left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Çarşamba, 10 Mart 2010
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Gençlik Meclisi
Bize Ulaşın
27 Mayıs - Altüstlük Yazdır E-posta
Yazar Ömer Gürcan   
Cuma, 27 Mayıs 2005

27/Mayıs/1960’da ne olmuştur?!!

Devletin Cumhurbaşkanı Celal BAYAR,Başbakanı Adnan MENDERES,tüm bakanları ve iktidar
Milletvekilleri tutuklanmıştır.

Kısacası TBMM’si kapatılmış,tüm seçilenlerin hakları ellerinden alınmıştır.

Ordu hiyerarşisi alt üst olmuş,Genelkurmay Başkanı dahil üst rütbeli subaylar tutuklanmıştır.

Devamını oku...
 
Çifte Standart Yazdır E-posta
Yazar Rahmi Yıldırım   
Cumartesi, 21 Mayıs 2005

Çifte standart, en sade anlatımıyla, aynı ya da benzer olaylar karşısında farklı tutum ve davranışları önleyen ahlak yokluğudur, ilke yoksunluğudur. Kişinin kendisi için geçerli saydığını aynı durumdaki başkası için geçerli saymamasıdır ya da tersidir.

Sınıflı toplumun bireylere dayattığı düşünme ve davranış tarzı olarak çifte standart, özünde, sınıflı toplum ahlakının, daha doğru bir deyişle egemen sınıf ahlakının kibarlaştırılmış adıdır. 

Devamını oku...
 
Demokratik Toplumda "Saklanan" Öcalan Yazdır E-posta
Yazar Dr. Ali Kemal Özcan   
Cuma, 20 Mayıs 2005

Türkiye toplumu – ‘devletiyle milletiyle’ – AKP handikapını (alternatifsizliğini) aşma etrafında tartışmaları artarak yaşarken, epeydir Demokratik Toplum Hareketi olarak çalışan bir girişim, bir dizi ‘halk-aydın’ toplantısını yaptı. Benzer toplantılarını sürdürüyor. Temelini Öcalan’ın ‘demokratik toplum olmadan demokratik devlet olmaz’ kavrayışından alan Girişim, toplantılardan sonra ‘halkla beraber’ kurucular kurulu seçimlerine geçecek.

Ancak şimdiye kadar yapılanlara – daha doğrusu yapılmayanlara – bakıldığında, kötü bir tekrara girme tehlikesiyle karşıkarşıya olduğumuzu söyleyebiliriz.

Burada iki şıklı soru şudur: a) böyle gitmemesi için ne yapılabilir; b) gitmesinin önüne geçilemezse, kırılma nasıl marjinal bırakılabilir?

Devamını oku...
 
Döngele Devlet! Yazdır E-posta
Yazar Askar Yılmaz   
Pazartesi, 16 Mayıs 2005

Köy yaşamını yakından bilmeyenler en azından Yaşar Kemal’in romanlarını okumuş olmalılar.Yaşar Kemal eski romanlarında Çukurovayı anlatırken, yazın bitimiyle birlikte döngelelerin hareketini de uzun uzun anlatır.Döngelelerin en büyüklerinin çapları bir metre kadar olan kurumuş ve şemsiye gibi bitkleridir. Köksüz, zayıf ve hafif olmaları nedeniyle dış etkenlere göre hareket ederler. Hafif bir rüzgardan etkilenerek yuvarlanırlar.

Döngelelerin bu kısa tanımından sonra, dünyadaki “devlet” ve yeni bir tip devlet olarak dayatılan “döngele devlet”ti tanımlama gerekli olmaktadır.

Devamını oku...
 
Diaspora'da 141.Yıl ve Abhazya Tarihi Yazdır E-posta
Yazar Vural Abaza   
Cumartesi, 14 Mayıs 2005

“ABHAZYA CUMHURİYETİ, 23 Temmuz 1992’de bağımsızlığını tüm Dünya’ya açıklamıştır.

14 Ağustos 1992’de, E.ŞEVARDNADZE’nin Faşist Gürcü birlikleri bir baskınla ABHAZYA’yı işgal etmiştir.

ABHAZYA HALKI; işgalci Faşist güçleri 14 ay süren bir halk savaşından sonra yenmiştir. Savaşın sonunda; savaş suçu işleyenler ve bunlara göz yuman 200 binden fazla kişi Gürcüstan’a kaçmıştır!.”

