left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Friday, 10 September 2010
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Gençlik Meclisi
Bize Ulaşın
REFERANDUM: BOYKOT!!! HAYIR!!! EVET!!!! Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Kemal GÜLTEKİN- Ömer GÜRCAN   
Tuesday, 07 September 2010

13 EYLÜL SABAHI  ve SONRASI TÜRKİYE’DE OLABİLECEKLER ÜZERİNE……

A-)    BOYKOTCULAR AÇISINDAN 13 EYLÜL VE SONRASI:

Boykotçuların amacı neydi? Baştan başa yeni bir Anayasanın yapılmasında söz sahibi olmak. Anayasanın değişmez maddelerini de tartışmak. Bunu kimlerle yapacak ?  İktidar gücüyle, Meclisle, Cumhurbaşkanıyla, Anayasa Mahkemesiyle.

Referandum sonucu EVET olursa;

AKP kendi politikalarının doğru olduğu iddiasını BDP’ye rağmen sürdürür. AKP, EVET başarısının tek başına kendisine ait olmadığını da düşünür, Evet diyen diğer unsurları dikkate alabilir. Yeni bir Anayasa sözüyle Genel Seçime gidebilir. BDP, kendi politikalarını AKP politikalarına bakarak belirlemek zorunda kalır. AKP’nin ise BDP’ye ihtiyacı kalmaz. BDP dışındaki alternatif siyaset üretenler AKP için daha değerli olur. BDP dışında yeni bir oluşum da güçlenebilir. AKP açılımlarına devam eder. AKP’ye güven gelmiştir

Devamını oku...
 
6-7 EYLÜL DE BİR ÖZEL HARP İŞİDİR VE MUHTEŞEM BİR ÖRGÜTLENMEYDİ. AMACINA DA ULAŞTI Yazdır E-posta
Yazar Ömer GÜRCAN   
Monday, 06 September 2010

GÖREV BİTTİ

Kıbrıs’daki olaylar nedeniyle Kıbrıs’a müdahale kararı alan İsmet İnönü, Johnson’un mektubuyla sarsıldı.

1946’larda imzaladığı anlaşmalar Amerika Başkanı’nca yüzüne vuruldu. Başbakan İnönü İstiklal savaşındaki İsmet Paşa gibi gürledi:

 “Yeni dünya kurulur orada yerimizi alırız!”

Birkaç gün geçince yelkenleri indirdi.

 O, Mustafa Kemal değildi.

22 Haziran günü Beyaz Saray’da Başkan Johnson‘a ağzından çıkıp kulağının duymadığı restinin hesabını verdi.

Emperyalizm’e sadakatini ve gücünü 27 Haziran 1964’de Fethi Gürcan’ı, 5 Temmuz’da Talat Aydemir’i asarak ispat etti. 27 Mayıs’ın teşkilatçısı ve eylemsel uygulayıcısı bu iki önder, 27 Mayıs’ın silah zoruyla Başbakan yaptığı İsmet İnönü ve 27 Mayısın sözde lideri Orgeneral Cemal Gürsel’ce idam ettirildiler.

 “27 Mayıs devriminin nirengi-noktasına oturtuluşu gerekti. Bunu en az sarsıntı ile yapabilecek "Tek Adam" İsmet Paşa'ydı. Paşa'nın görevi, 27 Mayıs derdimendi Aydemir-Gürcan ikilisinin asılmasıyla bitti. Artık koalisyon kabinesine finans-kapitalin ihtiyacı kalmamıştı. Kendi kabinesi başı çekmeliydi. Amerikan casus başlarından CIA Generali Porter, Ankara'ya gönderildi." (Dr Hikmet Kıvılcımlı)

Devamını oku...
 
