left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Cuma, 21 Kasım 2008
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Bize Ulaşın
HZ. PEYGAMBER S.A.V. DEVRİNDE BASIN Yazdır E-posta
Yazar SUVARI HABER MERKEZI- http://www.enfal.de/itarih33.htm   
Perşembe, 20 Kasım 2008

Genel olarak basinin iki türlü tezahürü vardir: Birincisi toplumu dünya hadiselerinden haberdar etmek; ikincisi de, toplumu egitmektir. Ne var ki, basinin bu her iki yönlü çalismasi da,  içinde bulunduklan ortamin sosyal ve siyasal yapisi yüzünden sinirli olmustur.
Dünya tarihindeki büyük olaylarin hemen hepsinde basin çok büyük rol oynamistir. Ancak bu rol her zaman müsbet degil, bazan da menfi yönde olmustur. Büyük ideolojilerin müsbet veya menfi manadaki bu müsbet veya menfilik izafi olup insandan insana degisir en büyük silahlari süphesiz basindir. Ancak, biz basini bu manada alirken, yayin'i da içine aliyoruz.
Miladi 7.yüzyilin en büyük hadisesi, Hz.Muhammed s.a.s'in  Islam'i bütün insanlara teblig etmek üzere Allah tarafindan peygamberlikle görevlendirilmesidir.Tabiidir ki, Mekke ve daha sonra  Medine basini bu büyük hadiseye bigane kalamazdi.
Hz.Peygamber s.a.s. temeli putlara ve heykellere tapicilik olan Mekke Devletini yikip, yerine tevhid inancina dayali olan îslâm Devleti'ni kurmak istediginden, daha baslangiçta, tasarrufu Mekke hükümetinin elinde olan basinin saldirisina ugradi.

Devamını oku...
 
MERKEZ'IN ÇEVRE'YE TARİHİ KAZIĞI.... Yazdır E-posta
Yazar Mustafa SÖNMEZ-sendika.org   
Perşembe, 20 Kasım 2008

Dış kaynak girişi azalan, ihraç pazarları daralan ‘Çevre’ ülkeler, Merkez’den büyük bir kazık yemiştir. Dış kaynağa ve Merkez’in belirlediği işbölümü gereği Merkez’in pazarlarına bağımlılığın sonudur bu. Türkiye de, özellikle AB’nin girdiği krizden büyük kazık yemiştir ve yemeye devam edecektir. Türkiye’nin otomotivden demir-çeliğe, tekstilden metale tüm sanayisi ve onunla bağlantılı olarak da tüm ulaştırma, ticaret, hizmet sektörleri büyük darbe yiyecektir.

Kriz takvimi ilerledikçe, 2008 Dünya Buhranı’nda, ABD,AB, Japonya’dan oluşan Merkez’in, aralarında Türkiye’nin de olduğu “yükselen ekonomiler” diye de pohpohlanan “bağımlı-Çevre’” ülkelere büyük bir kriz attığı, krizin etkilerinin, yoksullaşmanın, sefaletin Çevre’de daha çok hissedileceği görülecek…

G-20 diye, Merkez’in Çevre’yi eteğinde tutmak için oluşturduğu zirveden pek bir şey çıkmazken, “zaten ne çıkacaktı?” demek lazım. Zaman, herkesin can derdine düştüğü bir zamandır. Emperyalist sistemin Merkez’i, yani beyni hasar alınca, Merkez’in rol verdiği, işbölümünde görevlendirdiği Çevre’nin kendini toparlaması kolay mümkün olmayacak. Neden?

Devamını oku...
 
BOLUNMEYE GİDERKEN Yazdır E-posta
Yazar . Ali Kemal ÖZCAN(dr.)   
Çarşamba, 19 Kasım 2008

