left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Saturday, 11 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Barzani,Erdoğan ve MGK Sonuçları Yazdır E-posta
Yazar Safa KAÇMAZ   
Wednesday, 11 April 2007



Sistematik bir ozellik kazanan Barzani’nin  son açiklamalari ve  gelismekte olan ‘Kürdistan’ projesi hakkinda Türkiye’nin tutumu, MGK’nin  basin bildirisi çerçevesinde  dun açiklandi..

 Her seyden once  bilinmeli ki,Evren’in ‘eyalet’ onerisi veya Agar’in “Afyon’dan,Ankara’dan Musula kadar” parolasi gibi  basbakan Erdogan’in,zaman zaman açiga çikan ve fakat sistemli olarak hayalindeki proje, baslangiçta,Kürt sorunu islami birlik temelinde  çozmek biçimindeydi.Irak’in isgali ve fiili parçalanmisligi,zaten Turkiye’de çoktandir konusulan,bir ucu Musul’a dayanan   ‘Türk-Kürt ittifaki’nin olusmasi için daha belirgin bir temel hazirlamisti.Bu projenin Ozal doneminden beri dusuncelerde olgunlastirilmaya baslandigi basinda yer alan haberlerden ve ortaya konulan tutumlardan anlasiliyor.Bunun bir ABD projesi oldugu ve ‘ulusal’ zirhlara burunmus devletlere gore, ‘kuresel dunyanin’ kosullarina daha uygun degerlendirildigi anlasiliyor.Evren’in, Kurtleri kardes ‘kabul etmek’ gibi son derece ‘demokrat’ eyalet onerisi,bunu soylemeye kamu baskisi nedeniyle zorlanan siyasetçilere destek ozellikli idi.

Ummetci birlik içinde Konfederal bile olmasi zorunlu olmayan bir ‘Türkiye-Kürdistan’ projesinde AKP,DYP gibi partiler elbette Turkiye’ye  ‘büyük abi’ rolunun dustugunu  hesap ediyorlar.Bu projenin Agar gibi adi  ‘derin devlet’le birlikte anilan birisinin ‘dagdan ova’ya siyaseti,son derece faydaci davranan Kurt çevrelerinde bile bir tur  ‘demokratik’ nedamet haliyle ele alindi.Evren’den Agar’a bir ‘demokratik’ nedamet tutkunlugunun eszamanli meydana gelisinden kuskulanmamak için Basbakan’in Hasan abisi gibi yesil kravat takmaya baslamak gerek.

Devamını oku...
 
Andıçlı Siyaset-Sayın Cumhurbaşkanım! Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Monday, 09 April 2007

 

Image 

Şu dönemde cumhurbaşkanı seçimi ölçüsünde itici, can sıkıcı bir konu olmasa gerek.


Türkiye demokrasiyle yönetiliyor olsa, cumhurbaşkanı seçimi bu denli krize dönüşmez, toplum bu denli oyalanmaz. Kamuoyunca benimsenecek, en azından ciddi bir itirazla karşılaşmayacak layık bir kişi cumhurbaşkanı seçilir, tartışma biter.


Ama öyle olmuyor, üstelik Türkiye başkanlık rejimiyle yönetilmediği halde, cumhurbaşkanı seçimi krize dönüşüyor


Seçimin krize dönüşmesi Türk siyasetinin yapısal krizine işaret ediyor.


Malum, olağan devlet yapılanmasında bürokrasi egemen sınıfın hizmet erbabıdır, üniformalı bürokrasi de muhafız gücüdür, yani “devletin ordusu” vardır. Türkiye’de ise ayrıntısına girmeden söylemek gerekirse, devlet ordu tarafından kurulmuştur, “ordunun devleti” vardır.


Devamını oku...
 
Doğu Batı Çatışması mı? Yazdır E-posta
Yazar Mehmet ÖZGÜR   
Tuesday, 27 March 2007

 

 


 Dünya Halklarını Alıklaştırma Çabası mı?