TALÂKI SELÂSE İLE HAYIR! Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Saturday, 04 September 2010



AKP’nin anayasa değişikliği paketi için yapılacak referandum, sonucu ne olursa olsun, Türkiye’nin geleceğini derinden etkileyecektir.
Anayasalar toplumsal sözleşmedir, toplumun en genel ortak çıkarlarını karşılar. Yani emekçilerin, emeklilerin, sermayedarların, küçük üreticilerin, etnik topluluklar ve inanç gruplarının, kadınların, çocukların en genel ortak çıkarlarını toplumsal sözleşmeye bağlar.
Toplumsal sözleşme niteliğindeki bir anayasa uzlaşmayla hazırlanır ve yasalaştırılır. 12 Eylül darbecilerinin zorla kabul ettirdikleri metin asla bir anayasa ve toplumsal sözleşme değildi. Zaten bu yüzden değiştirile değiştirile yamalı bohçaya döndü. Ama hâlâ milletin sırtında bir deli gömleği gibi duruyor. Yapılması gereken, bu deli gömleğine yeni bir yama vurmak değil, tümüyle iptal edip, tüm toplumsal sınıf ve tabakaların katılımıyla demokratik bir anayasa yapmaktır.

Devamını oku...
 
SARP KURAY'LA F 2 TİPİ DİYALOGLAR Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Kemal GÜLTEKİN   
Wednesday, 01 September 2010

 F TİPİ CEZAEVİNDEN DIŞARIYA AÇILAN PENCERE – 5    

 TÜRKİYE SOLUNDA DİN

Sarp Ağabey’le diyaloglarımız 24 Ağustos 2009 mektubuyla devam ediyor….

Sample Image “ Mektubundaki alıntıların içinde adı geçen Seyid Kutub da son yüzyıldaki İslami uyanış çizgisinin köşe aşlarından biridir, mutlaka okunması gerekir diye düşünüyorum. Muhammed İkbal ve Cemaleddin Afgani için de aynı düşünceye sahibim.

 Bu düşünürler bir zamanlar bazı aydın çevrelerimizde laf döndürmek pek modaydı. Şimdiki tasavvuf modası gibi. Aslında bir insanın kafasında ve bilincinde ciddi bir tarih tezi yoksa ve bir düşünürü neden okuduğunun farkında değilse, bırakacak bu işleri . Türkiye’de öyle bir görünmez merkez var ki; bizim aydınların maymun iştahlı olduklarını bildiklerinden durmadan “ düşünce modası” yaratıyorlar ve bu yüzden bir türlü esasa inilmiyor.

 Mutlaka Murat Bardakçı, Soner Yalçın vb.gibi tipleri izliyorsundur. Taha Akyol’un “ bilimsel cilası” altında da aynı eğilim yatıyor. Karşılarında da “ sol adına” eski Maocu Halil Berktay gibi tipler. Mahmutpaşa mallarımız burada seç beğen al. Gündeme sokulan bütün bu, moda tabiriyle açılımlarda; Kıvılcımlı hariç sol cenahımızda “ tarih” ve “ toplum” üzerinde bilimsel bir araştırma olmadığı için de bizim yarı cahil Batıcı papağanların çorbada pek tuzu olmuyor. Büyük kayıp mı dersin? Öğrensinler tarihi coğrafyayı Murat Bardakçı, Taha Akyol ve hatta Pelin Batu’dan, yakışıyor onlara. Ne demişler davul dengi dengine çalar. Geçen gün Taraf Gazetesinde Zülfü Dicleli’nin bir söyleşisine rastladım. Kendisini tanırım, 71 döneminde uzun bir süre birlikte cezaevinde yattık. Türkiye Solunda din konusunda hiçbir birikim yoktur diyordu. Hayretler içinde kaldım, kaldı ki Kıvılcımlı’yı çok iyi bilir. Demek ki bu tip aydınların kanına inkarcılık iyice karışmış. İşin en acı veren yanı: egemen güç Doktor’un İslam Tarihinin Maddesi üzerine yaptığı binlerce sayfalık tezini yok ediyor, solcular da bu konuda birikim yok diyorlar. Bu nasıl çelişkidir?

Devamını oku...
 