..Tarihe baktığımızda; Gürcü şövenistlerinin “Abhazya Gürcüstan’ındır” iddialarının tersine; ABHAZLAR’ın, Abhazya’nın ilk yerli halkı olduğunu görebiliriz. Abhazya’da yaşama ilişkin en eski bulgular; Paleolotik (Yontma taş devri) döneminin başlarına kadar uzanmaktadır.

Devamını oku...
 
Karl Marx ve "Devrimciler" Yazdır E-posta
Yazar Vural Abaza   
Cumartesi, 14 Mayıs 2005

Kafkasya’daki yüzlerce yıldır verilen, haklı ve meşru mücadelemizi, XIX.Yüzyıl’da, Alman ve İngiliz basınından takip edip öğrenen Karl MARX, çok etkilenmiş ve 1848 tarihinde, insanlığa şöyle seslenmişti;

“ÖZGÜRLÜĞÜN VE ÖZGÜR OLMANIN NE DEMEK OLDUĞUNU ÇERKESLERDEN ÖĞRENİNİZ. ÖZGÜR YAŞAMAK İSTEYENLERİN NELERE MUKTEDİR OLDUKLARINI, KAFKAS DAĞLILARINDAN GÖRÜNÜZ, MİLLETLER ONLARDAN DERS ALINIZ“

Devamını oku...
 
Türkçe Paramparça Yazdır E-posta
Yazar Rahmi Yıldırım   
Cumartesi, 14 Mayıs 2005

Önceki hafta Başbakan Erdoğan’ın “Avrupa Birliği bizi parçalamaya çalışıyor” dediğini, ama kimsenin bu sözleri ciddiye almadığını anlatmıştık.

Bence de ciddiye alınacak tarafı yok.

“Madem AB Türkiye’yi parçalamaya çalışıyor, sen Başbakan değil misin?” gibisinden bir görev hatırlatması ya da tutarsızlık değil söylemek istediğim. Tutarsızlık zaten apaçık ortada. 

Devamını oku...
 
Herkese Açık Mektup Yazdır E-posta
Yazar Dr. Ali Kemal Özcan   
Cuma, 13 Mayıs 2005

Amerika PKK yönetimine, Avrupa DEHAP’a, Türkiye Kürt’lere ‘Öcalan’dan uzak durun’ diyor. Hadi PKK yasadışı, DEHAP da yasadışının türevi örgüttür, sormak zordur. Peki Kürtlere sorulamaz mı ‘siz ne düşünüyorsunuz bu konuda’ diye?

Bakınız, neredeyse beşyüz yıldır dünyanın her tarafında parmağı olan –dolayısıyla ‘hakkıyla’ emperyalist bir devlet olan– Britanya’da Tony Blair’in ‘solcu’ İşçi Partisi’ni iktidara getiren ‘üçüncü yol’ (Third Way) projesinin teorik-ideolojik kaynağı, London School of Economics eski direktörü, ünlü sosyolog Antony Giddens’dır. Bombalarla-füzelerle, uçaklarla-gemilerle, ateşle-yangınla her yıl dünyanın bir yerine demokrasi taşıyamasa da, Taliban, Baas türü kara vahşet iktidarlarını yıktığı için, teknolojinin en son terör ve şiddet teknikleri ile sıralanan Amerikan operasyonlarına umut bağlayanlar çoğalıyor. Sıranın Türkiye’ye gelmesini bekleyenler de daha hızla çoğalıyor. Bu ABD bu operasyonlarını, küresel istihbarat örgütü CIA’da çalıştırdığı binlerce sosyologun araştırma raporlarının üzerinden programlıyor.

Devamını oku...
 
AİHM Kararları Ve Bu Günkü Politika Yazdır E-posta
Yazar Cavit Özbir   
Cuma, 13 Mayıs 2005

AİHM kararları ülkemizdeki toplumsal barış adına önemli bir adımdır. Geçmişteki provokasyonlara benzer kaşımalara karşı da önemli bir yanıt olmalıdır. Bu bağlamda bu kararları sükunet ve sağ duyuyla karşılayıp, ilkel milliyetçi tavırla yaklaşmamak gerektiği konusunda toplumun her kesimi hemfikir olmalıdır ki ucuz politikalara pirim verilmesin.