 

İmparatorluk önümüzdeki süreçte dünyadaki tüm enerji koridorlarını kendi denetimi altına almaya çalışıyor. Bunun çok kolay olmadığını farkında bunun içinde müttefiklerini çoğaltmaktan geri durmuyor. Ayrıca kendi yok oluşuna giderken başkaca çaresinin de olmadığı farkında. Çin, Hindistan, Rusya ve Orta Asya Ülkeleri ve Latin Amerika ülkelerinin kendi aralarında yaptığı çeşitli anlaşmalarla imparatorluğu kuşatıyor.Image

Elbette imparatorluk karşı anlaşmalarla bunları baltalamaya çalışsa da kızışan rekabet ortamını neler getirecek hep beraber göreceğiz. Tüm dünyada ve ülkemizde ABD’li Spekülatör Soros çetesinin mensubu Sivil Toplum Kuruşları ya da NGO’lar imparatorluğun hizmetinde çalışıyor.  Üstelikte Nazi bir Papa’nın Vatikan’ın başında olduğu hızla şeriatçı”laşan yani evengalistleşen Hıristiyan dünyası ve onunu baş temsilcisi ABD’nin bulunduğu dünyada “medeniyetler çatışması” çıkarmak hiçte zor değil.

Ülkemizden Avrupa’dan gelecek demokrasi çözümüne yelken açanlar şunu unutmasın. Mitolojide Batı’ yla Doğu’ nun ilk karışlaşmasından kalma bir uyarıyı anımsatırsak “ Elinde armağanlarla gelen Akalardan sakının ! “ sözü bize dün içi boş tahta at Truva’ yı nasıl kana buladıysa, bugün AB’ nin boş demokrasi ve reform getirme projelerinin gerçek yüzünü tüm bölgeyi kana bulamak olan bir projenin parçasıdır. Sorun Batının Doğuya medeniyet getirmesi sorunu değildir. Doğu medeniyetin başlangıç noktasıdır. Bu gün karanlık bir dönemden geçiyor olabiliriz. Bunun başat suçlusu da komünizmle mücadele adıyla “yeşil kuşak” projeleri adı altında İslam şeriatının en geri kesimlerinin imparatorluk tarafından palazlanıp sonra işi bitince düşman ilan etmesidir. Tüm imparatorluklar gibi doğan, gelişen imparatorluk sonun da tüm imparatorluklar gibi yok oluşu da tadacaktır.


Soğuk Savaş Sonrası Dünyayı Yeni Enerji Koridorlarına Göre Yeniden Yapılandırmak

(Satranç Tahtasındaki Hamlelerin Gerekçelendirilmesi )

Devamını oku...
 
"Adalet"in Kefesi Yazdır E-posta
Yazar Selma MAKAL   
Saturday, 24 March 2007

  Son günlerde ülkemizle ilgili birçok Uluslararası araştırma sonuçları yayınlandı. yayınlanan sonuçlarla AKP!nin kimlere, hangi çevrelere hizmet ettiğini gösteriyor. Kazanç denizinde Unakıtan kaptanlığından kürekler patronlardan yana çekilmektedir. Bu hizmeti araştırma sonuçlarının rakamlarında çok net olarak görebilmekteyiz.Image
   Bunları sıra ile aşağıya çıkaralım.
   OECD'nin 2006 vergi raporuna göre, Türkiyede çalışan işçinin kazancının % 42.8'i devlete vergi olarak gidiyor. 28 ülke arasında en çok vergi veren konumunda görünüyor. Yani çalışıp, bodrolu maaş alanlar kazancının yarısına yakınını devlete vergi olarak veriyor. Bu durum 2005 yılı raporlarındanda aynıydı.
   Ülke bütçesinin %56.9'unu ÖTV ve KDV oluşturuyor. 41.36 milyar YTLsi KDV'den 36.93 milyar YTL'si ÖTV'den toplanmaktadır. Kısaca gelir vergisi. KDV ve ÖTV derken bütçe işçi ve memurların sırtında doldurulmaktadır.

 

 

 

Devamını oku...
 