Image Dr Ali Kemal Özcan 1959 yılında Dersim'in (Tunceli) Kardere köyünde doğdu. Orta öğrenimini Elazığ'da (1976), üniversiteyi (MÜ İletişim fakültesi, 1982) İstanbul'da bitirdi. 13 yıllık bir çalışma/siyaset arasından sonra üniversiteye döndü. Siyaset felsefesinde master çalışmasını 1997'de (Unıversity of Kent, İngiltere) bitirdikten sonra, aynı üniversiteden sosyoloji doktorasını 2003'de aldı. Master tezini temel alan kitabı (Humanisation Movement) 1999’da, doktora tezinin güncelleştirilen versiyonu olan kitabı (Turkeys Kurds; A Theoretical Analysis of Abdullah Öcalan and the PKK)  2006’da yayınlandı.  Üçü uluslararası, biri ulusal dergilerde olmak üzere dört akademik makalesi (2005-2007) yayınlandı. İrak’ta şekillenmekte olan Kürt devletleşmesinin Türkiye Kürtleri arasındaki olası milliyetçilik ve/ya devletçilik etkilenimleri üzerinde çalışmaktadır.

 

Bölünmeye Giderken... 

      Yerel seçimlerde kolay milliyetçi/etnik oylara dadanan iktidar avcıları bölünmenin sosyoljik zeminini dolu-dizgin hazırlayacak olan “gerginlik siyaseti”ne  en maymunî hesaplarla hız verdiler. Devletin bölücü-Amerikancı merkezi buna elindeki bütün güçleri ile girişirken Kürt tarafı “istemem ama arka cebime koy” dercesine dört elle “hasım”ına gaz veriyor. “Maymunî”den kastım, hiçbir ahlakî sınır tanımayan, hiçbir vicdanî tereddüt taşımayan hayvanî-güdüsel bir havl ile en ucuzundan kapılacak milliyetçi oylara oynayan politikalardaki pervasızlık, ruhsuzluktur. Durdurulmazsa bu, bu işleri yapanlar da kaybeder.  

      Bu kaygı ile üç yıl önce yazdığımız bir makaleyi güncellemeye ihtiyaç duymadan tekrar yayınlamaya, özellikle de birkaç gün sonra yayına girecek yazdıklarımızın daha iyi ve daha doğru anlaşılması için gerek gördük. Makaleyi tekrar aktarırken konunun “damar”ına odaklanmayı güçlendirmek üzere iki ilk-el verisini de sunalım:

Devamını oku...
 
HASAN! HASAN! Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Salı, 18 Kasım 2008

Image

 HASAN Ön sıradaki 9 Devrimci subay tutukludan soldan 7'ncisi, sağdan 3'üncüsü

RAHMİ ön sıradaki ikinci 

 

(Hasan Akgüç, 1957 yılında doğdu. 1978’de Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu. 1982’de tutuklanarak THKP-C Üçüncü Yol davasından yargılandı.

15 Kasım 2008’de Antalya’da vefat etti.)

 

HASAN’A SİTEM

Hasan,

Hasaaan,

Hasaaaaaaannn,

Artık duymazsın biliyorum.

Duysan da duymasan da bil ki,

Gücendim sana!

Nasıl kırıldım, bilemezsin.

Kendinle mi dalga geçtin?

Bizlerle mi dalga geçmek istedin?

Bizi gözyaşlarına boğup,

Mahzun bırakıp gitmek yakıştı mı Hasan’a?

Devamını oku...
 
TV PROGRAMLARI Yazdır E-posta
Yazar SUVARI HABER MERKEZI   
Pazartesi, 17 Kasım 2008

 

SARP KURAY VE OMER GURCAN’IN TELEVIZYON KONUSMALARI  www.suvaridergi.org sitesinde

TV Programları baslıgı altında

 
AMA HANGİ MUSTAFA Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Kemal GÜLTEKİN   
Çarşamba, 12 Kasım 2008

Belgesel yapmak kolay iş değil, belge bulacaksın, belgeye dayanacaksın, subjektif olmayacaksın, zor iş, zor. Atatürk ve Kurtuluş Savaşı ile belgeler 70 yıldır gizli kapalı odalarda.Neden? Gizle ve kutsa , tapınç haline getir, ruhunu yok et.

12 Eylül’den beri dağlara taşlara Atatürk’e benzeyen benzemeyen büstlerini dikip , en büyük zulümler Atatürkçülük adına yapılmadı mı? Mamak ‘ta günde beş vakit “Gençliğe Hitabesini” döve döve ezberden okutup nefret etmemizi isteyenler ile 70 yıldan beri Atatürk belgelerine  gün yüzüne çıkarmayanlar aynı eller olmasın?