AİHM kararları, AB çerçevesinde, Türkiye’nin altına imza attığı bir dizi uluslar arası (ekonomik, siyasi vb.) anlaşmaların ürünüdür. Türkiye Cumhuriyetini dünyadan ve AB den soyutlamak mümkün değildir. Devletin tüm kurumlarının bu sisteme ayak uydurması zorunluluktur.

Devamını oku...
 
Atilla İlhan'a Yazdır E-posta
Yazar Em.J.Pilot Bnb. Erol Soysever   
Cuma, 13 Mayıs 2005

Size bir süre önce "Kemalist Devrimci ödlek Olmaz" başlıklı bir faks göndermiştim. Buyazıyı da "Çerkezler" konusunda yazdıklarınız için gönderiyorum.

"Türküm" diyemiyormuşuz diye bizleri suçluyorsunuz. Siz niçin Türksünüz? Bir rastlantı sonucu Türk ana-babadan dogduğunuz için Türksünüz. Acaba bir Çerkez aileden doğsaydınız, yine aynı düşüncede olacak mıydınız? Biraz empati yapın bakalım. İnsan, kendi istenci dışında gelişen bir olaydan ötürü ne böbürlenmeli ve ne de üzülmelidir. Çünkü bu doğum olayında kendisinin hiçbir katkısı yoktur! Bir örnek vermek gerekirse, Yahudiler için söylenmedik söz bırakmayan N.Erbakan, eğer Yahudi bir aileden doğsaydı yine aynı biçimde düşünür ve konuşurmuydu?..

Devamını oku...
 
Çerkesler ve Abrekler Kimlerdir ? Yazdır E-posta
Yazar Kenan Abaza   
Çarşamba, 11 Mayıs 2005

• Kafkasya’da; Vatanını korumak için savaşanlara ve her türlü haksızlığa karşı çıkıp silaha sarılan kişilere, ABREK, denir.


• Türkiye’de kullanılan “ÇERKES“ kelimesi; Almanca “Tscherkess“ ingilizce “Circassien“, XENAPHON ve SKYLAX isimli Yunanlılar tarafından kullanılan “Cercetae”, “Cercet”, “Kerket” kelimelerinden türeyerek, Türkçeye ve diğer dillere geçmiştir.

• ÇERKES kelimesi;“genel olarak” Adigeler, Abhazlar ve Ubıhlar’ı tanımlamak için kullanılır. Bunların dil ailesi; Kuzeybatı Kafkas dil grubuna girmektedir. Bu dillere Abask-Kerket veya KAFKAS-İBER dil ailesi, derler.

• İSPANYA’nın kuzeydoğusunda, Fransa’yla sınırdaş olan BASKLAND‘da, yaşayan BASK’lar da aynı dil ailesindendir.

• Biz, diasporada yaşayan Kafkasya kökenliler, birlik sağlamak üzere, belli bir dönem Çerkes kelimesini kullanmışızdır. Halen de gerektiğinde kullanmaktayız. Ancak Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra oluşan ulusal devletler nedeniyle, kendi ulusal kimliğimizi artık daha fazla öne çıkarmaktayız.

Devamını oku...
 
Ulusal Kırılma Romanı, Metal Fırtına! Yazdır E-posta
Yazar Askar Yılmaz   
Pazartesi, 09 Mayıs 2005

Bilimsel kurgumu, bilimsel “kırgımı”?


Geleceğin kurgusunu yazmakla, günceli yakalama duygusu, iki farkl süreçtir. İki farklı süreç arasındaki ilişki doğru ele alınmalıdır. Yani geleceği güncelin içine sokmak, güncelle gelecek arasındaki ilişkinin de koparılmasına yol açar. Metal Fırtına’nın yazım tarzı, kurgusu, öz olarak böyledir. Kitabını yazarları, Burak Turna ile Orkun Uçar, kurgusal roman yazdıklarını söylemeye devam etselerde, gerçekte, Metal Fırtına son derece güncel ve güncelin sömürüsü üzerine yazılmış sadece “yeni” bir kitaptır.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1069 - 1080 / 1144
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1488
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 1705522
Syndicate
 
left
Top! Top!
right