Turuncu Devrimden Federalizme: AB ve ABDnin Türkiye Stratejileri Yazdır E-posta
Yazar Evren HASPOLAT [1]   
Thursday, 22 March 2007

Image

Gürcistan’dan başlayıp Kırgızistan’a, Azerbaycan’a ve Lübnan’a kadar ulaşan Soros güdümlü “devrimler” her ülkede farklı adlarla anılsa da genel bir başlık altında “turuncu devrim” olarak ifade edildi. Söz konusu turuncu devrimler, bildiğimiz devrimlerden farklıydı. Bu devrimler, halkın bir-iki ay süren yoğun çalışmaların ardından STKlar önderliğinde sokaklara dökülmesi ile başlayan ve sonunda mevcut yönetimleri iktidardan uzaklaştırarak yerine AB ve ABD’nin bu bölgedeki beklentilerine uygun politikaları yürütmeye istekli siyasilerin getirilmesi ile sonuçlanan birer STK eylemiydi. Türkiye tüm bu coğrafyanın merkezinde bulunmasına karşın turuncu devrimler sürecinin dışında kaldı. Ama aslında ilk turuncu devrim Türkiye’de sahneye konuldu. Üstelik de gerçekte “statüko”nun temsilcileri olarak bilinen ya da öyle ifade edilen kesimlerin girişimleriyle.

Devamını oku...
 
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde Etkinlik Yazdır E-posta
Yazar Duyuru   
Thursday, 22 March 2007

SÜVARİ Dergisi yazarlarının  konuşmacı olarak katılacağı;

26 Mart Pazartesi günü saat 13.00 - 15.00 arası ODTÜ MM 25 salonunda gerçekleştirilecek "ASKERİ DARBELER GÖLGESİNDE DEMOKRASİ SÜRECİ" konulu etkinliğe sizleri bekliyoruz

Sevgi ve dostlukla, 

Tuıncay Çelen

Image 

 
William Blake Yazdır E-posta
Yazar Mehmet ÖZGÜR- Duygu ÇALIŞKAN   
Wednesday, 21 March 2007

 Image

Anadolu’da Ütopik Sosyalizmin (toplumculuğun) kökenlerini araştırmaya ilk Hallacı Mansur’la başlamıştık. Bu süreç bizi Şeyh Bedrettin, Kathar Şövalyeleri, William Blake ve Halil Cibran’a kadar götürmüştü. Kathar Şövalyelerinin yani Bogomillerin yayılma bölgeleri olarak İngiltere’nin içinde olduğu Avrupa’nın birçok bölgesini saymıştık. İngiliz gravürcü William Blake, Hallaç’tan etkilenmiş kendisinden sonra gelen Halil Cibran’ı etkilemişti. Yaptıkları resimler, gravürlerin benzerliği felsefeleri ve şiirlerinin örtüşüklüğü elbette tesadüf değildi. Hallacı Mansur’un  ‘gönül gözü’nü açmak ve dünyaya o gözle bakmak derken William Blake’e bu ‘algı kapılarını’ açmak olarak ve 1968’de yükselen gençlik hareketinin temsilcilerinden Jim Morrison’un kurduğu müzik topluluğuna The Doors ( Kapılar) adıyla yansımıştır.

 

Bu düşüncenin köklerinde ilkel komünal toplumdan kalma köleciliğe ve feodalizme geçmemiş göçebe toplulukların dinsel formasyonu ve geçtikleri bölgelerde çeşitli kültürlerle harmanlanmış içerisinde Budizm’den Şamanizm’e Gök Tanrı Dinin’den bunları karışımı Maniheizm’e ve Antik Yunan’ın diyalektik görüşlerine kadar birçok düşünceyi barındıran heteredoks (karışık, birden fazla) Tasavvufi İslam (Batınilik) ve Mistik Hıristiyanlık’tır. Bu düşünce Despotik Sınıfçı Ortodoks Hıristiyanlık ve Ortodoks ( Şeriatçı) İslam’a karşı bu dine zorla geçirilen ve geçmemek için yüzlerce yıl savaş veren topluluklarda ortaya çıkmıştır.


                                                                                 

Devamını oku...
 
Nevroz Yazdır E-posta
Yazar Ali MAKAL   
Tuesday, 20 March 2007

Image 

    NEWROZ BARIŞA VE KARDEŞLİĞE VESİLE OLSUN.

Newroz yaklaştıkça, ülkemizde yine gerginlik  tırmandırılıyor. Baskı ve şiddet egilimi artırılıyor. Saldırı senaryoları, provakasyon dedikodusu ve fısıltı haberleri ortalığı kuşatıyor. İnsanların Newroz larını şenlik içinde, bir bayram çoşkusuyla kutlamasına engel olunmaya çalışılıyor.

............ 