AYDINLIK CEMAATI Yazdır E-posta
Yazar HANEFİ AVCI-HALİÇTE YAŞAYAN SİMONLAR   
Tuesday, 31 August 2010

 

  • Susurluk'ta asker ve jandarmanın da rolü olduğunu söylememin ardından Aydınlıkta başta Doğu Perinçek olmak üzere derginin tüm yazarları her sayıda bana saldırmaya, iftira ve hakaretler yağdırmaya başladılar.
  • Veli Küçük Ergenekon davasında tutuklanınca, Doğu Perinçek bir basın toplantısı düzenleyerek, yıllar önce kendilerine Org. Eşref Bitlis olayı hakkında açıklama yapan generalin Veli Küçük olduğunu duyurdu.
  • Bu çok sürpriz bir açıklamaydı; milliyetçi olarak bilinen Veli Küçük’ün maoist-komünist bir örgüt ile yıllarca ilişki içinde bulunduğu ve bu örgütle aralarında bir bağın olduğu bu açıklamayla ortaya çıkıyordu.
  • Bu bağ normal olamazdı, Veli Küçük'ün bu bağı bunca zaman gizlemesi makul değildi. Kızılelma koalisyonu denen ülkücü gençlerle komünist-maoist bilinen Aydınlık grubu gençlerini buluşturma projesinde Veli Küçük ve Doğu Perinçek'in gayretleri bunu doğruluyordu.
  • Aydınlık grubu diye de anılan Doğu Perinçek grubunun İşçi Partisi, hiçbir zaman klasik anlamda bir siyasi parti olmadı. Her zaman askeri, güvenlik ve istihbarat konularının içinde oldu.
  • Ergenekon da devletin rejim için öngördüğü temel ölçütleri yerine getirmeyen /getirmek istemeyen bir siyasi anlayışın iktidar olmasına mani olmak veya iktidar olmuş ise zorla, antidemokratik yöntemlerle onu devirmek anlayışını savunanların oluşturduğu birliğin adıdır
Devamını oku...
 
30 AGUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN Yazdır E-posta
Yazar SÜVARİ   
Saturday, 28 August 2010

 MUSTAFA KEMAL ATATÜRK:

 

Efendiler, muhaliflerin, Meclis'te ordu aleyhine başlattıkları hava devam ediyordu. Sürekli ve ateşli bir şekilde ordunun taarruz kabiliyeti olmadığından ve artık konuyu siyasî tedbirlerle bir çözüme bağlayarak sonuçlandırmanın kaçınılmaz olduğundan etkili bir şekilde söz ediyorlardı.
 

TAARRUZ KARARI

Gerçekte ordumuz ihtiyaçlarını ve eksiklerini tamamlamak üzere bulunuyordu. Ben, daha Haziran ortalarında taarruza karar vermiştim. Bu kararımı yalnız Cephe Komutanı ile Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanı biliyorlardı. Bildirdiğim tarihlerde bir geziyi vesile ederek İzmit - Adapazarı yönüne hareket ettiğim zaman, Ankara'da Genelkurmay Başkanı F e v z i P a ş a Hazretleri'yle görüştükten sonra, o zaman Millî Savunma Bakanı bulunan K â z ı m  Pa ş a Hazretleri'ni Sarıköy istasyonuna kadar birlikte götürerek, oraya davet ettiğim Cephe Komutanı  İs m e t P a ş a Hazretleri'yle birlikte, taarruz için gerekli hazırlıkların sür'atle tamamlanması ile ilgili kararlar aldık.

 

Devamını oku...
 
FELSEFENİN TEMEL SORUSU Yazdır E-posta
Yazar Rauf AKSUNGUR   
Saturday, 28 August 2010