Şimdi  “ Mustafa “ filmiyle neyi tartıştırıyorlar;  Rakı içer miydi? Sigara içer miydi?  Aşık olmuş muydu? Din karşıtı mıydı? Ağlar mıydı? Yalnız mıydı? Evet, evet , evet ,evet, evet.

Peki Sovyetlerden alınan 500 kilo altını niye tartışmıyoruz? Kürtlere vaat ettiklerini,Kürtlere yaklaşımını  niye tartışmıyoruz?

Gericiliğe karşı duruşunu niye tartışmıyoruz?

 Hilafete , Saltanata, Emperyalizme, Kapitalizme,yobazlığa   karşı duruşunu niye tartışmıyoruz?

Devamını oku...
 
KANALA Yazdır E-posta
Yazar SUVARI HABER MERKEZI   
Pazartesi, 10 Kasım 2008
 
"Dine karşı tavır ve şablonculuk bizi halktan uzaklaştırdı"
Sarp Kuray: Kahramanım Hz. Ali
Tarih saat :08.11.2008 14:44:00       Kategori : Gündem
   
 

10 Kasım Pazartesi akşamı Kanal A’da yayınlanacak Gündem Ankara Özel programına katılan Sarp Kuray ve Ömer Gürcan gündemi sarsacak değerlendirmelerde bulundular.

TAM METİN

TEK BİR KİŞİ ANAYASAL DÜZENİ DEĞİŞTİREMEZ

 

  • Sarp Bey hakkınızda verilen müebbet hapis cezası sürecine nasıl gelindi?

Sarp Kuray: 1980’de yurtdışına çıktım. O yıl vatandaşlıktan çıkarılan ilk 5 kişilik listenin içinde benim adım da vardı. Amerika’nın maşası olan Kenan Evren’e karşı çıkmam gerekçe gösterilerek vatandaşlıktan çıkarıldım. Yurtdışını bir kaçış olarak değil, Evren’e karşı direnişi devam ettirmenin bir yolu olarak gördüm. 1988 yılında kendi yapılanmamız olan 16 Haziran Hareketi’nde* ayrışmalar ortaya çıktı. Bu tarihten itibaren illegal faaliyetlerin, silahlı eylemlerin örgütün marjinalleşmesine sebep olduğunu ve bu tarz bir yapılanmanın düşmana karşı değil “dost”a karşı bir örgütlenme olduğunu gördük. Bu düşünceyi örgüt içinde dillendirdiğimizde “opürtinist”, “teslimiyetçi”, hatta “ihanet”le suçlandık. Bizleri düşüncelerimizden dolayı karalayan bu arkadaşlar daha sonra tutuklanarak ömür boyu hapis cezasıyla yargılandılar. 1 yıl ile 8 ay arasında hapishanede yattıktan sonra salıverildiler. Bana ihanetçi, teslimiyetçi diyen şahıslar, polise ise “biz bu silahlı eylemlerin emrini 16 Haziran Örgütü’nün lideri Sarp Kuray’dan aldık” iftirasında bulundular. Bu arkadaşların kısa bir sürede bırakılmalarından ümitlenerek Türkiye’ye döndüm. Örgüt içinde demokrasiden yana tavır koymam ve kendi rızamla ülkeye dönmüş olmam göz önüne alınarak 4 ay yattıktan sonra serbest kaldım.

Devamını oku...
 
SHP İL ÖRGÜTUNÜN AÇIKLAMASI Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ   
Cumartesi, 08 Kasım 2008

SOLCULUK NE PAHASINA OLURSA OLSUN İNANCINDAN TAVİZ VERMEMEKTİR.
 
Yol Arkadaşımız , Parti Meclisimizin değerli üyesi Sn. Sarp Kuray'a verilen ceza İstanbul İl örgütü olarak  bizi derinden yaralamıştır.
 
Sarp Kuray Adaletsizliğin, hukuksuzluğun, insan hak ve özgürlüklerinin yok sayıldığı ,
bu antidemokratik düzende ,bu düzene biat edip boyun eğdirilmek istenen yılgınlığa ve karamsarlığa düşmüş solcuların , küllenmiş Devrimci ruhunu ateşlemiştir.
 
