| |
|
|
MUSLUMANLIK-SOL |
|
|
|
Yazar Muhammed Nur Denek]
|
|
Çarşamba, 16 Eylül 2009 |
İslam Sınıflı Toplumu Reddeder Bir söyleşi programı ve iki konuk. Kulak verelim konuşmalarına... Önce sosyalist olan konuşmacı gariplerden bahsediyor, onların sıkıntılarını ve sorunlarını dile getiriyor, çözümün sınıfsız bir toplum kurmak olduğunu söylüyor. Daha sonra kendisinin de bu sınıfın bir ferdi olduğunu açıklıyor ve toplumların sınıfsal farklar sonucunda mutlaka helak olacaklarını anlatıyor, sonunda da konuşmasını eşit hakların, adaletin olacağı bir toplum isteğini dile getirip Ernesto Che’ye de bir rahmet göndererek tamamlıyor... İkinci konuşmacı olan sözde İslam alimi yazar ; sınıfları farklı olan insanların yaşam standartlarının da farklı olması gerektiğini anlatırken bunu Kur'an ayetleriyle ispatlamaya çalışıyor. "Mesela..." diyor, sakalını sıvazlarken, zengin bir işadamı ifadesini saygıyla dile getirirken, küçümser bir ifadeyle fabrikalarından birinde çalışan işçiyi dillendiriyor ve 'ikisinin ihtiyaçlarının elbette farklı olacağını, çünkü zengin işadamının statüsü nedeniyle çok daha lüks bir evde oturmasının,lüks bir arabaya ya da belki helikoptere ya da yata sahip olmasının gerekliliğini' anlatıyor. "Çünkü..." diyor konuşmasının devamında, "O Allah tarafından bol rızıkla nimetlendirilen kimse bu nimetlere karşı nankör olmamalı ve toplum içerisinde sınıfsal farklılığını ortaya koyarak Allah’a olan şükrünü eda etmeli (!!!!!!!)"(anlayacağınız öve öve bitiremiyor büyüklenenleri...) |
|
Devamını oku...
|
|
Islam'1n Özü: Sosyal Adalet |
|
|
|
Yazar Muhammed Nur Denek]
|
|
Çarşamba, 16 Eylül 2009 |
İslam'ın Özü: Sosyal Adalet
Sol, neyle tanımlanabilir sizce? Ama neyle tanımlanırsa tanımlansın asla tanımlanamayacağı tek şey vardır belki de: “DİN”. Evet bunu başardılar sonunda; yüzyıllardır, sosyal adalet, toplumculuk, eşitlik, antiemperyalizm, antikapitalizm, anti sömürüyü temsil eden sol, aynı zamanda ne derece zor görünüyor olsa da din karşıtlığıyla da tanımlanır hale getirildi. Eee tabi, en büyük desteği, dini temsil ettiği iddiasında olan kapitalist, servetperest sözde din âlimleri verince, bu pek de zor olmadı; onlarla aynı denizde avlanan peygamberlerin temsil ettiği adalet teknesini boş gören sözde aydın, çıkarcı avcılar da onlarla çakışır görüntüsüyle solculuğu sahiplenmeye kalkınca, çok çok daha kolay oldu dini özünden uzaklaştırıp asla aynı tarafta bulunması mümkün olmayan sağcılık elbisesini dine giydirip pazarlamak... |
|
Devamını oku...
|
|
BASINDAN |
|
|
|
Yazar Hadi ULUENGİN-HURRİYET
|
|
Pazar, 13 Eylül 2009 |
“sorumlu yoldaş” (!), “bok yemişsin, müdahale anarşiye ve Rusya'ya karşı Bir 12 Eylül döneği
BUGÜN yirmidokuzuncu kâbus sene-i devriyesini idrak ettiğimiz 12 Eylül 1980 darbesi gerçekleştiğinde, ben “Tercüman” Gazetesi'nin Brüksel temsilcisiydim.