Sevgili Sarp arkadaş…
Merhaba.
Ustalardan çıkardığım, notları az çok düzene soktum. Kafamdaki soruların gidiş yönü adına bir düzenlemeye zaten ihtiyaç duyuyordum. Onları görmen için sana gönderiyorum. Umarım bir işe yarayacaktır.
Gene aynı soruların gidiş yönü adına, bazı sayfalarını çevirmeye başladığım bir felsefe ders kitabı vardı. Şu an için gerekli bulduğum sayfaları çevirmiş oldum. Notlarla birlikte onu da gönderiyorum. Gerçi metin içinde ki bilgilerin çoğu alfabetik bilgiler. Fakat aynı zamanda çekirdek bilgilerde olduğundan, kendim için çevirmeye zaten başlamıştım. Şimdilik bu da bitti sayılır. Bana ilginç gelen, bilinç üzerine de bir bölüm var, bir ara onu da ele almayı düşünüyorum.
Bu arada ders kitaplarına has solgun üslûbu fark etmemekte mümkün değil. O, üslûbun farkına vardıkça, insanlık tarihinin çığır açıcı bile olsa geçici bir döneminde konunun ele alınışında ki, çocuksuluğu gülümseyerek gözlemlemiştim. Tarih’te sosyalizmi ilk kez kurma çabalarının çocuksu yönleri, bazen acılı bile olsa bence gülümsenmeye değer. Bu satırları, konuşacak birilerini bulduğum zaman çenemin, (kalemimin) düşmesine verebilirsin.
Gene bu arada kalemimden dökülen bazı satırlar olmuştu, onları da çeviri ve notların sonuna “Bazı karalamalar” başlığı altında ekledim. 
 Sarp ağabey, AHİM’den davanın yeniden görülmesi kararının çıkmış olduğunu, Celal’den duydum. Senin duvarlar arasındaki değil, dışarıdaki özgürlüğün, yeniden buluşup görüşeceklerin için başlı başına moral güç olacak, hayırlara vesile olacak. İnşallah en kısa sürede olumlu bir sonuca bağlanır. Ve hep birlikte kutlarız.
Sevgi, saygı, sağlık dileklerimle şimdilik hoşça kal…

Rauf.

Devamını oku...
 
AĞLAMAYANI TAHLİYE ETMEZLER Yazdır E-posta
Yazar Volkan ALGAN-SOL DERGİ   
Wednesday, 25 August 2010

 Ulusalcılık ve ağlayarak bir siyasi davayı savunmak

Adi suçlu ve siyasi suçlu hukuk literatürüne girmiş iki kavramdır. Adi suç kapsamında cinayet, gasp, hırsızlık, tecavüz, kapkaç gibi suçları sayabiliriz. Adi olmalarının sebebi her türlü iğrençliği barındırmasının yanında “devlet ve milletin bölünmez bütünlüğüne tehdit oluşturmamasıdır” aynı zamanda. Çünkü aksi halde nitelikli suç olur ve siyasi suçlar kapsamına girebilir.

Bu iki farklı “suçlu tipolojisi” devlet tarafından yakalanıp yargı karşısına çıkarıldıklarında da farklı tepkiler veririler. Bunun farklı sebepleri olmakla birlikte temel olarak suçlarının niteliği belirler bu tutum farkını. Bir tanesi inandığı ve kendi seçtiği bir yolda, gücünü çoğu zaman aklından ve mücadelesinin meşruluğundan alan, baş koyduğu bir davanın konusu olan suçlardan, diğeri çok farklı sebeplerle kötü yola itilmiş ya da tercih etmiş (ikisi de olabilir), belki sonradan girdiği yoldan zevk almaya başlamış bile olsa toplum nazarında ve kendi gözünde suçlu olduğunun hep farkında olduğu suçlardan ötürü hâkim karşısındadır

Devamını oku...
 
FELSEFENİN TEMEL SORUSU Yazdır E-posta
Yazar Rauf AKSUNGUR   
Sunday, 22 August 2010

Sevgili Sarp arkadaş…

Merhaba.

Ustalardan çıkardığım, notları az çok düzene soktum. Kafamdaki soruların gidiş yönü adına bir düzenlemeye zaten ihtiyaç duyuyordum. Onları görmen için sana gönderiyorum. Umarım bir işe yarayacaktır.

Gene aynı soruların gidiş yönü adına, bazı sayfalarını çevirmeye başladığım bir felsefe ders kitabı vardı. Şu an için gerekli bulduğum sayfaları çevirmiş oldum. Notlarla birlikte onu da gönderiyorum. Gerçi metin içinde ki bilgilerin çoğu alfabetik bilgiler. Fakat aynı zamanda çekirdek bilgilerde olduğundan, kendim için çevirmeye zaten başlamıştım. Şimdilik bu da bitti sayılır. Bana ilginç gelen, bilinç üzerine de bir bölüm var, bir ara onu da ele almayı düşünüyorum.