Kim ne yaparsa yapsın, halklar bu tarihi gelenegini hiçbir zaman bırakmıyacak  ve bunu inadına kutlamalarıda en doğal haklarıdır. Bunu ülke yönetenleride olduğu gibi kabul etmeleri daha hayırlı olur. Bu bayram, halklarımız arasında kardeşliği, barışı ve dayanışmayı perçinliyen çimento görevi görecektir. Bu Newrozda tüm   halkımıza ve tüm bölge halklarına kutlu olsun diyoruz. Ve daha nice Newrozlara diyerek, Ülkemizde Barışın, Kardeşliğin ve Dostluğun hakim olamasını diliyoruz.

Devamını oku...
 
Andıçlanan Gazetecilik Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Wednesday, 14 March 2007

Şair, “Bütün renkler hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler” diyordu.Image

Karşılıklı andıçların ortalığa saçılmasıyla aşikâr olan rezaletten sonra birinciliği hangi birine vermeli ki? Her biri diğerleri kadar hak etmiştir.

Kirlenmenin kaynağı, adları geçen kurumların sermaye dünyası ile ilişkileri. Sermaye düzeninde kirlilik eşyanın tabiatı gereğidir. İleri ya da medeni denilen kapitalist ülkelerde de aynı kirlilik vardır. Kirliliğin Türkiye’de ayyuka çıkması, kapitalizmin kökten bitme değil daldan sürme oluşundan, sonradan görmeliğindendir.

Karşılıklı andıçlar, Türkiye’de kapitalizmin ve sahibi, koruyucusu kurumların, benzetmek uygunsa, ne derece özürlü ve spastik olduklarını bir kere daha ortaya koydu.

(Ara not:  Spastik, “kasılı” demektir. Hareket yeteneği sınırlı, zekâ geriliğinin yanı sıra görme, işitme ve konuşma bozukluğunu da ifade eder. Gebelikte, doğum sırasında veya doğumdan sonra çocuğun beyninde özellikle hareketleri idare eden hücrelerin hasar görmesinden ileri gelir.)

Sayılan kurumlar elbette hareket yeteneği bakımından özürlü ve spastik değiller. Lâkin, görme, işitme, konuşma, yani iletişim bakımından spastik özürlü oldukları ortada. Bir medya emekçisi olarak çuvaldızı medyaya batırmak gerekirse, medya en fazla özürlü ve spastik olanıdır.

 

Devamını oku...
 
Hainlik Bizde Kalsın!! Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Monday, 12 March 2007

İşkence hücrelerinde mevsimler birbirini kovalarken, Devlet Başkanı Kenan Evren de, işkencecilere teslim ettiği meslektaşlarını karalamakla meşgul. Kara Harp Okulu’nda konuşmuş, “hem zeki hem genç” dediği askerlere “hain” sıfatını bile az bulmuş:

Her millette olduğu gibi bizde de hainler çıkmıştır. Fakat eğer bu hainler silahlı kuvvetler içinden ve hele Harbiye’nin içinden çıkarsa, ben onlara hain lafını bile az bulurum.” (4 Ekim 1983 tarihli gazeteler)

Evren’in “hain” lafını bile az bulduğu genç asker sayısı, resmi rakama göre, 397 subay, 176 astsubay, 447 askeri öğrenci. Yani toplam 1020 asker.

 

Kenan Evren,

Hidayete erdiğini düşünmüyorum. Ellerindeki kanın hesabını vermeden bugün “düz ovada keklik” avına Mehmet Ağar ne kadar hidayete erdiyse sen de en fazla o kadar hidayete erersin. Ellerinizdeki kanın hesabını vermeden demokratik bir söylem tutturmanız riyakârlıktan başka bir şey değil. Bozuk saatler bile günde iki kez doğruyu gösterirler. Demokratlaştığınızı düşünenler kendilerini aldatırlar sadece.

Daha da konuşmalısın Kenan Evren. Bu vesileyle, nasıl olup da demokratik bir söylemi ağzından kaçırdığın da anlaşılabilir belki.

Daha da konuşmalısın Kenan Evren. Savcılığın hakkında inceleme başlatmasına, düne kadar seni yere göğe sığdıramayanların şimdi “hain” diye yaftalamalarına aldırmadan konuşmalısın. Örneğin, aklının yetmeyeceği demokrasi konusunda tartışma açmadan önce, nasıl olup da ABD’nin gözünde “our boys” olabildiğin konusunda itiraflarda bulunmalısın.