Aslına bakarsanız, “cinnet yılları” girdabına daha 16-17 yaşlarında kapılmış ve 12 Mart 1971 darbesiyle birlikte de Maocu çatı altında “profesyonel devrimci” olmuş bir adamın, “Tercüman” gibi “sağın kalesi” bir yayın organına çalışması bile ayrı hikayedir.Öyledir, çünkü şimdi “Ergenekon”da yargılanan ve “ulusalcı” cihet içinde dahi en faşist ses olan o “kifayetsiz muhteris”, 1979 Eylül'ünde bana bu yönde talimat vermişti. Donumuzu bile zorla “bağışlayıp” (!) çıkartmaya başladığımız ve benim yine Avrupa temsilciğini yürüttüğüm “Karanlık” Gazetesi'nden ayrılmamı; artı, “örgüt”le bütün bağları kopartmış gözüküp, aynı işi bir “büyük burjuva organı” adına üstlenmemi istedi.Komünist lûgatte “denizaltı” tabir edilen statüyü edindim ki, şimdi hem söz konusu burjuvazinin “kalbine sızacağım”, hem de yazacağım haberlerle dezenformasyon yapacağım* * * |
|
Devamını oku...
|
|
YORUM |
|
|
|
Yazar Suat
|
|
Cumartesi, 12 Eylül 2009 |
|
yeni malzeme yaratmaya çalışanların helvası tuzlu olur.. yazıyı ( http://www.koxuz.org/anasayfa/node/3985#comment-740 ) tekrar tekrar okudum.. bir haya yapmayayım yanlış algılamış olabilirim dedim.. ama aklımın bir köşesinde sürekli uyarı sinyalleri veren bazı veriler vardı... dtp kongresi ve bu kongre ile birlikte başlayan söylemler değişen "diller""
hepsinin ortak yanı..; dtp insiyatif koysun çözümün muhatabı, asli unsuru olsun... yasemin çongarı okudum aynı neşe düzelin beşikçi "söyleşi"sini okudum aynı başkaları da.... bunların tümü zamanında..!! sayın öcalan sussun karışmasın pkk ve öcalan çözüm önünde ordu ile aynı şekilde engel..vs. vs. diyorlardı.. yasemin hanım ilk dil değiştirenlerden.. bunların en hızlı-kurnaz ve inatçı olanı beşikçi ise son dil değiştirenlerdendir.. |
|
Devamını oku...
|
|
Görüşme notları |
|
|
|
Yazar Aptulllah ÖCALAN
|
|
Cumartesi, 12 Eylül 2009 |
ORTAK VATAN Asker ile gerilla arasında yaşanan çatışmaları değerlendiren Öcalan, 'Üstlerine gidilirse elbet teki kendilerini koruyacaklardır. Çözümün gelişmemesi halinde üç ayda Başbakanı bitirirler, Özal gibi onu da yok edebilirler' dedi.' Türkiye bir yol ağzında. Ya demokratikleşecek ya da kaybedecek' diyen Öcalan, Erdoğan’a seslenerek, 'Sayın Başbakan’dan rica ediyorum, askerleri üzerlerine sürmesinler, operasyon yapmasınlar. Bunu engelleyebilirler. Askerleri üzerlerine sürmezlerse çatışma da olmaz. Bu konuda kendisinden duyarlılık bekliyoruz” çağrısını yaptı.
Abdullah Öcalan, avukatlarıyla görüştü. Edinilen bilgilere göre görüşmede ulus devlet anlayışını tarif eden Öcalan, 'Benim ortak vatan anlayışım tek ulusa ait bir vatan anlayışı değildir. Birçok ulusun ortak yaşam alanı anlamında kullanıyorum, demokratiktir. Benim söylemek istediğim şudur; Burada Süryaniler var, Ermeniler var, Kürtler var. Tek bir ulusun vatanı anlayışını değil, bunların hepsinin ortak yaşam alanı olarak ortak vatan diyorum. |
|
Devamını oku...
|
|
ÇAGRI....... |
|
|
|
Yazar SUVAR0
|
|
Perşembe, 10 Eylül 2009 |
ÇAĞRI
Ülkemizin düşün tarihinde, Marksist-Leninist aşamamızdaki düşünce ürünleri, yabanıl baskılar, yasaklarla yok edilmeğe çalışıldığı için, geçmişimizdeki koca bir tarihsel dönem karanlıkta kalmıştır. Bilimsel Sol’un yerine oturtulmak istenen “resmi devlet solu”, sağıyla soluyla korkular içindeki toplumu, yalınkat, yüzeysel düşünce kısırlığına yazgılı kılmıştır. O karanlık dönemde, tüm acıları göze alarak, en ileri, en özgün düşünce ürünlerini yaratma uğraşından hiç ödün vermeyen, her ülke için onur anıtı sayılacak bir yüce kişi olarak Dr. Hikmet KIVILCIMLI, üzülerek söylememiz gerekir ki, bugün de layık olduğu ölçüde değerlendirilmemiştir; giderek, çoklarınca tüm boyutlarıyla doğru dürüst kavranmış da değildir.