Devrimcinin zor anlarda bile direnme gücünü, örgütlenme ve mücadele etme bilincini taşıyabilecek cüret ve kararlılığa sahip olabileceğini hatırlatmıştır.
 
Sarp Kuray bize Deniz'lerin , Mahir'lerin emanetidir. Bu ülkeyi seven solcular olarak
Demokrasimizin geleceği, çocuklarımızın daha özgür insanlar olarak yetişmesi  için mücadelemize  SHP de  güçlenerek devam etmeliyiz.
 
SHP, ezilmenin, ezen ideolojiye ve onun sistemine karşı durabilmenin, eşit bir dünya yaratabilmenin ve bu ihtimali çoğaltabilmenin yönüdür.
 
www.shpistanbul.org

 
SARP KURAY!!!!!!!! Yazdır E-posta
Yazar Şafak MERT-SHP Çankaya İlçe   
Cuma, 07 Kasım 2008

Sarp KURAY’a verilen ceza sasirtici degildir.

 

30 yasindayim ve hep siyaseten aktif bir ortamda yasadim. Herkes bir seyler konustu, soyledi. Inanislar, kulturel tercihler, adamini savunmalar, ilkesizlikler, tutunacak bir dal olarak savunulan kamplasmalar ve niceleri. Hep laf, hep laf, hep laf....

 

Uzunca bir sure laflarin soyut anlamlarinin boy olcusturuldugu tartismalari dinledik. Haklilari haksizlardan ayirmaya calistik. Fakat bu idealar alemindeki fikirlerin ayagi yere ne zaman degecekti? Hani Adem yeryuzune inmisti? Niye fikirler havada ucusuyordu?

Sol sablonuma dokunma, bilimin senin olsun!

 

Sonra bir gun bir adamla tanistim. Burnumun ucunda olan ve hatta icinde oldugumuz olaylarin sebeplerini ogrendim ondan. Adeta deney tupunun icindeki gercekler gibi bilimsel olan ve kisisel soyutlamalarin veya sablonlarin kiskacindan siyrilmis veya en azindan siyrilmaya calisan aciklamalar duydum. Sonra bir digeri ile tanistim. Ayni analiz yetenegi ve ayni diyalektik bakis. Ustelik o da acilarin icinden gelmisti. Hala gulumsuyor olmasina ragmen, belki de daha buyuk acilarin icinden....

 

Devamını oku...
 
SARP KURAY'A CEZA ONAYI Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ HABER MERKEZİ   
Perşembe, 06 Kasım 2008

 

 

14 YILDIR SALLANAN DEMOKLESİN KILICI İNDİ   

 

Image SUVARI HABER MERKEZİ Ankara

68 Kuşağının devrimci önderlerinden Sarp Kuray’ın müebbet hapis cezası onaylandı.

     1994 yılında başlayan dava yerel mahkeme ile Yargıtay arasında gidip gelirken, beraat ile başlayan süreç müebbet ile son buldu.      14 yıl boyunca tek başına yargılanan Sarp Kuray’a verilen ceza ile tek kişilik örgütün bile anayasal düzeni zorla değiştirebileceğine de hükmedildi. Böylece Türk hukuk sistemi dünyada eşi benzeri görülmemiş, her halde bundan sonra da görülemeyecek olan bir karara imza atmış oldu.  

    Sarp Kuray’ın, ne ilişkilendirildiği örgütün hangi madde ile yargılandığı, ne soruşturmanın genişletilmesi talepleri ne de (niyetinin ne olduğu bir yana) tek kişilik örgütün bu niyeti gerçekleştiremeyeceği gerçeği yargının görüşünü değiştirmedi. Yargı sanki “söz konusu Sarp Kuray ise gerisi teferruattır” mantığı ile karar vermiş oldu.

   

Devamını oku...
 