Aramıza hoş gelmedin Kenan Evren!

Bırak, “hainlik” bizde kalsın. Sen, “vatanseverliğinle” bin yaşa!

   Rahmi Yıldırım

                                  Re’sen Emekli Jandarma Üsteğmen

                                                      (1978–15)

Devamını oku...
 
"Şark Raporu" Kürt Raporu-2 Yazdır E-posta
Yazar Askar YILMAZ   
Saturday, 10 March 2007

İçinde bulunduğumuz sürecin önünü açacak ve sürece akış kazandıracak sorunlardan  Kürt  sorunu, çözümsüzlük içinde kalmaya devam ediyor. Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte ortaya çıkan Kürt isyanlarının bastırılması sonrasında, Kemalist cumhuriyet, bir ölçüde bu sorunla olan ilişkisini dondurdu.  Sorun, uzun bir nadas dönemine bırakıldı.  Kürt halk kitleleri, Orta Çağ’ın ideolojik, siyasi, ekonomik ve kültürel kıskaçları arasında bırakılmasının yarattığı sorunlar, bugün Türkiye Cumhuriyeti işlemez hale getirdi. Ortaçağ ilişkileri üzerinde yükselen gericiliğin emperyalizmle ittifakı sonucu, Türk ulusal devleti, emperyalizm, mafya-tarikatlar cenderesi altında erime ve dağılma sürecini yaşıyor. Kürt silahlı direnişi, bir süreden beri, bu parçalanma ve erime ortamında, esas olarak olumsuz bir rol oynadığı, Türk ilerici kesimleri tarafından paylaşılmakta olduğunu görüyoruz.


ABD ve AB’nin Kürtler için geliştirdikleri politikalar, hem Türk hâkim sınıfları, hem de Kürt çevreleri tarafından çözüm olarak görülmesi, büyük yanılgı. Emperyalist merkezlerin ve gericiliğin çözüm olarak ortaya koydukları politikalar, Türkiye için üretilen kriz politikalarıdır. Olgulara bakıldığı zaman, geliştirilen çözümlerin tümü çözüm olmaktan çok uzak. Batı merkezlerinde hazırlanıp Türkiye’ye dayatılan bütün politikaların özü, Türkiye’nin bağımlılığını dahada kuvetlendiren ve iki halkın birliğini bozan önlemlerdir.  


Devamını oku...
 
8 Mart'ın Ana Teması Temel Talepler Olmalıdır Yazdır E-posta
Yazar Selma MAKAL   
Monday, 05 March 2007

    Emekçi kadınlar bu 8 Mart'tada eşitsizliğe, sömürüye, yoksulluğa, şidete, tacize, savaşa karşı güçlerini birleştirerek alanlara çıkmalıdırlar. Eşitlik, adelet, demokrasi ve özgürlük için haykırmalıdırlar. İşsizlikten, sömürüden, yosulluktan, tacizden, şidetten uzak ve daha iyi bir yaşam istemelidirler.

    Sınıfsal baskı ve sömürüye karşı, ulusal ve cinsel baskı ve eşitsizliğe karşı "eşit işe eşit ücret" temel talebi etrafında mücadeleyi ve örgütlülüğü örmelidirler.

    Ekmegimize, işimize, kimliğimize, bedenimize sahip çıkmak, fabrikada, tarlada, atölyede kadın-erkek ayırmadan çalıştırılmış olmamıza rağmen, ücretlendirmedeki eşitsizlik ve sömürüye karşı örgütlü mücadelede yer almanın zorunluluğunun bilinciyle bu yürüyüşe katılmalıyız.

    Yukarda sıraladığımız adeletsizlik ve haksızlıkları ortadan kaldırmak için 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü doğmuştur. 1800'lü yıllarda başladı bu savaşımımız. Ve bugüne degin süregeldi. Egemenlerin, kapitalist barbarların  ve onların hükümetlerinin her 8 Mart'a vaat ettikleri, Mart ayı bitmeden unutuluveriliyor.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1021 - 1032 / 1507
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1910
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4838621
Syndicate
 
left
Top! Top!
right