SOSYAL İNSAN YAYINLARI’nın KIVILCIMLI’nın tüm yapıtlarını düzenli biçimde yayınlaması, KIVILCIMLI üzerine yapılan araştırmalara yer vermesi kuşkusuz son yıllarda yapılmış en yararlı girişimdir. Ülkemizi, bu ilgisizlik ayıbından kurtarma yükümlülüğü, yalnız emekçi sınıf ideolojisini savunanların değil, ülkemiz sanat, kültür, düşün alanında yer alma savındaki herkesi bağlayıcı olmak gerekir. Bu yükümlülüğü yerine getirmenin ülkemiz için kaçınılmaz görev olduğuna inanmış tüm kişi ve kurumların, önce 11 Ekim ‘09’da gömütü başındaki anmayı ve ardından yapılacak bir salon toplantısını elbirliği ile organize edebilmek için kurulacak bir girişim komitesine katılarak, anmanın gerçekleştirilmesine ve gelenekselleştirilmesine katkı yapmalarını diliyorum. Saygılarımla. Vedat TÜRKALİ Vedat Türkali’nin yukarıdaki çağrısı üzerine, aşağıda imzası olan biz gruplar toplanarak, Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın anmasını ve sonrasında yapılacak salon toplantısını birlikte düzenleme kararı aldık. Yapacağımız anmanın Türkiye Sosyalist Hareketi tarihine mal olmuş bütün değerlerin ortakça anılmasının bir adımı olmasını da umarak, eşitlikten, özgürlükten ve kardeşlikten yana tüm kişi ve kuruluşları, yapılacak etkinliklere katılmaya ve katkıda bulunmaya çağırıyoruz. DÜZENLEME KURULU Sosyal İnsan Yayınları-Sosyalist Dayanışma Platformu-Toplumsal Özgürlük Platformu-14 Mayıs Platformu-Demokratik Toplum Partisi-Emekçi Hareket Partisi-İşçi Kardeşliği Partisi-Özgürlük ve Dayanışma Partisi-Sosyalist Demokrasi Kollektifi-Sosyalist Demokrasi Partisi-Sosyalist Emek Hareketi-Sosyalist Parti-Türkiye Komünist Partisi |
|
AŞK VE SEVGİ |
|
|
|
Yazar Dr.Ali ŞERAATİ
|
|
Çarşamba, 09 Eylül 2009 |
|
Aşk, görme engelli bir coşku, görmezlikten kaynaklanan bir bağdır. Oysa sevgi, bilinçlice bir bağ; apaçık, duru bir görmenin sonucudur. Aşk genellikle içgüdüden su içer, içgüdüden kaynaklanmayan başka bütün olgular değersizdir. Oysa sevgi ruhun içinden doğar, bir ruhun yükselebileceği bütün yerlere, sevgi de onunla birlikte doruğa tırmanır.
Aşk, gönüllerin genelinde benzer biçimler ve renklerde gözlenmekte olup, ortak nitelik, durum ve görünümler taşır. Oysa sevgi her ruhta kendine özgü bir albeni taşır. Ruhun kendisinden rengini alır. Ruhlar da içgüdülerin tersine kendilerine özgü ayrı ayrı renk, tırmanış, boyut, tat ve kokular taşıdığından; ruhların sayısınca sevgiler olduğu söylenebilir. |
|
Devamını oku...
|
|
İSMAİL BEŞİKÇİ -1- |
|
|
|
Yazar Neşe DÜZEL-TARAF
|
|
Çarşamba, 09 Eylül 2009 |
|
“Hükümetin, Öcalan’la görüşmesi gerekmez. Hükümet, silahların bırakılması konusunu etraflıca DTP’yle görüşmeli. DTP de konuyu bizzat gidip Öcalan’la konuşmalı.”
“Lozan’da, Kürtler mutlaka konuşuldu. Mustafa Kemal, “Biz Musul’dan vazgeçiyoruz. Ama siz de güneyde Kürtlerden gelecek özerklik istemlerine karşı durun” demiş olabilir.”
“1919-1921 arası çok karanlık bir dönem. İngiltere her yerde özerk yönetimler kurmuştur. İngiltere’nin özerk yönetim kurmadığı tek sömürgesi Kürdistan oldu.”
