorununda inkar, yerini, tanıyarak aşağılamaya, kendinden uzak tutma çabasına bıraktı…”
Devamını oku...
 
ORTADOĞU'NUN YENİ İSYANI Yazdır E-posta
Yazar sendika.org   
Monday, 15 August 2011

 Asef Bayat'la Ortadoğu'nun yeni isyanı, yeni proletaryası ve Siyasal İslam üzerine 
  13 Ağustos 2011 -  
Bir Sorunun Formülasyonu, Onun Çözümüdür(Karl Marx)

“Akademi Politik” söyleşi dizisinin üçüncüsüyle karşınızdayız. Odağımızda Arap dünyasını kasıp kavuran isyan dalgası var. Söyleşi dizimizin üçüncü konuğu Prof. Dr. Asef Bayat. Asef Bayat Ortadoğu, İslamcılık, sokak siyaseti üzerine olan çalışmalarıyla bugün Arap dünyasında yaşananlara dair ipuçlarını geride kalan dönemdeki yayınlarında vermiş önemli isimlerden birisi. Kimdir Bayat? 16 yıl Kahire’de Amerikan Üniversitesi’nde sosyoloji ve Ortadoğu çalışmaları alanında dersler veren İran doğumlu Bayat, 2003-2010 yılları arasında Hollanda’da Leiden Üniversitesi’nde ISIM (Modern Dünyada İslam Çalışmaları Enstitüsü) direktörlüğü yaptı. Yaklaşık bir yıldır da ABD’de Illinois Üniversitesi’nde akademik çalışmalarını sürdürüyor. Türkçe’de Sokak Siyaseti (Phoenix Yayınları, şimdi hapiste olan Soner Torlak’ın nefis çevirisiyle) ve makalelerinin seçkisinden oluşan Ortadoğu’da Maduniyet (İletişim Yayınları) adlı iki çalışması bulunan Bayat, toplumsal hareketler, kent mekanı, işsizler hareketi, gündelik hayatın içindeki direnme pratikleri, İran Devrimi, İslamcı hareketler, kent yoksulları ve Müslüman gençliğin sosyolojisi üzerine oldukça üretken çalışmalarıyla tanınıyor. Bayat’la biz de Arap dünyasındaki isyan dalgası, bunun sınıfsal yansımaları, Post-İslamcılık ve AKP üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Eleştirelliği bırakmadan… Bayat’ın, Sokak Siyaseti’ni Türkçeleştirip okuyuculara tanıtan ve şu anda cezaevinde olan Soner Torlak’a selam ve dayanışma duygularını eklemeyi de unutmadan.

Devamını oku...
 
ÇATI PARTİSİ yada BLOK PARTİSİ ÜZERİNE Yazdır E-posta
Yazar DEVRİMCİ İŞÇİ PARTİSİ   
Sunday, 14 August 2011

Çatı Partisi’nin ortaya koyduğu manzara, bir ittifak değil sosyalistlerin Kürt hareketine iltihakı manzarasıdır. Bunun ne Kürt halkına ne de işçi sınıfına faydası olmayacaktır. İhtiyaç duyulan hâlâ işçi sınıfına yüzünü dönmüş sosyalistlerin ezilen Kürt halkıyla bir ittifakı ve burjuvaziden bağımsız bir Üçüncü Cephe’nin kurulmasıdır. Çatı Partisi mevcut yapısı ve yönelişiyle bu yolda atılmış bir adım değildir.

2011 seçimlerinden sonra Türkiye sosyalist hareketinin çeşitli kesimleriyle Kürt hareketi, Çatı Partisi adı altında bir siyasi kümelenme yoluna girmiştir. Seçimlerde oluşturulan Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku bu girişimin temel taşlarını döşemiş, seçimlerden sonra oluşan meclis grubu ise çatının temel direğini oluşturmuştur. Bu partinin kuruluş çabalarına Devrimci İşçi Partisi (DİP) de davet edilmiştir.
 

Devrimci İşçi Partisi sosyalist hareket ile Kürt hareketinin ittifakını, işçilerin, emekçilerin ve tüm ezilenlerin burjuvazinin farklı kanatlarından bağımsız bir cephe oluşturabilmesi adına öteden beri savunmuş bir harekettir. Ancak bugün gerek Blok’un gerekse de Çatı Partisi girişiminin, savunduğumuz ittifakın potansiyel bileşenlerini kapsamakla birlikte Üçüncü Cephe’yi oluşturabilecek bir siyasi perspektife ve bu tür bir cephenin gerektirdiği örgütsel yapıya sahip olmadığını görüyoruz.

.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 109 - 120 / 1506
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1909
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4789983
Syndicate
 
left
Top! Top!
right