Bu arada ders kitaplarına has solgun üslûbu fark etmemekte mümkün değil. O, üslûbun farkına vardıkça, insanlık tarihinin çığır açıcı bile olsa geçici bir döneminde konunun ele alınışında ki, çocuksuluğu gülümseyerek gözlemlemiştim. Tarih’te sosyalizmi ilk kez kurma çabalarının çocuksu yönleri, bazen acılı bile olsa bence gülümsenmeye değer. Bu satırları, konuşacak birilerini bulduğum zaman çenemin, (kalemimin) düşmesine verebilirsin.

Devamını oku...
 
.EN BÜYÜK EŞİTLEYİCİ İLKE OLARAK ÖLÜM Yazdır E-posta
Yazar Ömer Gürcan   
Saturday, 21 August 2010

Kur’an’da özellikle “ilk mesajlarında” çarpıcı ve sarsıcı ölüm ve mezar sahneleri var.

Bu uyarıların neden yapıldığını anlayabiliyoruz.

Fakat kime karşı yapılıyor, hiç düşündünüz mü?

Ve neden yapılıyor?

Önce bu türden uyarıların geçtiği yerleri görelim.

Ölüm ve mezar sahnelerinin hangi konulardan sonra geldiğine dikkat ediniz.

Devamını oku...
 
DENİZLER EVCİLLEŞTİRİLEMEZ Yazdır E-posta
Yazar http://kurtuluscephesi.com/kurcep1/kc91_1.html   
Tuesday, 17 August 2010

DENİZLER EVCİLLEŞTİRİLEMEZ

"Çakar almaz silahlarla üç genç mi yıkacaktı anayasal düzeni"

"Aklı başında bir giriş yaptı Berhan Şimşek:"Bu sözlerinizi vicdanen mi söylüyorsunuz? Siz 'Mustafa Kemal Yürüyüşü' düzenlemiş üç genç hakkında idam kararı verdiğiniz için vicdanen rahat mısınız?"Tuğ, sinirlendi ve ezberinden çıkarıp söyledi:"Silahlı örgütle anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs etmişlerdi!"Berhan Şimşek doğru zamanlamayla sordu:"Çakar almaz silahlarla üç genç mi yıkacaktı anayasal düzeni?"[1*]

Devamını oku...
 
KEMALİZM LAZIMSA ONU DA BİZ GETİRİRİZ Yazdır E-posta
Yazar Kaan ARSLANOĞLU-sol dergi   
Friday, 13 August 2010

“Memlekete komünizm lazımsa onu da biz getiririz” lafı eski Ankara valisine tescil edilmiş bir kült ifadedir. Komik olduğu kadar Kemalizmi çok iyi anlatması bakımından ciddi ve değerli bir sözdür. Aynı oranda trajik, saldırgan. “Bu memlekete Kemalizm lazımsa onu da biz getiririz” sözü ise bana ait. Özgün buluşun eline su dökemez elbette. Ama şaka değil, bence komik de değil, doğrudan gerçeği ve kendi düşüncemi ifade eder.

Diego Maradona’yı bir süre denizde yüzerken izleyen onu tanımayan birileri, “Bu adam iyi bir yüzücü galiba” diye akılarından geçirebilirler. Dans ederken gören onu dansçı sanabilir. Maradona yüzer, dans eder, oburdur - yer, içer, koşar… Ama o futbolcudur. Bir önceki yazıma yorum getirmiş ya bazı sevgili okurlar, bu ordu eleştirisi de nereden çıktı demişler ya, biz öyle yazıları 1848’den beri yazarız.

Biz demeyeyim isterseniz, ben diyeyim bundan sonra, tüm davam sosyalizmdir. Ulusal kurtuluşçuluk, anti-emperyalizm, aydınlanmacılık, burjuva devrimleri… Bunlara da hoş bakar, desteklerim. Sosyalizme yarayacakları için, başka şeyden değil. Kemalistleri, özellikle sol Kemalistleri severim, desteklerim. Mustafa Kemal’e hem saygı duyar, hem duygudaşlık hissederim. Ne ki, hiçbir zaman Kemalist olmamışımdır, olmam da.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 12 / 1218
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1582
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 2175481
Syndicate
 
left
Top! Top!
right