* * *
NEDEN: İSMAİL BEŞİKÇİ Türkiye’nin en ciddi sorunlarından biri olan Kürt sorunu nihayet ciddi bir biçimde gündeme geldi. Hükümet, sorunu çözme niyetini ve iradesini açıkladı. CHP ve MHP, Kürt sorununun çözülmesine izin vermeyeceğini ortaya koydu. Ordu sert açıklamalarını sürdürdü. DTP ise bazen olumlu bazen kışkırtıcı yaklaşımlar sergiledi. Buna rağmen ‘Kürt açılımı’ndan vazgeçilmiyor, açılım ağır bir tempoyla sürüyor. Biz de, Kürt sorununa çok uzun zaman önce dikkati çekmiş, bu konuda araştırmalar yapmış, bu uğurda hapislerde yatmış olan, kitaplarının üzerindeki yasak hâlâ kaldırılmayan İsmail Beşikçi ile konuştuk. DTP’den daha radikal bir çizgide duran İsmail Beşikçi, Kürt tarihini, çözüm hakkındaki görüşlerini ve hükümetin açılımını nasıl değerlendirdiğini anlattı |
|
Devamını oku...
|
|
TÜRKİYE'NİN ELİNDEKİ PİMİ ÇEKİLMİŞ BOMBA |
|
|
|
Yazar Rahmi Yıldırım
|
|
Cumartesi, 05 Eylül 2009 |
|
Şimdi kanaat önderleri, Elazığ’da çocukların bir kıyısında can verdiği boğazlaşmaya “çözüm” arayışını “pimi çekilip hükümetin eline tutuşturulmuş bomba”ya benzetiyorlar. Dehşet verici bir benzetme ve maalesef gerçek. |
|
Devamını oku...
|
|
ANNE'YE VEDA |
|
|
|
Yazar Mihrac URAL
|
|
Pazartesi, 31 Ağustos 2009 |
|
ELVEDA ANNEM ELVEDA… (( Cemile Ural vefatının 7. günü anısı üzerine veda sözüm ))
Mihrac Ural 30 Ağustos 2009 Değerli misafirlerim, dostlarım, akrabalarım, mesajlarıyla beni yalnız bırakmayan değerli insanlar, yoldaşlarım, Ural ailesi ve kendi adıma, annemin vefatı dolaysıyla gösterdiğiniz ilgi ve taziyelerinize şükran borcum olduğunu bilmenizi isterim. Bu borcu, ölülerinize rahmet dileklerimle bir kez daha saygıyla kabul ediyorum. Bu gün, Annem hakkın rahmetine intikalinin 7. gününde. Bu gün, hepimizden daha çok babam, ben, kardeşlerim, yeğenlerim ve bu duyguyu benimle paylaşan tüm dostlarım, Cemile anayı ebede kadar kaybedişimizin 7. günündeyiz. Hakkın rahmeti öyle uygun gördü, kolumuzu kanadımızı kırdı. |
|
Devamını oku...
|
|
HAYVANLIĞA İSYAN |
|
|
|
Yazar Dr. Hikmet KIVILCIMLI
|
|
Perşembe, 27 Ağustos 2009 |
|
Hikmet Kıvılcımlı'nın İstanbul Tıp Fakültesi öğrenci dergisinde yayınlanan 1971 tarihli yazısı. Çağdaş BALCI Ne zaman kimi tıp meslektaşlarımı görsem, hep ve hemen Aristotales'in İnsan'ı tanımlayışı gözünönüne gelir. İnsan nedir? Aristotalis'e göre:İnsan: “ZOON POLİTİKON” (Politik Hayvan) dır. Doğrusu da, insan, İbn'i Haldun'dan beri “Maymundan gelmiş” bir yaratıktır. Modern Bilimin en son “buluş”u da o oldu. Darwin'den beri “İnsanın Maymundan gelmiş bulunuşu” iki kez iki dört eder kertesinde bir bilimcil doğrudur. İnsan, ancak Amerikan Emperyalizminin yobaz papazkafasını taşımalıdır ki, insanın maymundan geldiği hakikatini yüksek öğretimde yasak etmeyi düşünebilsin. Gerçeklik o ise, insan “maymundan gelmiş” ise, bizim onu inkar etmemiz neye yarar? Ancak “Maymundan gelmiş” demek, insanın: “Maymundan kalmamış”, “Maymunluktan çıkmış” bulunduğunu söylemektir. “Maymun” nedir? |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 109 - 120 / 1144 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1488
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 1705527
|
|
|