ATATÜRK'TEN MUSTAFA'YA Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Perşembe, 06 Kasım 2008

Hoş bir öyküdür ya da yakıştırma.
Kurtuluş Savaşı efelerinden Demirci Mehmet Efe kızanlarını yüreklendirmek için hiç görmediği Mustafa Kemal’i şöyle anlatmış:
- Akıdeşle, Mustafa Kemal Paşa’da bi boy pos vamış, kapıladan sığmıyomuş. Ben diyeyim iki metre, siz deyin daha fazla.
- Akıdeşle, Mustafa Kemal Paşa’da bi ses vamış… Bi nara attı mı, dağla taşla zangır zangır titrerimiş. Düşmanla “Böle bi ses olsa olsa bi ejderhadan çıka. En iyisi gözüne görünmeden gaçalım.” deelemiş...
- Akıdeşle, Mustafa Kemal Paşa gayfeyi de sade içerimiş haaa!
Tabii Ege yöresinde sade kahve biraz da yiğitliğin şanından. Erkekler alay edilmemek için şekerli kahve içmekten kaçınırlarmış.
Savaş zaferle biter, ordu İzmir’e ilerlemektedir. Mustafa Kemal Paşa İzmir yolunda Demirci Efe’ye misafir olur. (Ya da Kemal Paşa Efe’yi ve kızanlarını misafir eder.) Karşılama merasiminde kızanlar bakar ki, Kemal Paşa hiç de boylu poslu değil. Fısıltıyla Efe’ye sorarlar:
- Efem, hani, Kemal Paşa kapıladan sığmıyodu. Boyu iki metreden fazlaydı?
Demirci Efe bozuntuya vermez:
- Len siz onu bi de saveşirken göreydiniz. Şindi böle göründüğüne bakmeyin…
Mustafa Kemal yüksek sesle kızanları selamlar. Kızanlar şaşkın, Efe’ye sorarlar:
-  Efem, hani Kemal Paşa nara atınca dağlar zangır zangır titrerdi?
Efe yine bozuntuya vermez:

Devamını oku...
 
SARP KURAY'IN AVUKATINDAN KAMUOYUNA AÇIKLAMA Yazdır E-posta
Yazar Av.Saygın Bedri GİDER   
Perşembe, 06 Kasım 2008

Müvekkilim ve değerli büyüğüm Sarp Kuray aleyhine verilen trajik kararla ilgili hazırladığım kısa açıklama aşağıda sunulmuştur.

 

Sayın Sarp Kuray'ı bir deneme tahtasına çevirmeye çalışmış ibret verici acı sürecin gelinen son noktası başlamış olan tarihsel momentin asla atlanmamasını zorunlu kılıyor.

 

Gerisi onurlu bir kollektif mücadeleyle dolu gelinen bu noktayı ülkemizin "şer güçlerine" karşı daha kuvvetli savunulması  ve tam bağımsız gerçek bir hukuk devletinin yaratılması yolunda yeni bir milat olarak tespit edip, bu duyarlılığı ve mücadeleyi hep birlikte yayabildiğimiz kadar yaymak bizce yurdunun, halkının mutlu bir geleceğe hızla ulaşmasını isteyen herkesin temel görevidir.

 

Biliyoruz ki " bu görevden korkarak  kaçanlar ya da basit çıkarlara tamah ederek meseleleri saptırıp belli merkezlere hizmet edenler" ve  "bağımsızlığı, özgürlüğü, demokrasiyi, adaleti, hukuku, ezilenleri savunma yolunda mücadeleyi düstur edinenler" hiç kuşkusuz tarihte hak ettikleri yeri alacaklardır. Belki de an yakındır. Belki de bizzat o günleri de yaşayacaklardır. Hep birlikte göreceğiz. Bu kahırlı fakat  güzel toprakların yetiştirdiği tüm bağımsızlık, özgürlük, demokrasi ve emek savaşçılarına sonsuz saygılarımla. 

                                 
                                                                                                         Av.Saygın Bedri GİDER

05/11/2008

 

                                                      TASFİYE SÜRECİ
 

      Müvekkilim Sarp Kuray maalesef Türk Siyasi Hayatı ve Türk Hukuk Tarihine kapkara bir leke olarak geçen bir “kararla” Türkiye Cumhuriyeti Anayasal düzenini cebren yıkmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsine mahkum edildi. Müvekkilimizin tek başına yargılandığı dava hukuken su götürmeyecek şekilde tartışmalı hale gelmiş bir davadır.  

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 12 / 963
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1189
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 817985
Syndicate
 
left
Top! Top!
right